Kapitalizmi ve Sosyalizmi Tanımlamak – Thomas Metcalf

/
413 Okunma
Okunma süresi: 8 Dakika

Toplumumuz sosyalist mi olmalı kapitalist mi? Yoksa bu ikisi arasında bir şey mi? Bu tartışmaya faydası olması açısından ‘kapitalizm’ ve ‘sosyalizm’ tanımlarını anlamamız gerekir.

1. Akademik Tanımlar

Kapitalizm ve sosyalizm arasındaki en temel ayrım üretim araçlarının, yani emeği ya da mal ve servis sağlamayı daha verimli hale getiren araçların (tipik olarak makineler ve yapılar, örneğin, çim biçme makineleri, bilgisayarlar ve fabrikalar) sahipliği ve kontrolüdür.[1]

Sırasıyla, ‘kapitalizm’ ve ‘sosyalizm’ kavramlarının birer ekonomik sistem olarak akademik tanımları aşağıdaki gibidir:[2]

  • Kapitalizm: Tüm veya neredeyse tüm üretim araçlarının özel olarak sahiplenildiği ya da kontrol edildiği bir sistemdir: bu araçlar toplum ya da devlet yerine belirli bireyler tarafından sahiplenilir ve kontrol edilir.[3]
  • Sosyalizm: Tüm veya neredeyse tüm üretim araçlarının toplumsal olarak sahiplenildiği ve kontrol edildiği bir sistemdir: bunlar toplum içinde paylaşılır ve bu toplum tarafından, muhtemelen devlet tarafından, kontrol edilir.[4]

Bu tanımların üretim araçları ya da ”özel mülkiyet” hakkında olduğuna dikkat edilmelidir; silindir şapka ya da burrito gibi tüketim malları veya kişisel mülkiyetler çoğu sosyalizm türünde özel olarak sahiplenilebilir.[5] Bunun aksine, bazı komünizm ve anarşizm türlerinde kimse hiçbir malı özel olarak ”sahiplenemez”; kişi bunları ancak kullanır ya da elinde bulundurur.[6]

Ayrıca bu tanımların her ikisinin de prensipte devleti olan ve olmayan bir toplumla uyumlu olduğuna da dikkat edilmelidir.

Gerçek hayatta kapitalist sistemler neredeyse her zaman başka özelliklere sahiptir:[7]

  • Geniş çaplı ücretli işçilik: çoğu insan (firmanın karının paylaşımı yerine) belirli bir ücret ya da maaş karşılığında çalışır.
  • Geniş çaplı uzaktan sahiplik: üretim aracı sahiplerinin çoğu bu araçları kullanarak çalışmaz (örneğin Toyota hisse sahiplerinin çoğu Toyota araçlarını dizayn etmede ya da montelemede çalışmaz)
  • Özel-mülkiyet geliri: çalışmak yerine yalnızca özel mülkiyet sahibi olarak para kazanmak mümkündür. (Bazı insanlar kendi yatırım portforlyolarını yöneterek ”çalışabilir” ancak böyle bir portfolyoyu yalnızca miras edinip bir daha bunun hakkında düşünmemiş biri dahi buradan gelir edinebilir.)

Bunun aksine, sosyalist sistemler ya çok az ücretli emek, uzaktan sahiplik ya da özel-mülkiyet geliri barındırır ya da hiç barındırmaz.[8] Ücretli emek ya da özel-mülkiyet geliri yerine insanlar firmalarının karının paylaşımı için çalışabilir, basitçe toplumun zenginliğinden paylarını alabilir veya hiç para diye bir şey olmaz ve insanlar basitçe neye ihtiyacı varsa alırlar.[9]

2. Serbest Piyasalar ve Regülasyonlar

Serbest piyasa ekonomilerini daha kapitalistik ve regüle edilmiş ekonomileri daha sosyalistik olarak tanımlamak yaygındır.[10] Ancak, tüm sermayenin özel olarak sahiplenildiği bir sistemin de ciddi anlamda regüle edilmiş olması mümkündür: ücretli emek, uzaktan sahiplik ve özel-mülkiyet geliri vardır ancak aynı zamanda emeği yönlendiren birçok yasa ve yüksek vergiler vardır. Benzer olarak, büyük oranda regüle edilmemiş bir sosyalist sistem mümkündür.

Aynı şekilde, sosyalizm ‘refah devleti’ ile eş anlamlı değildir çünkü ikinci terim fakirlere ve orta sınıfa faydalı olması amaçlanan yasalardan oluşan bir sisteme refere eder ve sermayenin çoğunluğunun kim tarafından sahiplenildiği hakkında hiçbir şey söylemez. Tüm sermayenin özel olarak sahiplenildiği ancak fakirlere servis sağlama amacıyla kullanılan yüksek gelir vergilerine sahip bir sistem hala ”kapitalist” sayılabilir. Aslında, anarşist sosyalizmin ”regülasyon” ya da refah devleti içermediği savunulabilir.

Sonuç olarak, her ne kadar regülasyonları ve refah programlarını sosyalistik olarak düşünmek genel olarak yanıltıcı olmasa da bunlar ‘kapitalizmin’ ve ‘sosyalizmin’ akademik tanımlarına dahil değildir.

3. Hatalı Tanımlar

Buraya kadar ‘sosyalizm’ ve ‘kapitalizmin’ akademik tanımlarına baktık. Ancak bu kelimeler başka şekillerde de kullanılır. Öyleyse bu kavramların hatalı tanımlarına bir bakalım:

Kapitalizm: Yalnızca zenginlerin yararı için çalışan şeytani bir sistemdir; ortada aşırı, geniş çaplı yoksulluk ve eşitsizlik vardır; neredeyse herkes tüketimci ve açgözülüdür ve yalnızca daha fazla zenginlik biriktirmeyi hedefler. Çalışan insanlar patronları tarafından köleleştirilmiştir; ve kimse çevreyi korumaz.

Sosyalizm: Toplumun totaliter bir diktatörlük olduğu şeytani bir sistemdir; herkes tembeldir çünkü bedava mal edineceklerini bilirler; ekonomi her yerde yozlaşma ve gereksiz harcamalarla beraber bir karmaşa içindedir; herkes diş fırçalarını paylaşmak zorundadır ve geleneksel din ile aileler Devlet’e tapınma ve hippi komünlerinde yaşama ile yer değiştirmiştir.

Bu tanımlar ”hatalıdır” çünkü yeterince tarafsız değillerdir; neredeyse hiç kimse bu şekilde tanımlanan sistemleri açıkça desteklemez. Bu sebepten ötürü bu tanımları kullanmak büyük oranda vakit kaybıdır.  Kapitalizmin (akademik tanımıyla) kaçınılmaz olarak (hatalı tanımıyla) kapitalizme yol açabilmesi ya da aynısının sosyalizm için gerçekleşmesi mümkündür. Ancak ortada açık, empirik bir mesele vardır: Kişi ‘kapitalizmi’ ya da ‘sosyalizmi’ bu şekillerde tanımlamak zorunda değildir. 

4. Gerçek Yaşamdan Örnekler?

Tüm büyük toplumların bazı kapitalistik ve bazı sosyalistik unsurlardan oluşan karma ekonomileri olmuştur.[11]

Dolayısıyla, gerçek yaşamdaki toplumlardan yola çıkarak onlar hakkında bazı şeylerin sosyalizm ya da kapitalizm yüzünden iyi veya kötü olduğunu söylemek güçtür. Her zaman hangi özelliği suçlamamız ya da başarıyı nereye atfetmemiz gerektiğini bilemeyiz. Örneğin, Birleşik Devletler’deki Büyük Buhran’ın temel sebebinin yetersiz regülasyon olduğunu savunanlar vardı;[12] diğerleriyse sebebin gayrimenkul piyasasına gereğinden fazla devlet müdahalesi olduğunu savunuyordu.[13]

Bunun gibi, insanlar bazı problemler için kapitalizmi ya da sosyalizmi suçlayabilir ancak sorgulanan sistem genel olarak kapitalist olsa da ortadaki problem sosyalistik bir unsurdan kaynaklanmış olabilir ya da bunun tam tersi gerçekleşebilir. Örneğin, eğer bir sosyalist kapitalizmin ceza adaleti sisteminin adil olmamasından ötürü kötü olduğunu savunuyorsa bir kapitalizm savunucusu ceza adaleti sisteminin sosyal olarak kontrol edildiğini söyleyebilir. Diğer taraftan, eğer bir kapitalizm savunucusu sosyalizmin sosyalist sitemlerdeki çoğu bürokratın özel mülklerini kendilerini zenginleştirmek için kullanmasından ötürü kötü olduğunu söylüyorsa sosyalist bunun yalnızca sistemin yeterince sosyalistik olmamasından ötürü yaşandığını söyleyerek karşılık verebilir.

5. Sonuç

Eğer önemli terimler tartışmalı tanımlara konu oluyorsa açık bir şekilde hangi tanımları kullandığımızı belirlemek en iyisidir. Bu tartışmanın belirleyici unsuru insanların üretim araçlarını özel olarak sahiplenip sahiplenemeyeceği olduğu için akademik tanımlarla yola çıkmalıyız. Her iki taraf için de adil olan maksimum düzeyde nötr ve geniş çaplı olarak kullanılan tanımları kullanmak ve sonrasında hangi düzenlemenin daha iyi olduğu sorusuna etikle toplumsal adalet açısından cevaplar vermektir.[14]

Notlar

  • [1] Oxford English Dictionary n.d. a.
  • [2] Göründüğü kadarıyla tüm büyük akademik ve akademik olmayan kaynaklar esasen kapitalizm ve sosyalizmi yukarıdaki gibi ya da buna benzer şekillerde tanımlar. Akademik olmayan örnekler popüler ansiklopedileri ve sözlükleri içerir: Dagger ve Ball 2019; Dictionary.com n.d; ve Vikipedi n.d Akademik kaynaklar ise Internet Encyclopedia of Philosophy’yi (Arnold n.d.: §  1), Stanford Encyclopedia of Philosophy’yi (Gilabert ve O’Neill n.d.: § 1 ve Herzog 2019: § 1), felsefe ders kitaplarını (e.g Gaus 2010: 75 ff., kapitalizm ve sosyalizm arasındaki ayrımın bir kısmının üretim araçlarının sahiplenilebilip sahiplenilememesinde yattığını söylüyor), kapitalizmin akademik geçmişini (e.g Scott 2011: 27, 31, ff.), bu tartışmanın temel belgelerini, Marx 2009 [1932] ve Mill 1965 [1848]: bk. 2, ch. 1 gibi, ve daha yakın zamanlı yarı-popüler çalışmaları (Bhaskara 2016) içerir. Aynı zamanda bu kelimelerin tarihsel temelleri yaptığımız tanımlarla eşleşir: ‘Kapitalist’ terimi ‘kapitalizmden’ önce meydana çıkmıştı ancak üretim araçlarının sahiplerine işaret ediyordu, böylece kapitalizm en iyi şekliyle ortada böyle sahiplerin olduğu bir sistem olarak tanımlanır. Örnek olarak Oxford English Dictionary’ye bakınız. Benzer olarak, ‘sosyalizm’ orijinal olarak toplumun varlığını ve kaynaklarını özel olarak sahiplenmek yerine merkezi olarak kontrol edip paylaşmaya işaret eder; örneğin The Editors of Encyclopedia Britannica 2019 ve Dagger ve Ball 2019’a bakabilirsiniz.
  • [3] ”Özel” sahipliğin ne olduğunu tam olarak tanımlamak her zaman kolay değildir. Kabaca, kapitalist sistemlerde çoğu üretim aracı için birileri ya da bazı gruplar toplumdaki çoğu diğer insana ‘Bu bana ait, size değil ve bunun üzerinde ya da bunun kullanımından elde edilen kar için herhangi bir hak talebinde bulunamazsınız’ diyebilir. Bunun aksine, sosyalist sistemlerde çoğu üretim aracı için toplumdaki herkes ‘Her ne kadar yönetimine görevli olsam da bu, diğer herkesin olduğu kadar benimdir ve bunun kullanımından elde edilen karlar üzerinde hakkım vardır.’ diyebilir.
  • [4] Yine de bu malların yöneticisi olarak bazı bireyler demokratik olarak atanabilir. Ancak bu yöneticiler normalde bu malların ”sahipleri” olarak görülmezler; bu mallar hala toplumundur. Örneğin, yöneticiler üretim araçlarını satamaz ya da geliri kendi cebine koyamazlar. Schweickart 2011’e bakınız: bunun nasıl işleyeceği hakkında daha detaylı bir tanım için Bölüm 3’e bakabilirsiniz. Bruenig’in sosyal-refah fon sistemi ayrıca toplumun sosyal refahı sahiplendiğini ancak toplumun uygun bir bölümünün bunu kontrol ettiği anlamına gelir.
  • [5] Sunkara 2016.
  • [6] e.g. Berkman 2003 [1937]: 217 ve Maggs 1961.
  • [7] Scott 2011: 166 ve Arnold n.d’ye bakabilirsiniz. Kapitalist sistemlerin neden bu özellikleri barındırmaya meyilli olduğu kompleks bir sorudur. Buna kısa bir cevap insanların genel olarak boş zamandan hoşlandığı ve eğer uzaktan sahiplik yaparak özel mülkiyet geliri elde edebileceklerse bunu yapacakları olabilir. (Her ikisi de standart sosyalist sistemlerde çok nadir ya da imkansızdır.) Emekli ücret açısından bu emek ekonomisinin bir sorusudur ancak benim şüphelerim bunun Coase 1937’deki endişelerle ilgili olduğu yönündedir.
  • [8] Oxford English Dictionary n.d. c.
  • [9] Yukarıdaki n.3 ve Berkman 2003 [1937]
  • [10] Gilabert ve O’Neill (§ 3.2.4’te) regülasyonların varlığının kapitalistik bir topluma daha sosyalistik bir unsuru tanıtmak olarak kabul edilebileceğini savunur.
  • [11] Oxford English Dictionary n.d. c.; Dahl 1992; ve Investopedia 2019’ya bakabilirsiniz. Örneğin, Birleşik Devletler’de, birçok şirket (kolluk kuvvetleri, ordu, regülasyon ajansları, posta servisi) sosyal olarak kontrol edilir.  Sovyetler’de dahi vatandaşlar mülkiyet geliri edinebiliyordu (Maggs 1961).
  • [12] Bu argümanlara genel bir bakış için Financial Crisis Inquiry Comission 2011’e bakabilirsiniz.
  • [13] Ibid.
  • [14] Bu soruya bir cevap verme denemesi için benim Kapitalizm ve Sosyalizm İçin Argümanlar yazıma bakabilirsiniz.

Referenslar


Thomas Metcalf- “Defining Capitalism and Socialism”, (Erişim Tarihi: 12.11.2020), Erişim Kaynağı: https://1000wordphilosophy.com/2019/09/17/defining-capitalism-and-socialism/

Çevirmen: Yiğit Aras Tarım

Çeviri Editörü: Beyza Nur Doğan

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

G.E. Moore’un Elleri Karşısında Radikal Şüphecilik - Jonathan Birch

Sonraki Gönderi

John Rawls Berbat Akıl Yürütüyordu: 1 – Michael Huemer

En Güncel Haberler Analitik Felsefe