Niçin Ahlaklı Olmalıyız? Platon’un “Gyges’in Yüzüğü” Düşünce Deneyi – Spencer Case

/
1064 Okunma
Okunma süresi: 6 Dakika

Farz edelim ki hiçbir cezası olmadan hırsızlık yapabiliyor, aldatabiliyor veya herhangi bir ahlaki kuralı ihlal edebiliyorsunuz; bu durumda doğru olanı yapmak için hala bir sebebiniz olur muydu?

Yunan filozof Platon (M.Ö 427-M.Ö. 347), ideal bir toplumun taslağı olarak nitelendirilen kitabı Devlet’in bir bölümünde bu sorunun üzerinde duruyor.

Platon’a göre bunun gibi durumlarda bile ahlaki olan seçimler yapılmalı. Bu yazıda, onun görüşüne karşı gelen en güçlü argümanlardan birini sunacağız.

1. Adalet Hakkında Bir Konuşma

Devlet’in ikinci kitabının girişinde Platon’un öğretmeni Sokrates ve abisi Glaukon, çoğu genel olarak ahlak için geçerli olsa da adalet hakkında konuşuyorlardır. Sokrates, adaletin hem kendi içinde hem de kişisel güvenlik ve refah için iyi bir araç olduğunu söyler.

Glukon ona katılmaya eğilimli olsa da Sokrates’in ona kendi görüşünü kanıtlamasını ister, bu nedenle de şeytanın avukatını oynar. Tartışmak için hiçbir fırsatı kaçırmayan Sokrates, Glukon’un söyleyeceklerini dinlemeyi kabul eder.

Glukon, Sokrates’in görüşlerine karşı olan, şimdiki filozofların “Sözleşmecilik” (contractarianism) adını verdiği bir adalet felsefesi tasarlar. Bu tasarıya göre ideal olan, yakalanmadan ya da ceza almadan ve başka kişilerin aynısını size yapabileceği durumundan endişe duymaksızın suç işleyebilmektir.

Ancak bu tasarıdaki problem şu ki topluma dayatılmış kuralların varlığı olmadığı sürece herkes diğerlerinin yapacağı adaletsizliklere karşı korumasız olacaktır. Bu sebeple, adil kuralların olması herkesin faydasınadır.

Bu demek değildir ki adalet kendi içerisinde iyidir, sadece önem verdiğimiz şeyleri korumada bize yardımcı olur.

2. Glukon’un Meydan Okuması

Glukon, görüşünü desteklemek için “Gyges’in Yüzüğü” düşünce deneyini ortaya atar.

Gyges, Lidya kralının hizmetinde olan mütevazı bir çobandır. Bir gün, koyunlarını otlattığı yerde deprem olur ve zeminde bir çukur açılır. Çukurun içine girip baktığında farklı farklı garip objelerle birlikte bir yüzük bulup parmağına takar. Daha sonra bir çobanlar toplantısında yüzüğü sola çevirince diğerlerinin onu göremediğini fark eder. Yüzükle görünmez olmuştur.
Bunu fark eden Gyges, kötülük yapmaya girişir. Mesaj iletme bahanesiyle saraya girer ve Kraliçe’yi baştan çıkarır. Gyges’in sadakat yemini ettiği Kral’ı öldürmek için kafa kafaya verip komplo kurarlar ve onun ölümünden sonra Gyges tahta geçer.

Birçok kişi bu hikaye ile J.R.R. Tolkien’ın hikayesi Yüzüklerin Efendisi arasındaki benzerliği fark edecektir. Ama bu fantastik hikayede olanın aksine, Gyges’in yüzüğü, takan kişiye herhangi bir güç temin etmez. Yüzük Gyges’i yozlaştırmıyordur; sadece başından beri nasıl bir insan olduğunu ortaya çıkarır: o aslında kendini yalnızca ceza korkusuyla dizginleyen biridir.

Glukon bu düşünce deneyinin genel olarak insanın doğasını temsil ettiğini düşünür. Eğer cezasını çekmeyecek olsaydık hepimiz Gyges gibi davranırdık; dilediğimizce çalar, öldürür, akla gelebilecek her suçu işlerdik.

3. Argüman

Peki bu psikolojik spekülasyonun adaletle ne bağlantısı var?

Glukon’un argümanı şu şekilde:

Adaletin ya da herhangi bir şeyin kendi içinde değerli olup olmadığına dair tek kanıt, yanında gelen başka bir iyilik olmadığında bile iyi olmasıdır. Ama adaleti başka insanlar tarafından iyi görünmek gibi iyiliklerden izole ettiğimizde artık bize o kadar da iyi gözükmez. Adaletin iyi olduğuna olan inancımızı, çoğunlukla, bize getirdiği iyi şeyler açıklar. Bu nedenle, adaletin araçsal olarak değerli olmaktan daha fazlası olduğuna inanmamız için bir sebep yoktur.

Glukon’un ekleyecek beklenmedik bir deneyi daha vardır.

Tamamen adaletsiz bir insan ve tamamen iyi bir insanı düşünün; ikisinin de kaderi tersine dönmüştür. Belki de Gyges yaptığı kötülükler için başkasını suçlayacaktır ve bu masum kişi böylece işlemediği suçlar için işkence görürken o, iyi şanı sayesinde hayatın ona sunduğu tüm güzelliklerin keyfini çıkarıyor olacaktır.

Tabii ki kimse Gyges olabilecekken talihsiz adaletli insan olmak istemez. Ay kendi ışığıyla parlamadığı gibi adalet de deyim yerindeyse, yalnızca bize sağladığı yararlar nedeniyle parlak görünür. Adalet bize fayda sağlamadığı zamanlarda ona değer vermek, hiç alım gücü olmayan bir paraya değer vermek gibidir.

4. Eleştiri

Bu argüman bize adaletin kendi başına iyi olmadığını kanıtlamayı başarmış mıdır? Burada bazı şüphelere yer var gibi görünüyor.

Glukon’un gerçekten insanlık hakkında bu kadar pesimist olup olmadığını bilmiyoruz. Gerçek ne olursa olsun, bazı şeyleri abarttığı açık. Bazı insanların bu yüzüğe sahip olsalardı bazı kuralları çiğneyecekleri doğru (mutlaka yumruk atmaya can attığınız bir politikacı vardır) ama hepimiz bu kadar psikopatça davranmazdık.

Muhtemelen bazı insanlar yüzüğü iyi amaçlar için bile kullanırlardı, tıpkı süper kahramanlar gibi. İnsanlar ben-merkezcidir ama çoğu bir raddeye kadar diğerlerini de önemser.

Çoğu insanın adaletli bir insan olup cezalandırılmaktansa, adaletsiz bir insan olup ödüllendirilmeyi seçmeyeceği bir gerçek. Bu birçok şeyin göstergesi olabilir. Örneğin Glukon’un ima ettiği gibi her zaman adil olmak için çok sebebimiz olmayabilir. Bu doğru olsa bile, adaletin kendi içinde iyi olduğu öncülüyle bağdaşır. Ancak adil olma sebeplerimiz bazen çatışan sebeplerle geçersiz kılınabilir. Bu aynı zamanda yapmamız gerekeni yerine getirmenin ne kadar zor olabildiğini gösterir.

5. Sonuç: Platon’un Glukon’a Cevabı

Devlet’in devamı, Platon’un Glukon’un sözlerine kapsamlı bir cevabını içerir.

Özetlemek gerekirse, Platon kendi çıkarımıza en uygun tercihleri yapmamız gerektiğini söyler ancak nihayetinde doğru olanı yapmanın her zaman bizim çıkarımıza olduğunu iddia eder çünkü yanlış yapmak karakterimize ve ruhumuza zarar verir. Platon bu görüşünü, önceki bölümlerden biri olan “Gorgias”ta da savunur.

Bazıları, kişisel çıkarlarımız ve ahlaki değerlerimiz çatıştığında ne yapmamız gerektiği problemine nihai bir çözüm olmadığını düşünür. Ahlakı umursamayan bir insanın sezgisel olasılığı, “Neden ahlaklı olmalıyız?” sorusunu hala önemli bir felsefi konu yapmayı sürdürüyor.

Dipnotlar

  1. Platon, Devlet. Trans. by: Benjamin Jowett. The Project Gutenberg eBook
  2. Sözleşmeciliğe benzer görüşlere giriş için David Antonini’nin “Sosyal Sözleşme Teorisi (Social Contract Theory)” ve Daniel Weltman’ın “‘Nasty, Brutish and Short’ Hobbes on Life in the State of Nature” makalelerine bakın.
  3. Tolkien, J.R.R. Lord of the Rings, with a new forward by the author. New York Ballantine Books, 1965
  4. Platon, Gorgias. Trans. by: Benjamin Jowett. The Project Guttenberg eBook
  5. 19. Yüzyılda yaşamış İngiliz, faydacı filozof Henry Sidgwik, kişisel çıkar (“egoizm”) ve tarafsız ahlak perspektiflerinin uzlaştırılamayacağını, dolayısıyla kişisel çıkar ve ahlaki görevlerimiz çatıştığında her şeyi göz önünde bulundurursak yapacak bir şeyimizin olmadığı söylemiştir. (Sidgwick, Henry. Method of Ethics. 7th ed. London: MacMillan and Co. LTD, 1963, 508) David Copp, Gyges’in öyküsünden çıkarmamız gerekenin tam olarak bu olduğunu savunur. (Copp, David “The ring of Gyges: Overridingness and the unity of reason,” Social Philosophy and Policy 14 (1) (1997): 86-106)

Referanslar

  1. Copp, David “The ring of Gyges: Overridingness and the unity of reason” Social Philosophy and Policy 14 (1) (1997): 86-106
  2. Plato, Gorgias. Trans. by Benjamin Jowett. The Project Gutenberg eBook
  3. Plato, Republic. Trans. by Benjamin Jowett. The Project Guttenberg eBook.
  4. Sidgwick, Henry. The Methods of Ethics, 7th ed. London:MacMillan and Co., LTD 1963
  5. Tolkien, J.R.R. Lord of the Rings, with a new forward by the author. New York: Ballantine Books, 1965

Spencer Case – “Why be Moral? Plato’s ‘Ring of Gyges’ Thought Experiment“, (Erişim Tarihi: 14.10.2022)

Çevirmen: Deniz Sal
Çeviri Editörü: Beyza Nur Doğan

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Eleştirel Düşünme Epistemik Olarak Güvenilir Midir? – Michael Huemer

Sonraki Gönderi

Karl Marx’ın Tarih Teorisi – Angus Taylor

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü