Eleştirel Düşünme Epistemik Olarak Güvenilir Midir? – Michael Huemer

/
802 Okunma
Okunma süresi: 7 Dakika

Hayır.

Burada ‘’eleştirel düşünme’’nin neden epistemik olarak irrasyonel olduğunu açıklıyorum.*

[* ‘’Eleştirel Düşünme Epistemik Olarak Güvenilir Midir?’’, Metaphilosophy 36 (2005): 522-31. temelinde]

Eleştirel Düşünme Felsefesi

Bariz bir şekilde, burada ‘’eleştirel düşünme’’ ile sadece rasyonel düşünme, safsatalardan kaçınma vb. şeyleri kast etmiyorum. Öğrencilere ‘’eleştirel düşünme’’ derslerinde sık sık yapmaları tavsiye edilen spesifik bir şeyi kast ediyorum: sorunları kendi kendine düşünmek.

Kamuoyunda tartışılan bazı ihtilaflı konuları düşünüyorum; kürtaj, silah kontrolü, küresel ısınma gibi. Bu tür sorunlara yaklaşırken şunları yapabilirsiniz:

  • (a) Uzmanlara güvenmek. Uzmanların aynı fikirde olmadığı bir senaryoda, çoğunluğunun ne düşündüğüne veya en iyilerinin ne düşündüğüne veya buna benzer bir şeye bakabilirsiniz.
  • (b) Düşünmekten vazgeçmek. Veya,
  • (c) Kendi kendinize düşünmek. Yani, uzmanlara güvenmek yerine uzmanların kararlarını dayandıracakları birincil kanıtları kendi kendinize gözden geçirebilir ve bu kanıtlara ilişkin değerlendirmelerinize dayanarak bir inanç oluşturabilirsiniz.

(c) benim ‘’eleştirel düşünme’’ dediğim şeydir. Günümüzde birçok kitap öğrencilere yapmaları gereken şeyin bu olduğunu söylüyor. Ancak ben bunun genellikle irrasyonel olduğunu ve (a) veya (b)’nin açıkça daha iyi olduğunu düşünüyorum.

Eleştirel Düşünme Güvenilmezdir

Açık bir nokta: Uzmanlar, bariz bilişsel avantajları sebebiyle zor konuları doğru bir şekilde değerlendirmede uzman olmayanlardan daha iyi olma eğilimindedirler. Örneğin, uzmanlar genellikle ortalamanın üstünde bir zekaya sahiptir, söz konusu konu hakkında çok daha fazla bilgiye sahiptir ve muhtemelen konu üzerine düşünmeye sizden daha fazla zaman harcamışlardır. Zaten bu yüzden onlara ‘’uzman’’ deriz.

Örneğin diyelim ki siz silah kontrol yasalarının makuliyetine dair fikir oluşturmaya çalışan birisiniz. Yıllarını çoktan bu konuyu incelemeye adamış akıllı insanlar var. Sizce o yıllarda bir şeyler öğrenmediler mi? Sizden daha güvenilir olmakta nasıl daha başarısız olabilirler ki? Zekanın gerçeği anlama yeteneği üzerinde hiçbir etkisi olmadığını mı söyleyeceğiz yani? Alan bilgisinin de mi hiçbir etkisi yok? Eğer durum buysa, saçma bir şekilde öğrencilere tavsiyemiz bir konu hakkında yargıda bulunmadan önce o konuyu öğrenmeye zahmet etmelerinin bir anlamı olmadığıdır.

Neden aynı bilgiyi kendin öğrenmeyesin ki? Tabii uzun yıllarınızı vermeye hevesliyseniz ve yeterince akıllıysanız aynı bilgileri siz de öğrenebilir ve bir uzman olabilirsiniz. Ama bunu pek fazla insanın yapmayacağını hepimiz biliyoruz. İnsanlara eleştirel düşünmeleri söylendiğinde yapacakları şey;  birkaç saat veya hafta boyunca konu üzerine okuyup, geldikleri noktada onlara doğru görünen şeye dayanarak yargıda bulunmaktır. Bunun nasıl daha az güvenilir olduğunu görmek kolaydır, çok daha fazla çalışma yapmış uzmanların yargılarını tercih etmenin daha makul olduğunu görememek ise zordur.

Eleştirel Düşünme Felsefesi Tutarsızdır

Varsayalım ki: Henüz dikkatlice incelemeye vaktinizin ve hakkında kesin bir fikrinizin olmadığı ahlaki gerçekçilik hakkında bir fikir oluşturmak istiyorsunuz. Üniversitenizden eleştirel düşünme dersinden ‘A’ almış bir öğrenci, konuyu yakın zamanda incelediğini, derslerde öğrendiği tüm eleştirel düşünme tekniklerini konu üzerinde uyguladığını ve gayrı-bilişselciliğin doğru metaetik teori olduğu sonucuna vardığını içtenlikle söylüyor.

Soru: Şimdi gayrı-bilişselciliğe mi inanmalısınız?

Diyelim ki ‘’Evet, gayrı-bilişselciliğe inanmalıyım!’’. O zaman, eleştirel düşünme felsefesinden hemen vazgeçiyorsunuz, çünkü onun temel tavsiyesini ihlal etmiş oldunuz.

Her neyse, cevap açıkça hayır, ve hepimiz bunu biliyoruz. Hiç kimse bu kadar temelsiz gerekçelerle tartışmalı bir felsefi görüşü benimsemez. Bunun, öğrencinin yargısının gayrı-bilişselciliğin doğruluğuna dair güçlü bir kanıt olmadığını söylüyor olduğumuz anlamına geldiğine dikkat edin lütfen. Doğrusu güçlü bir kanıt olmak bir kenara, neredeyse hiç kanıt olamıyor (eğer varsa, gayrı-bilişselciliğe olan güveniniz pek değişmemeli). Ve bunun böyle bir durumda bir öğrencinin yargısının güvenilir olmadığını söylüyor olduğumuz anlamına geldiğine lütfen dikkat edin. Öyleyse biz (felsefe profesörleri) neden insanlara bunu yapmalarını söylüyoruz? Eğer siz öğrencinizin yargısına güvenmiyorsanız, ona kendi yargısına güvenmesini nasıl tavsiye edersiniz?

‘Eleştirel’ Sabır

İlginçtir ki, neredeyse hiç kimsenin eleştirel düşünmeyi desteklemediği başka bağlamlar da vardır. Örneğin eğer tıbbi bir sorununuz varsa hemen hiç kimse size doktorlarla uğraşmayıp kendi kendinize teşhis koyup kendinizi tedavi etmenizi söylemez. Öğrencilere bunu öğretiyor olsaydık son derece sorumsuz olurduk ve muhtemelen işin sonunda elimizde birkaç ölü öğrenci olurdu. Bunun sebebi çoğu insanın kendi kendine teşhis koyacak ve kendini tedavi edecek uzmanlığının olmamasıdır.

Pratik Not: Bu doktorunuzun dediği her şeye inanmanız gerektiği anlamına gelmiyor. Eğer bir doktor tehlikeli veya pahalı bir tedavi önerirse, veya sadece teşhis konusunda şüpheleriniz varsa her zaman ikinci bir görüş almalısınız. Gerçekte doktorlar çoğu zaman yanılıyorlar (muhtemelen çoğunuzun düşündüğünden daha sık). Yine de bariz bir şekilde meslekten olmayan insanlar çok daha kötü. Bu yüzden makul tavsiye ‘’ikinci bir görüş al’’dır, ‘’kendi kendine teşhis koy’’ değil.

Peki politika veya felsefe ile kıyasladığımızda insanların tıp konusundaki tutumları neden bu kadar farklı? Belki insanlar tıbbın karmaşık olduğunu bildikleri ama ahmakça siyasi ve felsefi konuları daha basit varsaydıkları içindir?

İtirazlar

  1. ‘’Fakat kimlerin uzman olduğunu nasıl bilebiliriz? Bu konuda da başka uzmanlarımız mı var yoksa eleştirel düşünmeye mi başvurmalıyız?’’

Yanıt: Şapşal olmayın. Tartışmalı konuların çoğunda kimin X konusunda uzman olduğuna karar vermek, X’in gerçekliğine karar vermekten çok daha kolaydır. İşte bu yüzden size sıradan uzmanların kim olduğunu söyleyen meta-uzmanlara ihtiyacınız yok. Örneğin doktora derecesine sahip, konu üzerinde kitaplar veya makaleler yazmış kişileri arayabilirsiniz. Hatta eğer isterseniz bunu ‘’kimin uzman olduğu hakkında eleştirel düşünme’’ olarak adlandırabilirsiniz, ancak bu eleştirel düşünme kitaplarının genelde size söylediği gibi asıl tartışmalı konuyu kendi başınıza yargılamaktan epey farklıdır.

  1. ‘’Fakat yeni nesil uzmanları yetiştirmek için onlara eleştirel düşünmeyi öğretmek zorundayız.’’

Yanıt:

  • a) Öğrencilerin yalnızca küçük bir kısmı uzman olmaya çalışacaktır veya uzman olmayı denemelidir.
  • b) Akademik iş piyasasının durumu göz önüne alındığında, gelecekteki uzmanların sayıca yetersiz olacağı konusunda endişelenecek bir konumda olduğumuzu gerçekten düşünmüyorum.
  • c) Her şekilde, benim asıl sorum toplum bazında yararlı olanın ne olduğundan ziyade epistemik olarak rasyonel olanın ne olduğuyla ilgiliydi.
  1. ‘’Ama geçmişte uzmanların yanıldığı üç vaka sayabilirim!’’

Yanıt: ‘’Uzmanlar çoğu zaman yanılır’’ın ‘’uzman olmayanlar daha güvenilirdir’’ anlamına gelmediğine dikkat edin. İkinci olarak, sonucun hala açıkça yanlış olduğuna dikkat edin. Ancak eğer eleştirel düşünmeyi savunmak istiyorsanız korumanız, savunmanız gereken budur.

Uzmanların güvenilmez olması tamamen olasıdır – hatta pek çok senaryoda durum böyledir. Ancak buradan çıkan sonuç kimsenin güvenilir olmadığıdır, uzman olmayanların güvenilir olduğu değil. Bu nedenle, bu tür konularda rasyonel olan yaklaşım karar vermeyi askıya almak olmalıdır, onları kendi başınıza çözmeye çalışmak değil.

Eleştirel Düşünme Zamanı

Tüm bunları söyledikten sonra, eleştirel düşünmenin uygun olduğu zamanlar pekala olabilir. Bunlardan birisi uzmanların incelemediği bir konuyu (örneğin kişisel hayatınızdaki bir kararı) ele aldığınız zamandır. Bir diğeri uzmanların bazı sistematik önyargılara sahip olduğu zamanlar olabilir. Örneğin bazı endüstrileri düzenlemek için en iyi politikanın ne olduğunu merak ediyorsunuzdur ve bu konudaki ana uzmanların hepsi endüstrinin içinden kişilerdir. Uzmanların konudan bariz çıkarları olduğu için, bilgi birikimlerine rağmen meslekten olmayan akıllı birisine kıyasla daha az güvenilir olduklarını varsaymak makul olabilir.

Ancak şunu da eklemek isterim ki önyargı suçlamaları, sevmediğimiz görüşteki insanları görmezden gelmeyi rasyonalize etmek ve kendi önyargılarımızı örtmek için çok kullanılıyor. Uzmanların genelde önyargılı oldukları doğru. Ancak çoğu zaman meslekten olmayan insanlar da uzmanlar kadar önyargılıdır. Herhangi bir konuda önyargılı olduğunuzu düşünmüyor olabilirsiniz, ama bunun sebebi muhtemelen önyargınız konusunda önyargılı olmanız. Ve eleştirel düşünme dersleri muhtemelen bu konuda pek yardımcı olmuyordur. İnsanlar muhtemelen ‘’eleştirel düşünme’’ derslerini hoşlanmadıkları karşı-argümanları görmezden gelmenin ve böylece tercih ettikleri görüşe bağlı kalmanın yollarını bulmak için kullanıyorlar.


Michael Huemer – “Is Critical Thinking Epistemically Responsible?“, (Erişim Tarihi: 30.12.2022)

Çevirmen: Yağız Kaygı

Çeviri Editörü: Berk Celayir

Samsun İbrahim Tanrıverdi Sosyal Bilimler Lisesi'nde eğitimine devam etmektedir. Başta psikoloji ve felsefe olmak üzere insan bilimlerine ilgilidir. Daha çok ilgilendiği felsefe alanları zihin felsefesi ve epistemolojidir. Bunlar haricinde öncelikle sinema olmak üzere sanat ve fantastik rol yapma oyunları ilgi alanlarından bazılarıdır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Veganlık ve Çocuklar – Berk Efe Altınal

Sonraki Gönderi

Niçin Ahlaklı Olmalıyız? Platon’un “Gyges’in Yüzüğü” Düşünce Deneyi – Spencer Case

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü