3.4K Okunma Sayısı
2 dakika okuma süresi
26 Eylül 2021

İçselcilik (Felsefe Sözlüğü)

Giriş

İçselcilik (Internalism), Epistemolojide bir inancı gerekçelendirmek için gerekli olan her şeyin, bir kişinin bilincinde, dışsal faktörlere başvurmak zorunda kalmadan anında mevcut olduğu veya en azından bu şeylerin bir kişi tarafından bilişsel olarak erişilebilir olduğu görüşüdür. Bu nedenle tüm bilgi edinme koşulları, bilgi edinenlerin psikolojik durumlarına bağlıdır Bu bir tür Psikolojizm ile alakalıdır (bu psikoloji, psikolojik olmayan başka bir tür olgu veya yasayı temellendirmede veya açıklamada merkezi bir rol oynar).

Bu yaklaşımın alternatif görüşü Dışsalcılık olarak bilinir (bir inancın gerekçelendirme statüsünü etkileyebilecek olan şeyin, inananın içsel faktörleriyle alakalı olmadığı görüşü).

İçselciliğe göre özneleri, çevrelerinden tamamen kopmuş birer varlık olarak tasavvur edecek olsak bile, bu öznelerin gördükleri şeyleri, göründükleri gibi kabul etmede yine de rasyonel olacaklarını iddia eder. Buna göre bir çift psikolojik ikiz (aynı zihinsel durumlara sahip iki fail), tüm inançlarında eşit olarak haklı çıkar ve aslında hepsi aynı inançlara sahip olur.

Bu yaklaşımın karşıtlarına göre (meşhur Edmund Gettier’in Gettier Örnekleri (1927-2021) ve benzer çizgi boyunca Descartes’ın kötü cininin bir versiyonuyla birlikte), ikizlerden birinin sağlam bir şekilde çalışan bir saate bakması (diyelim ki saat gece yarısı 12’yi gösteriyor) ve bir inancı gerekçelendirmesi, diğerinin ise aynı şekilde bir zihin durumuyla bu inanca sahip olması mümkün olsa bile, ikizlerden birinin kötü bir cin tarafından inancı için kandırıldığı varsayıldığında, o zaman onun inancının dışsal bir gerekçeye sahip olması da imkan dahilinde olur.

İçselcilik Çeşitleri

  • Anlamsal İçselcilik, bireyler için mevcut olan kavramların (ya da dilsel bir yorumla kelimelerin anlamlarının) bu bireylerin çevreleri veya dış dünyayla ilişkileri tarafından belirlenmediği tezidir.
  • Motive edici İçselcilik, Etik ve ahlaki psikolojideki ahlaki inançların veya yargıların, içsel olarak motive edici olduğu ve bir kişinin bir şeyin yapılması gerektiğine dair inancı ile onu yapma motivasyonu arasında içsel, gerekli bir bağlantı olduğu görüşüdür. Bu nedenle ahlaksızlık (ahlaki duyarlılığın eksikliği, doğru ve yanlışı umursamamak), bir motive edici içselci için anlaşılmaz ve hatta imkansızdır.
  • Bilim Felsefesinde Tarihsel İçselcilik, bilimin sosyal etkilerden tamamen farklı olduğunu ve sadece doğa bilimlerinin herhangi bir toplumda ve herhangi bir zamanda entelektüel kapasiteleri göz önüne alındığında var olabileceğini iddia eder.

Internalism, (Erişim Tarihi: 26.09.2021)

Çevirmen: Musa Yanık

Musa Yanık

Musa Yanık

Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı Doktora öğrencisi. İlgi alanları: Din Felsefesi başta olmak üzere Epistemoloji, Analitik Felsefe ve Dinler Tarihi'dir.

2 Yorum Bir yanıt yazın

  1. cahil bir okuyucu olarak 😀 sanki örnek verirsen daha iyi bir şekilde anlaşırdı hocam
    emek için teşekkürler

  2. Yukarıdaki yazıda, sanki dışsalcı bir perspekiften içselcilik tanımlanmaya çalışılıyormuş gibi görünüyor. İçselcilik için yapılan tanım, içselciliği psikolojizme indirgemeye çalışan bir yaklaşım gibi görünüyor. Ya da ben mi psikolojizm teriminin yukarıdaki cümlede taşıdığı anlamı beğenmiyorum acaba? “zihinsel süreç” terimini kullanmak “psikolojizm” terimini kullanmaktan daha uygun olmaz mıydı?

    Benim anladığım anlamda içselcilik; öznenin bilginin oluşum sürecinde söz konusu bilginin nasıl bilindiği konusundaki gerekçelendirmenin (justification) araçlara veya dışsal kaynaklara değil, doğrudan öznenin zihinsel süreçlerine dayandırılmasıdır. Gerekçelendirme, öznenin bilgiye akıl yoluyla doğrudan erişimine bağlıdır (epistemic access).

    Öte yandan dışsalcılık ise; öznenin bilginin oluşum sürecinde söz konusu bilginin nasıl bilindiği konusundaki gerekçelendirmenin, araçlara (medium/instrument), bir dışsal güvenceye (reliability), sosyal uzlaşıya (social consensus) dayandırılmasıdır.

    Musa Yanık’ın kullandığı saate bakma eylemini ele almaya çalışalım.

    Diyelim Ali kolundaki saatin doğru çalıştığını ve dolayısıyla güvenilir bir bilgi kaynağı olduğunu düşünüyor. Saat gece 12’yi gösterdiği zaman Ali saatine bakıyor ve saatin 00:00 olduğunu söylüyor. Burada saat Ali için güvenilir (reliable) bir araçtır (medium/instrument) ve saatin doğru çalıştığı varsayılarak 00:00 olduğu gerekçelendirilir. Saat gerçekten de doğru çalışıyor olabilir ama Ali’nin saatin doğru çalışıp çalışmadığı konusunda bir bilgisi olmayabilir. Eğer başka bir dış referansa başvurmazsa saatin doğruyu gösterip göstermediğini bilemez, bilmesi de gerekmez. Çünkü Ali burada dışarıdan elde ettiği bilgiye güvenerek bir inanç geliştirir. Ali’nin inancını doğru yapan şey, onun zihnindeki gerekçeler değil, dış dünyadaki bir nedendir (saatin gerçekten doğru göstermesi).

    Ahmet ise, saate bakmadan saatin 00:00’ı gösterdiğini bir “cin” yardımıyla biliyor olsun. Musa Yanık’ın aktardığı görüş, Ahmet’in bir cin tarafından aldatılması durumunun da dışsal bir gerekçeyle ilgili olduğunu söyler. Çünkü Ahmet de burada aldatıcı bir cinin varlığına güvenerek bu inancı gerekçelendirir. Ahmet’in inancı doğru olsa bile bu inanç bilgi olarak değerlendirilmez. Öte yandan Ahmet’in cini aldatıcı değilse, yani güvenilir bir bilgi kaynağı ise Ahmet’in inancı da dışsalcı bir anlamda gerekçelendirilmiş bir bilgi olarak değerlendirilir. Bu durumda Ahmet kendi zihninde, cinin güvenilir olup olmadığını bilmiyor olabilir. Ahmet cinin güvenilir bir bilgi kaynağı olup olmadığı konusunda en az Ahmet kadar dış referanslara ihtiyaç duyar.

    Peki başka bir örnek üzerinden konuyu ele almaya çalışarak içselciliğin aslında ne anlama geldiğini daha rahat görmeye çalışalım.

    Diyelim Ali sin(45)’un değerini hesaplamak istiyor. Ali güvendiği bir hesap makinesini alıyor ve sin(45) değerinin √2/2 olduğunu buluyor. Burada hesap makinesi Ali için güvenilir (reliable) bir araçtır (medium/instrument) ve hesap makinesinin doğru çalıştığı varsayılarak sin(45) değerinin √2/2 olduğu gerekçelendirilir.

    Ahmet ise kendi zihninde iç açıları 45-45-90, dik kenar uzunlukları 1 birim olan bir üçgen çiziyor ve hipotenüs hesaplama formülünden hipotenüsü √2 olarak buluyor. Sonra da sinüs kavramının ifade ettiği ilişkiden yola çıkarak sin(45) değerinin 1/√2, onun da √2/2 olduğunu buluyor. Burada Ahmet’in sonucun √2/2 olduğuna yönelik inancı kendi aklında gerçekleşen mantıksal ve aritmetik süreçlere göre oluşturulur. Dolayısıyla Ahmet’in inancının gerekçelendirilmesi doğrudan zihinsel işlemlere dayandırılır.

    Peki bu matematik örneği ile bir önceki fiziksel saat örneği temelde farklı bir çıkarım yapmamızı sağlamıyor mu?

    Başka bir deyişle Musa Yanık’ın çevirdiği metinde içselcilik nedense zihnin yürüttüğü mantıksal işlemleri de kapsayacak şekilde ele alınmamış görünüyor. Benim psikolojizm teriminin kullanımı üzerine yaptığım eleştiri de aslında tam olarak bu mantıksal süreçlerin “psikolojizm” kategorisi altına alınmasıyla ilgilidir. İçselciliği daha iyi anlamak için, sadece saat örneğini kullanmak yeterli değildir çünkü zaten saat kavramını seçmek dışsalcı perspektif için uygun bir örnek olurdu. Ama içselciliği daha iyi anlatabilmek için, bu örnek yerine matematiksel hesaplamalara değinen örnekler kullanmak daha uygun görünüyor.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Önceki Yazı

Doğrulamacılık (Felsefe Sözlüğü)

Sonraki Yazı

Araçsalcılık (Felsefe Sözlüğü)

Bu Yazıları Kaçırmayın

Açıklama Boşluğu Neden Nörobilimin Çözülemeyen Problemi Olarak Ele Alınmaktadır? – Magnus Wijkander

Öznel deneyimin mahrem dünyası -yani, hisleriniz,…

Altı Saniyelik Sarılma – Julian Baggini

On yıllardır Metro-Goldwyn-Mayer Stüdyoları’nın filmleri, çelenkle…