Ekibimizden Zeynep Hayal Erdoğan ile Yiğit Aras Tarım’ın çevirisini yaptığı Tom Regan’ın başyapıtı Hayvan Hakları Davası Akademim Yayınları etiketi ile çıktı.
İçindekiler | Kitaptan Bir Bölüm | Dizin
- Yazar: Tom Regan
- Başlık: Hayvan Hakları Davası
- Kitabın Özgün Adı: The Case for Animal Rights
- ISBN: 978-625-92583-2-4
- İngilizce Aslından Çeviren: Zeynep Hayal Erdoğan, Yiğit Aras Tarım
- Yayıma Hazırlayan ve Editör: Gülce Özen Gürkan
- Redaktör: M. Utku Yeşilöz
- Son Okuma: Talha Dereci
- Kapak Resmi: Ön: Stefan Lochner, St. Jerome in His Study (~ 1435), Arka: Carel Fabritius, Het puttertje (1654)
- Sayfa Tasarımı: Turgut Üneli
- Sayfa Sayısı: 452
- Kitap Boyutları: 16,5 x 24 x 3,1 cm.
- Ağırlık: 600 gr.
- Kağıt Bilgisi: 65 gr. Holmen – Renkli Basım
- Cilt Bilgisi: 230 gr. Amerikan Bristol
- Basım Tarihi: Haziran 2026 [1. Basım]
- Dizi Bilgisi: Akademim-79 | Felsefe-36 | Hayvan Çalışmaları-03
- Satın Alma Bağlantısı
Hayvan Hakları Davası, hayvan meselesini ahlak felsefesinin merkezine taşıyan ilk çalışmalardan biri ve alanın klasikleşmiş kurucu metinlerinden. Tom Regan, başyapıtı niteliğindeki bu kitapta Descartes’tan Peter Singer’a uzanan geniş bir gelenekle tartışıyor. Kuramı, hayvan haklarını Kant’ın ödev ahlakı temelinde gerekçelendiren ilk kuram olmasıyla hareketin tarihinde belirleyici bir yerde duruyor. Regan, o güne dek ileri sürülmüş görüşlerin eleştirisinden yola çıkıyor ve hayvanları kendi yaşamı kendisi için iyi ya da kötü gidebilen, bu yüzden araç kılınamayacak içkin bir değer taşıyan varlıklar, yani “bir yaşamın öznesi” olarak görüyor. Kuramını analitik bir yöntemle basamak basamak ören felsefeci, insan-hayvan ilişkisinin ötesine geçiyor; insanların birbirine karşı ahlaki konumunu da sorguluyor. Peşine düştüğü şey, insanı ve türü ne olursa olsun, tüm hayvanları aynı zeminde kapsayan bütüncül bir ahlak anlayışı. Kitap boyunca ahlak kuramlarını bu bütüncül anlayışla sorgulayan Regan, sonunda hayvanların insan çıkarlarına araç kılınamayacağı üzerine hak temelli bir ahlak kuramı ortaya koyuyor. Sade ve kapsayıcı diliyle Hayvan Hakları Davası, hayvan meselesini kuramsal ya da pratik düzeyde düşünen herkes için bir başucu metni.

“Düşüne düşüne yol bulma, düşüne düşüne yoldan çıkma” diye bir başlık çerçevesinde bir alan açmak icap ediyor sanırım. İnsanlık tarihinin en sinsi yalanı; vahyi kendi dogmatik sanılarıyla “dogma” olarak tanımlayıp yol olarak iman edip, başkalarının da iman etmesine çalışmak olsa gerek. Yaşamlarına isteyerek, teslim olarak devam eden tüm varlıkların istisnası iradi tercihleriyle sürece teslim olan ya da isyan eden olarak insanı görüyoruz. Yaratılış ekseninin ötesinde tarifler ile yaratandan daha akıllı, daha merhametli bir yerden düşünülüyor, yazılıyor, yapılıyor iddiası dünya boyutunu ifsad etmenin ötesine geçemediği tecrübi olarak sabittir. Laf kalpazanlığı ile varoluşsal eksenin manipüle edilmesinin, entelektüel gevezelikleri bir kazanım ve ödülmüş gibi algılanabilir ve fakat tatmin üretmeyeceği gibi düşünsel fantezilerle oynamak anlamının ötesine geçemeyecektir. Varoluşsal düzene bilerek, inanarak teslim olunduğunda hayvan hakları meselesinin ne kadar farazi hatta fantezi olduğunu görmek, anlamak zor olmayacaktır.