Faydacı Bir Filozofun Bakış Açısından Amerika’nın Koronavirüs Salgınına Müdahalesi – Johnathan Flowers & Helen De Cruz

10 Okunma
Okunma süresi: 4 Dakika

Birçok Amerikalı, devletin salgına yetersiz müdahalesi karşısında şaşırmış ve ümitsizliğe kapılmış olsa da, Amerikan filozof, psikolog ve eğitimci John Dewey buna şaşırmazdı.

Dewey, felsefeciler olarak üzerine düştüğümüz demokrasi üzerine incelikli bir analiz sunmuştu.

1859’dan 1952’ye kadar yaşamış olan Dewey, kapitalizmi merkeze koymuş olan demokrasilerin-Amerika gibi- kendisinin deyimiyle “burjuva demokrasisine” yükseleceğini iddia ediyordu. Bu politik sistem, ”halk için devlet” düşüncesini destekliyor ve tüm insanlara fırsatlar ve özgürlükler vadediyor gibi görünür. Fakat gerçeklikte; güç, endüstrinin ve ekonomik elitlerin elinde yoğunlaşmaktadır.

John Dewey (1859-1952)

Dewey, burjuva demokrasisinin şu anki Amerika hükümetinin virüse karşı müdahalelerini açıklamamıza yardımcı olabilecek 2 niteliğini özetler: birçok insanın işe ve ekonomiye odaklanmasından ötürü eleştirdiği şirket menfaatlerine odaklanmak ve Donald Trump’ın dünyadaki salgının durumuna verdiği tepkide gördüğümüz “onlara karşı biz” hareketi.

Şirketlerin Menfaatlerine Karşılık Halk

Dewey’e göre, insanların davranışları diğerlerini etkilerken onları birbirlerine bağımlı hale getirir: “Öteki insanlara bağımlı olan kişi, başkalarının tepkilerini düşünmeden istediği gibi hareket edemez.” Bu bağımlılık, paylaşılan menfaatlerde artışa neden olmuştur. Örneğin, kamunun menfaatinde sağlık düşünüldüğünde, zehirli atıkların boşaltımına kısıtlama getirilmesidir.

Toplum, demokratik kararlar verebilmesiyle kendi menfaatini koruma açısından en iyi pozisyondadır. Devlet adamları, burjuva demokrasilerinde kendilerinin halka karşı olan sorumluluklarını görmezden gelirken,  devlet ve halk arasında şirket liderlerinin zevkle doldurduğu bir boşluk yaratırlar. Bu liderler, devletin güçsüz kalmasını ve pazarın halkın problemleri çözmesine izin vermelerini ister.

Şu anki salgın sırasında Amazon gibi şirketler, hızlıca 100,000 işçisini seferber edip küçük işyerlerine olan desteği arttırarak ve rağbet gören mallara zam yapan vurgunculara karşı önlemler alarak bu boşluğa adımını attı. Bu önlemlerin amazon’un müşterilerine bir şekilde yaradığı reddedilemez olsa da, Amazon’un menfaatlerinin ileride halkın istekleriyle örtüşeceğinin herhangi bir garantisi yoktur. Örneğin, Amazon’da düşük kar marjı olan bir yığın tuvalet kâğıdı stokunun olduğuna emin olma eğilimi vardı ancak buna rağmen insanlar bu basit gereksinimini dahi bulmakta zorlanmıştı.

Dewey, burjuva demokrasilerinde kapitalizmin, insanların özgürlüğe ve bireyselliğe ulaşmasına izin veren bir güç olduğu anlayışındaydı. Bu çözümlemede, şirketlerin sağlığı, demokrasinin sağlığı demektir. Sonuç olarak, şirketleri korumak en önemli hedeftir.  Şirketler ellerindeki koz kartı ile halkı yener çünkü halk iş ve ekonomi olmaksızın demokratik potansiyellerine ulaşamazlar.

Dewey’in demokrasi üzerine görüşleri federal hükümetin coronavirüs ile savaşında neden umulandan ve diğer ulusal hükümetlerden daha az şey başardığını açıklar.

Dewey, ayrıca neden fonların çoğunun havayolları ile petrol şirketlerinin de dâhil olduğu büyük şirketleri kurtarmaya gittiğini alınan sonucun hızına ve büyüklüğüne bağlar. Bu sonuç küçük işletmeler ve işçileri gölgede bırakır.

Bu noktayı Başkan Donald Trump, “çözüm, problemin kendisinden kötü olamaz” diyerek  açıklar. Bir burjuva demokrasisinde, salgına karşı ekonomiyi tehdit eden herhangi bir çözüm  (sosyal mesafe ve evde kal uyarıları) ayrıca demokrasiyi tehdit eder. Bu bakış açısında insanları ölümcül bir hastalıktan korumak, ekonomiyi yok etmeye neden olmamalıdır.

Onlara Karşı Biz

Dewey demokrasinin bir yönetim şeklinden fazlası olduğuna inanmıştı: Bir birlikte yaşama ve deneyimlerimizi paylaşma biçimiydi. Dewey insanların, birbirleriyle ve farklı fikirlerle angaje olduğunda; kendilerini ve insanlığı iyiden iyiye anlayacağını öğretti. Bu, insanların hangi seçimin herkesin menfaatine olacağını anlamasına yardımcı olabilirdi. Dewey’in anlayışı, ırkçılık ve yabancı düşmanlığına karşı en iyi çarenin önyargıya sahip olduğunuz insanları daha fazla tanımamız gerektiğini ortaya koyan çalışmalarla doğrulandı.

Fakat öte yandan burjuva demokrasisi, ancak vatandaşlar deneyimlerini paylaşarak insanlık hakkında kolektif bir inanç anlayışı geliştirmediği sürece var olabilirdi – eğer birbirlerinden korkuyorlarsa, kendini diğerlerinden ayırma eğiliminde olurlar ve işbirliğindense rekabet ortamı oluşur. Sosyal farklılığı korumak, mevcut durumun devamlılığını sağlar ve toplumun, burjuva demokrasisinden daha gerçek ve insan odaklı bir demokrasiye dönüşmesini engeller.

Trump yönetiminin pandemiye karşı ilk tepkileri; Çin’e ve Avrupa’ya seyahat etmeyi, idari bir emir olarak yeşil karta başvuruyu durdurmayı ve belgesi olmayan göçmenleri sınır dışı etmeyi içeriyordu.

Bunlar daha geniş bir modele oturur: Amerika’daki muhafazakâr sağcılar, Amerikalı olmayanları topluma bir tehdit olarak tasvir eder. Onları; halkın girmesi gereken işleri çalmak, suç getirmek ve bunların dışında da ekonomiye burjuva demokrasisinin vadettiği insanların özgürlüğe ve bireyselliğe ulaşmasını engellemek suçlarlar.

Çare Olarak Eğitim

Bu Amerikan demokrasisinin tasviri ne kadar iç karartıcı olursa olsun, Dewey bunun bir çözümü olduğuna inanırdı: eğitim. 20. Yüzyılın başında daha Dewey hayatta ve son derece aktifken, bilimsel gelişmeler çoktan o denli yaygınlaşmış ve anlayışları öyle detaylanmıştı ki doğal olarak halk son bilgilere ayak uyduramadı. Bu Walter Lippmann gibi bazı düşünürleri; yönetimin kitlelerdense, uzman kişilerin tartışması gerektiği fikrine yönlendirdi.

Öte yandan Dewey, demokraside halk katılımının önemi hakkındaki inancını korudu. Ona göre,  demokrasi özel veya gizli bir güç değildi, ülke boyunca belediye binaları ve okul bölgelerinde görülen anlık olarak her gün ortaya çıkan bir şeydi. Ama insanların demokratik karar vermede yer alabilmeleri için eğitilmesi şarttı.

Dewey, Amerikan eğitim sisteminde, hangi politikaların çıkarlarına en iyi şekilde hizmet edeceğini belirlemek için (örneğin dışarı çıkma yasağının getirilmesi ve kaldırılmasının potansiyel faydaları ve riskleri) insanların uzman bilgilerini analiz etmelerine yardımcı olacak değişiklikleri teşvik etti.

Dewey’e göre; bilgili bir toplum, seçimlerde söz sahibi olabilir ve sonuçlardan devlet adamlarını sorumlu tutabilirdi. O, eğitimin insanların kolektif demokratik toplumdaki tam potansiyellerini fark etmelerinde yardımcı olabileceğine inanmıştı. Bu görüş, burjuva demokrasisinin eğitime -yüksek öğrenimin gelir açısından net karından dolayı daha değerli görüldüğü- bakış açısı ile zıt düşüyordu. Dewey için hükümetin salgına karşı müdahalede başarısızlığı, ülkenin paraya sahip olanlardan ziyade kendi üyelerinin tam potansiyeline değer vermediğinin bir kanıtı olabilirdi.

Bunun yerine Dewey, gerçek demokrasinin ancak insanların demokrasiyle yaşamayı öğrenmesiyle ve yaşamlarını insanlığın olduğundan daha iyi olabileceği ihtimalinin sürekli inancı ile yönetilmesine izin vermesiyle başarılabileceğini öğretti. Sonuç olarak, demokrasinin siyasi kurumu bize kapitalizm yerine insan olarak başarabileceklerimize olan inancımızı gösterecektir.


Johnathan Flowers & Helen De Cruz – “A pragmatist philosopher’s view of the US response to the coronavirus pandemi”, Erişim Tarihi: 23.09.2020), Erişim Kaynağı: https://theconversation.com/a-pragmatist-philosophers-view-of-the-us-response-to-the-coronavirus-pandemic-138760

Çevirmen: Ercan Gürcan

Çeviri Editörü: Beyza Nur Doğan

Öncül Analitik Felsefe Dergisi, 19 Ocak 2018 tarihinde kuruldu. Sunum, söyleşi, makale, çeviri, canlı yayın gibi içerikler üreterek Analitik Felsefe’ye dair Türkçe veritabanını genişletmeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Cehennem Problemi: Allah’ın Adaletinin Sınırları - Talha Gülmez

En Güncel Haberler Analitik Felsefe

Yönelmişlik – Addison Ellis

Düşünün, tarayıcınızdan Google Çeviri’ye giriyorsunuz. Kaynak dili İngilizce, hedef dili ise Çince olarak seçiyorsunuz. Boşluğa “Horses