Hafıza Araştırması Yeni Bir Dil Öğrenmenize Nasıl Yardımcı Olabilir? – Angela Grant

205 Okunma
Okunma süresi: 4 Dakika

Angela Grant yüksek lisansını Pensilvanya Üniversitesi’nde Psikoloji ve Dil Bilimi alanında yapmıştır. İkinci dil ve çift-dillilik alanlarına odaklanarak davranışsal ve nörobilim tekniklerini kullanmaktadır.

Şu size de tanıdık geliyor mu?: Işığı yeni söndürmüşsünüz, başınız yastıkta, gözleriniz kapalı fakat yine de hayal alemine dalmak yerine kendinizi o gün daha önce olmuş bir şey hakkında düşünürken buluyorsunuz. Şaşırtıcı şekilde bu hafızayı tekrar canlandırma süreci siz farkında değilken de gerçekleşir ve bu sadece normal bir durum olmakla kalmaz  aynı zamanda hafızanızı da güçlendirebilir.

Bir ikinci dil araştırmacısı olarak bu olayı yeni diller öğrenmeye yardımcı olması amacıyla kullanmakla oldukça ilgiliyim. Son dönemde Bilişsel Sinirbilim Derneği Sempozyumu’nun araştırmacıların hafıza canlandırma hakkında öğrendiklerini tartıştıkları yıllık buluşmasında bu durumun potansiyeli hakkında heyecanlanmaya başladım.

Bir çalışma yolu nörobilimci Daphna Shohamy’nin oksijen metabolizmasını ve bununla bağlantılı olarak sinirsel aktiviteyi ölçmek için fMRI beyin taramaları kullandığı New York’taki Columbia Üniversitesi’nden geliyor. O, iki bağlantılı nesneden biri ödüllendirildiğinde ikinci nesnenin de pozitif hafızaya kazındığını buldu. Gerçek bir örnek vermek gerekirse, Y markalı bir ayakkabı aldığınızı düşünelim. Eğer başkası ayakkabılarınıza iltifat ederse Y markasını satın alma olasılığınız daha yüksektir, iltifatın Y markayla hiçbir bağlantısı olmasa bile. Örneklememize devam edersek Shohamy’nin laboratuvarı, iltifatın yarattığı etkinlik miktarının (Fmrı aracılığıyla ölçüldüğü gibi) Y markasını satın alma olasılığınızla pozitif şekilde ilişkili olduğunu buldu. Başka bir deyişle beyninizin hafıza bölümü hipokampus, sadece markayı ve ayakkabıları değil aynı zamanda bu ikisiyle ilgili düşünceleri de eşleştirdi. Farkında olmasanız da bunların hepsi bir daha ayakkabı almaya gittiğinizde zihninizde yeniden canlanır.

Shohamy’nin araştırmasının katılımcıları tamamen uyanık olsalar da bu gibi eşleşmelerin kararları üzerindeki etkisinin bilinçli olarak farkında değildi. Fakat hafıza canlandırma bilincimiz yerinde değilken,  uykudayken de gerçekleşir. İllinois’deki Northwestern Üniversitesi’nde Ken Paller ve meslektaşları daha çok derin uyku olarak bilinen yavaş dalga uykusunun birçok nöronun birlikte aktifleştiği yüksek nöral senkronizasyon süreleri nedeniyle hafıza canlanmasına neden olabileceğini bulmuşlardır.

Özellikle dil öğrenmeyle ilgili olarak, Paller’in laboratuvarı hafıza canlandırmanın kısa dalga uykusunda belirli anıları geliştirmek için kullanılabileceğini buldu. Örnek olarak, uyanıkken bir sesi bir görüntüyle eşleştirdiğinizin farkına varırsanız ve yavaş dalga uykusu sırasında o sesi dinlerseniz etki ilk kez o eşleşmeyi ne kadar iyi öğrendiğinize göre değişse de bunun o görüntünün hafızasını geliştirdiğini buldular. Paller’in laboratuvarı etkinin işaret edilen herhangi bir bilgiye göre değişmediğini buldu: bir melodi çalmaktan basmakalıp eşleşmeleri unutmaya kadar her şey uyku sırasında canlandırmadan yararlanır.

Yabancı bir dil öğrenmek için en bariz uygulama yeni kelime dağarcığını unutmamak olacaktır. Birçok insan halihazırda yabancı dildeki kelimeleri  kendi ana dillerine çevirerek eşleştirmeyle öğrenmektedir. Bu tarz bir eşleştirme Paller’in laboratuvarında bulunanlara çok benzerdir yani bunu ikinci bir dil öğrenmeye genişletmek yerinde  olacaktır.

Daha da ilginç olansa hafıza canlandırmanın etkili dile daldırma yöntemi için kullanışlı olabilme ihtimalidir. Özellikle ‘etkili’ dile daldırma diye belirtiyorum çünkü araştırmalar gösteriyor ki daldırma yöntemi,  yanlış dil öğrenme hatalarınızı düzeltmek için neredeyse bir panzehir. Yurt dışı deneyimleri, öğrenciler ikinci dili kullanmak için oluşan ekstra fırsatları değerlendirirlerse, yurt içinde öğrenme deneyimlerine  göre çok daha verimlidir. Bu fırsatlar otobüse binme veya manav alışverişi yapma gibi günlük deneyimlere katılma veya yerel kültürel deneyimler olabilir. Bunların tümü normal bir sınıf ortamında uygulanması imkansız çok sayıda imkan ve ipucu sunar.

Ancak bu avantajı sadece yabancı bir toplulukta vakit geçirerek elde etmek zor olabilir. Benim eğitim gördüğüm Floransa gibi popüler turistik yerler İngilizce konuşan ziyaretçilere alışıktır ve oradaki iyi niyetli insanlar sık sık İtalyanca konuşma girişimlerinize İngilizce ile geri dönecektir. Bunu aşmamın yollarından biri yerel okullarda gönüllü olarak çalışmaktı. Anaokullarına ve birinci sınıflara İngilizce konusunda yardımcı olmak için orada olsam da bunları İtalyanca kullanarak öğrettim. Pratik yapmanıza yardımcı olacak yöntemlerin bir başkası da şehir merkezinin dışında olmaktır. Normalde turistlere hizmet vermeyen dükkanları ziyaret etmek alaycı olmaktan ziyade gelişen dil becerilerinizi takdir eden insanlarla tanışma şansınızı önemli ölçüde arttıracaktır. Bu tür bir olumlu takviye paha biçilemez: yaşadığım her olumlu deneyim, pratik yapmaya devam etmek istememe neden oldu.

Daha fazla pratiğin daha iyi olduğu bariz fikrin ötesinde yeterli derin uyku ile birleştirildiğinde uygulamanın çok etkili olması muhtemeldir. Paller’in dil daldırma yöntemiyle çalışan öğrenciler için genişletilmiş çalışması, hangi bilgilerin canlandırıldığı ve dolayısıyla muhafaza edildiği konusunda hile yapmamıza izin verebilir. Elbette uyku sırasında hafıza canlandırmanın dil öğrenmeyi ne derece arttırabileceğini anlamak test gerektirecektir, ikinci dil gelişimindeki kazanımlar ile daldırma sırasındaki yavaş dalga uykusunun miktarı arasında ilişki kurmak gibi.  Böyle bir çalışma dil öğrenme verimimizi en üst düzeye çıkarmamıza yardımcı olacak stratejiler geliştirmenin ilk adımı olacaktır.

Shohamy’nin bulgularına göre hafıza canlandırması kararlarımızı etkileyebilir hele de bu anılar olumlu veya olumsuz duygularla doluysa bunun da bir etkisi olabilir. Daldırma yönteminde vereceğiniz en önemli kararlardan biri de o dili konuşan kişilerle ne kadar etkileşim kuracağınızdır. Motivasyonunuzun veya ısrarınızın geçmiş deneyimlere dayandığını hayal ederseniz potansiyel bir pozitif sarmalın başlangıcını görebilirsiniz: motive öğrenciler olumlu dil deneyimleri yaşar, bu deneyimler olumlu çağrışımlar nedeniyle yeniden etkinleşir. Sonuç olarak dil becerilerini geliştirir ve daha fazla deneyim yaşamalarına izin vererek döngüyü yeniden başlatır.

Şu anda yeni bir dil öğrenmiyor da olsanız bu araştırmadan çıkarabileceğiniz çok şey var. Hafıza canlandırması hatırlamamızı iyileştiriyor ve kararlarımıza rehberlik ediyor. Daha fazla uyuyarak ve dolayısıyla yavaş dalga uykumuzu arttırarak o yavaş dalga uykusu sırasında ikinci dil kelime haznesi ya da gitar melodileri için seçmeli olarak hatıraları uyarabilir ve bu süreci kendi yararımıza kullanabiliriz. Bir dahaki sefer Cumartesi sabahı uyuma seçeneğiniz olduğunda bu hakkı kullanın. Şimdi o alarmı kurmamak için bir sebebiniz var.

Angela Grant- “How memory research can help you learn a new language”, Erişim Tarihi: 13.08.2020), Erişim Kaynağı: https://aeon.co/ideas/how-memory-research-can-help-you-learn-a-new-language

Çevirmen: Gökçen Bilgin

Çeviri Editörü: Berk Celayir

Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı lisans öğrencisi. Edebiyatla ilgilenir ve özellikle distopya-ütopya okumaları yapmayı sever. Tiyatro, Cinsiyet Çalışmaları, Felsefe ve Psikoloji ilgisini çeken alanlar. Güncel olarak en çok etkilendiği yazarlar Emile Zola, Jack London ve Dostoyevski.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Wittgenstein'ın Unutulan Dersi – Ray Monk

Sonraki Gönderi

Kör Nokta - Adam Frank & Marcelo Gleiser

En Güncel Haberler Pozitif Bilimler