1.8K Okunma Sayısı
56 dakika okuma süresi
27 Aralık 2025

Kur’an’da 19’a Dayalı Sistem Var mı? – Mustafa Mütereddit

Giriş

Korkusuz Cengaver (1976) filminde Şahin Bey (Cüneyt Arkın) kör olmuştur ve görmeden ok atmaya çalışır. (izle) Önce elma vurur, sonra kalın bir halat, sonra giderek daha ince halatlar ve en son bir saç telini ok ile vurur. Hedef küçüldükçe hedefi vurmak da o kadar zorlaşır. Şahin Bey’i diğerlerinden üstün yapan da budur: kör olmasına rağmen saç telini bile okla vurabilmesi. Tersine hedefi büyüttüğümüzde vurma şansı artar. Benzer şekilde, iki zarı bir kez atan, bin kez atan ve on bin kez atan üç kişinin bulacağı düşeş (6-6) sayısı küçükten büyüğedir. Ne kadar denerseniz o kadar tutturma şansınız olur. Bu örnekler bize olasılık hakkında temel bir gerçeği gösteriyor: çok sayıda örneğiniz varsa bunlar arasında istediğiniz örüntüyü bulma şansınız artar. Rastgele 1900 sayı seçerseniz bunların aşağı yukarı 1/19’u (100 tanesi) 19 sayısının tam katı olacaktır. Bunu ister uydurun, 1900 kişinin cebinden çıkan para miktarını baz alın, isterseniz Excel gibi bir programdan “RANDBETWEEN (0,1000) [RASTGELEARADA(0;1000)]” formülü ile 1900 sayı üretin. Bunların 100 kadarının 19’a kalansız bölünmesi sizi şaşırtmamalı. Ancak bu sayının tam olarak 100 olmaması da şaşırtmamalı.

Kur’an’da da böyle matematiksel örüntüler olduğunu, bunların ne kadar şaşırtıcı olduğunu, 7.yy’da yaşamış bir Arap tarafından bunun tasarlanamayacağını ve dolayısıyla ilahi bir tasarım sonucu olduğunu, Allah’ın varlığını, Kur’an’ın Allah’tan geldiğini kanıtladığını ya da en azından bu iddiayı desteklediğini söyleyen pek çok argüman görmüş olabilirsiniz. Bu tarz argümanlar genellikle bu konuların uzmanları tarafından pek ciddiye alınmaz. Bu iddiaları ortaya atanlarla dalga geçildiğini sıklıkla görürsünüz. “Bunlar kafayı yemiş.” “Öyle şey mi olur?” “Kur’an’ın sayılarla ne alakası var?” gibi kestirip atan hakaret içerikli tepkiler. Sayısal örüntüler gören bir adamın hikayesini anlatan The Number 23 (2007) filmini de bu tarz davranışların bir eleştirisi olarak izleyebilirsiniz.

Bu türden hakaret ağırlıklı tepkiler, gördüğüm kadarıyla örüntülere mucize diyenlerin inancını daha da pekiştiriyor. Eleştirenler de eleştirilerini ciddiyetle temellendirmeyince bu sonuç kaçınılmaz görünüyor. Kur’an’da 19’a dayalı bir sistem olduğunu, bu sistemin tesadüfen görülme olasılığının çok düşük olduğunu iddia edenlere de benzer eleştiriler geliyor. Mahmud Sami Üzüm’ün bu dergide yayınlanan yazısı da bu örüntüleri ayrıntılı olarak inceliyor: bir sistem olarak Kur’an’a kasten konduğunu ve böyle bir sistemi 7.yy’da yaşamış bir insan tarafından konamayacağı için Allah’ın varlığının lehine yeni bir argüman olabileceğini savunuyor. Bu yazıyı da Mahmud Sami Üzüm’e bir eleştiri olarak kaleme aldım. 19 sistemini savunanlara (yazının devamında 19’cular diyelim) getirilen eleştirilerin başında uyguladıkları kuralların keyfi olması geliyor. Örneğin neden bir surenin başında bulunan kesik harflerin her biri o surede

19’un katı olarak geçmiyor da çok spesifik kurallara göre yapılan gruplandırmalarda 19’un bir katını elde ediyoruz? Mesela 40-46 aralığındaki 7 sure ha-mim kesik harflerini, 42. Sure ise aynı zamanda ayn-sin-kaf kesik harflerini içeriyor. 42. Surede ayn-sin-kaf harfleri 19k kadar geçerken bu 7 surenin hiçbiri 19k ha-mim içermiyor. Daha da ilginci ha-mim harflerinin 19k kez geçtiği 6 sure var, hiçbiri ha-mim kesik harflerini içermiyor. 42. Suredeki eşleşmede de kaf harfi 3×19 kez geçerken ayn ve sin harflerinin toplamı 19k ediyor.  Buna karşılık 19’cular aşağıdaki örüntüyü mucize iddiasına kanıt olarak sunuyor:

Bu yaklaşım da 19’cuların 19k bulmak için keyfi kurallara göre sayım yaptığı şeklinde görülüyor. 19’cuların keyfilik eleştirisine cevabı ise tümevarım yaptıkları ve keyfilik eleştirisinin tümdengelim yapanlara getirilebileceği. Oysa 19’cular tümevarım da yapmıyor, daha doğrusu bunu eksik yapıyor.

Tümevarım kısaca parçadan hareketle bütünü tahmin etmek, tümdengelim de bütünden hareketle parça hakkında tahminde bulunmak olarak tanımlanabilir. Bilimsel veya matematiksel araştırmalar ve önermeler çoğunlukla bu iki yaklaşımın birlikte kullanılmasıyla test edilir. Mesela yaptığınız okumalar veya kişisel gözlemlerinizde ilginç bir örüntü bulursunuz, bu örüntü daha önce ortaya konmuş mu diye bilimsel literatürü tararsınız. Ortaya konmamışsa veya çalışmalar sizi tatmin etmezse kendiniz araştırma yaparsınız. Kişisel gözlemlerinizi bir hipoteze dönüştürüp bunun doğru, geçerli ve genellenebilir olup olmadığını test edersiniz. Çıkış noktanız tümevarım olsa da bu gözlemlerinizi tümdengelim ile test etmiş olursunuz. Önünüze bir sayı dizisi geldiğinde ve sıradaki sayıyı tahmin etmeniz istendiğinde de benzer bir yol izleyebilirsiniz. Bir zekâ testinde 2, 4, 6, ? şeklinde bir dizi görürseniz ? yerine 8 yazabilirsiniz. İlk sayı 2×1, ikinci sayı 2×2 olduğu için üçüncü sayı da 2×3 mü diye kontrol edersiniz. Öyleyse dördüncü sayı da 2×4 olmalı, dersiniz. Oysa dizi 2, 4, 8, ? şeklinde olsaydı bunun ikinin katları değil kuvvetleri olduğu sonucuna varıp ? yerine 16 yazardınız. Ama sadece 2, 4, ? yazan bir dizide tek cevap olamayacağı açık. 2 örnekle genelleme yapamazsınız. Burada olası tüm senaryoları hesaba katmanız gerekir.

Kur’an’da 19 sistemi gerçekten var mı? Her ne kadar Kur’an’da 19’un katlarına dayalı bir sistem iddiasında bulunanlar farklı verilere uygulanan farklı işlemlerle çok daha fazla 19 elde etse de Üzüm’ün yazısındaki argümanlar, Kur’an’ın sure ve ayet sayısı gibi genel özelliklerinin yanında 4 temel örüntüye dayanıyor:

  1. Kur’an’ın ilk ayeti kabul edilen besmele’nin harfleriyle oluşturulan 6 adet sayı,
  2. Besmelede geçen 4 kelimenin Kur’an’da geçiş sayısı,
  3. Besmeledeki kelimelerin Kur’an’daki geçiş sayılarının Allah’ın 4 isminin ebced değeriyle eşleşmesi,
  4. Kesik harflerin (huruf-u mukattaa) başlarında bulunduğu surelerdeki geçiş sayısı.

Bu kısıtlama yaklaşık 15 bin kelimelik yazıyı ‘okunabilir’ uzunlukta bırakmış. Ayrıca bu veriler daha bütüncül bir sistem görüntüsü çizmeye de yarıyor. Nitekim veri ve işlem çeşidi arttıkça her ne kadar başka kitapta görülme olasılığı düşse de sistem görüntüsü de giderek bozulur. Bu örüntüler gerçekten kasıtlı bir sistemin öğeleri mi yoksa rastgele denk gelmiş sayılar mı? Bunu nasıl test edebiliriz? Daha da önemlisi, başka bir kitap için benzer iddialar ortaya atıldığında hangi kriterlerle değerlendirmede bulunabiliriz? Sayı dizisi örneğinin de gösterdiği gibi birkaç veriden elde edilen bir örüntünün diğer verilerle test edilmesi gerekir. Dahası, diğer veriler de örüntüyü test edecek büyüklükte örneklemler sunmalı.

Eleştirinin Arka Planı

Bu uzun girişten sonra ön yargılarımı/bilgilerimi yazmam yerinde olacaktır. Bu iddialara yaklaşırken hangi bilgi ve kanaatlerim beni yönlendiriyor? Dahası, neden Üzüm’ün iddialarını kabul etmekte bu kadar direniyor, her bir unsurunu ayrı ayrı inceleyip yanlışlamaya çalışıyorum?

Kur’an’da harf ve kelime sayılarına dayalı sistem olmasına karşı ön yargı ve bilgilerim:

  1. Kur’an’ın geleneksel alimlere göre de insanlar tarafından yazılmış olması. Kur’an yazılırken standart kitap Arapçası oturmuş değildi. Eski Kur’an nüshaları ve kıraat rivayetleri de gösteriyor ki bir kelime farklı şekillerde yazılabilir ve okunabilir. Dolayısıyla Müslümanlar için de İslam’a inanmayanlar için de Kur’an’ın imlası peygamberin elinden çıkmadı. Bu farklılıkların büyük çoğunluğu imla ve okuyuşla ilgili olup anlamı değiştirmez. Anlamı değiştirecek farklılıklar az. Dilde tek bir standart oluşturmak günümüz imkanları, devlet gücü ve zorunlu eğitimle bile zor ve %100 standartlaştırma sağlanamıyor. 7.yy’dan gelen bir kitap için bunun tek bir formu olacağını varsaymak için bir gerekçemiz yok. Örneğin Türkçede kitap yazarken ‘kitap’, ‘kitâp’, ‘kitab’ ve ‘kitâb’ şeklinde yazabilir, Kur’an gibi kutsal bir kitaba atıf yaptığım için büyük harfle başlayabilirdim. Arapça yazımında da kitab kelimesi iki şekilde yazılabiliyor ve bu harf sayısını, dolayısıyla da kelimenin ebced değerini değiştiriyor. ‘كتاب’ ve ‘كتٰب’ şeklimde yazılabilir. İlki kef-te-elif-be harflerinden oluşurken ikincisinde uzatmayı sağlayan elif harfi yazılmamıştır. Ebced değeri de 423 veya 422 olabilir.
  2. Daha önce başka kitaplar için de çeşitli matematiksel mucize iddialarının ortaya atılmış olması ve bu iddiaların temelsiz çıkması. Bir kitaptan sonsuz tane sayı elde edebilirsiniz. Bunların bir kısmı illa ki belli örüntüler gösterecektir. Örnek olarak şu sayı dizisini inceleyebilirsiniz: 0, 1, 1, 0, 2, 2, 2, 0, 3, 2, 4, 1, 1, 0, 4, 4, 4, 1, 4, 0, 5, 5, 4, 1, 6, 2, 1, 0, 6, 7, 5, 1, 6, 3, 3, 1, 0, 7, 9, 5, 3, 6, 4, 4, 2, 0, 8, 9, 6, 4, 9, 4, 5, 2, 1, 3, 0, 9, 10, 7, 5, 10, 6, 6, 3, 1, 4, 2, 0, 10, 11, 8, 6, 11, 6, 9, 3, 2, 5, 3, 2, 0, 11, 11, 10… Bu dizi boş bir kâğıttan elde edilebilir ve sonsuza kadar devam ettirilebilir. Önünüze bir boş kâğıt alın. Bu kâğıtta kaç tane 0 var? Hiç olmadığı için 0 yazın. Şimdi kaç 0 var? 1 tane. O yüzden 1 yazın. Elinizde 0 ve 1 var. Kaç tane 1 var? 1 tane. Kaç tane 2 var? 0 tane. Bu sayıları da yazıyoruz. Bu sayma ve envanter tutma işlemini devam ettiriyoruz. 0 görünce 0 yazıp sayma işlemini baştan alıyoruz. Hiç 2 olmadığı için 0 yazıyoruz ve başa dönüyoruz. Böylece yukarıdaki sayı dizisini elde ediyoruz. Ayrıntılar için bkz. Envanter Dizisi. Bir kısıt yoksa hiç yoktan sonsuz tane sayı elde edebilirsiniz. Kısıtları kim belirleyecek? Peki, her kitaptan sonsuz sayı elde edilebilecekse gerçekten kasıtlı olarak konmuş örüntüleri nasıl keşfedebiliriz? Yazının devamında buna da değineceğim.         
  3. Kur’an’ın ayet sayısının ve bazı ayetlerinin nereden bölüneceği veya birleştirileceğinin tartışmalı olması. Bunların da yine peygamber tarafından belirlenmediğini düşünmek için çok nedenimiz var. Tartışmalar için bkz. İslam Ansiklopedisi Ayet başlığı.
  4. Dünyada çok fazla kitap olması. Her yıl yaklaşık 2 milyon kitap basılıyor. Milyonda 1 görülebilecek bir örüntü her yıl bir iki kitapta da görülebilir. (Not: 2 milyon sayısı milyonda 1’lik olasılıkları test etmek için yeterli değil ama son 30 yılda çıkmış kitapları düşünecek olursak belki 10 kitapta daha böyle bir örüntü gözlemleyebiliriz.)
  5. Mucizelerin doğası gereği nadir olması. İnananlar da inanmayanlar da mucize iddialarına bu nedenle aşırı şüpheci yaklaşmalı.
  6. Son olarak bu sistem iddiasının kitabın yazılışından 1300 yıldan fazla bir süre sonra ortaya atılması ve keşfediliyor olması. Keşfeden kişi (Reşad Halife) sistemin tüm kurallarını ve unsurlarını belirlemediği için sistem de zamanla evrilmiş, zayıf iddialar ayıklanmıştır ancak tamamlanmamıştır.

İddiaların Çıkış Noktası

Kitabın yazarı tarafından açıkça belirtilmediği için bu tarz bir sistem şayet varsa tümevarım yoluyla bulunabilir. Eğer böyle bir sistem müdahaleleri tespit etmek ve/veya düzeltmek için konduysa (19’cuların iddiası) test edilebilir olması ve hataların nasıl düzeltileceğini bildirmesi gerekir. 19’cuların kendi argümanlarına baktığımızda 19 sistemi kısmen çözülmüş, kısmen test edilmiş ve bazı hataları bulup düzeltmeyi sağlamıştır. Yine onlara göre sistemi koyan bunun çözülebilmesi için belli ipuçları ile araştırmaya teşvik etmiştir. Mesela bazı surelerin başına anlamını kimsenin çözemediği kesik harfler yerleştirmiş insanları düşünmeye zorlamıştır. Mesela 113 surenin başında besmele bulunuyor. 1. Surede bu ifade numaralıyken diğer 112 surede numarasızdır. 9.surenin başında ise ne numaralı ne numarasız halde var. 19’culara göre besmele sayısı da sure sayısı gibi 19’un katı (114) olmalıydı. Bu ‘kayıp’ besmele ise 27. Surenin 30. Ayetinde yer alıyor ve 114’e tamamlanıyor. Bu ilginç durum, 19’culara göre bizi bu kitapta 19’un özel bir yeri var mı, sorusuna götürmeli. 19’la ilgili iddiaları 13 yıl önce bazı arkadaşlarımdan duymuştum ancak test etmeye çalışmamıştım. Üzüm’ün yazısını okuduktan sonra, teknik (Excel, Python) ve istatistiksel becerilerimi de geliştirmişken buna giriştim.

19 sistemi, diğer tasarım argümanları gibi olasılığa dayanıyor. Dolayısıyla örüntüleri incelemeye başlamadan önce olasılık teorisinin temeli olan büyük sayılar kuralını, olasılığın ne olduğunu ve nasıl hesaplandığını tartışmak gerekir. Daha sonra Üzüm’ün yazısındaki 4 unsuru tek tek inceleyerek, bunların kasıt olmadan da görülüp görülemeyeceğini test etmeye çalışacağım.

a. Büyük Sayılar Kuralı

Rastgele 30 sayı üretseniz bunların 30’unun da 19’un katı gelmesine şaşırırsınız. Bu beklenmedik bir şeydir. Muhtemeldir ki sayıları rastgele üretmediniz, bir programa ürettirdiyseniz program hata mı verdi diye araştırırsınız. Ancak sayıları rastgele üretmediyseniz veya rastgele üretilmiş 570 sayı arasından seçtiyseniz o zaman şaşırılacak pek bir şey yoktur. Dolayısıyla eldeki verinin veya sayıların nasıl elde edildiği çok kritik. Dahası, kaç farklı sayıdan seçtiğiniz de sonucu değiştirir. Rastgele bir sayının 19’un katı olma olasılığı 1/19 iken rastgele 10 sayıdan herhangi birinin 19’un katı olma olasılığı 10/19 olur. Gerek sistemi bulan Reşad Halife, Türkiye’de yaygınlaşmasını sağlayan Edip Yüksel ve Mahmud Sami Üzüm ile veri ve tablolarından yararlandığı Gürkan Engin’in “beklenen değer” ile “gözlemlenen değer” arasındaki farka işaret ederken büyük sayılar kuralını dikkate almadığını gördüğüm için burada önce bu kuralı ele almak yerinde olacaktır. Üzüm’ün yazısından bir örnek (ki bu örnek Reşad Halife’yi de 19 aramaya iten bir gözlemmiş) ile önce sorunu görelim:

“Kuran’ın 50. suresi olan Kaf suresi görselde de görebileceğiniz üzere “Kaf, Mecid olan Kuran’a and olsun” şeklinde Kaf (ق) mukattası ile başlamaktadır. Benzer şekilde, 42. sure olan Şura suresi de aynı şekilde Kaf mukattası içermektedir ve Kaf mukattasının bulunduğu iki sureyi yani 42 ve 50. sureyi incelediğimizde ilginç bir tablo karşımıza çıkmaktadır:

42. sure 3.483 harf ve 864 sözcükten oluşmaktadır.

50. sure 1.506 harf ve 377 sözcükten oluşmaktadır.

Görüldüğü üzere, Kuran’daki 42. sure metin uzunluğu bakımından 50. surenin neredeyse 2.5 katıdır. Ancak, bu dikkat çekici uzunluk farkına rağmen her iki surede de eşit sayıda 57’şer kez (19×3) “Kaf” harfi geçmektedir. Metin uzunluğu arttıkça metnin içerisindeki harf sayısının da bununla orantılı bir şekilde artması bekleneceğinden normal şartlarda 42. surede çok daha fazla “Kaf” harfi olması gerekirdi. Yani, bu durumu dikkat çekici kılan şey, istatistiksel beklentinin aksine, 50. sureden çok daha uzun olan 42. surede Kaf harfinin sayısının artmaması ve 42. sureden 2.5 kat kısa olan 50. sureyle eşit sayıda Kaf harfi barındırmasıdır.”

Burada büyük sayılar kuralı görmezden gelinmiş. Bu kural olasılığın temelidir ve gözlemlenen ile beklenen arasındaki farkın gözlem sayısı arttıkça azalacağını ifade eder. Mesela adil bir zar attığınızda yüzeylerden herhangi birinin gelme olasılığı 6’da 1’dir. Bunun nedeni tüm yüzeylerin gelme olasılığının birbirine eşit olmasıdır. Ancak bu, adil bir zarı 6 kez attığınızda her yüzeyden birer kez geleceğini garanti etmez çünkü her bir atış diğerinden bağımsızdır. Zarı 10, 100, 1000, 10000…kez attığınızda elde ettiğiniz oranlar 6’da 1’e yaklaşır ve 6 yüzeyin gelme sıklığı birbirine daha çok eşitlenir (tam eşit olmak zorunda değildir.). Dahası, zar bir yüzeyi daha az veya daha çok gelsin diye ağırlıklandırılmışsa, bir başka deyişle adil değil hileliyse bunu yine zarı çok sayıda atarak tespit edebilirsiniz. Zarı 10.000 kez attığınızda elde edeceğiniz oranlar zardaki hile oranlarını hassas bir şekilde size verecektir. Peki bu kural, Kur’an’da harf sayarken beklentilerimizi nasıl şekillendirmeli? Önce her bir harfin Kur’an’da toplam geçiş oranını hesaplayın.

  1. Sure ne kadar uzunsa harflerin suredeki geçiş oranları Kur’an’daki geçiş oranlarına o kadar yakın olur, sure ne kadar kısaysa bu oranlar o kadar farklı olacaktır (ya daha yüksek ya daha düşük).
  2. Bir harf Kur’an’da ne kadar sık geçiyorsa o harfin her bir suredeki geçiş oranı daha seyrek geçen harflere kıyasla toplam orana daha yakındır, ne kadar az geçiyorsa farklılaşma da o kadar yüksektir.

Buradaki kısalık ve uzunluk mukayeselidir ve keskin hatlarla ayrılmış kategoriler değildir. Dahası tekil örneklerde her zaman böyle olmak zorunda da değildir. Bu kurallar genel eğilimi dolayısıyla istatistiksel beklentiyi bildirir. Sık geçmeyen bir harf kısa bir surede genel orana yakın bir oranda da geçebilir. Ancak kısa surelerin geneline baktığımızda uzun surelere kıyasla daha fazla sapma gözlemleriz. Büyük sayılar kuralı gözlem sayısı sonsuza yaklaşırken gözlemlenen oran/olasılık beklenen sayıya yaklaşır, der. Kaf harfiyle ilgili 19’cuların baştan beri yaptığı gözlem bu yüzden şaşırtıcı değil. Zira beklentileri büyük sayılar kuralını görmezden geliyor. 42. Sure de 50. Sure de uzun sureler değil (bkz. Grafik 1), dahası kaf harfi de sık geçen harflerden değil (bkz. Grafik 2). Dolayısıyla yukarıdaki iki kurala göre de beklentimiz bu surelerdeki kaf harflerinin sure içindeki oranının (suredeki kaf sayısı/suredeki toplam harf sayısı) genel orandan çok farklı olacağıdır. Harfler her surede aynı oranlarda geçseydi asıl o zaman harf sayılarına dayalı bir kasıt arardık çünkü bu sonuç harf sayılarını dikkate almayan bir metinde beklenmezdi. Bir başka örnekle, eğer 6’şar zardan oluşan 100 tane zar grubu görürseniz ve hepsinde de her bir yüzey sadece birer kez geldiyse bu zarlar muhtemelen rastgele atılmadı, diyebilirsiniz. Beklentimiz eşit olmaları değil tam tersine farklı olmalarıdır çünkü 6, küçük bir örneklemdir. Rastgele atılmış (ve adil) olsalardı, her bir yüzeyin gruplardaki sıklıklarının ortalaması beklentimize yaklaşırdı (örneğin her bir gruptaki 1’lerin oranlarını hesaplayıp bu oranların 100 gruptaki ortalamasını alsaydık 6’da 1’e yakın olurdu). Özetle, beklentilerimizle gözlemlerimiz arasındaki farklara şaşırmak için çok gözlem yapılması şart. Aksi halde rastgelelik veya kasıtsızlık bize ilginç gelir.

Grafik 1’in gösterdiği gibi Kur’an’daki sureler eşit uzunlukta değil. Kabaca uzundan kısaya doğru sıralandıklarını söyleyebiliriz ama bu tam olarak izlenmemiş. Yine de ardışık sureleri gruplarsanız önce gelen grup sonra gelen gruptan daha fazla harf içerecektir. Bu uzunluk farkları istatistiksel beklentilere girerken dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor.

Grafik 2, her bir harfin Kur’an’daki toplam geçiş sayısını gösteriyor. Sure uzunluklarında olduğu gibi yine son derece eşitsiz bir dağılım görüyoruz. En sık geçen elif harfi 55774 kez geçerken en seyrek geçen za harfi 853 kez geçiyor. Sıklık bakımından 14. Sırada olan kaf harfi ise 7034 kez geçiyor. Dolayısıyla beklentiye girerken bu eşitsizlikleri de hesaba katmamız gerekir.

Grafik 3’te görüleceği üzere sure uzadıkça elif harflerinin geçiş oranı toplam orana yaklaşırken kısa surelerde fark açılıyor.

Sureler kısadan uzuna doğru sıralandığında harflerin sure içindeki oranının ortalama orana yaklaştığını açıkça görebiliyoruz. Yine elif harflerinin grafiğinin kendi içinde daha stabil olduğunu (grafik ölçekleri harfleri kendi içinde değerlendirmek için farklıdır) kaf harflerinde ise daha çok oynama olduğunu görüyoruz. Bu farklılıklar büyük sayılar kuralına göre şaşırtıcı değildir. Bu kuralı bilmiyorsanız 42. Sure ile 50. Surede aynı sayıda Kaf harfi olmasına şaşırmanız normal. Diğer kısa surelerde de benzer şaşırtıcı gözlemler yapabilirsiniz. Örneğin 90 harften oluşan 113. Sure ile onun 5 katından daha uzun olan 85. Surede (482 harf) 6’şar adet kaf harfi geçmektedir.

Mukattaa içeren surelerde bu harflerin bulunma oranı içermeyen surelere kıyasla farklı mıdır? Bunu istatistik modelleriyle test etmek mümkün. Örneğin ha-mim ile başlayan 7 sure ile diğer surelerin karşılaştırması için bkz. Tablo

Bu hesaplar diğer harfler için de yapılabilir ama görüldüğü üzere anlamlı bir fark yok. Ha-mim sureleri sağlam iddialarından olduğu için (sayılar ve harflerde tartışma yok, birleştirme gerekçesi makul). Veriye standart istatistik mantığıyla yaklaştığımızda veride sistematik bir fark göremiyoruz. Büyük sayılar kuralı doğrudan gözlemlenebiliyor. Yakınlaşma ve farklılaşmalar beklenen yerlerde görülebiliyor. Harflerin sayısı/oranı bakımından mukattaalı sureler mukattaasız surelerden anlamlı olarak ayrışmıyor. Tekil örneklerde örneklem büyüklüğünü dikkate aldığımızda sapmaların sebebinin örneklemin büyüklüğü ve bakılan harfin sıklığı olduğunu görebiliyoruz. 42 ve 50. Surelerdeki kaf oranlarının (sırasıyla 0,016355811 ve 0,03782349) farklı olmasının nedeni başlarında kaf mukattaası bulunması değil surelerin görece kısa ve kaf harfinin görece daha seyrek geçen bir harf olmasıdır, diyebiliriz.

b. Kur’an’daki Sayısal Veri Kümesi

Olasılık hesaplarına girmeden önce örüntülerimizi nasıl bir evrenden bulduğumuzu hesaplamaya çalışalım. Yani bir metinden kaç sayı üretilebilir? Kur’an’dan kaç tane sayı elde edebilirsiniz? Bu sorunun cevabı hayal gücünüze bağlı. İstediğiniz kadar çıkarabilirsiniz. Ama bunu daha pratik olsun diye kısıtlayabilirsiniz. Örneğin tek bir sayı elde etmek için en fazla 3 veri ve 4 işlem diye kendinizi kısıtlayabilirsiniz. Yine de veri ve işlem sırasını sabit tutsanız bile toplam veri sayısının (V) 1’li, 2’li ve 3’lü kombinasyon sayısı ile işlem sayısının (İ) 1’li, 2’li, 3’lü ve 4’lü kombinasyon sayısını birbiriyle çarpmanız gerekir. Veriyi, inceleme biriminin herhangi bir özelliğinden çıkarılacak sayı diye tanımlayabiliriz. Kur’an için inceleme birimi harf, kelime, ayet, sure ve kitabın tamamı olabilir.

Bu 34 veri kategorisi (sıralara baştan veya sondan bakma seçeneklerini de eklersek 44 kategori) bize toplamda kaç tane sayı verir? Ayrıca, Kur’an’da 300 binden fazla harf ve 28 benzersiz harf; bir hesaplamaya göre 77 bin küsur kelime, 18 bin küsur benzersiz kelime ve 1685 kelime kökü; 6000 küsur ayet ve 114 sure bulunuyor. Dahası, bu sayıların farklı kombinasyonlarını (mesela kelimenin ayet içi sırası – harfin kelime içi sırası – harfin ebced değeri) ve hatta permütasyonlarını (sırayı değiştirirseniz sayılar değişebilir) gözönünde bulundurduğumuzda çok uçuk sayıda sayısal veri elde ederiz. Buna bir de kullanacağımız her bir sayı grubu için uygulayabileceğimiz işlemleri düşünün. Bu işlemlerden de kombinasyon ve permütasyonlar, elde edilecek sayı adedini katlayabiliriz. Son olarak, harf, kelime, ayet tanımları yaparken de karşımıza farklı seçenekler çıkacağından bu liste yine katlanarak uzayacaktır. Böyle bir sayı listesini hazırladığınızı düşünün. Küme çok büyük olacağı için bunların 19’da 1’inin 19’un tam katı olması beklenir. Hatta 19’a bölümlerinden kalanlar eşit oranlarda (her biri 19’da 1) olacaktır. Sonra bunlar arasından seçmece yapıp seçtiğiniz değerlere anlam yükleyebilirsiniz. Bu, mucize olmayı bırakın, ilginç bile değil.

Elbette 19 argümanındaki tüm öğeler bu şekilde elde edilmedi. Örneğin mukattaa harfler için önce tek başına 19’un katı çıkan (Qaf gibi) harflerden yola çıkıp sistem çözülmeye çalışılmış gibi görünüyor. Haliyle bazıları çıkmıyor. Ancak besmelenin harflerinden yan yana yazılarak elde edilen 6 sayı birçok işlem ve veri kombinasyonu denenerek bulunmuş görünüyor. Bu 6 sayının alındığı kaynak olan Abdullah Arık, Beyond Probability adlı kitabında çok daha fazla sayı bulmuş. Edip Yüksel Üzerinde 19 Var adlı kitabında bunlardan birbirine sistem gibi oturan 6 tanesini seçerek kullanmış. Üzüm’ün yazısında da bu 6 sayının güzel bir formatta tablolaştırılmış hali kullanılmış. Özetle bu 6 sayı çok sayıda denemeyle seçilmiş 19’lardan yapılmış bir seçmece. Seçmecenin seçmecenin seçmecesi… Yine harf, kelime, ayet sayılarına baktığımızda, hepsi hakkında tartışmalar olduğunu görüyoruz.

Kur’an’da kaç ayet var? 6236 derseniz yaygın ve standartlaşmış bilgiyi kullanmış olursunuz. Burada kriteriniz eldeki metin olacaktır. Ama 19’cular numarasız besmele diye sure başlarında bulunan 112 besmeleyi ekleyip Tevbe 128-129’u çıkardıktan sonra 6346 (19×334) elde ediyorlar. Buna dayanak olarak sundukları tarihsel veri ciddiye alınmayacak bir rivayet. Dolayısıyla 19’un katı olsun diye (9:128-129 kelime sayılarını da bozuyor aynı zamanda) böyle bir tercihte bulunuyorlar denebilir. Ancak rivayetlere göre böyle tercihler yapmak aynı zamanda ihtimal havuzunu da genişletmiş oluyor. Rivayetlere dayanmak kendi İslam anlayışları için kabul edilemez olduğu için aşağıdaki örüntüyü matematiksel kanıt olarak sunuyorlar.

19’cular 9:128-129’un atılmasını başka bir matematiksel örüntüye dayandırıyor. Buna göre sayımlara dahil edilen Allah kelimelerinin geçtiği tüm ayetlerin (aynı ayette birden fazla geçse bile o ayet bir kez dahil edilir) sure ve ayet numaraları listelenir. 9:128-129 çıkarıldığında sure numaraları ve ayet numaraları toplamı ayrı ayrı 19’un tam katı gelir. Ancak böyle bir gerekçelendirmeyi kabul etmemiz için bu yaklaşımın teyit edilmesi gerekir. Eğer gerçekten bir kasıt olsaydı aynı hesabın önce isim ve Rahman kelimeleri için (9:128-129 bunları etkilemiyor) geçerli olması gerekirdi. O zaman Allah ve Rahim kelimeleri için de bu iki ayet varken ve yokken ikişer hesaplama yapardık. Eğer bu dört kelime için de böyle bir örüntü olsaydı o zaman bu şekilde ayet ve sure numaralarını (tekrarsız sayma kuralı dahil) teyit etmiş olurduk. Dahası, isim, Allah, Rahman ve Rahim kelimelerinin sayımındaki tercihler de teyit edilmiş olacaktı. Ve nihayet 9:128-129’un çıkarılmasına matematiksel bir gerekçemiz olurdu. Sadece Allah kelimesinin geçtiği ayetlerin ayet ve sure numaralarının toplamının 19’un tam katları olmasından hareketle tüm bu tercihler gerekçelendirilemez. Bu tarz bir örüntü 19 sistemi iddialarının lehine değil aslında aleyhinedir. 19 iddiaları test edilebilir oldukları bir alanda daha testi geçememektedir.

Kur’an’daki ayet sayısı konusunda zayıf sayılan görüşlere bakacaksak sadece Tevbe 128-129 değil 19 sisteminin 2 temel verisinden olan 1:1’deki besmele için de tartışma var. Hanefi mezhebinde bu numarasız besmele sayılır, Kur’an ayeti değildir ve namazda imam tarafından yüksek sesle okunmaz. Bu görüşte ilk sure yine 7 ayettir: bunu son ayeti iki ayete ayırarak elde ederler. Yine son iki sure olan 113-Felak ve 114-Nas sureleri için de Kur’an’ın birer suresi değil dua oldukları yönünde görüşler de var. Bu görüşler yaygın kabul görmese de ihtimaller arasındadır. Nitekim bu sureler 113-114 değil de 115-116.sureler olsaydı sure sayısı 19’a 2 kalanla bölünecekti ve 19’cular bu rivayetlere dayanarak bu iki surenin sonradan eklendiğini idda ederdi belki de. Yine numarasız besmeleler de tartışma konusu ve 19’cular tarafından ayet olarak sayılıp harf sayımlarına dahil edilirken kelime sayımında kullanılmıyor.

Bunlar tercihtir ve her bir tercihe makul gerekçeler sunulabilir. Ancak yaptığımız tercih veriyi değiştirdiği için bunları tek tek hesaba katmalıyız. Aşağıdaki seçimlerin (hepsi birbirine eşit kıymette olmasa bile eşit varsayarak) her biri seçeneklerimizi 2’ye katlıyor çünkü bunların permütasyonlarına bakıyoruz. Bu sayılar, eldeki numaralandırma sisteminin üzerindeki tartışmalar. DİB tarafından yayınlanan İslam Ansiklopedisi ‘Ayet’ başlığına bakarsanız çok daha fazla tartışma olduğunu görebilirsiniz. Bunun sebebi iki ayeti ayrırırken ortaya çıkan ihtilaflar. Örneğin 2. Sure’de “Elif-Lam-Mim” kesik harfleri ayet mi değil mi? Tüm kesik harflere bakarsanız günümüz metinlerinde bazıları numaralı bazıları numarasızdır. Bunların her biri toplam ayet sayısını değiştirir.

i. Metin seçimleri:

  • 1:1 Besmelesi sayılır / sayılmaz (x2)
  • Numarasız besmeleler sayılır / sayılmaz (x2)
  • Felak ve Nas Kur’an’dan sayılır / sayılmaz (x2)
  • 9:128-129 Kur’an’dan sayılır / sayılmaz (x2)

Ayet sayısı için 2x2x2x2 = 16 seçenek var ve bu seçenekler kelime sayılarını da doğrudan belirliyor. Bu seçenekler 19’cular standart metnin dışına çıktığı için söz konusu oluyor. Çıkmasalar 6236 ayeti sayıp geçerdik. Olasılık havuzu 1 olurdu. Öyle olmadığı için 16 oluyor (en az). Burada 19’cuların standart metni kullandığı ve 19 sistemine dayanarak belli ekleme/çıkarma tercihlerinde bulunduğu iddia edilebilir. Ancak elimizde standart tek bir metin yok. Bunlar imla bakımından (elif harfleri başta olmak üzere) farklılıklar içeriyor. Bu nedenle metin seçimlerinde yapılan tercihleri göz önünde bulundurmak gerekir.

ii. Kelime seçimleri

Kelime sayacaksanız yine karşınıza pek çok seçenek çıkıyor. Kelimeyi hangi metinde sayacağınız da önemli. Dolayısıyla metin seçimindeki 16 seçenek buraya çarpan olarak gelecek. 19’cular kelimelerin yalın ve tekil formunu (harekesiz, kök hali) sonuna ek gelmemişse (başına b-,f-,v-, el-, gibi takılar gelebilir) saymayı seçiyor. Sistemin kendisi herhangi bir yöntemi zorunlu kılmadığı için hangisiyle 19k elde edilecekse onu tercih etmişler. Peki başka nasıl tercihlerde bulunabilirlerdi?

Besmele b-sm Allah El-Rahman ve El-Rahim olmak üzere 4 kelimeden oluşuyor. Arapçada 28 ana harf var. Bu harfler (belki elif hariç) sessiz harfler. Bu harflerin nasıl okunacağını kelimenin bağlamı belirler. Kur’an ise Arapça bilmeyenler okuyabilsin, Arapça bilenler de zorluk yaşamasın diye hareke adı verilen ve bu 28 harfin altına veya üstüne yazılan işaretler içerir. Besmeleyi harekeli ve harekesiz olarak görelim:

Harekesiz: بسم الله الرحمن الرحيم

Harekeli: بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ

Bu 4 kelimeyi harekeli veya harekesiz saymak sayıları değiştireceği için önemli. Harekeli sayarsanız hem ana harflerin hem de harekelerin eşleşmesi gerekir ve daha az kelime çıkar. Harekeler anlamı doğrudan etkiler. Düzenli fiil kökleri için kök harfler sabit kaldığı halde aynı cümle etken veya edilgen (Romalılar kazandı karşısında Romalılar yenildi gibi) okunabilir. Dolayısıyla; harekeli/harekesiz olmak üzere (2) seçeneğiniz var ve sayımın amacına göre birini tercih edebilirsiniz. İsim kelimesi başına ‘ile’ anlamı katan ‘b-’ harfini almış ve başındaki elif harfi burada düşmüş. Bu elifsiz form Kur’an’da sadece 3 kez geçer ve 3’ü de “بسم الله” kalıbındadır yani “Allah’ın adıyla.” Üzüm’ün yazıda belirttiği gibi diğer yerlerde başına b- harfi gelmesine rağmen “باسم” şeklinde elif harfi düşmeden yazılmış. Allah kelimesi de yaygın görüşe göre (Bkz. Zemahşeri) El-ilah (Tanrı/O Tanrı/Tek Tanrı) anlamına gelir ve tanrı anlamına gelen “ilah” kelimesinin başına belli ve bilinen (harf-i tarif, İngilizcedeki ‘the’ gibi) anlamı katan el- takısı gelmesiyle oluşmuştur. Bu çoğunlukla (الإله) el-ilah olarak değil (mesela Kur’an’da bu şekilde hiç yazılmaz) (الله) şeklinde yazılır. Diğer iki kelime ise (رحم) kökünden türetilmiş iki isimdir ve besmelede başlarında el- takısı ile geçerler. Dolayısıyla iki kelime (isim ve Allah) formları bozularak yazılan kelimelerken El-Rahman ve El-Rahim standart kurallara göre yazılmış iki kelimedir. 19’cular burada b-sm kelimesini bozuk form diye saymazken onun doğru formu olan isim kelimesinin tekil ve sonuna ek almamış halini, Allah kelimesini olduğu gibi başına ek almış sonuna almamış tüm hallerini, El-Rahman ve El-Rahim kelimelerinin ise el- takısı olsun olmasın sondan ek almamış tüm tekil hallerini sayar. Kelimelerin bu şekilde farklı oluşu seçenekleri de arttırıyor. Bu seçeneklere göz atalım:

  • Tekil/çoğul form (2)
  • Başına ek almış/almamış (2)
  • Sonuna ek almış/almamış (2)
  • B-sm için orijinal form/standart dışı form (2)
  • Allah için Allah formları / ilah formları (2)

Harekeli/harekesiz ayrımıyla beraber besmeledeki kelimeleri sayarken 2x2x2x2x2x2 = 64 tane sayma seçeceğimiz çıkıyor. Bu sayımları hangi metinde yapacağımız da sonucu değiştireceği için 16×64 = 1024 farklı sayım sonucu elde edebiliriz. Sayımlar için tek bir veri (besmele) kullanıldığı ve bu sayım yöntemleri 19 sistemi içinde test edilmediği için tüm bu seçenekleri hesaba katmamız gerekir. Peki 19’cular gibi sadece tutanları baz alamaz mıyız? Bence alamayız. Neden?

Şifreli bir mesaja benzeyen bir cümle gördünüz. Bunun şifresini sadece cümleyi yazanın size deşifre anahtarını vermesiyle çözdüğünüze emin olabilirsiniz. Çünkü veri farklı deşifre anahtarlarını test edecek kadar büyük değil. Cümlenin yazıldığı dili biliyorsanız farklı harf kaydırma seçeneklerini deneyip anlamlı çıkan sonuçları muhtemel çözüm kabul edebilirsiniz. Dili bilmiyorsanız işiniz daha da zor. Sadece kaydırma kullanılmadıysa veya kaydırma hiç kullanılmadıysa işiniz giderek daha da zorlaşır. Bu kadar seçenek arasından doğru olanı bulduğunuza nasıl emin olabilirsiniz? Belki de cümle şifreli bile değildi de sadece dilini bilmiyordunuz. Latinize edilmiş Sanskritçe bir cümle de olabilir. 19 sistemini ortaya atan Reşad Halife ve Türkiye’de popülerleştiren Edip Yüksel Allah’tan vahiy almış ve haklı olduklarına emin olmuş olabilir. Peki vahiy almayan bizler nasıl emin olabiliriz? Sadece bulduğumuz anahtarı test ederek emin olabiliriz. O da hiçbir zaman %100 olmaz.

iii. İşlem ve veri seçimleri – Besmeleden çıkan 6 sayı

Peki 6 satırda farklı işlemlerle oluşturulan 6 sayının 19’un katı olması tesadüf olabilir mi? Burada veri görece sabit ama bu sefer işlemler sınırlı değil. Matematikte sayısal verilere uygulayabileceğiniz işlemlerin sınırı yok. Tamamen hayal gücünüze kalmış. Eğer tümdengelimle hipotez test etmiyorsanız seçenekleriniz sonsuz. 19’culara yöneltilen aceleci eleştirilerden biri “yan yana yazma” diye bir işlem olmadığı. Ancak matematikte, özellikle de şifreleme alanlarında kullanılan bir işlem. Ancak yaygın bir işlem olmadığını, kabul etmek gerekir. Yaygın olmayan bir işlem kullanmak kullanılabilecek işlem havuzunu genişletir hatta okyanusa dönüştürür.

Bu altı sayıdan ilki kelimenin ayet içindeki sırası (baştan) ve kelimedeki harf sayısının yan yana yazılmasından oluşuyor. Üçüncü sayı kelime sırası ve kelimenin ebced değerinden oluşturulmuşken beşinci sayı kelime sırası ile kelimedeki harflerin tek tek ebced değerinin yan yana yazılmasıyla elde edilmiş. İkinci, dördüncü ve altıncı sayılar ise kendinden önceki sayıda kullanılan verinin kümülatif toplamını yazarak hesaplanmış. Kelime sırasının her 6 sayıda da kullanılması, kümülatif toplamın üç kök sayıya uygulanması ve nihayetinde hepsinin son halinin yan yana yazarak oluşturulması estetik bir tablo ve sistem görüntüsü veriyor. Çıkış noktasının harflerin ebced değeri olduğunu düşündüğümüzde önce kelime sırası yazılarak aşağıdaki işlemler yapılmış denebilir:

  1. Say ve yan yana yaz
  2. Say, kümülatif topla ve yan yana yaz
  3. Topla ve yan yana yaz
  4. Topla, kümülatif topla ve yan yana yaz
  5. Bir şey yapmadan yan yana yaz
  6. Kümülatif topla ve yan yana yaz.

Kullanılan işlemler: sayma, toplama, kümülatif toplama ve yan yana yazma. Kullanılan veriler ise kelimenin ayet içindeki baştan sırası ile harflerin ebced değerleri. Bu 4 işlem ve 2 veriyi kullanmayı, bunları bu şekilde bir araya getirmeyi zorunlu kılan bir şey olmadığı için farklı düzenekler/sistemler düşünülebilir. Dört işlemden ikisi ve “bir şey yapma” ile birlikte üç sayı dizisi, kalan iki işlemden biri seçilerek bu üç sayı dizisinden üç dizi daha elde edilir. Elde edilen altı sayı dizisine de kalan son işlem uygulanarak 6 adet sayı elde edilir. 4’ün 2’li kombinasyonlarının sayısı 6, 2’nin 1’li kombinasyonlarının sayısı da 2. Dolayısıyla da bu 4 işlemle 12 farklı tablo elde edilebilir.

Hangi matematiksel işlemleri kullanabiliriz ve bunların hangi kombinasyonları makul? Bir işlemi sadece bir kez mi kullanabiliriz yoksa art arda kullanma sınırı var mı? Bu sınırların hiçbiri 19’cular tarafından konmadı. 6 sayılı tablodaki kısıtları izlersek işlem sayısının 4’lü kombinasyonlarının 12 katı gibi bir formülümüz olur. Bu hesapta veri (kelime sırası ve ebced değerleri) sabit tutulmuştur. Onların da kombinasyonlarını da çarpan olarak eklersek “işlem kominasyonları x veri kombinasyonları” bize olasılık evrenini yani sadece bir ayetten elde edilebilecek sistem görünümlü 6 satırlı tablo sayısını verir. Örneğin harfi analiz birimi olarak alırsak ve 9 özelliğinden 2 tanesini kullanmak istersek 9’un 2’li kombinasyonları bize veri kümesini verir (36 seçenek). Kendimizi 20 işlemle sınırlarsak da 20’nin 4’lü kombinasyonları (4845) ile 12’yi çarpmamız gerekir. Nihayetinde bu kısıtlar dahilinde 36x4845x12=2.093.040 tablo elde ederiz. 30 işlem arasından seçersek 36x27405x12=11.838.960 tablo olur. Bu tablolar harflerin sadece 2 özelliğini kullanarak elde edebileceğimiz tablolar. 3 veya 4 özelliğini neden kullanmayalım?

Bu tarz eleştirilere 19’cuların verdiği karşılık, bu yaklaşımla bir sistem varsa bile sonsuz seçenek var deyip sistemi reddetmek zorunda kalırız, oluyor. Ancak örüntü tekrarlanıyorsa, olasılıklar evreninin büyüklüğü bir eleştiri olmaktan çıkar. Örneğin bu 6 sayı ilk suredeki tüm ayetler için geçerli olabilirdi. Daha da önemlisi, daha basit bir örüntü tüm ayetlere yerleştirilmiş olabilirdi. Tüm ayetlerin tek tek kelime sırasını ve kelimelerinin ebced değerlerini bağlayan bir örüntü düşünebiliriz. Burada elimizde çok basit ama 6000’den fazla kez tekrarlanan bir örüntü olmuş olurdu. Şifreler genellikle bu şekilde konur. Böyle basit ama tekrarlı bir örüntü ile fazladan elif konduysa veya sonradan ayet eklendiyse tespit edebilirdik. Tek tek tüm ayetlerde olan bir örüntü, kasıt konusunda şüphe bırakmazdı. Ayet bazında değil sure bazında tüm sureler için sure sırası, harf sayısı ile bir örüntü de olabilirdi. Her surede aynı basit kuralın gözlemlenmesi de yine güçlü bir kanıt olurdu. Ancak her ayette tekrar eden bir örüntüden daha az etkileyici ve ikna edici olurdu. Her surede değil tek bir surede belli bir örüntü olması da ondan daha zayıf bir kanıt olurdu ama yine de tek bir ayetteki karmaşık örüntülerden daha güçlü olurdu.

iv. Besmele 4-4 Tablosu

Besmeleden elde edilen 6 sayının yanında bir de besmeledeki 4 kelimenin Kur’an’da geçiş sayısıyla Allah’ın Kur’an’da geçen isimlerinden 4 tanesinin ebced değerlerinin örtüşmesine dayanan bir örüntü çıkarılıyor. Burada da yine manevra alanı çok geniş. Öncelikle 4 kelimenin sıklığı ile başka 4 kelimenin ebced değerini eşleştirmenin bir mantığı yok. Böyle bir örüntü sunulmasının tek nedeni yine denk geliyor olması. İkinci sorun, eşleştirilen kelime ve isimlerin (ism – vahid; Allah – Zülfadlilazim; Rahman – Cami’; Rahim – Mecid) anlamsal bir bağı olmaması.

Üçüncüsü, Allah’ın Kur’an’da geçen isimlerinin düzgün bir şekilde tanımlanmamış olması. Bu örüntü için yapılan olasılık hesapları Allah’ın Kur’an’da geçen isimlerinden sadece 4 tanesinin 19’un katı bir ebced değerine sahip olmasına dayanıyor. Üzüm’ün yazısında Kur’an’da geçtiği iddia edilen 114 ismin listesi tam olarak verilmese de liste Edip Yüksel’in Üzerinde 19 Var kitabında (ss. 84-89) mevcut. Üzüm’e göre bu liste hazırlanırken “Esma’ül Hüsna’da olduğu gibi Kuran’da geçen Allah’ın isimleri listelenirken edat içeren cümleler ve kıyaslamalar isim kabul edilmemiştir.” Oysa Edip Yüksel’e göre “Kuran, tüm güzel isimlerin -sıfatların- Tanrı’ya ait olduğunu bildirir (7:180; 17:110; 20:8; 59:24). Tanrı’nın isimleri sayısızdır ve mükemmeldir.” Bu liste tutarlı bir kurala dayanmıyor. Sadece tek kelimeden oluşan ve gerçekten isim olan isimleri alırsak liste daha kısa olur ve Zü l-fadli l-azim birden fazla kelimeden oluştuğu ve gerçekte isim olmadığı için eşleşme bozulur, örüntü yok diyebilirdik. Böyle bir kural gözetilmezse bu sefer de liste çok uzar. Çünkü Kur’an en çok Allah’tan ve onun niteliklerinden bahseder. Örneğin listede Rab isim olarak yer alırken Rabbü l-Alemin (Alemlerin Rabbi) gibi Rab içeren isimler dışarıda bırakılmış. Listeye dahil etme/etmeme kriterlerinin daha makul bir şekilde belirlenmesi ve tartışılması gerekir. Bu haliyle bu örüntü test edilebilir olmaktan uzaktır. 19’un katı ebced değerine sahip 8 isim varsa mesela, tablo tüm anlamını yitirir.

Dördüncüsü, kelime sayımlarının da tutarlı ve makul olmaması. Her ne kadar Üzüm, yazısında bu eleştiriye cevap verse de verdiği cevap ikna edici değildir. Kelime sayımında tercih edilebilecek çok yöntem var. Çok yöntem olması, olasılık hesaplarına dahil edilmeli. Ayrıca kurallar tutarlı uygulanmalı. Gerekçe olarak sunulan diğer bir Kur’an mucizesi iddiası olan gün ve ay sayımlarında da Allah’ın isimlerinin sayılmasında da tutarlı ve makul bir yöntem uygulanmamıştır. “Kelimenin yalın halinin sondan ek almamış tüm formları” Türkçe veya İngilizce düşünen biri için makul görünse de Arapça için pek bir anlam ifade etmez. Örnek vermek gerekirse, gün kelimesi sayılırken “o gün” ifadesindeki sayılmamış ama “bugün” ifadesindeki sayılmış çünkü ‘o’ anlamı katan yevm kelimesinin sonuna gelen ‘izin’ takısıdır: yevmeizin: o gün; el-yevme: bugün. ‘İsim’ kelimeleri sayılırken de anlam ve işlev olarak özdeş olan kullanımlar farklı değerlendirilmiştir. Bunlar tercihtir ve manevra alanını genişletir. Daha vahimi sonuna Elif harfi almış kelimeler de sayıma dahil edilmiştir. Bu da tutarsızlıktır ve tutarsızlık manevra alanını katlayarak genişletir.

v. Mukattaa örüntülerinde manevra alanı

  1. Her harf başında bulunduğu her surede 19k geçebilirdi.
  2. Her harf başında bulunduğu surelerde toplam 19k geçebilirdi.
  3. Her kombinasyon başında bulunduğu her surede toplam 19k geçebilirdi.
  4. Her kombinasyon başında bulunduğu surelerde toplam 19k geçebilirdi.
  5. Her kombinasyon kendisini kapsayan kombinasyonlarla birlikte gruplanabilirdi (ta-sin, ta-sin-mim olan surelerle birlikte)
  6. Her kombinasyondaki aynı harfler gruplanabilirdi.
  7. Ardışık surelerin tüm kesik harfleri toplanabilirdi.
  8. Ardışık surelerin varsa ortak harfleri ayrı toplanabilirdi.

Bu 8 yaklaşımda harflerin kombinasyondaki sırasını görmezden geliyoruz. Her bir yaklaşım için sıra da gözetilebilirdi. Örneğin Ha-mim harflerini ilgili surelerde sayarken ilk ha harfini bulup sonra ardından gelen ilk mim harfini bulunca bu ikiliyi tek bir sayım birimi olarak alabilirdik. Bu grupların sayısını dikkate alabilirdik. Ha harfinden sonra mim gelene kadarki tüm ha harflerini görmezden gelebilirdik. Bu da her bir yaklaşımda sıra gözeterek veya gözetmeyerek sayma şeklinde 2 seçenek sunduğu için toplamda sadece bu yaklaşımlarla 16 sayım yöntemi elde etmiş olurduk.

Bu 16 yaklaşımın her biri tutarlı bir şekilde kullanılmış olabilirdi. Ama sadece 1 tanesi tüm harf ve kombinasyonlara uygulanırsa tutarlı olurdu. Duruma özel kural ve gruplama seçtiğimizde eldeki tek kısıtlar ortak harf ve ardışıklık olur.

Sayıların 19’a kalansız bölünmesini test ettiğimiz için aslında görebileceğimiz 19 farklı değer var (0,1,2,3,…18). Sayı ne kadar büyük olursa olsun 19’a bölümünden kalan sadece bu sayılar olabilir. O yüzden rastgele seçilen bir sayının 19’a tam bölünme olasılığı 1/19 diyoruz. Ancak rastgele 19 sayı seçerseniz bunlardan sadece 1 tanesi 19’a bölünür anlamına gelmez bu. Rastgele 1 milyon sayı seçtiğinizde ise 19’a tam bölünenlerin oranı 1/19’a yaklaşır. Bu da mukattaa örüntüleri gibi (14 grup seçince) rastgele yapılmayan seçimlere göre elde edilen 14 tanesinden kaç tanesinin 19’a tam bölüneceği konusunda bize yeterince büyük bir örneklem sunmuyor. Nitekim sayıların diğer çarpanları için de benzer düşük olasılıklar bulunabilir. Ya da bu surelerin başındaki besmeleleri sayıma katmadığımızda farklı sonuçlar çıkar.

Bu 29 surede 19’a dayalı bir şifre var ve bu kesik harfler bu şifrelerin anahtarı diyebilmemiz için tutma/tutmama oranlarına bakmak daha makul bir yaklaşım olacaktır. Ne yaparsak yapalım elde edilen sayıların yarısından azı 19’a uyuyor. Dolayısıyla “diğerleri de uymalı” diyecek kadar güçlü bir kanıt yok elimizde. Kaldı ki 19’cular Kur’an’a elif eklendi gerekçesiyle elif harflerinin dolayısıyla elif bulunan surelerle (13 sure) yapılamayacağını söylüyor. Ta içeren 4 surede ise hiçbir kural tutmuyor. Bu sayıların neden tutmadığı 19 hipotezi için bir muamma. Diğer tutan sayılarda uygulanan kurallar bu 17 surede sonuç vermiyor. Onlarda uyacak bir kural uygulansa bu sefer o kural diğer surelerdeki örüntüyü bozar.

Harflerle ilgili hesaba katıldığını görmediğim bir özellik de sıraları. Harfler bildiğimiz 2 (standart Arap Alfabesi Elif-Ba-Ta-Sa-Cim ile Ebced sırası Elif-Ba-Cim-Dal) harf sırasını da takip etmiyor. Kef-ha-ya-ayn-sad harflerine baktığımızda beklenenden farklı bir sıra gözetildiğini görüyoruz. Bu sıranın bir önemi var mıydı? Bu sıra bilmediğimiz başka bir harf sırasını mı takip ediyor? Rastgele mi sıralandı? Surede o harfleri sayarken o sıra mı takip edilmeli?

Özetle, Kur’an’da 19’a tam bölünmeye dayanan bir sistem olduğunu varsaydığımızda bile kesik harflerin bunun bir parçası olup olmadığına eldeki veriyle karar veremeyiz. O kadar uğraşa rağmen bu sayılar en azından yarıdan fazlayı geçecek şekilde denk gelmiyorsa belki de şifre yok demeliyiz. Elbette şu anda hiçbirimizin aklına gelmeyen ve hepsini kapsayan bir örüntü bulunabilir ileride. O zaman onun olasılığını o dönemde yaşayanlar değerlendirecektir.

Sonuç olarak Kur’an gibi 300 binden fazla harf içeren, yazısı sonradan farklı şekillerde standardize edilmiş bir metinden sayısız sayı çıkarabiliriz. Bu sayıların (küme büyük olduğu için) 1/19’u 19’un tam katı olacaktır. Bunların da bir kısmı bir şekilde anlamlı bir kompozisyon haline getirilip sistem görüntüsü kazanabilir. Sistemleri değerlendirirken estetik kaygılara göre değil de arkadaki matematiğe, sayıları elde ederken yapılan tercihlere ve en nihayetinde bulunan sistemin bulunabilecek kaç sistemden biri olduğuna bakmak gerekir. Bu yaklaşım keyfilik ve döngüsellik üzerine yapılan tartışmalardan daha verimli olacaktır.

Özet

1. Metin sabit değil. Neyin ayet sayılacağı, neyin Kur’an’dan sayılacağı, kıraat farkları, imla farkları gibi ayet, kelime ve harf sayılarını ve harf sayılarına bağlı olarak ebced değerlerini etkileyen çok sayıda farklılık var. Bu farklar, Kur’an’ın yazıya insanlar tarafından geçirildiği (vahiyle Allah’tan indirildiğine inansanız bile) için harf, kelime, ayet sayıları ve ebced değerlerine bağlı bir sistem yerleştirilmesi pek makul değil. Zaten bu sebeplerle 19’cular sistemin tüm kurallarını ortaya koyamadığı gibi Muhammed Peygamber tarafından yazıya geçirildiğini iddia ettikleri metni de önümüze koyamıyorlar. Dolayısıyla sistem varsa bile en azından şimdilik amacını gerçekleştirememiştir.

2. Kurallar tutarlı uygulanmıyor. Örneğin harf sayımlarında “numarasız besmeleler” dahil edilirken bizzat ilk besmeledeki kelimeler sayılırken bunlar sayılmıyor. Bozuk form dedikleri elifsiz yazılan bism sayılmazken yine el-ilah olduğu neredeyse kesin olan Allah kelimesinde de elif düşmüş olmasına rağmen bu form sayılıyor. Başından ek alma-sonundan ek alma gibi kriterlerin Arapça gramerine dayanmaması bir yana bu bile tutarlı uygulanmıyor. Rahim kelimelerini sayarken sonuna elif almış halini de sayıyorlar. Evet, bu elif kelimenin anlamını değiştirmez ama isim kelimesinin sonuna gelen zamir harfleri de kelimenin anlamını değiştirmiyor. İsmu-hu elif-sin-mim-he harflerinden oluşur ve “onun ismi” anlmına gelir. Rabbinin adı = ismu rabbike, onun adı = ismuhu. Bu iki tamlamada isim kelimesi şekil, anlam ve cümledeki işlev bakımından aynıdır.

3. Allah’ın Kur’an’da 114 farklı ismi mi geçiyor? Bu listeyi bulamadım. Bu listeyi bilmediğimiz, neyin hangi kurallara göre Allah’ın ismi sayıldığı neyin sayılmadığı belirtilmediği için bunu test etme şansımız yok. Kur’an’da Allah’ın 114 değil de mesela 170 ismi geçse, bunların 8 tanesinin ebced değeri 19’un katı olsa, hatta bu 114’ten 5 tanesinin ebced değeri 19k ise 4-4 tablosu anlamını yitirir.

4. Baz alınan kurallar ve kullanılan işlemler (harf sayma, toplama, kümülatif toplam, kelime sayma kriterleri…) başka yerde test edilemediği için doğru olup olmadıklarını bilemeyiz. Bunların test edilebildiği durumlarda da kuralların yanlış olduğunu veya en azından 19k olmadığını görüyoruz.

a. Mukattaalarda bu durum çok bariz bir şekilde ortaya çıkıyor. Örneğin Qaf kesik harfi 2 surenin başında (birinde tek başına diğerinde 3 harften biri ayn-sin-qaf) ve ikisinde de ayrı ayrı 19k geçiyor. Burada kural her harf başında bulunduğu surede 19k geçer olabilir veya harfin başında bulunduğu tüm surelerdeki toplamı 19k olmalı denebilir. Nun harfine bakıyoruz, tek bir surenin başında geçiyor ve 19k değil, 1 eksik çıkıyor. Bazı 19’cular surenin başına bir nun daha ekleyip (bir mushafta öyle kırmızıyla eklenmiş bir nun var gerekçesiyle) 19k bulurken bazıları kıraat farkından dolayı bir ya harfini nun yaparak bu sorunu çözüyor. Üzüm ikinci görüşü seçmiş. Ha-mim geçen 7 sure var ve bunlar ortadan 3 ve 4 sure olarak gruplanıyor. 3.’de ayn-sin-qaf diye ikinci bir kesik harf dizisi olduğu için bu ayrım makul olabilir. İlk 3 ile ikinci 4’teki sureler ayrı ayrı (doğal olarak birlikte de) 19k ha-mim içeriyor. Dahası, ayrıca ayn-sin-qaf içeren sure de toplamda 19k ayn-sin-kaf içeriyor. Qaf tek başına da 19k olduğu için ayn ve sin de birlikte 19k ediyor. Buradan bir kural çıkarabilir miyiz? Bu kural diğer mukattaalı surelerde geçerli mi? Cevap kısaca hayır ve hayır. Öncelikle Kur’an’a sonradan elif eklendiği gerekçesiyle elif’li grupları sayamıyoruz. Ta harfi içeren (Ta-ha, Ta-sin, Ta-sin-mim gibi) surelerde tutan surelerde kullanılan hiçbir kural tutmuyor. Burada 19’cuların manevra alanı gruplamayla genişliyor ama tüm sayıları tutturacak kadar geniş değil. O yüzden de tutmuyor.

b. Besmeleden çıkarılan 6 sayı da test edilebilirdi. Burada sayma, yan yana yazma, toplama, kümülatif toplama gibi işlemler başka yerde test edilmiyor. Bu 6 sayı 8’e çıkarılabilirdi mesela. 1. Kelime 19 kez, 2. Kelime 2698, 3. Kelime 57, 4. Kelime 114 kez geçiyorsa bunlar 1 19 2 2698 3 57 4 114 şeklinde birleştirilebilirdi. Ayrıca kümülatif toplamları da 8. Sayıyı oluştururdu: 1 19 2 2717 3 2774 4 2888. Sayma, kümülatif toplama, yan yana yazma gibi işlemler test edilmiş olurdu. Yine kelime sırası ve kelimenin başına yazılması da test edilmiş olurdu. Elbette buna da eleştiri getirmek isteyen getirirdi ama kural ve işlemler test edilmiş olurdu. Ama olmuyor çünkü bu iki sayı 19’un tam katı değil.

5. Beklenmedik durumların yanlış olarak 19’a bağlanması da ayrı bir sorun.

a. Örneğin besmelede isim kelimesindeki elif harfi neden yazılmıyor? Harf sayısı 19’a tamamlansın diye mi? Üzüm yazıda geleneksel tefsircilerin yaptığı açıklamaların ikna edici olmadığını söylüyor. Geriye 19 kalıyor. Ama aslında geriye kalan tek cevap 19 değil. Her dilde böyle standart dışı kullanımlar olabiliyor. Yazı söz konusu olduğunda dil bilimcilerin ilk aklına gelen ihtimallerden biri o kelimenin daha eski bir kullanım standardını izlediği. Bozuk form demek o yüzden yanlış. Bozuk değil, farklı. Besmele veya benzer ifadeler (…Allah’ın adıyla) İslam’dan önce kullanılıyorsa, Arapça ile akraba olan diğer dillerde (Süryanice ve İbranice gibi) benzer kalıplar varsa ve elifsiz ise (İbranice ve Süryenicede olduğu gibi) o zaman Kur’an’da bismillah derken elifsiz isim kullanılması şaşırtıcı olmaz. Allah ile beraber geçmiyorken elifli yazılması da Arapçadaki standarda uygun. İslam öncesi besmele yazımı için bakınız.

b. Başka bir örnek de qaf suresinde qaf harfinin beklenenden daha çok olması. Bu da tipik büyük sayılar kuralı. Bir suredeki qaf harflerinin sayısını suredeki toplam harf sayısına bölerseniz belli bir oran bulursunuz. Bu oran uzun surelerde (harf sayısı çoksa) birbirine yakınken sure kısaldıkça sapma da artar. Bir başka deyişle daha kısa olan surelerde qaf oranı ya beklenenin çok altında veya çok üstündedir. Şöyle de düşünebilirsiniz: harf sayısı 47 olan 112.surede 1 tane qaf harfi var. Yani qaf oranı yaklaşık %2.1. Buna 1 tane qaf eklerseniz %4.1 olur bu oran. Oysa Bakara suresi 25842 harfli ve buna 10 tane de qaf eklerseniz qaf oranı pek oynamaz. 19’cular bu basit matematiksel gerçeği sanki Allah qaf sayıları tutsun diye fazla qaf yazmış şeklinde yansıtıyor. Dümdüz yanlış nedenlendirme. Yine ihvanu Lut ifadesi (qawmi Lut yerine) qaf sayısını bozmamak için kasıtlı kullanılmış diyorlar. Oysa akıcılık olsun diye böyle yapılmış olması daha muhtemel. Bunu test etmek için kavim ve kişilerin sıralandığı başka yerlere bakmak yeterli. Baktığımızda ashab-kavm-ihvan gibi sözcüklerin değişimli kullanıldığını görebiliyoruz. Elbette bir kullanımın birden fazla sebebi olabilir. 19’cuların bunlara da değinmesi veya en azından acaba başka bir sebep olabilir mi diye test etmesi gerekirdi.

Dolayısıyla genel olarak baktığımızda Kur’an’da 19’a tam bölünmeye dayanan bir sistem var diyebilmek için elimizde yeterli kanıt yok. Duruma özel kurallar, sonsuz işlemler arasından yapılan gerekçesiz seçimler, metnin sabit olmaması, kural ve işlemlerin test edilememesi, test edilebildiğinde de başarılı sonuç vermemesi en azından 19’cuların iddia ettiği sistemin var olmadığını gösteriyor. Kur’an’da veya başka bir kitapta kasıtlı sayısal örüntüler olabilir. Bunu yazardan doğrudan bilgi almadan kesin olarak bilemeyiz. Yapabileceğimiz tek şey alternatif açıklamaların olasılıklarını test etmek ve sonuçlar hakkında alçakgönüllü olmak. Tesadüfen görülme ihtimali tesadüf olma ihtimaline eşit değil.


Dipnotlar

  • [1] Bu yazıyı yazmaya teşvik eden ve ilk taslağına geribildirimleriyle katkıda bulunan Berk Celayir’e, eleştirdiğim yazısıyla ve 19 iddialarıyla ilgili sorularıma sabırla cevap veren Mahmud Sami Üzüm’e ve yazının son halini tashih eden Taha Acar’a teşekkürü borç bilirim.
  • [2] Yazar Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler doktoru olup veri analizi üzerine çalışmaktadır. Kişisel sebeplerden dolayı anonim kalmayı tercih etmiş, müstear isim kullanmıştır.
  • [3] Bu yazıda sözü edilen Üzüm’ün yazısını okumak için: Tanrı’nın Varlığına Yönelik Yeni Bir Argüman: Kuran’daki 19 Sistemi – Mahmud Sami Üzüm
Öncül Analitik Felsefe

Öncül Analitik Felsefe

Öncül Analitik Felsefe Dergisi, 19 Ocak 2018 tarihinde kuruldu. Sunum, söyleşi, makale, çeviri, canlı yayın gibi içerikler üreterek Analitik Felsefe’ye dair Türkçe veritabanını genişletmeye devam ediyor.

1 Yorum Bir yanıt yazın

  1. 19 sistemini bozmadan kitapta pek çok kelime, cümle hatta paragraf değişiklikleri yapmak gayet kolay-mümkün, ayrıca Kitabın 19 a uymayan yüzlerce kelime örneği içerdiği de açık. Çeşitli şifreler koyarak metni korumaya çalışmak zaten son derece antropomorfik. Sonsuz güç sahibinin batıni, ezoterik eğilimli olmasını iddia etmek bence absürt

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Önceki Yazı

Georg Lukács Sağcı Düşüncenin Kalbindeki İrrasyonalizmi Nasıl Tanımladı? – Matt McManus

Sonraki Yazı

Matematiğin Dünyası – James Franklin

Bu Yazıları Kaçırmayın

Açıklama Boşluğu Neden Nörobilimin Çözülemeyen Problemi Olarak Ele Alınmaktadır? – Magnus Wijkander

Öznel deneyimin mahrem dünyası -yani, hisleriniz,…

Altı Saniyelik Sarılma – Julian Baggini

On yıllardır Metro-Goldwyn-Mayer Stüdyoları’nın filmleri, çelenkle…