Afro-Amerikan Varoluşçuluğu: DuBois, Locke, Thurman ve King – Anthony Sean Neal

//
2 Okunma
Okunma süresi: 16 Dakika

Günümüz dünyadasında ırk genellikle sosyal bir yapı olarak sunulur. Fakat sosyal yapılar siyahilerin de çok iyi bildiği gibi hakiki varoluşsal krizler yaratabilir.

Afro-Amerikan Özgürlük Mücadelesi’nin Modern Dönem’inde (1896-1975) [1] metinler kaleme almış olan Siyahi Deneyim filozofları [2]; özgürlük ve varoluş gibi konuların yanı sıra Amerika’da siyah olmaya dair tecrübeleriyle ilişkili mücadelelere dair sorularla ilgilenmişlerdi.

Bu dönemde, toplumsal konulara duyarlı olan Siyahi düşünürler dikkatlerini, insan olmanın anlamı ile ırkın toplumsal inşasının -ki onlar için bu Siyah olmaktı- nasıl olup da güzel bir yaşam için hakiki engeller yarattığına çevirmişlerdi. Bu yazı, Siyahlığın varoluşsal krizine dikkat çekmek adına Amerika’da yaşayan Siyahların baskıcı ağır deneyimi olarak bilinen bu dönemin dört düşünürü inceleyecektir: W.E.B. DuBois, Alain Locke, Howard Thurman, and Martin Luther King, Jr.

W.E.B. DuBois, Alain Locke, Howard Thurman ve Martin Luther King, Jr.

1. W.E.B. DuBois

Plessy vs. Ferguson [3] ABD’deki “farklı ama eşit” eğitim politikasını yasallaştıran 1896 Yüksek Mahkeme kararıydı. Bu, Siyahlığın toplumsal inşasının resmi temellerini, en azından o dönem için, hukuki kılmak adına çok önemli bir davaydı.

W.E.B. DuBois’in 1896 tarihli Afrika Köle Ticaretinin Önlenmesi (The Suppression of the African Slave Trade) kitabı da aynı yıl yayınlandı. DuBois’in bu çalışması prototipik olarak, Amerika’daki Siyah insanların hayatta kalma ve özgürlük mücadelesinde yeni bir dönem ve yolu ortaya koymaktadır.

1865’ten evvel Özgürlük Mücadelesinin ana odak noktası kölelik kurumundan kurtuluş idi. Köleliğin kaldırılmasının ardından kalıcı ayrımcılık ve ırksal şiddet deneyimi, Siyah varlığının kırılganlığının, plantasyonun da ötesine geçerek Siyahların var olduğu tüm alanlara yayıldığını açık bir şekilde göstermişti. Bu durum, Siyahları, baskıcı bir toplumda hayatta kalmak adına neler gerektiğini tekrar düşünmeye zorladı.

Eğitim; Kara Kanunlar (Black Codes*) olarak da adlandırılan Siyah insanların farklı statüsü ile maruz kaldıkları sınıf ayrımını sürdürmek adına uygulamaya konan politikalar ve koşullar dizisi olan Jim Crow Yasaları’na** karşı mücadele için olası bir silah olarak düşünülmüştü. DuBois’in bir mücadele aracı olarak eğitimi savunması, Siyahlar arasında akademisyen-aktivist modelini biçimlendirmişti. Diğer birçok şey ile birlikte bu mücadele biçimini de teşvik etmek için başvurulan çerçeve, Du Bois’in “The Talented Tenth” adlı makalesinde bulunabilir. Bu modelde yüksek eğitimli Siyahlar, edindikleri bilgileri, özgürlük mücadelesi ve Siyah karşıtı ırkçılığın krizini ifşa etmek için kullanmayı amaçladılar.

2. Alain Locke

Alain Locke [4] da eğitime özgürlük idealine ulaşmak adına başvurmuş ve onun peşinden gitmişti. Locke’un ana odağı çağdaş sanatçıların sanatsal yapım ve ürünleri kayıt altına almaktı, fakat o Afrikalıların tarihteki sanatsal başarılarını da kayıt altına almıştı. O bu işi özgürlük ve Afro-Amerikan mücadelesine yönelik kendi katkı çabası olarak gördü.

Locke, Siyah halk kültürünün değerine dair bir kıvılcım ateşlemeye çalışırken diğer yandan da bu kültür ile Afrika’da ataları arasındaki ilişkiye dikkat çekiyordu. Yaşamının sonlarına doğru, yok olmaya yüz tutan Siyah halk kültürü olarak gördüğü şeyler adına üzüntü duyuyordu. “Hemen hemen hepimizin benimsediği önyargının devasa maliyeti, şimdi de entegrasyonun devasa masrafıyla birleşiyor. Birlikte bir sermaye soygununa [yani kaynakların tüketilmesine] koyulurlar ve sanatsal kaynaklarımız ile entelektüel maneviyatımızı sonuna dek tüketirler. ”[5] diye yazmıştı. Locke için, Siyah halk kültürünün bu yok oluşu, Siyah komünal özgürlük çabalarının yenilgiyle sonuçlanmasına eşdeğerdi.

3. Howard Thurman

Howard Thurman, [6] ırk ayrımcılığı deneyiminin bir tür kendini reddetme hissini nasıl tetiklediğini fark edince aklından vurulmuşa dönmüştü. “Değersiz ve ucuz bir öz-saygıya (öz-itibar değerlendirmesine) sahip olmak ne anlama geliyor?” diye sordu.[7] ABD’de Siyah olma deneyiminin bir tür parçalanmış öz-bilinç veya gerçeklikten veyahut insan benliğinden yabancılaşma yarattığını ileri sürdü.

İlk felsefi icraatı, Hıristiyanlığın ezilenlere maruz kaldıkları zulüm koşulları altındayken söyleyecek bir şeyi olup olmadığı üzerineydi. Thurman, ABD’de uygulandığı şekliyle Hıristiyanlığın aslında ırkçı olduğunu savundu. Derinlere dek kök salmış olan ırkçılıkla yüz yüze kalanlar için çözümün, hem Beyazların hem de Siyahların sevgiyi temel bir değer ve dini tutku olarak benimsemesi olduğunu savundu: Ona göre bu çözüm kadar olamayan tüm öneriler yıkıma yol açabilirdi.

Martin Luther King, Jr.’ın meşhur “I have a dream” cümlesiyle başlayan tarihi konuşmasını yaptığı meydan.

4. Martin Luther King, Jr.

Martin Luther King, Jr. da ızdırap ve sefaletin Siyahlara musallat olduğundan endişelenmişti. [8] Siyahlık Deneyimi’nin ta Siyah çocuklara kadar bile uzanan etkilerini anlatmak için Why We Can’t Wait’i kaleme aldı. King’in gözlemine göre ABD’deki baskının yarattığı varoluşsal kriz o kadar büyük ve yaygındı ki, Siyah çocukların hayal gücü bile iyi ve güzel bir yaşam için umut beslemekten yoksundu.

King’in 1963 tarihli “Bir hayalim var” adlı konuşması ve bu konuşmanın başlığının güçlü bir şekilde sürekli şekilde tekrarı, yaşamın kırılganlığına dair varoluşsal kaygıya yönelik idealist bir yanıttı. Bu yanıtın amacı, toplumu yeniden kavramsallaştırma faaliyetinin mutlaka yukarıdan aşağıya veya yalnızca beyazlara yönelik bir faaliyet olmadığını göstermekti. Amaç; öne sürdüğü gerçeklik anlayışına etkili bir yanıt ortaya çıkarmaktı. Bu etkili yanıt, topluluk aktivistlerinin yeni gerçekliği hayata geçirmeyi teşvik etmek adına gösteriler, boykotlar ve oturma eylemleri gibi tabandaki faaliyetleri seferber etmeye başlamasını gerektiriyordu.

1964 Mississippi Özgürlük Yazı Projesi*** bu etkili yanıtın bir örneğidir. Halihazırdaki mevcut gerçekliğe aykırı olarak, Kuzey ve Batı Kıyısı’ndan beyaz öğrenciler (eğitim aracılığıyla) siyah vatandaşlara oy kullanma hakkını elde etmeleri adına taban mücadelesinde yardım etti.

5. Sonuç

Bu özet genel bakış, Siyah düşünürlerin Siyahlık kavramıyla ve Modern Dönem Amerika’sında var olma mücadelesiyle başa çıkabilmeleri için gösterdikleri en mühim çabalardan bazılarını ele almıştır. [9] Bu mücadele, Siyahların varoluşu üzerine çalışmalarda ve Siyah insanların kendi seçimleri olan bir hayatı yaşama olanağı için sürdürdükleri ısrarlı mücadelelerinde görülebilir.

Bilhassa bugünün endişeleri göz önüne alındığında, onların endişeleri, baskıcı bir ortamda yaşayan herkeste görülebilir. Bu endişeler, eğitim ile iyi olan bir yaşam arasındaki ilişki, göçmen kültürlerinin değeri, evanjelik Hıristiyanlık arasındaki ırkçılık ve bunlarla etkili bir şekilde mücadele etme yöntemlerine dair sorular içerir. Afro-Amerikan Özgürlük Mücadelesinin Modern Dönemi’nin varoluşsal kaygıları birçok açıdan ve yönden mevcut mücadelemizin bir parçası olmaya devam ediyor.


Çevirmen Notları:

* Black Codes (Kara Kanunlar): siyah insanların mülk sahibi olma, iş yapma, arazi satın alma ve kiralama ve kamusal alanlarda özgürce hareket etme haklarını kısıtlayan ve özellikle de işsiz siyahileri kriminalize eden ayrımcı yasalardır. Black Codes gayri resmi kullanım olup resmi kullanım Jim Crow Laws olarak bilinir ve daha resmi tanım şöyledir: **Jim Crow Laws (Jim Crow Yasaları): 19. ve 20. yüzyılda ABD’nin güney eyaletlerinde çıkartılmış ırksal ayırmacı yerel yasalardı. Yasalar, ABD’deki reform döneminde Siyahilerin elde etmiş olduğu politik ve ekonomik kazançlara karşı çıkartılmış olan ayrımcı uygulamalardı. ***Freedom Summer Project veya Mississippi Summer Project: olarak da bilinen Freedom Summer, Mississippi’de olabildiğince çok Afrikalı-Amerikalı seçmeni kaydetmeye çalışmak için Haziran 1964’te ABD’de başlatılan gönüllü bir kampanyaydı.


Dipnotlar

  • [1] Afro-Amerikan Özgürlük Mücadelesi’nin Modern Dönemi, Plessy v. Ferguson kararıyla başlayıp (1896) Vietnam Savaşı’nın sonuna dek süren (1975) olaylara atıf yapılarak tanımlanır.
  • [2] Siyahi Deneyin filozofları arasında, Siyahların yaşadığı deneyimin felsefi-yansıma ve sonuçlarının analizleriyle uğraşan yazarlar ile düşünürler yer alır.
  • Bkz. Anthony Neal, Common Ground: A Comparison of the Ideas of Consciousness in the Writings of Howard Thurman and Huey Newton (Trenton: Africa World Press, 2015), x. Modern Dönemi terimi burada daha ayrıntılı incelenmektedir.
  • [4] Locke, hem Rhodes Bursu’nu (Rhodes Scholar) kazanan hem de Harvard Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde Ph.D. unvanı alan ilk siyahtır; ayrıca o Howard Üniversitesi’nde ilk felsefe kürsü başkanıydı.
  • [5] Alain Locke, 1952. “The High Price of Integration: A Review of the Literature of the Negro for 1951,” The Phylon, 7.
  • [6] Thurman, Martin Luther King, Jr.’ın akıl hocası ve Boston Üniversitesi’ndeki Marsh Şapeli’nin ilk Siyahi dekanıydı.
  • [7] Howard Thurman, The Luminous Darkness: A Personal Interpretation of the Anatomy of Segregation and the Ground of Hope (New York: Harper & Row, 1965), 24.
  • [8] Martin Luther King, Ph.D., Why We Can’t Wait, (Boston, MA: Beacon, 2011).
  • [9] Howard Thurman, The Luminous Darkness: A Personal Interpretation of the Anatomy of Segregation and the Ground of Hope (New York: Harper & Row, 1965), x.

Anthony Sean Neal – “African American Existentialism: DuBois, Locke, Thurman, and King“, (Erişim Tarihi: 25.06.2022)

Çevirmen: Taner Beyter

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, şu an Hacettepe Antropoloji öğrencisidir. Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Etik, epistemoloji, din felsefesi, metafelsefe ve siyaset felsefesi ile ilgilenir. Öğretmen olup, STK’larda görevlidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Felsefi Metin Nedir ve Nasıl Yazılır? – Jim Pryor

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü