G.E. Moore’un Elleri Karşısında Radikal Şüphecilik – Jonathan Birch

/
425 Okunma
Okunma süresi: 5 Dakika

Bir bilgisayar simülasyonunda yaşamadığımızı kanıtlamamız gerekir mi? Jonathan Birch, G.E. Moore’un ünlü şüphecilik karşıtı argümanını inceliyor.

G.E. Moore’un elleri konusuyla ilk kez üniversite öğrencisiyken karşılaştım. Yaklaşık olarak aynı zamanlarda, bir bilgisayar simülasyonunda yaşadığımızı varsayan bir hipotez olan “simülasyon hipotezi’ne denk geldim. Bu fikir o dönemlerde akıllı insanlar tarafından şaşırtıcı derecede ciddiye alınıyordu (ve hala da öyle). Fakat Moore’un argümanları işe yarar ise, bir simülasyonda olmadığımızı biliyoruz demektir. Moore’un argümanları işe yarar olmak için fazla basit, doğru olmak için fazla iyi görünüyor ve belki de öyleler. Ancak hala bir değerleri var mıdır?

Radikal şüphecilerin iddiasına göre:

1 Numaralı Argüman:

  • Öncül 1: Simülasyonda olmadığımı bilmiyorum.
  • Öncül 2: Simülasyonda olmadığımı bilmiyorsam, iki adet insan eline sahip olduğumu da bilmiyorum.
  • Sonuç: İki insan eline sahip olduğumu bilmiyorum.

 “İki insan eline sahip olmam’’ öncülü normalde bildiğimi düşündüğüm (ancak aslında, simülasyonda olmadığımı bilmiyorsam bilmediğim) çok sayıda önerme içerisinden herhangi birini temsil eder. Simülasyonla oluşturulan varlıklar insan ellerine sahip değildir.

‘’Certainty’’(1959)’ makalesinde Moore bu argümanı tersine çevirerek şöyle demiştir:

2 Numaralı Argüman:

  • Öncül 1*: İki insan eline sahip olduğumu biliyorum.
  • Öncül 2*: Simülasyonda olmadığımı bilmiyorsam, iki insan eline sahip olduğumu da bilmiyorum.
  • Sonuç*: Simülasyonda olmadığımı biliyorum.

Aslında Moore’un “Certainty’’ de bahsettiği, farklı bir şüpheci hipotez olan (bir rüyadayım hipotezi) idi fakat buradaki simülasyonda olma olasılığını rüyada olma olasılığının yerine koyabiliriz. Moore, farklı bir yazısı olan “Proof of an External World’’(1939)’da mükemmel bir şekilde ellerinden bahsetmiş olsa da, aynı zamanda farklı bir sağduyusal bilgi çeşidini de (“ayakta durduğumu biliyorum’’) kullanmıştır.

İkinci argüman, şüpheci karşı tarafa cevaben “zincirleme ilişkilendirme’’(begging the question, circular reasoning) yapıyor gibi görünür. Bu, yüzeysel bir çerçevede argümanın sonucunu öncüllere dâhil etmektir (ve Moore’un argümanında bu yoktur). Ancak daha geniş bir çerçevede “zincirleme ilişkilendirme’’, başlangıçta sonuçtan ikna olmamış birinin asla kabul etmeyeceği öncüllere bel bağlamaktır (bu Moore’un argümanında açıkça yer alır). Simülasyon hipotezini ciddi şekilde düşünen karşı taraftan biri, Moore’un “iki insan eline sahip olduğumu biliyorum’’ öncülünü kabul etmeyecektir.

Öyleyse burada olan şey nedir? Uzun ve parlak bir kariyerin sonuna (o zamanlarda) yaklaşan Moore, okuyucuları aldatacak küstah bir girişimde bulunup zincirleme ilişkilendirme yapan bir argümanı öne sürecek biri değildi. Argüman bir çeşit, yalnız başına, kendi tarafından sunulan bir argümanın tam olarak kapsamadığı, şüphecilik-karşıtı bir strateji oluşturuyordu.

Moore bizden iki argümanı karşılaştırmamızı istemiştir: Birinci ve İkinci argümanı. Sormamız gereken sorular ise şunlardır: Hangi argüman daha iyidir? Hangisi mantıksal açıdan daha bağlayıcıdır?

Her iki argüman da mantıksal olarak geçerlidir (sonuç, öncülleri gerektirir) yani bu, aralarında ayrım yapabileceğimiz bir kısım değildir. Dahası, bu iki argüman ortak bir öncüle ( 2 ve 2*numaralı öncüller) sahiptir, yani bu öncül bize bir argümanı diğerinden daha iyi olarak kabul etmemizi gerektirecek bir sebep vermez. Şüpheci tarafla bu öncül üzerine tartışarak karşı koymayı düşünebiliriz, ancak Moore bunu umut veren bir seçenek olarak görmemiştir. Onun bizden yapmamızı istediği şey 1 numaralı öncül ile 1* numaralı öncülü karşılaştırmaktır.

  • 1: Simülasyonda olmadığımı bilmiyorum.
  • 1*:İki insan eline sahip olduğumu biliyorum.

Eğer bu öncüllerden biri diğerinden daha iyi gerekçelendirilmişse, bu bize argümanlardan birinin daha iyi olduğunu düşünmemiz için bir sebep verir. Moore’un iddiasındaki kilit nokta şudur: Öncül 1* en az Öncül 1 kadar iyi gerekçelendirilmiştir.

Peki neden? Moore bir şüphecinin 1 numaralı öncülü gerekçelendirmeyi deneyebileceği çeşitli yolları değerlendirir. Şüpheciler, simülasyonda olduğum iddiasının mantıksal olarak mümkün olduğunu (kendisiyle çelişmediğini) belirtebilirler. Ama bu, öncülü nedenselleştirme bakımından hiçbir işe yaramaz, çünkü bir önerme aynı zamanda mantıksal açıdan mümkün ve yanlış olabilir. Bir şüpheci bile bunu kabul edecektir. Örneğin, şu an yoğun bir acı hissetmem benim için mantıksal olarak mümkün olabilir ama acı hissetmediğimi yine de biliyor olurum. Belki de bir şüpheci buna “Ben bunun yalnızca epistemolojik açıdan mümkün olduğunu, bildiğin her şeyle uyumlu olduğunu kastettim.’’ şeklinde cevap verebilir. Ancak bu da öncülü gerekçelendirmez. Aynı iddia yalnızca farklı sözcükler ile tekrarlamış olur

Belki de şüpheciler “simülasyonda olmadığımı kanıtlayamam”  iddiasına itimat edebilirler. Ortada “ateşlenmiş bir silah’ yoktur’, kanıt da yoktur. Ama bu, kanıt olmadan bilgi var olabilir diyen Moore’un yaptığı gibi, karşı tarafa cevaben yapılan bir zincirleme ilişkilendirme olur. Moore aynı şekilde öncül 1* için zincirleme ilişkilendirme yapan bir gerekçe ile buna kolayca şu şekilde karşılık verebilir: Anlık bir denetleme sayesinde iki insan eline sahip olduğumu bilebilirim ve bu, insan olduğuma dair sağduyusal bir çeşit bilgidir, yani iki insan eline sahip olduğumu bilebilirim.

Şüpheciler 1 numaralı öncülü gerekçelendirmek için başka ne söyleyebilir? Açıkçası, bilgisayar simülasyonları ile ilgili pek çok bilimsel detay sağlamaya dayalı, gelecekte ne kadar güçlü olabileceklerine ve ileri düzey bir medeniyetin beni simüle etmesinin ne kadar kolay olacağına dair, öncüllerine ampirik bir gerekçe sunabilirler. Tıpkı Nick Bostrom’un “Are You Living in a Computer Simulation?’’ da verdiği gerekçe gibi.

Bu tip bir gerekçenin sorunu, gerekçenin dış dünya ile ilgili çok büyük boyutta, fiziğin temel yasaları ile ilgili gerçekler de dâhil olmak üzere bir şeyler bildiğimizi önceden varsaymasıdır. Öncededen ifade edildiği üzere bu varsayım, şüphecinin öncül 1’indense Moore’un öncül 1*’ini, destekler. Yani 1 numaralı öncül için yapılan ampirik gerekçeler hakiki olamazlar; iyi gerekçeler gibi hissettirirler ve epey ikna edici güçleri olabilir ancak altta yatan varsayımlarını didikleyen okuyucular karşısında hiçbir güçleri yoktur.

Peki şüpheciler bunlardan başka ne söyleyebilir? Belki de, üçüncü seçenekleri basitçe 1 numaralı öncülün sezgisel mantıklılığında ısrarcı olmaktır. Şöyle diyebilirler: belirgin bir gerekçeye ihtiyaç yok çünkü bu sezgisel olarak mantıklı. Ama Moore buna şu şekilde karşılık verebilir: Kendisinden öte bir gerekçenin yokluğunda 1 numaralı öncül küçük bir derecede de olsa makuldür. Herhangi bir şey olduğunda ise bir derece daha mantıklıdır.

Belki de 1 numaralı öncülü gerekçelendirebileceğimiz, daha önce göz önünde bulundurmadığımız başka bir yol daha vardır. Ancak Moore’un üzerinde durduğu nokta, 1 numaralı argümanın 2 numaralı argümandan daha iyi olduğuna karar vermeden önce, yukarıda sıralananlardan daha iyi bir gerekçelendirme talep etmemizdir. Bu tip bir gerekçelendirme bulunana kadar, 2 numaralı argümanı en az 1 numaralı argüman kadar iyi olarak kabul etmeliyiz.

Sonuç olarak, Moore burada bir şey başarmıştır. Başaramadığı şey ise, simülasyon hipotezini reddedecek kadar ikna edici (başlangıç aşamasında hipotezi mantıksal olarak kabul etmeye istekli olan bir okur için zorlayıcı), zincirleme nedensellikle oluşturulmamış bir argüman oluşturmaktır. Ama bu, gerçekleştirilmesi çok zor bir şey olabilir.

Yaptığı şey, şüpheci tarafı bir çeşit çıkmaza sokmak, ya da berabere bir sonuç yakalamaktır. Klasik “1 numaralı argüman’’ formundaki herhangi bir şüpheci argümanın, en az kendisi kadar mantıksal olarak zorlayıcı olan “2 numaralı argüman’’ formunda simetrik bir argüman formu vardır. Beraberelik bize şüpheciliğe yanıt olarak istediğimiz her şeyi vermez, fakat bir şüphecinin argümanını veya sonucunu mantıksal olarak kabul etmek zorunda olmadığımızı gösterir.


Jonathan Birch- “G.E. Moore’s hands vs. radical scepticism”, (Erişim Tarihi: 11.11.2020), Kaynak linki: G.E. Moore’s hands vs. radical scepticism

Çevirmen: Eylül Adıgüzel

Çeviri Editörü: Beyza Nur Doğan

Bilkent Üniversitesi Felsefe Bölümünde lisans eğitimine devam etmekte. Etik ve din felsefesi başta olmak üzere felsefenin çoğu alanıyla ilgilenmeyi sever. Mitoloji, bilim-kurgu, epik fantastik, ütopik ve distopik türde roman ve hikayeler okumak başlıca ilgi alanlarıdır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Uslamlama Üzerine Yazışma - Harun Rızatepe ve Arda Denkel

Sonraki Gönderi

Kapitalizmi ve Sosyalizmi Tanımlamak - Thomas Metcalf

En Güncel Haberler Analitik Felsefe