Uygulamalı Etik Nedir? Uygulamalı Etiğin Çalışma Alanları Nelerdir?

//
6 Okunma
Okunma süresi: 28 Dakika

Pratik etik, ahlaki değerlendirmelerin gündelik yaşama (pratik alana) uygulanmasıyla ilgili etik sahasıdır. İnsanların gündelik yaşamdaki, özellikle de özel ve kamusal hayatlarındaki; profesyonel yaşantılarındaki; sağlık, teknoloji, hukuk ve liderlik gibi alanlardaki hareket ve davranışlarının ahlaki karşılıklarını inceler. Pratik etik, 20. yüzyılın son çeyreğinde (özellikle 1970’lerde), yaşamın farklı alanlarında bulunan ve genellikle evrensel nitelikte olan somut ahlaki problemleri çözmeye yönelik bir soruşturma programı olarak da görülebilir.

Pratik etikçiler, ellerindeki normatif etik kuramlara (mesela Kantçı etik/deontoloji, erdem etiği ve sonuçcu/faydacı yaklaşımlar vb) başvurarak, mevcut problemleri çözmeye çalışır. Böylesi bir yöntem, ahlaki sezgileri konu dışına itmemekle birlikte inşa edilen argümanların tek gerekçelendirme kaynağı olarak sezgisel açıklamaları kabul etmemeye eğilimlidir.

Pratik etiğin ne olduğunu anlayabilmek için, pratik etiğin Ahlak Felsefesi çerçevesindeki yerini daha iyi anlamak gerekir. Bu nedenle önce bunu yapalım, sonra pratik etiğe biraz daha yakından bakalım.

Ahlak Feslefesi’nin 3 Temel Alanı

Ahlak nedir? Eylemlerimizin ahlaki statüsünü ne belirler? Bir eylemi ahlaken doğru kılan şey nedir? Ahlaki sorumluluk nedir ve kimlere karşı sorumluluklarımız vardır? Bu ve benzeri sorular, ahlak felsefesinin en temel ilgi alanında yer almaya devam etmektedir.

Ahlak felsefesi, en temelde üç alt alana ayrılır. Bunlar sırasıyla Metaetik, Normatif Etik ve Uygulamalı Etik’dir.

Metaetik

Ahlak metafiziği, ahlak epistemolojisi ve ahlak psikolojisi gibi alanları kapsar. Ahlak kültürel midir, yoksa insanlardan bağımsız ahlaki gerçekler var mıdır? İnsanları ahlaki davranmaya ya da davranmamaya motive eden şey nedir? Ahlaki nitelikler doğal niteliklere indirgenebilir mi yoksa kendine özgü, her şeyden farklı şeyler midir? Evrimci etik, ilahi buyruk teorisi, ahlaki Platonizm ve natüralist etik gibi alanlar ahlakın kaynağına dair bize ne söyler?

Normatik Etik

Bu alan, eylemlerimizin ahlaki statüsü ve ölçütü ile ilgilenir. Örneğin; ahlaki eylemlerde belirleyici olan belirli türden ilke ve ödevlere uygunluk sergilemek mi yoksa sonuçlarda açığa fayda/sonuçlarla mıdır? Ahlaki eylemin doğruluk değeri, ahlaki ilke ve ödevleri ihlal edip etmemekle mi yoksa fayda ve sonuçlarla mı ilgilidir? Bu alanda; Erdem Etiği, Eylem, Kural ve Tercih Faydacılığı ile Sonuçsalcılık, Kantçı Etik, Rossçu Çoğulculuk ile Deontoloji, Ahlaki Sözleşmecilik, vb. etik teoriler incelenmektedir.

Pratik Etik (veya Uygulamalı Etik)

Aktüel dünyadaki çağdaş ahlaki veya pratik problemleri çözmeye çalışır ve bu problemlere dair makul olan pozisyonun ne olduğunu araştırır. Bu felsefe disiplini çerçevesinde çevre etiği, uzay etiği, meslek etiği, biyomedikal etik, bilgi etiği, hukuk etiği, aile felsefesi, kürtaj etiği, cinsel etik, dağıtıcı adalet gibi çalışma alanları mevcuttur. Diğer yandan bu alandaki görece en ön plana çıkan sorular genellikle idam, ötanazi, kürtaj ve veganizm ile ilgilidir.

Bu yazıda bu tür etiğin genel çerçevesine bakacağız.

Peter Singer

Pratik Etiğin Kapsamı

Hangi sorular pratik etik kapsamına dahil edilebilir? İlk bakışta, elimizde iki ölçüt var gibi görünmektedir:

  1. İlgili konun lehinde ve aleyhinde insanların veya grupların olması, yani konunun tartışmalı olması.
  2. İlgili konunun bireylerin ahlaki pozisyon veya kabulleri ile sorumluluklarını ilgilendiren evrensel bir nitelik taşıması.

Pratik etik kapsamındaki neredeyse tüm konu başlıkları bu iki yeter koşulu sağlıyor gibi görünmektedir. Bu ölçütlerin ne kadar kabul edilebilir olduğunu sınamak için, pratik etik alanının doğuşu ve kurucu metinlere bakmak iyi olacaktır.

Pratik Etiğin Kurucu Metinleri

Pratik etik alanındaki ilk kurucu örnek metinler arasında Judith Jarvis Thomson’un 1971 tarihinde yayınladığı Kürtaj Savunması (A Defense of Abortion), James Rachels’ın 1975 tarihli Aktif ve Pasif Ötanazi (Active and Passive Euthanasia) adlı makalesi ve Peter Singer’ın 1975 yılında yayınladığı Hayvan Özgürleşmesi (Animal Liberation) kitabı yer almaktadır.

Kürtaj Savunması (Judith Jarvis Thomson)

Bu metinlerin ilki olan Kürtaj Savunması‘nda Thomson, fetüsün bir birey olarak kabul edilmesi durumda dahi kürtaja izin verilebileceğini iddia etmiştir.

Thomson, argümanını ileri sürerken ise Analojiye Dayalı Argüman‘a başvurmuştur. Aslında bu, pratik etikçilerin kullandığı iki felsefi yöntemden biri olarak görülebilir. Söz konusu yöntemde konuyla ilişkili olan ve ona görece benzer bir mümkün durum tasavvur edilir ve mümkün durumda ahlaken doğru görünen eylemin mevcut duruma niçin uygulanamayacağı sorulur. Şayet mümkün durumda ahlaken sorunlu bir nokta bulunmuyorsa o halde mevcut durumda da bulunamayabileceği ileri sürülür. Thomson bunu, kürtaj durumu ile bir “mümkün durum” (aynı zamanda bir “düşünce deneyi” olan) “Kemancı Örneği” arasındaki benzerliğe başvurarak yapmıştır.

Kemancı Örneği kabaca şöyledir:

Bir sabah uyandığınızda kendinizi bir hastane odasında ünlü bir kemancıyla dolaşım sistemleriniz bağlanmış olarak buluyorsunuz. Böbrek yetmezliği çeken kemancıyı hayatta tutabilmek için sizin böbrekleriniz hem sizin hem kemancının vücuduna kanı temizleyip göndermek için kullanılmaktadır. Kemancıyı hayatta tutmak için şart olan bu işleme sadece sizin vücudunuz uygundur ve bu nedenle müzik severler tarafından kaçırılıp bu duruma sokulmuşsunuzdur. İstediğiniz zaman sizi kemancıya bağlayan kabloları söküp hastaneden ayrılabilirsiniz fakat bu kemancının ölmesine yol açacaktır. Öte yandan doktor size 9 ay boyunca bu duruma katlanırsanız kemancının sizden sorunsuz bir şekilde ayrılacağını ve ikinizin ayrı hayatlarınıza devam edebileceğinizi söylemektedir.

Thomson’a göre kemancının hayatta kalması için bu duruma katlanmayı seçmeniz büyük bir iyilikseverlik olacaktır, fakat kimse sizi buna zorlayamaz. Öte yandan bedeninizi kemancıdan ayırmayı seçmek bencilce bir davranış olarak nitelendirilebilir fakat bu seçimi yapmaya kesinlikle hakkınız vardır. Hiç kuşkusuz kemancı, yaşama hakkı olan bir insandır ama kemancıya bağlanmış olan kişi, burada kemancının yaşayıp yaşamaması konusunda değil kendi bedenini nasıl kullanacağı konusunda bir karar vermektedir. Thomson’a göre kürtaj da böyle bir karardır.

“Bedensel Otonomi Argümanı” ismi de verilen bu yaklaşıma göre her insanın yaşama hakkı vardır; fakat başkasının bedeni üzerinden, o kişinin isteği dışında yaşama hakkı yoktur. Bu nedenle ceninin kişilik hakları olsa bile bir kadın ceninin yaşamı için hamileliği sürdürmeye zorlanamaz. Uygulamalı etik alanında en zorlu argümanlardan biri olan Kemancı örneği oldukça şiddetli tartışmalar yaratmıştır.

Aktif ve Pasif Ötanazi (James Rachels)

Pratik etikçilerin başvurduğu diğer felsefi yöntem olan “Açık Farklılık Argümanı”nı ise, ikinci kurucu metin olarak ismini andığımız Aktif ve Pasif Ötanazi’de görmek mümkündür. Bu yöntemde, mevcut konu ile ilişkili iki farklı durum tasavvur edilir ve bu durumlar arasında açık bir farklılık olup olmadığı sorulur. Tasavvur edilen durumların ilkinde doğru olup ikincisinde doğru olmayan bir şey var ise, bunun ne olduğu ve bu iki durumun mevcut problem ile ne gibi benzerlik ve farklılıklar taşıdığı sorulur. Örneğin Rachels, küçük kuzenlerini öldürmeyi planlayıp bunu uygulayan “Smith” ile, uygulamaya fırsatı olmadan küçük kuzeninin ölümüne rastlayan “Jones”un durumlarını tasavvur etmiş ve konuyu aktif ile pasif ötanazi ayrımıyla ilişkilendirmiştir. Biraz daha yakından bakalım.

Şayet eylemleri özgül bazı ahlaki kuralları ihlal edip etmediğine göre değerlendiriyorsanız, eylemler ile eylemsizlikler arasında ahlaki bir ayrım olduğunu düşünüyorsunuzdur. Ancak eylemleri sonuçlarına göre değerlendiren etik bir çerçeveye (Sonuççu Kuram) eğilimliyseniz eylemler ile eylemsizlikler arasında ahlaki bir ayrıma gitme gereği görmezsiniz. Bu çerçevede eylemsizlikler de belirli bazı sonuçlardan bağımsız düşünülemez ve bir tercih olarak görünür. Bu görüşte “Eylem ve Eylemsizlikler Doktrini” geçerliliğini yitirmektedir.

James Rachels böyle bir ayrıma gitmemizin ve aktif ötanaziyi pasif ötanaziye göre daha kötücül görmemizin pek makul olmadığını düşünmektedir. Rachels bir kişiyi öldürmek ile onu ölüme terk etmek arasında ahlaki bir ayrım olmadığını ve öldürmenin ölüme terk etmekten daha kötü olmadığını ünlü Smith ve Jones örneği ile ifade etmeye çalışır.

“…Birinci örnek durumda Smith, eğer altı yaşındaki kuzenine kötü bir şey olursa büyük bir mirasa konabilecek durumdadır. Bir akşam çocuk banyo yaparken Smith gizlice banyoya girer ve çocuğu boğarak olaya kaza süsü verir.

İkinci örnek durumda Jones da altı yaşındaki kuzenine kötü bir şey olursa büyük bir mirasa konabilecek durumdadır. Smith gibi Jones da gizlice banyoya sızmayı ve çocuğu banyoda boğmayı planlamaktadır. Ancak tam da Jones banyoya gizlice girdiğinde çocuğun ayağının kaydığını ve başını sertçe yere vurarak yüzükoyun banyo küvetinin içine düştüğünü görür. Jones bu duruma seviniyor, çocuğun başını yeniden suya doğru iterek onun öldüğünden emin olması gerekir mi diye bekliyor ancak buna gerek kalmıyor. Jones, çocuğu sadece izler ve hiçbir şey yapmazken, çocuk çırpınıp “tesadüfen” boğuluyor.” (Rachels,1975:70-78). Rachels bu düşünce örneği üzerinden bizi düşünmeye sevk ederek Smith’in çocuğu öldürme eylemine girişerek (aktif ötanazi) Jones’un ise hiçbir şey yapmaksızın sadece ölmesine izin vererek (pasif ötanazi) aynı sonuca ulaştığına dikkat çekiyor. Bu iki eylem arasındaki tek fark bu yöntem farkı gibi görünmektedir. Öldürme ve ölüme bırakma arasında bir ahlaki ayrıma gitmek için gerekçeye ihtiyacımız kalmış mıdır? Smith’in Jones’a ya da Jones’un Smith’e göre daha az veya daha çok kınanabilir bir davranış içinde olduğunu iddia edebilir miyiz? Rachels’a göre hayır! Fakat elbette bu argüman birçok tartışma yaratmıştır.

Sampedro ötanazi mücadelesi ile ünlüydü.

Hayvan Özgürleşmesi (Peter Singer)

Bahsedilen ilk iki metinde, pratik etikçilerin felsefi yöntemler ve düşünce deneyleri ön plandayken kurucu metinlerden üçüncüsü olan Hayvan Özgürleşmesi’nde ise Singer, hissedebilen canlıların acı kaynağından kaçmasına dikkat çekerek, bu canlıların gereksiz acılara maruz kalmama hakkı olduğunu savunmuştu. Bunu yaparken ise Faydacılık olarak bilenen normatif etik teoriye yaslanarak, kendisinin revize ettiği Tercih Faydacılığı’na dayalı olan bir dizi argüman öne sürmüştü.

Peter Singer, Hayvan Özgürleşmesi adlı kitabında şöyle bir ifade kullanmaktadır:

Türcülük (…) birisinin kendi türünün üyelerinin ilgilerine yönelik ve diğer türlerin üyelerine karşı taraflı bir önyargı ya da tutumdur.

Singer’a göre insanlar çoğunlukla farkında olmaksızın örtük bir türcülük ile hareket eder. İnsanlar, insan olmayan canlıları çeşitli şekillerde kullanır, örneğin: bilimsel deneylerde, kıyafet üretiminde, yemek yaparken, (petshoplarda) ticaret nesnesi olarak, savaşlarda askeri amaçla veya sırf bencil bir zevk tatmini için. Ancak bunu, kendi türümüz için yapmayız veya yapanları ayıplarız. Eğer bir canlıya yönelik tutumunuzun, (kısmen ya da tamamen) onun türsel üyeliğine bakarak belirlenebileceğini savunuyor veya insan dışında hiçbir canlının ahlaken (veya başka bir açıdan) bir değerinin olmadığını düşünüyorsanız; bu tam olarak türcülük tanımına denk düşecektir.

Singer’ın geliştirdiği Tercih Faydacılığı adındaki ilkenin altında yatan temel motivasyon; hissedebilen, yakın arkadaşları ve sosyal çevresi olan, anıları olan, favori oyunları olan, belli bir düzeyde akıl yürütebilen, (bazı memeliler için konuşursak, kendini zamansal bir yer de bir dereceye kadar konumlandırabilen), acıdan kaçınmak ve hayata devam etmek isteyen bir canlıyı öldürmenin epey büyük bir ahlaki kötülük olduğudur. Çünkü bu hissedebileni duyarlı canlının tercihi acı kaynağından kaçmak üzerine kuruludur (hissedebilen canlıları acıya tepki verir ve acıdan kaçma tercihi sergiler) ve hayatta kalma yönünde bir arzuya sahiptir. Singer niçin tüm hissedebilen canlıların çıkarlarını eşitçe savunmuyor ve acıdan kaçma/yaşama tutunma tercihlerine saygı duymuyoruz diye sorar. Singer’ın dile getirdiği bu argümanlar hem felsefe camiası hem de aktivist kesimlerde epey ses getirmiştir, hayvan özgürlüğü oluşumları kurulmuş ve kitlesel hareketlere fikir kaynaklığı etmiştir.

Kurucu metinlerde de görüldüğü üzere; kimi pratik etikçiler felsefi bir yönteme (Analojiye Dayalı Argüman ve Açık Farklılık Argümanı) başvururken kimileri ise mevcut bir normatif etik teorinin çağdaş versiyonu aracılığıyla (Sonuçculuk ve Tercih Faydacılığı) iddialarını temellendirmeye çalışır. Elbette bu metinler bolca düşünce deneyi de içermektedir. Ahlak felsefesinin, spesifik olarak ise pratik etik disiplininin düşünce deneylerine elverişli olması birçok anlamda onu daha anlaşılır kılmaktadır. Ahlaken tartışmalı görünen alanlarda (idam, veganizmi, kürtaj, vb.) felsefi bir yönteme veya normatif etik bir kurama başvurmak birçok açıdan yararlı olabilir.

Temel Çalışma Alanları, Problemler ve Sorular

  • Hayvan Etiği: Hissedebilen hayvanlara karşı ahlaki sorumluluklarımız var mı? Ahlak yalnızca kendi türümüz ile mi ilgilidir? Etik Veganizm ahlaken doğru mudur? Hayvanların ahlaki statüsü hakkında ne söylenebilir?
  • Biyomedikal Etik ve Biyoetik: Kimler üzerinde tıbbi deney yapabiliriz? Ötanazi hak mıdır? Hasta hakları nelerdir? Sağlık çalışanlarının ne gibi ahlaki sorumlulukları vardır? Klonlama, kök hücre araştırmaları, nakil ticareti, genetiği değiştirilmiş gıdalar, insan genetiği mühendisliği, genom bilimi, kısırlık tedavisi vb. gibi uygulamalar ahlaken doğru mudur?
  • Meslek Etiği: Şirketlerin ahlaki statüsü var mıdır? İşveren ile işçilerin birbirine ne gibi ahlaki sorumlulukları vardır? Mobbing nedir ve ahlaken niçin yanlıştır?
  • Çevresel Etik: Gelecek nesiller için iklim değişikliğini engellememiz gerekiyor mu? Doğanın içkin bir değeri var mıdır? Bireylerin doğaya karşı ne gibi sorumlulukları vardır?
  • Bilgi Etiği: Bilgiye erişim hakkı ne demektir? Telif hakkı nedir? İntihal nedir? Sansürün ahlaken doğru olduğu durumlar var mıdır? Yasa dışı müzik yapabilir miyim? Gazetecilerin ne gibi ahlaki sorumlulukları vardır? Epistemik adaletsizlik nedir?
  • Hukuk Felsefesi: Kişisel ve eğlence amaçlı uyuşturucu kullanımı yasaklanmalı mı? Cezalandırma teorileri nelerdir? Hukuk ile etik arasındaki farklar nelerdir? İdam cezası ahlaken yanlış mıdır?
  • Aile Felsefesi: Çocuklar ebeveynlerine ne borçludur? İsteyen herkes çocuk sahibi olmalı mıdır? Ebeveynler lisanslanmalı mı? Aile kurumu önemli midir? Kimler çocuk sahiplenme hakkına sahip olmalı? Yaşlılara karşı ne gibi sorumluluklarımız vardır?
  • Pratik Dağıtıcı Adalet: Hayır kurumuna ne kadar/ne ölçüde yardım etmeliyiz? Kaynakları nasıl dağıtmalıyız? Var olan ekonomik eşitsizliklere karşı ne yapmalıyız?
  • Üreme Etiği: Bir fetüsü aldırmak makul mü? Kürtaj kadının kendi bedeni üzerinde tasarruf hakkı mıdır yoksa cinayet midir? Fetüs ne zaman birey olur? Fetüsün hakları var mıdır? Hangi durumlarda kürtaj ahlaken doğru hangi durumlarda yanlıştır?
  • Cinsel Etik: Fuhuş yasal olmalı mıdır? Para karşılığı cinsel ilişkiye girmekte ahlaki bir problem var mı? Porno sektörü yasaklanmalı mı?
  • Uzay Etiği: Uzayın içkin bir değeri var mıdır? Uzaya çöp atmak ahlaken doğru mudur? Uzaylılar ile karşılaşma yaşanması durumunda onlara ne gibi ahlaki sorumluluklarımız olurdu?
  • Savaş Etiği: Bir savaş ne zaman adil olur? Savaş suçu nedir? “Barış için savaş” ne demektedir?

Kaynakça ve İleri Okuma

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, şu an Hacettepe Antropoloji öğrencisidir. Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Etik, epistemoloji, din felsefesi, metafelsefe ve siyaset felsefesi ile ilgilenir. Öğretmen olup, STK’larda görevlidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Ünlü Düşünce Deneyleri, Metaforlar ve Paradokslar Bölüm 5: Din Felsefesi – Berk Celayir

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü