Elit Üniversiteler İnternet Üzerinden Herkese Açık Olmalı – Rob Koons

/
285 Okunma
Okunma süresi: 3 Dakika

Geçtiğimiz ay son kabul skandalının ardından, seçkin kolejlerimize ve üniversitelerimize kabul sisteminin hileli, adaletsiz ve kamu yararına aykırı olduğunu gösterdiğini savunmuştum. Şimdi, seçici kabullerin gerçekten gerekli olup olmadığı sorusuna geliyorum.

Prestijli derecelere herkesin erişebildiği, bunları elde etme yeteneği ve azmine sahip bir sistem hayal edebilir miyiz? Evet, aslında adil ve açık bir sistemin hayal edilmesi ve uygulanması kolaydır.

Ayrıca reforme edilmiş bir sistem, bozuk sistemimizin genellikle dile getirilemeyen diğer taraflarını da düzeltecektir. Seçkin okullara kabul edilenlerin, bu kadar değerli olmasını sağlayan şey, kaçak not enflasyonudur ve bu niteliksiz öğrenciler, sadece kabul alabilmek için yüz binlerce dolar ödemeye de hazırdırlar.

Örneğin, Harvard’ın medyan notu artık A- ve dörtte üçü onur derecesiyle mezun oluyor. Bu tür bir enflasyon, günümüzün seçkin kolejlerinde istisnadan ziyade kuraldır.

Ülkede buraya başvuranların %25’inden daha azını kabul eden okullar tarafından tanımlanan, yalnızca elli son derece seçici kolej ve üniversite vardır.

Bu elli okul, aynı zamanda tesadüfen değil, yararlanılacak milyarlarca dolarlık bağışla ülkedeki en zengin okullardır.

Modern dünyada bu okulların nitelikli öğrencileri geri çevirmeleri için hiçbir neden yoktur. Nitekim eğitim, artık tuğla ve harçtan yapılmış binalardaki sınıfların büyüklüğü ile sınırlı değildir.

Son derece seçici olan her üniversitenin, her dersi ve sınıf tartışmasını zamanında çevrimiçi hale getirmesi istenmelidir. Cep telefonlarındaki ve internetteki ucuz video kameralar, böyle bir açık ders sistemini, mevcut kolejlerin imkanları dahilinde inanılmaz derecede ucuz hale getiriyor. Bu dersler herkese ücretsiz olarak sunulmalıdır. Bu husus, gezegendeki herkesin eğitim fırsatlarından yararlanması adına muazzam bir destektir.

Ayrıca okula resmi olarak “kabul edilmiş” olsun veya olmasın, sınavlara ve diğer not verilen çalışmalara katılmak isteyen öğrencileri bundan uzak tutmak içinde hiçbir neden yoktur. Ülkemiz, SAT, GMAT ve diğer standartlaştırılmış testleri yönetmek için kullanılan güvenli test merkezleriyle adeta bir bal peteğine sahiptir. Daha fazla test merkezi kolaylıkla devreye alınabilir. Bir Harvard sınıfı sınava girdiğinde, aynı sınav ülke çapında binlerce nitelikli öğrenciye aynı anda sunulabilir. Bu harici öğrencilerden test merkezlerini desteklemek ve Harvard’ın talebini karşılamak için yeterli ve nitelikli notlar veren insanları işe almasını sağlamak için gerekenden daha büyük olmayan bir ücret ödemeleri istenmelidir. Harvard daha sonra tüm sınavlara (hem kabul edilenler hem de dışarıdan gelen öğrenciler tarafından girilenler) “kör” bir şekilde not vermek zorunda kalacaktır ve not verenler bir sınava girenlerin hangi kategoriye girdiğinden habersizde olacaktır. Tüm not verilen sınıf ödevlerine, benzer bir sistem uygulanabilir.

Son olarak bir öğrenci bir Harvard derecesi için gerekli olan tüm dersleri geçmeyi başarırsa, o dereceyi, öğrencinin kabul edilmiş veya harici bir öğrenci olup olmadığını göstermeyen bir transkript ile alması sağlanabilir. Bu şekilde en iyi üniversitelerimizde prestijli dereceler alabilecek öğrencilerin sayısı kat kat artacak ve herkes için çok daha büyük ve daha adil fırsatlar yaratılacaktır.

Üstelik Harvard, Stanford ve diğer seçkin kolejler, kaçak derece enflasyonunu sona erdirmek zorunda kalacaklardır. Nitekim derecelerinin değerini hemen yok etmeden tüm sınava girenlere A vermeye devam etmeyi göze alamazlar. Böylece seçkin okulların not şişirme davranışında bulunmaları da engellenecektir.

Ya seçkin bir kolej yeni Açık Üniversite sistemine katılmayı reddederse? IRS, bu durumlarda vergi avantajlarının kamu politikasına ve kamu yararına aykırı olacağı gerekçesiyle, bu tür herhangi bir kurumun vergiden muaf ve vergiden düşülebilir statüsünü reddedebilir. Sonuçta hiçbir kolej, halka açılmamak adına, böyle bir bedeli ödemeye istekli olmayacaktır.

Açık Üniversite sistemine girebilecek öğrencilere bazı sınırlamalar koymak mantıklı olacaktır -örneğin, minimum bir SAT veya ACT puanı belirleyebiliriz. Ancak prestij kazanmaya hak kazanan öğrenci sayısı mevcut sisteme göre en az dört veya beş kat daha fazla olacaktır.

Sınavları ve diğer ödevleri sağlama ve derecelendirme maliyeti nispeten mütevazı olabilir -mevcut öğrenim oranlarının en fazla %10 veya %15’i. Son yıllardaki doktora fazlalığı sayesinde, iyi okullardan doktora dereceleri olan ve elit kolejler için mütevazi ücretlerle istihdamı kolayca kabul edebilecek yüzbinlerce işsiz ve işsiz akademisyen var. Aslında Oxford ve Cambridge gibi İngiliz üniversiteleri uzun zamandır bilim adamlarına sadece bu tür işler için ek gelir sağlamaktadır.


Rob Koons– “Elite Universities Should Be Open to All Via the Internet“, (Erişim Tarihi: 24.09.2021)

Çevirmen: Musa Yanık

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

İslam Filozofları Otoriteyi Eleştirmiş midir? – Peter Adamson

Sonraki Gönderi

Temelselcilik (Felsefe Sözlüğü)

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü