Laplace’in Şeytanı – Larry Bradley

/
220 Okunma
Okunma süresi: 2 Dakika

Bilimsel devrim 17. yüzyılda Isaac Newton’un klasik mekanik kanunlarıyla ve kalkülüsün gelişimiyle başladı. Daha sonra, bilim adamları doğayı çok farklı bir perspektiften gözlemledi. İlk defa Newton fiziği, bilim adamlarının basit denklemlerle cisimlerin dinamiklerini belirlemelerini mümkün kıldı.

Newton’un bu alandaki çalışması 18.yy. sonları ve 19.yy’ın başında Fransız fizikçi Pierre-Simon Laplace tarafından devam ettirildi. Laplace, genellikle “Laplace’ın Şeytanı” olarak bilinen şu meşhur alıntısıyla anılır:  

Biz evrenin şu anki durumuna geçmişinin etkisi ve geleceğinin nedeni gözüyle bakarız.  Herhangi bir anda doğayı ve onu oluşturan varlıkların karşılıklı konumlarını canlandıran tüm güçleri bilen bir akıl, eğer bu akıl verileri analize sunabilecek kadar büyükse, evrenin en büyük kütlelerinin ve en hafif atomun hareketini tek bir formüle dönüştürebilirdi. Böyle bir akıl için hiçbir şey belirsiz olamaz ve gelecek tıpkı geçmiş gibi gözlerinin önünde mevcut olurdu.

                                                                             Marquis Pierre Simon de Laplace

“Laplace’ın Şeytanı” determinizm fikriyle ilgilenir; yani geçmişin geleceği tamamen belirlediği inancı. Açık bir şekilde, birisi, determinizmin bilim adamları (ve filozoflar – determinizmin kökleri Sokrates’e kadar uzanır) için niye bu kadar çekici olduğunu görebilir. Nitekim, bu pasaj gelecek yıllar için bilimin gidişatını belirlemede güçlü bir etkiye sahipti ve 1800’lerin başında determinizm birçok bilim adamı arasında yerini sağlamlaştırdı. Laplace’ın dünyasında her şey önceden belirlenmiş olurdu -şans yok, seçim yok ve belirsizlik yok.

Neyse ki, doğa bundan çok daha akıllı. 1800’lerin sonuna doğru matematikçiler ve bilim adamları bazı çözülmesi çok zor denklemlerle karşılaşmaya başladı -hatta bazıları tamamen çözümsüzdü. Özellikle zahmetli olan matematiksel denklemler, doğrusal olmayan diferansiyel denklemleriydi. Yine buna benzer, korkunç zor ve olağanüstü bir problem vardı: “üç cisim problemi” (“three-body problem” ya da genel hali ile “n-body problem”).  

Başlangıçta bunun gibi problemler özel durumlar olarak sayıldı ve büyük ölçüde göz ardı edildi. Bu sözde “özel durumlar” yeni bir düşünce şeklinin doğuşuna sebep olacaktı. Bu denklemler sonunda detaylıca çalışıldığında, determinizm fikirlerini altüst edecek olan, bir temel değişim matematik ve bilimde belirmeye başladı. Bilimin, sonraları “kaos” olarak anılacak işaretleri ortaya çıkmaya başladı. Niels Bohr en iyisini söyledi:

Tahmin zordur, özellikle gelecek için. 

­­­­Niels Bohr


Larry Bradley- “Laplace’s Demon”, (Erişim Tarihi: 19.11.2020), Erişim Kaynağı: https://www.stsci.edu/~lbradley/seminar/laplace.html

Çevirmen: Gökçen Kartal

Çeviri Editörü: Göktuğ Koca

Öncül Analitik Felsefe Dergisi, 19 Ocak 2018 tarihinde kuruldu. Sunum, söyleşi, makale, çeviri, canlı yayın gibi içerikler üreterek Analitik Felsefe’ye dair Türkçe veritabanını genişletmeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Auschwitz'in Sovyet Özgürlüğü: İlk Elden Anılar ve Fotoğraflar – Ilya Krol

Sonraki Gönderi

Düşünebilen Makinalara Karşı Yaşama Dayalı Bir Diğer Argüman – Alexander Pruss

En Güncel Haberler Analitik Felsefe