Bu Irkçılık Değil (İşte Öyle Görünmesinin Nedeni) – Michael Huemer

238 Okunma
Okunma süresi: 7 Dakika

Polisle ilgili asıl problem ırkçılık değil. Asıl problem gaddarlık!

Bu dediğim iki anlama geliyor: öncelikle, polis şiddetindeki ırkçı önyargı hakkındaki kanıt düşündüğünüzden çok daha zayıf. İkinci olarak, polis şiddetinin eşit dağılıp dağılmadığı hiçbir şekilde asıl ilgilenmemiz gereken konu olmamalı. Görmemiz gereken asıl sorun cinayettir. Polisin tamamen ırkçı olmayan katillerden oluşması tamamen ırkçı katillerden oluşmasından daha iyi bir durum değildir.

Polis Şiddetinin Temelinde Irkçılık Mı Var?

Irkçı polislerin varlığı konusunda şüphem yok, tıpkı ırkçı tesisatçıların ırkçı araba satıcılarının ve bunun gibi diğerlerinin varlığından şüphem olmadığı gibi. Acaba polisler arasındaki ırkçılar olduğundan fazla mı gösteriliyor? Emin değilim ancak böyle olsaydı pek şaşırmazdım. Ama ırkçılık polis şiddetinin temel açıklaması mıdır? Hayır, değildir.

Amerikan polisi yılda yaklaşık bin – neredeyse günde 3 – insan öldürse de bunların çoğu ulusal haberlere çıkmıyor. Kurbanların yaklaşık çeyreği siyahilerden oluşuyor; 4’te 3’ü de siyahi olmayanlardan (https://mappingpoliceviolence.org). Bu muhtemelen medya ve popüler söylemlerden duymayı beklediğiniz etkileyici kanıta benzemiyor.

Buna karşın, tüm A.B.D vatandaşları arasında siyahiler çeyrekten daha az – yalnızca %13 kadar – bir popülasyonu oluşturuyor. Yani polis şiddeti kurbanları arasında aşırı temsil ediliyorlar. Irkçılık için gösterilen temel kanıt da bu. Eğer siyahiler kurbanların %13’ünü oluştursaydı muhtemelen buna ırkçı ön yargının varlığını atfetmezdik. Dolayısıyla ırkçılık, kurbanlarda görülen fazladan %12’yi açıklamak için kullanılıyor. Geriye kalan %88 ise farklı bir şeyden kaynaklı. Haberlerde gösterilen 1,000 polis cinayetine bakıp ”Bunların sekizde birini durdurmak zorundayız!” demekle ilgili bir şeyler yanlış gibi görünüyor.

Ancak polis ırkçılığının bu %12 fazlalığın tamamını açıkladığı dahi açık değil. Polis kaynakları durumu şu şekilde açıklıyor: Genellikle, polisin bir şüpheliyle etkileşime geçme sebebi bir vatandaşın polislere şüpheli davranışları olan kişileri ihbar etmesi oluyor. Bu ihbarı yaptıklarında arayanlar genellikle suç işleyen ya da suç işlemek üzere olduklarını düşündükleri kişinin bir tasvirini veriyor. Şimdi, bu tasvirlerin ırksal dağılımı polis cinayetlerinin ırksal dağılımıyla eşleşiyor – yani, siyahiler vatandaş tasvirlerinde polis cinayetlerinde temsil edildikleri oranda fazladan temsil ediliyorlar. Bunu göz önüne aldığımızda, genel resim polis tarafında bir ırkçı ön yargı olduğunu düşünmemiz için bir sebep sunmuyor. (Kaynak: https://www.amazon.com/dp/0980181704)

Bunlar bir kenara, bu durumun vatandaşlarda bir ırkçılık olduğuna kanıt oluşturduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Belki de öyledir, ancak bu konumuzun dışında kalıyor. Şu an sadece polis ırkçılığını konu alıyorum.

Neden Irkçılık Hakkında Konuşuyoruz?

Neden sürekli olarak ırkçılık hakkında konuşuyoruz? Çünkü katı ideologlar ideolojik olmayan hiçbir problem hakkında konuşamıyor ve onları önemseyemiyor. İdeolojik ya da tarafsız olmayan bir adaletsizlik için protesto yapamıyorlar. Onlar için tercih ettikleri anlatıyı beslemediği sürece hiçbir sorun önemli değil. Cinayet ırkçı olmadığı sürece önemsiz; yoksulluk Amerika’nın suçu olmadıkça bir değeri yok; hastalıkların azınlıklara zarar vermediği sürece önemi yok

Neden Irkçılık Gibi Görünüyor?

Medya önyargısı

Bu söylediklerimin SJW’leri (toplumsal adalet savaşçıları) ikna etmesini beklemiyorum. Genel olarak herhangi bir şeyin ırkçılıkla ilgili olmadığına SJW’leri ikna etmek imkansızdır. Dolayısıyla onları ikna etmeye çalışmayacağım (genel olarak, SJW’leri herhangi bir şeye ikna etmeye çalışmıyorum).

Şimdi polis şiddetinin birçok insana neden ırkçılıkla alakalıymış gibi gözüktüğünü açıklamaya çalışacağım. Öncelikle, medya polis şiddetinden müzdarip siyahi kurbanlara beyaz kurbanlara kıyasla ciddi anlamda orantısız bir ilgi gösteriyor. Bunun bir sebebi medyanın tamamen sol-kanattan insanlarla dolu olması. Bir diğer sebep, belki de temel sebep, medyanın tıklama-tuzağına oldukça meyilli olması. ”Irkçılık” insanları tıklamaya itiyor. Bir kızgınlık yaratıyor, insanlara tıklatıyor ve paylaştırıyor. Yalnızca masum bir insanın öldürüldüğünü anlatmak bunları yapmaya yetmez. İnsanlara Amerika’yla ilgili neyin yanlış olduğu hakkında duymak istedikleri anlatıyı besleyen bir hikaye anlatmak – işte bu tıklanma ve paylaşımı kazandırıyor.

Medyanın önemsediği şey bu. Toplumumuz hakkında doğru bir resim sunmaya çalıştıkları bir endüstride değiller. İlgi çekip satabilecekleri şeylerle ilgili bir endüstrideler. Kızgınlık ve kutuplaşma yaratmak da yalnızca bunun bir yan etkisi.

Doğrulama yanlılığı

Daha geniş bir nokta olarak, neden solculara her şeyin ırkçılık gibi gözüktüğünün sebebi şudur (”elinde çekiç olan bir çocuk için her şey çiviye benzer” lafına benzer bir şekilde): Amerika’nın tamamen ırkçılıkla dolu bir toplum olduğu varsayımıyla yola çıkıyorlar. Bu noktadan, karşılaştıkları her olayı bu varsayımın ışığında değerlendiriyorlar. Böyle yaptığınızda, ortada birçok ırkçı olay ”görürsünüz”. Sonra tüm bu olayları alıp Amerika’nın ne kadar da ırkçı bir toplum olduğu hakkındaki inanç sistemini beslemek için kullanırsınız. Durulayın ve tekrarlayın.

Örnek: Bir seferinde bana Star Wars’ın ırkçı bir film olduğu söylenmişti. Bunun kanıtı nedir? Serinin baş kötüsü Darth Vader’ın tamamen siyah giyinmesi. Aklıma sonradan stormtrooperların (yine kötü olan) da tamamen beyaz giyindiği geldi. Neden muhatabım Vader’ın giyimini filmin siyahi karşıtı olduğunu doğrulayan bir şey gibi aldı da stormtrooperların giyimlerini filmin beyaz karşıtı olduğu yönünde bir doğrulayıcı olarak almadı? Eminim birileri bunun için bir açıklama bulup gelebilir. Ancak gerçek sebep şu: Çünkü herkes Amerika’nın beyazlara karşı değil siyahilere karşı önyargılı olduğu fikriyle başlamayı biliyor. Sonuç olarak, beyaz karşıtı değerlendirme aklımıza gelmiyor ya da eğer gelirse bile anında bunun saçma olduğunu düşünüp hakkında düşünmeyi bırakıyoruz.

İdeolojik yanlılık böyle işler. Genel bir inanç alırsın ve farklı olayları yorumlamak için bunu kullanırsın, sonra da bu yorumları alıp inancını desteklersin. Yıllar geçip yorumladığın olaylar çoğaldıkça bu, seni sahip olduğun inanca aşırı yüksek bir güven besleyeceğin bir noktaya getirebilir. Belli bir siyasi tarafta on yıl geçirdikten sonra sahip olduğun ideolojinin genellemeleri tamamen tartışmaya kapalı gözükecektir çünkü bunun için dağlar kadar açık kanıtın birikmiş olur. Değiştirmen gereken onlarca farklı inancın olacağı ve tüm bu inançlar başta sahip olduğun ideolojik varsayımlara uyumlu bir şekilde kurulduğu için farklı bir inanca sahip olmak neredeyse imkansızlaşır.

İşte solculara her şeyin ırkçılıkmış gibi gözükmesinin sebebi. Irkçılığın zaten yaygın olduğunu ”bildikleri” için duydukları her şeyi ırkçılık olarak yorumluyorlar… ve bunu biliyorlar çünkü ırkçılık içeren birçok olay duymuşlardır.

Bunun bir parçası aynı zamanda motive edilmiş akıl yürütmedir: solcu insanlar ırkçılık görmek istiyor çünkü kendileri için ”anti-ırkçı” bir kimlik inşa ettiler. (Bunun hakkında daha fazlası için şuna bakabilirsiniz https://fakenous.net/?p=1354.) Bu kimlik yalnızca ırkçılık büyük bir problemse anlamlı ve duygusal olarak tatmin edici olabilir. Dolayısıyla toplumda ırkçılığı büyüten her düşünce duygusal olarak tatmin edici olur.

”Irkçılık Karşıtlığı” Irkçılık Yanlılığıdır

Yani belki de sol, ırkçılığın yaygınlığını abartıyordur. Bundan ne çıkar? Irkçılık hala bir problem ve belki de bunu abartmak insanların ırkçılıkla savaşmasını sağlayabilir. Bunda kötü olan ne?

Bununla ilgili bir problem ”ırkçılık karşıtlarının” mesajlarının ırkçılığın ayakta kalmasına yardımcı olmasıdır. Bu nasıl oluyor?

(a) ”Irkçılık karşıtı” görüşlerin kendileri genellikle oldukça ırkçı oluyor. Temel olarak beyaz ırkın diğer ırklardan aşağı olduğunu düşünüyorlar – bu bir ırkçı görüş paradigmasıdır. ”Irkçılık karşıtı” aktivistler ve entelektüeller beyazlara karşı kin ve düşmanlığı korumaya çalışıyor ve böylece ırksal gerilimi sonuna çıkarıyorlar.

(b) Bunun aynı zamanda bir ters tepki yarattığından şüpheliyim – mesela alt-right (yeni-sağ) hareketlerin yükselişinin kısmen ”ırkçılık karşıtı” solun, beyaz erkeklerin ne kadar şeytani oldukları ve bunun gibi şeyler hakkındaki mesajlarına bir reaksiyon olduğu söylenebilir. Çoğu insan kendi gruplarının şeytani olduğu söylendiğinde bunu öylece kabul edip gruplarına sırtını dönmez. Gruplarını koruma yönünde bir mecburiyet hissederler ve bu ‘savunma’ düşman gruplara saldırmayı da içerir. Yani sol hem beyaz karşıtı ırkçılığı hem de dolaylı olarak siyah karşıtı ırkçlığı güçlendirmiş oluyor.

(c) Yalnızca devamlı olarak ırk hakkında konuşma pratiğinin kendisi – bir ırkın üstün ya da aşağı olduğunu söyleseniz de söylemeseniz de – ırk meselesini belirginleştirme etkisine, insanların ırkı kendi ‘kimliklerinin’ bir parçası olarak düşünmesine, ve sonuç olarak kendi ırkına bağlılık hisseden kabile insanlarına dönüşmelerine neden olur. Herkesi ırklarına göre bölme ve bir kimsenin ‘ırkına’ o kişinin başlıca özelliklerinden biri gibi muamele etme fikri bugüne kadar bulduğumuz en aptal ve en yıkıcı fikirlerden biridir.

ABD’de, 1960’lardaki “ırk savaşlarında” epey güçlü olan ırkçılık karşıtı sol grup: Kara Panterler

”Irkçılık karşıtları” der ki ”Amerika ırkçı bir toplum olarak kaldığı sürece ırk hakkında konuşmaya devam edeceğiz!” Cevap: Sürekli olarak ırk hakkında konuşuyor olmanız Amerika’nın ırkçı bir toplum olarak kalmasına neden oluyor. Eğer bir noktada artık ırk hakkında konuşmayı bırakmazsanız bunun bitmesinin imkanı yok.

Geçmişteki beyazların üstün ırk olduğunu düşünen geleneksel ırkçılar oldukça aptal ve ahlaksızdı. Doğal olarak, insanlar bundan olabilecek en cahil, en ırkçı dersi çıkardı:

Ah, geleneksel ırkçılık yanlış mıymış? Öyleyse . . . bu beyazlar aşağı ırk mı demek oluyor?

Hayır, sizi aptallar. Irklar yalnızca keyfi gruplandırmalardan ibaret, ahlaken kişinin haftanın hangi günü doğduğundan daha anlamlı bir gruplandırma değil. ”Beyaz ırk” bir şahıs değil ve kimseye bir şey borçlu olamaz ya da herhangi bir şey için suçlanamaz veya övülemez. Her insan farklı bir bireydir ve her kişi kendi bireysel eylemlerine göre değerlendirilmelidir, başka kimseye göre değil. Geleneksel ırkçılıkla ilgili problem hangi ırkın iyi hangisinin kötü olduğunu yanlış değerlendirmesi değildi. Problem bireylere ‘ırklarının’ temsilcileriymiş gibi davranma saçmalığıydı.

Söylemeye lüzüm yok ancak (gerçek) ırkçılık karşıtlığından çıkarılması gereken ders bu olmalı. Bir şekilde Amerika bunu anlayamıyor gibi görünüyor.

Michael Huemer- “It’s Not Racism (but here’s why it might look that way)”, (Erişim Tarihi:10.07.2020), Erişim Kaynağı: https://fakenous.net/?p=1676

Çevirmen: Yiğit Aras Tarım

Çeviri Editörü: Beyza Nur Doğan

1 Yorum

  1. Ya uzgunum de yazinin hakli oldugu bir iki nokta zar zor olsa da genel olarak baya beyaz ayricalikli (white priviliged) sacma sapan ALL LIVES MATTER* minvalinde bir yazi olmus. Ustune bir de piskin piskin George Floyd`u olduren polis memurunun fotografini koymus yazar ama kalkip siyah insanlarin sirf siyah olduklari icin polis tarafindan nasil cok daha polisin “dogrulama yanliligi ” kurbani olduklarindan gram bahsetmemis. Ustune de irkciligin devam etmesininin sebebini kalkip solun hala bu konuda konusuyor olmasina baglamis ve irkcilarin nasil durdurulabilecegi hakkinda da hicbir bilgi vermemis. Gercekten boyle kalitesiz bir yaziyi burada gormek uzucu oldu.

    *Turkcesi Tum Yasamlar Onemlidir olan bu ifade, su an Amerika`da Siyah Yasamlar Onemlidir (Black Lives Matter) diyen irkcilik karsiti protestoculari elestiren insanlarin kullandigi bir karsit ifadedir ve amaci siyah insanlarin kimliklerini flulastirmak, silmek veya onemsiz gostermek, bu nedenle de yasadigi sistematik irkciligin ustunu kapatmaya calismaktir, cunku ne de olsa asil problem elimizdeki TUM problemlerdir, bu yuzden ayri ayri problemlerin problem degeri yoktur xDD “Kadin haklari degil insan haklari” demek gibi bir durum yani. (Tabi ki insan haklari en nihayetinde ulasilmak istenen hedefimiz olmali ama bu yolda kadinlarin, lgbti+larin, cocuklarin vs ayri ayri yasadigi problemlere donuk hicbir aksiyon almamamiz gerektigi anlamina gelmiyor bu.)

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Olumsallık Argümanı Üzerine Bazı Düşünceler - Jonathan David Garner

Sonraki Gönderi

Anselm’in Ontolojik Argümanı – Edward Feser

En Güncel Haberler Analitik Felsefe