https://pixabay.com/photos/man-model-field-haystack-roll-5475208/
https://pixabay.com/photos/man-model-field-haystack-roll-5475208/

Bir Argümanın Geçerliliği Nasıl Denetlenir? – Robert Trueman

Mantıkta geçerlilik birincil öneme sahiptir. Geçerli argümanlar kurmak veya geçersiz olanları tespit etmek istiyorsanız işte yapmanız gerekenler.

Aşağıdaki argümanlardan hangisinin daha iyi olduğu sorulsa ne cevap verirdiniz?

Argüman 1: Ne zaman biri zıplasa yere düşmüştür. O halde bir sonraki sefer birisi zıpladığında yere düşecektir.

Argüman 2: Ay, krem peynirden yapılmıştır. Eğer Ay krem peynirden yapılmışsa o halde bütün köpekler tarih profesörüdür. Dolayısıyla bütün köpekler tarih profesörüdür.

Argüman 1’in Argüman 2’den daha iyi olduğunu düşündüğünüzü tahmin ediyor gibiyim. Eğer birisi size zıplayacak olan bir sonraki kişinin yere düşeceğini nereden bildiğinizi sorsaydı muhtemelen Argüman 1’de ifade edilene benzer bir şey söylerdiniz. Öte yandan Argüman 2 düpedüz saçma görünmektedir. Ay krem peynirden yapılmamıştır ki öyle olsaydı bile bunun köpeklerin akademik kariyerleriyle hiçbir alakası olmazdı.

Bununla birlikte Argüman 2’nin aslında daha iyi olduğu önemli bir nokta vardır. Bu noktanın ne olduğunu öğrenmek, mantığın ne olduğunu daha iyi anlamayı sağlar.

Geçerli argüman nedir?

Esas olarak argüman, bir dizi tümce bütünüdür. Bu tümcelerden birine ‘sonuç’, geri kalan bütün tümcelere de ‘öncül’ denir. Bir argümanda sonucun öncülleri takip etmesi gerekir. Peki, bu ne anlama gelmektedir?

Gelebileceği anlamlardan biri şudur: eğer öncüller bir sonucu çok olası ya da muhtemel hale getiriyorsa o zaman sonuç o öncülleri takip ediyordur. Argüman 1 bunun bir örneğidir. ‘Ne zaman biri zıplasa yere düştü.’ öncülü, ‘bir sonraki sefer birisi zıpladığında yere düşecektir.’ sonucunu kuvvetle muhtemel kılar.

Buna rağmen buradaki sonuç kesin değildir çünkü öncülün doğruluğu sonucun doğruluğunu zorunlu kılmaz. Ne kadar olasılık dışı görünse de fizik yasalarını yanlış anlamış olmamızın ve zıplayan insanların bazen yukarıya doğru yükselmeye devam etmelerinin ihtimal dahilinde olduğu bir gerçektir. Veya aşırı gerçekçi bir bilgisayar simülasyonunda yaşadığımızı düşünün ve bir gün küstah bir hacker kütle çekimini devre dışı bırakmış olsun. Sizden bu uçuk ihtimalleri ciddiye almanızı beklemiyorum. Göstermeye çalıştığım tek şey, Argüman 1’de öncülün sonucu zorunlu değil, sadece çok muhtemel kıldığıdır.  

Öte yandan Argüman 2 farklı bir yapıdadır. Argümanın öncülleri elbette ki budalacadır ama eğer bu öncüller doğru olsaydı, o halde sonuç da doğru olmak durumunda olurdu. Öncüllerin doğruluğu, sonucun doğruluğunu zorunlu kılardı.

Mantıkçılar bu tür argümanları ‘geçerli’ olarak nitelendirirler. Eğer bir argümanın öncülleri doğru olduğunda sonucunun yanlış olması mutlak anlamda imkansızsa o argüman geçerlidir. Geçerlilik, mantığın en temel ilkesidir. (Çoğu mantıkçı, mantığı, geçerliliği inceleyen disiplin olarak tanımlar) Argüman 2 geçerliyken Argüman 1 geçersizdir. İşte Argüman 2 tam da bu anlamda daha iyidir.

Bir argümanın geçerliliği hakiki bir önem arz eder. İnançlı birisi olduğunuzu ve bir arkadaşınızın Tanrının varlığı aleyhinde bir argümanı olduğunu iddia ettiğini düşünün. Arkadaşınıza nasıl cevap verirdiniz? Aslına bakılırsa vereceğiniz cevap arkadaşınızın argümanının geçerli olup olmamasına bağlıdır. Eğer geçerli değilse o halde onu umursamayabilirsiniz. Belki de argümanın Tanrı’nın varlığını daha az olası kıldığını kabul edeceksinizdir. Fakat Tanrıya inanmak için hâlâ makul nedenleriniz varsa o halde lehte ve aleyhte olan argümanları terazide tarttığınızda inanmaya devam edebilirsiniz.

Bununla beraber arkadaşınızın argümanı geçerliyse her şey değişir. Bu durumda onu umursamazlıktan gelemezsiniz. Eğer arkadaşınızın bütün öncülleri doğruysa, geçerlilik tanımı gereği, Tanrının var olmadığı sonucu da doğru olmak zorundadır. Dolayısıyla inancınızı muhafaza etmek istiyorsanız argümanın hangi öncüllerinin yanlış olduğunu göstermeniz icap eder.

Geçerlilik sadece Tanrının varlığı gibi büyük felsefi konular için önem arz etmez. Biz devamlı olarak argümanlar kurarız: bir şeye neden inandığımız veya bir şeyi niçin yaptığımız hakkında gerekçeler sunduğumuzda aslında dile getirdiğimiz şeyler argümanlardır. Mesela bir hükümet politikasına neden muhalif olduğunuzu veya arkadaşınızın öğle yemeğinde yaptığı yorumun niçin kaba olduğunu açıklarken aslında argüman kuruyorsunuzdur. Bazen bu argümanlar, yukarıda tanımladığımız anlamda geçerlidir. Ve geçerli olduklarında etkileri çok daha fazla olur çünkü eğer öncüller doğruysa, o halde sonuç da doğru olmak zorundadır.

Geçerlilik kavramını ve niçin önemli olduğunu anladığımıza göre artık argümanların mantığını nasıl irdeleyeceğimiz hakkında düşünmeye başlayabiliriz.

Anahtar Noktalar

1. Geçerli bir argüman, özellikle güçlü bir argüman türüdür. Bir argüman geçerli olduğunda bu, eğer öncülleri doğru olursa sonucunun da zorunlu olarak doğru olması gerektiği anlamına gelir.

2. Öncüllerini reddediyorsanız bile bir argümanı değerlendirin. Öncüllerinden biri tartışmalı bile olsa bir argüman geçerli ve bilgilendirici olabilir.

3. Belirsizlikleri kaldırın. Bir argümanın geçerliliğini anlamak için kullandığı kelimelerin ve öncüllerinin anlamlarının açık olması gerekir.

4. Hayal gücünüzü kullanın. Eğer bir argümanın öncüllerinin doğru olup sonucunun yanlış olduğu bir mümkün dünya varsa o argüman geçersizdir. Bir argümanı incelerken böyle bir dünyayı tasavvur edip edemeyeceğinize bakın.

5. Bilindik safsatalardan kaçının. Bir argümandaki aldatıcı kusurları bulmak için biçimsel safsataları olduğu kadar serbest safsataları da (saman adam safsatası gibi) öğrenin.

Öncüllerini reddediyorsanız bile bir argümanı değerlendirin

İlk önce, Argüman 2’nin köpeklerle ve krem peynirden yapılmış ayla örneklendirdiği şeyin tekrar altını çizelim: bir argüman, yanlış görünen öncüllere sahip olsa bile geçerli olabilir.

Elbette en iyisi bir argümanın hem geçerli hem de öncüllerinin doğru olmasıdır. Mantıkçılar bu argümanları ‘sağlam’ olarak nitelendirirler. Sağlam argümanlar geçerli olanlardan bile daha iyidir: bir argümanın geçerli olması için sadece öncüllerinin doğru olması durumunda sonucunun da doğru olması gerekir fakat eğer bir argüman sağlamsa hem geçerlidir hem de öncülleri doğrudur. Dolayısıyla bir argümanın yanlış öncüller barındırdığını düşünüyorsanız onu otomatikman reddetmek cazip durabilir fakat iki sebepten ötürü bir hatadır.

İlk sebep, böylesi bir tavrın mantığın ne olduğu konusunda çok temel bir yanlış anlaşılma olduğunu göstermesidir. Mantık neyin doğru olduğuyla ilgilenmez. Onun incelediği, doğruluğun yasaları ve yapısıdır. Mantığın odağı geçerliliktir, yani bazı öncüllerin doğruluğunun belirli bir sonucun doğruluğunu sağlamaya nasıl yeteceğini anlamaktır.     

İkinci sebep daha pragmatik. Herhangi bir argümanın herhangi bir öncülünün yanlış olduğunu düşünseniz bile sizinle hemfikir olmayan insanlar vardır. Varsayalım ki ben her durumda, ne olursa olsun, yalan söylemenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu düşünceye gayet makul şekilde itiraz edebilirsiniz: genel olarak yalan söylemenin kötü olduğu ama sözgelimi başkasının sırrını saklamanın yegâne yolu olduğu durumlar gibi bazı özel koşullarda yalan söylemenin kabul edilebilir olacağını savunabilirsiniz. Benimle hemfikir olmasanız bile düşüncemi ciddiyetle değerlendirebilir ve beni entelektüel bir saygı çerçevesinde karşılayabilirsiniz. Bu da benim öncüllerimi hangi sonucun takip ettiği sorusu hakkında düşünmeyi içerir. Bunu düşünerek de benim gözümden dünyanın nasıl göründüğüne dair daha iyi bir anlayışa ulaşırsınız. Mesela eğer yalan söylemek her zaman yanlışsa o halde doğruyu söylemenin kişisel bir bedeli olduğu durumlarda dahi yalan söylemenin yanlış olacağı sonucu geçerli bir sonuçtur. Dolayısıyla, eğer inandıklarımı uygulama cesaretim varsa dürüstlük arayışımın bir sonucu olarak belirli bir bedel ödemeyi göze almam gerektiği sonucuna varabilirsiniz. (Veya eğer bunu göze alamıyorsam en azından bu davranışımdan ötürü bana yöneltilecek olan eleştirileri duymaya hazır olmalıyımdır!)

Belirsizlikleri eleyin

Bir argümanın geçerliliğini denetlerken öncüllerinin doğru olmasının ne anlama geldiği konusunda açık olmalısınız. Ve tabii doğal olarak öncüllerin doğruluğunun, sonucun doğruluğunu zorunlu kılıp kılmadığı konusunda da.

Bunu söylemesi maalesef yapmasından daha kolaydır. Problemin büyük kısmı konuştuğumuz dilin çoğunlukla belirsiz ve çok anlamlı olmasında yatar. Nitekim bazen birden çok anlamı olan kelimeler kullandığımız apaçık bir gerçektir. Aşağıdaki örneğe bakın:

Argüman 3: Joe, çayda yüzdü. Sharon, kupasındaki çayı bitirdi. O halde Joe, Sharon’ın içtiği şeyin içinde yüzdü.  

Bu argümanın geçerliliği tamamıyla ‘çay’ kelimesini argüman boyunca aynı anlamda kullanıp kullanmadığımıza bağlıdır. Eğer hep aynı anlamda kullanıyorsak argüman geçerlidir; fakat bu bittabi çok absürt bir sonuca yol açmaktadır. Joe’nun bir derelerin birleşimiyle ortaya çıkan çayda yüzdüğünü, Sharon’ın ise bir içecek olan çayı içtiğini düşünmek daha doğaldır. Eğer kastettiğimiz buysa, o zaman argüman geçerli değildir.

Bir başka türlü karışıklık da şöyle olabilir:

Argüman 4: Joe çayda yüzdü ve Joe mağazaları gezdi veya Joe müzeye gitti. Dolayısıyla Joe çayda yüzdü.

Bu argümanın geçerliliği öncülünün yapısındaki belirsizliğin kaldırılmasına bağlıdır. Bu öncül, Joe’nun önce çayda yüzdüğü, sonra da ya mağazaları gezdiği ya da müzeye gittiği şeklinde yorumlanabilir. Bu durumda argüman geçerlidir. Fakat bu öncülü ya Joe çayda yüzdü ve mağazaları gezdi ya da müzeye gitti şeklinde yorumlamak da mümkündür. Bu son yorumda argüman geçersizdir.

Bir argümanın geçerliliğine bakarken öncül ve sonuçlardaki belirsizlikleri ve çok anlamlılıkları kaldırmak için yapabileceğiniz her şeyi yapmalısınız. Bu işlemin bir kısmı tek tek kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı konusunda açık olmaktır: ‘yanlış’, ‘iyi’, ‘sağlıklı’ gibi anahtar kelimeleri siz veya münazara ettiğiniz kişinin hangi anlamda kullandıklarını anlamak elzemdir. Diğer kısmı da tümcelerin yapısının belirgin ve sarih olması, böylece de öncüllerin ve sonuçların esasen ne ifade ettiklerini anlamaktır. Mevzubahis konularda mutlak anlamda apaçık olmak, bir argümanın ukalaca görünmesine neden olabilir. Fakat çoğu zaman ukalalık geçerliliğin bedelidir.

Hayal gücünüzü kullanın  

Sonuç ve öncüllerdeki bütün belirsizlikleri kaldırmak için yapabileceğiniz her şeyi yaptıktan sonra bile bir argümanın geçerliliğini belirlemek hâlâ zor olabilir. Hâlâ bir şekilde öncüllerin doğruluğunun sonucu zorunlu olarak doğru kılıp kılmadığını bulmanız lazım. Bunu bulmanın yolu ne olabilir?

Aslında geçerliliği tespit etmenin büyük bir kısmı hayal gücünüzü kullanmaktan geçer. Öncüllerin doğru olmasına rağmen sonucun yanlış olduğu bir mümkün dünyayı, dünyanın olabileceği, içinde bulunabileceği bir durumu, hayal etmek için elinizden geleni yapmalısınız. Tasavvur ettiğiniz mümkün dünyaların gerçekçi olmaları şart değildir. Mevzubahis mümkün dünyalar ne kadar uçuk olursa olsun bir argüman ancak ve ancak öncüllerin doğru olup sonucun yanlış olduğu hiçbir mümkün dünya yoksa geçerli olabilir. (Nitekim hatırlarsanız Argüman 1’in geçerli olmadığını göstermek için çok abes mümkün dünyalar öne sürmüştüm.)

Bu faaliyet size aptalca ve vakit kaybı olarak gözükebilir. Düşünün ki biz hâlâ yalan söylemenin yanlışlığı hakkında konuşuyoruz. Size yalan söylemenin kötü olduğunu (öncül) ve insanların yanlış şeyler yapmaktan kaçınmaları gerektiğini (öncül) söylüyorum. Dolayısıyla da yalan söylenilmesinin asla kabul edilemeyeceğini öne sürüyorum (sonuç). Bu argümanı, öncüllerin doğru ama sonucun yanlış olduğu bir mümkün dünya tasavvur etmeye çalışarak değerlendirmek zaman kaybı mıdır?

Bunun kesinlikle bir vakit israfı olmayacağını açıkça belirtmek isterim. Yukarıdaki örnekte ikimiz de argümanın geçersiz olduğunu kabul edebiliriz, zira insanların yanlış seçenekler arasında bir seçim yapmak mecburiyetinde kaldığı durumlar hayal edilebilir; mesela birinin sırrını saklamaya devam etmek için yalan söylemek ile doğru söyleyerek o kişinin güvenini kırmak suretiyle ona büyük zarar vermek seçenekleri arasında kalmak. Bu ihtimal göz önüne alındığında öncüllerim doğru olsa bile sonucumun yanlış olması mümkün görünüyor. Yalan söylemek bazen gerçekten de kabul edilebilirdir.

Bunun üzerine argümanımı geçerli kılmak için sonucumu gözden geçirebilir ve şöyle bir değişiklik yapabilirim: mevcut seçenekler arasındaki en az yanlış seçenek olduğu senaryo hariç yalan söylemeye asla izin verilmemelidir. Belki bu yeni argümanım geçerlidir, belki de değildir. Bunu bulmak için yine aynı şekilde öncüllerin doğru olup sonucun yanlış olduğu bir mümkün dünya kurgulayıp kurgulayamayacağımıza bakmalıyız. Fakat en nihayetinde, argüman geçerli olsun veya olmasın, bu mümkün dünyaları incelemek açıkça tartışmada ilerlememe kat etmemizi sağlayacaktır.

Geçerli argümanların niçin özel olduğunu hatırlamak önemlidir: bir argümanın geçerliliği kabul edilmişse o halde öncülleri kabul edip sonucu reddetmek artık bir seçenek olmaktan çıkar. Fakat geçerli argüman da bu mutlak zorunluluğu ancak öncüllerin doğru ama sonucun yanlış olduğu hiçbir mümkün dünya olmadığı için sağlar. Dolayısıyla argümanlarımızın geçerli olmasını istiyorsak olabildiğince farklı mümkün dünyayı hayal etmekte hünerli olmamız gerekir.

Tabii bütün bunlara rağmen şu hususu hatırlamak önemlidir: bir argüman geçerli değilse bile öncülleri yine de sonucu çok muhtemel kılabilir. Argüman 1 bunun bir örneğiydi. Birçok konu için bu kadarı yeterlidir fakat mantık bunlardan biri değildir çünkü biz mantıkta gözlerimizi en yükseğe diker ve geçerlilikten daha azını gündemimize almayız.   

Bilindik safsatalardan kaçının

Bir argümanın geçerliliğini denetlerken safsatalara bakmak yardımcı olabilir. Safsatalar, geçerli olmamalarına rağmen yine de insanları ikna edebilen argüman türleridir. En bilinen safsataların bazıları serbest safsatadır. Mesela ad hominem safsatası bir sonucun, sevmediğiniz kişiler ona inandığı için geçersiz olduğunu söylemektir. Epey yaygın olan bir diğer safsata türü de saman adam safsatasıdır ve karşı tarafın görüşünü çarpıtmak suretiyle, esasen kimsenin savunmadığı bir düşüncenin eleştirildiği durumları betimler. Saman adam safsatası bilhassa siyasi tartışmalarda çok yaygındır: hepimiz daha önce rakiplerinin görüşlerini abartılı ve abes bir şekilde çarpıtıp karikatürize eden birçok siyasetçiye aşinayızdır.

Bununla birlikte bütün safsatalar serbest safsata değildir, biçimsel safsatalar da mevcuttur. Biçimsel safsatalar, (en azından çoğu insan için) geçerli görünmesine rağmen esasen geçersiz olan argümanlardır. Biçimsel safsatalar hakkında benim en sevdiğim örnek Aristoteles’in* Nikomakhos’a Etik kitabının başında sunduğu argümandır ki yaklaşık olarak şöyle ifade edilebilir:

Argüman 5: Her insan birtakım iyi şeyleri yapmayı amaçlar. Öyleyse, hepimizin amaçladığı –nihai iyi olan- belirli bir iyilik vardır.

Birçok felsefeci bu argümanı ikna edici bulsa da aslında geçersizdir. Bunun nedenini görmek için Argüman 5’i aşağıdaki argümanla mukayese edin:

Argüman 6: Her insan belirli bir günde doğmuştur. Öyleyse, her insanın doğduğu –nihai doğum günü olan- belirli bir gün vardır.

Bu argüman açıkça geçersizdir çünkü sonuç (doğru olan) öncüllerini zorunlu olarak takip etmez. Herkesin belirli bir günde doğduğu ve dolayısıyla bir doğum günü olduğu bittabi doğrudur ama farklı insanların çoğunlukla farklı doğum günleri vardır. Bu yapıda olan geçersiz argümanlar niceleyicinin yer değiştirmesi safsatası (quantifier-shift fallacy) olarak adlandırılır. Niceleyiciler, ‘her şey’, ‘herkes’, ‘bazıları’ vs. gibi, genellemeler yapmak için kullandığımız terimlerdir. Niceleyicilerin sıralanış şekilleri gerçek bir önem arz eder (bütün-bazı ile bazı-bütün aynı şey değildir) ve bunların yerlerini değiştirirseniz argümanınızın hâlâ geçerli olması beklenemez. Argüman 5’in yaptığı tam olarak budur. Hepimiz birtakım iyi şeyler yapmayı hedeflemiş olsak bile insanlar tamamen farklı iyilikleri hedefleyebilirler.

Mantıksal safsatalar epey fazladır ve bunların listeleri felsefecilerle mantıkçılar tarafından derlenmiştir. Bunların arasında en çok bilinen ve en eski olanlardan biri de Aristoteles’in Sofistik Çürütmeler eseridir.

*Bazı Aristoteles uzmanları esasen onun böyle bir argüman kurmayı amaçlamadığını söylüyorlar. Fakat böyle olsun olmasın, bu yine de yararlı bir örnektir.

Sonsöz

Safsatalar listesi her ne kadar işlevsel olsa da bunları derlemek artık felsefecilerin ve mantıkçıların pek uğraşmadıkları bir şeydir. Bunun yerine, değerlendirmekte olduğumuz herhangi bir argümanın geçerliliğini denetlemek için genel araçlar geliştirilmiştir. Bu araçlar bütününe formel mantık diyoruz. Bu sebepten ötürü bu konuda derinleşmek isteyen kişilere son tavsiyem formel mantık öğrenmeleri olacaktır.

Mantık konusunda yazılmış ders kitaplarının hem miktarı bir hayli fazladır hem de bunlar maalesef epey pahalı olabilir. Ancak bu durum, internette ücretsiz erişime açık olan mantığa dair kaynakların yüksek miktarda çoğalmasıyla değişti. Bizzat ben, University at Albany State University of New York’ta görevli felsefeci P D Magnus tarafından yazılan forallx (2010) ders kitabının büyük hayranıyım. Kendisi büyük bir cömertlik göstererek, kitabını Creative Commons lisansı altında ücretsiz olarak yayınlamayı kabul etti. İnsanlar dolayısıyla bu kitabı herhangi bir ücretle karşılaşmadan indirebilir ve hatta içeriğini diledikleri gibi değiştirebilirler. Ben şahsen University of York’ta kendi gözden geçirdiğim versiyonu kullanıyorum; elbette bu versiyon da herkesin erişimine açıktır.

Eğer formel mantıkla ilgilenmeye başlarsanız sadece geçerliliği denetlemek hakkında daha fazla şey öğrenmezsiniz. Tek tek tümcelerin nasıl bir araya getirildiğini ve bir argümanda birden fazla tümcenin nasıl birbirine bağlandığını düşünme şekliniz de kalıcı olarak değişecektir. Bu yeni düşünme şekli her ne kadar zorlayıcı olabilse ve bazen biraz yavaş öğrenilse de çok kuvvetli, kesin ve kusursuzdur.    


Robert Trueman – “How to check if an argument is valid“, (Erişim Tarihi: 25.06.2026)

Çevirmen: Ege Karakılıç

Çeviri Editörü: Beyza Nur Doğan

Ege Karakılıc

Ege Karakılıc

Strasbourg Üniversitesinde hukuk lisansını tamamladıktan sonra, yine aynı üniversitede Banka ve Finans Hukuku Yüksek Lisansından mezun olmuştur ve halihazırda Strasbourg'da çalışmaktadır. Başta metafizik ve mantık olmak üzere felsefenin çoğu alanıyla derinden ilgilidir. Felsefe dışındaki esas ilgi alanları ise satranç, edebiyat ve tarihtir. Kendisi aynı zamanda bir Yusuf Atılgan hayranıdır.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Insects and the Head of a Wind God, by Joris Hoefnagel, ca. 1590–1600. Via the Met Museum.
Önceki Yazı

Ahlaki Realizmin Evrimsel Çürütmesi – Michael Lopresto

Sonraki Yazı

Adam Smith ve Paranın Kökenleri – Luke Dunne 

Bu Yazıları Kaçırmayın

Açıklama Boşluğu Neden Nörobilimin Çözülemeyen Problemi Olarak Ele Alınmaktadır? – Magnus Wijkander

Öznel deneyimin mahrem dünyası -yani, hisleriniz,…

Altı Saniyelik Sarılma – Julian Baggini

On yıllardır Metro-Goldwyn-Mayer Stüdyoları’nın filmleri, çelenkle…