İyi bir insan olmak, mutlu ve ahlaki bir hayat sürdürebilmek genellikle karmaşık, kafa karıştırıcı ve bazen de yorucu olan bir görevdir. Ya iyi niyetleriniz yıkıcı sonuçlar doğurduysa? Ya bir birey dünyaya çok büyük bir iyilik (kanser tedavisi gibi) yapmasına rağmen boş zamanlarında köpek yavrularına vahşice işkence ediyorsa? Ya hem etrafınızdakileri hem de kendinizi mutlu etmek istiyorsanız? 18.yy. siyaset ve ahlak filozofu Jeremy Bentham, bu sorulara potansiyel bir çözüm sunuyor. Sonuççu ahlak kuramlarının ilk savunucularından birisi olan Bentham, bugün bildiğimiz anlamda etik çalışmalarının temellerini atan kişidir.
Metnin kalanında Jeremy Bentham’ın etik felsefesine en büyük katkısı olmuş olan “Hazcı Hesap” (Hedonic Calculus) kavramına göz atacağız. Neyse ki bu hesap lisede öğrendiğinizden daha eğlenceli.
Jeremy Bentham: Hazcı Hesap Kavramının Yaratıcısı
Doğal hukuk kuramının (ahlak ve hukukun bir ve aynı olduğu kuramı) norm olduğu bir dönemde yazan Jeremy Bentham, bugün hukuki olguculuk (hukuki pozitivizm) olarak bilinen hukuk ve ahlakın ayrılması lehindeki argümanları nedeniyle radikal olarak görüldü. O zamanlarda ahlak, çoğu kişi tarafından Tanrı’nın iradesinin bir uzantısı olarak görülüyordu. Dolayısıyla Bentham’ın seküler hukuk kuramı çok sayıda kargaşaya ve ihtilafa yol açtı. Bu ikisi arasında bir ayrım yaratmak, din öğretilerinin dışında yaşayanların zulüm korkusu olmadan var olabilmeleri için hukuki bir alan oluşturacaktı. Bu durum ateistler, LGBTQ+ bireyler ve genellikle herhangi bir şekilde anormal kabul edilen insanlar için geçerliydi. Elbette gerçek hayatta bu süreç çok daha uzun sürecekti ancak hukuki olguculuk bu durumun mümkün hale gelmesinin ilk adımı oldu.
Bentham’ın radikalliği yalnızca hukuk kuramlarıyla sınırlı değildi. Yazdığı Sonuççu etik teorisi de revaçta olan ahlak teorilerinden bir sapmayı temsil ediyordu. Bir eylemin doğruluğunu ya da yanlışlığını Tanrı’dan ziyade birisinin eylemlerinin sonucu üzerinden tespit edebileceğimizi vurguluyordu. Sonuççuluğun, teistler için garip neticeleri olmuştur. Eğer bir şey sonuçları itibariyle doğru ya da yanlışsa, Tanrı’nın bu eylemi onaylayıp onaylamadığı önemsiz olacaktır. Teistlerin, Tanrı’yı tarif etmek için zevkle kullanacağı pek çok sözcük vardır ancak “önemsiz/bağlantısız” bunlardan birisi değildir!
18.yüzyılın “radikal hippisi” olmasının yanı sıra Jeremy Bentham, John Stuart Mill (Çoğu kişi tarafından faydacılığın babası olarak bilinir) gibi pek çok insana ilham olmuştur. Bentham’ın faydacılığa yaptığı katkıların öğrencileri ve halefleri tarafından gölgede bırakıldığı ve hak ettiği değeri görmediği söylenebilir. Bu makalenin, sözünü ettiğimiz bu etkili ahlak filozofunun düşüncelerini bize bir miktar açıklayabileceğini umuyorum.
Düşünce Deneyi: Karınca Yetiştiriciliği veya Soğuk Algınlığı Tedavisi
Sizi arkadaşım Dr. Anthony Eader ile tanıştırmak istiyorum. Şu anda Dr. Eader acı verici bir etik ikilem içinde ve hayatına nasıl devam edeceği konusunda bir tür müdahaleye ihtiyaç duyuyor. O, hayatını soğuk algınlığı için bir tedavi bulmaya harcamış muhteşem bir bilim insanı. Başarmaya çok yakın ve birkaç yıl içerisinde tedaviyi tamamlayabileceğini biliyor. Lakin bir sorun var. Dr.Eader son zamanlarda karınca yetiştiriciliğine merak saldı. Merakı onu o kadar cezbetti ki sadece bu hobisine zaman harcamak ister hale geldi. Önündeki birkaç yılı dünyayı soğuk algınlığından kurtarmak için çalışmak yerine ormanda bir kulübede karınca çiftliğini mükemmel hale getirmek için harcamak istiyor.
Sezgisel olarak Dr. Eader, karınca çiftliğini tedavi üzerinde çalışmaya tercih ederek yanlış bir şey yapmış olur. Bunun neden yanlış olduğunu yorumlamak için Jeremy Bentham’ın etiği ve Hazcı Hesap kavramı hakkında daha fazla bilgi edinmeliyiz.
Mutluluğun Sırrı
Jeremy Bentham 1789 yılında yayınladığı Ahlak ve Yasama İlkelerine Giriş (Introduction to the Principles of Morals and Legislation) kitabında etik bir yaşam sürmenin yolunun mutlu bir yaşam sürmek olduğunu öne sürmüştür. Kulağa çok basit geliyor değil mi? Ancak mutluluğu elde etmenin çetrefilli ve zor olduğu kesindir. Bentham bu sorun için hazcı bir çözüm ortaya atmıştır. Bu çözüme göre mutluluk dediğimiz şey, hayatlarımızdaki acı miktarının zevk miktarından az olmasından başka bir şey değildir. Kısacası hazlarımızın peşinden gidip acıdan kaçınırsak kendi hayatımızda mutluluğu oluşturabiliriz.
Daha da önemlisi bu haz arayışı ve acıdan kaçınma sadece mutluluğu getirmekle kalmaz, aynı zamanda eylemlerimize rehberlik etmek için kullanmamız gereken bir ölçüdür. Mutluluk arayışını bir eylem kılavuzu olarak kullanmak Bentham’ın “fayda ilkesi” olarak adlandırdığı şeydir.
Jeremy Bentham, fayda ilkesini uygulayarak bir eylemin etik açıdan iyi ya da kötü olduğuna karar verebileceğimizi yazmıştır. İşte şimdi bu makalenin asıl konusuna geldik: Hazcı Hesap!
Hazcı Hesabı Kullanmak
Fayda ilkesi, tehlikeli (olduğu söylenen) bir ilkedir. Belirli durumlarda bu ilkeye başvurmak tehlikelidir. Bu, ne anlama gelir? Faydaya başvurmanın faydaya uygun olmadığı mı? Kısacası, faydaya danışmanın aslında faydaya danışmamak olduğu mu? -Jeremy Bentham
Hazcı Hesap, bir eylemi haz veya acı üretme eğilimine dair yedi kritere göre ölçer. Başvurulacak kriterler aşağıdaki gibidir:
- 1.Yoğunluğu —– Eylemin gerçekleştirilmesinden kaynaklanacak zevk veya acı hissinin gücü nedir?
- 2.Süresi —- Eylemden sonra zevk veya acı ne kadar sürecektir?
- 3.Kesinliği/Belirsizliği —- Eylemin sonucunun haz veya acı olacağından nasıl emin olabiliriz?
- 4.Yakınlığı/Uzaklığı —- Haz ya da acı hemen mi yaşanacak yoksa ilerleyen zamanlarda mı yaşanacak?
- 5.Çoğalma Kabiliyeti —- Eylemin aynı hisleri yeniden üretme kapasitesi var mı?
- 6.Saflığı —- Eylemden alınan hazzın daha fazla acıya yol açması ya da tersinin olması ihtimali var mı?
- 7. Kapsamı —- Eylem ne kadar geniş kapsamlı, kimleri etkileyecek?
Bu kriterlerin ne olduğu ve nasıl uygulanmaları gerektiğini anlamanın en kolay yolu, örnekler aracılığıyla onların nasıl çalıştığını görmektir.
Örneğimiz bir piyango bileti olsun. Bu bileti çok fazla para kazanma umuduyla satın alırız. Birkaç milyon dolar kazanacak olsaydınız, çok yoğun bir haz duyardınız. Aynı şekilde bu hazzı uzun süre yaşayabilirdiniz (mali açıdan işini bilen birisi olduğunuz sürece). Bir daha asla para konusunda endişelenmemekten kaynaklı olarak bu zevk kesinlikle çoğalır ya da daha fazla hazzı beraberinde getirirdi! Lakin piyangonun çıkma ihtimali o kadar düşük ki kazanamayacağınızı ve o bilete boşa para verdiğinizi söylemek hiç de yanlış olmayacaktır. Ayrıca kaybedecek olmanın kesinliği, sayılar açıklandığında kaybettiğinizi fark etmenin acısına yol açarak bunu saf olmayan, yanlış bir eylem haline getirecektir.
Bir örnek daha ele alalım. Mesela sevgilinizi aldatmak. Hazzın, anında yaşanması muhtemeldir. Eşinizi aldattığınız kişiye bağlı olarak hazzınız artacaktır. Özellikle bu kişi son derece alımlı biriyse. Lakin suçluluk duygusu çöktüğü an bu his kısa sürede kaybolacaktır. Sadakatsiz biri olarak hem kendinize hem de başkalarına gelecekte pek çok acı yaşatacaksınızdır. Dolayısıyla bu eylemin kapsamı ve saflığı sadık kalmanızın yanındadır.
Elbette herhangi bir ölçüm yapmadan da partnerinizi aldatmanın yanlış bir şey olduğunu bilirsiniz ama Hazcı Hesap bize bunun neden kötü olduğunu anlatır: eylemin sonucu bize biraz haz verse de hazdan daha çok acı verecektir.
Düşünce Deneyi: Sonuç Belli
Şimdi Dr. Anthony Eader’a tekrar dönelim. Hatırlayın, kendisi soğuk algınlığı tedavisini tamamlamak yerine hayatının geri kalanında karınca çiftliğini geliştirmek için eşyalarını topluyordu. Artık Hazcı Hesap’ı daha iyi anladığımıza göre bu eylemi fayda ilkesi bağlamında inceleyelim.
Dr.Eader’ın kalan zamanını karınca yetiştiriciliğiyle geçirmesi halinde daha uzun bir süre daha yoğun bir haz yaşayacağını kabul edelim. Daha az gelişmiş bir ölçüm yöntemi kullanıyor olsaydık bu noktada soğuk algınlığının tedavisi bulmak yerine karınca yetiştiriciliğini tercih etmesinin doğru olacağı kanaatinde olurduk. Ancak yoğunluk, bahsi geçen yedi kriterden sadece birisi! Diğer altı kriter tedavi üzerinde çalışmaya devam etmesinin daha doğru olacağını gösteriyor. Karınca yetiştiriciliğinin hazzının kapsamı kısa çaplı olur ve sadece Dr. Eader’ı kapsar. Diğer yandan tedavi sürecinin terk edilmesinden kaynaklanacak acının kapsamı çok daha geniştir. Bu acı nerdeyse tüm dünya nüfusunu kapsar. Herkes en az hayatında bir kez soğuk algınlığı geçirmiştir. Dr. Eader’ın kendisi de dahil!
Ayrıca karıncalarıyla daha mutlu olacağının belirsizliği açıktır. Tercihinin acıya yol açacağı ve saf olmayan bir tercih olduğunu düşünmesi de oldukça muhtemeldir.
Bütün bu kriterlere baktığımızda karınca yetiştiriciliğinin etik açıdan doğru tercih olmayacağı açıktır. İlgili herkesin haz ve acısının Hazcı Hesap kavramı bağlamında ölçülmesi gerekir ve Dr.Eader’ın karıncalara olan hazzı insanların her yıl hastalanmasından doğacak acıdan daha güçlü olmayacaktır.
Bentham’ın Hazcı Hesap Üzerine Son Değerlendirme
Hazcı Hesap kavramına dair itirazlardan bir tanesi, her eylem için bu ölçümü yapmaya zaman ayırmanın çok fazla haz getirecek bir şey olmadığıdır. Ancak Bentham’ın bu durum hakkında söyleyeceği bir şey var bizlere. Eğer Hazcı Hesap kavramı kendisini çoğu zaman kullanmamamızı söylüyorsa, o zaman kullanmayınız!
Hazcı Hesap bir alettir, evrensel bir yasa değildir. Eğer bir reality show’un size bir Shakespeare eserinden daha fazla haz vereceğini o anda biliyorsanız patlamış mısırınızı alın ve izlemeye başlayın!
Amanda Adie – “The Ethicist’s Toolbox: Jeremy Bentham’s Hedonic Calculus“, (Erişim Tarihi: 01.04.2025)
Çeviren: Hüseyin Özer
Çeviri Editörü: Beyza Nur Doğan