Tanrı’nın Varlığına Dair Tasarım Argümanları – Thomas Metcalf

216 Okunma
Okunma süresi: 6 Dakika

Evren veya içindeki nesnelerden bazıları düzen, karmaşa, yeterlilik ve belki de amaç teşhir eder. Her gün kullandığımız çoğu eşya -örn. kol saatleri ve evler- kasıtlı olarak tasarlanmıştır. Dolayısıyla, evren veya evrendeki bazı doğal nesnelerin de kasıtlı olarak tasarlandığı sonucuna varabilir miyiz? Eğer varabilirsek, o tasarımcının Tanrı olması muhtemeldir. 

1. Bahsi Geçen Argümanlar

Teizm için sunulan standart “tasarım” argümanları veya “teleolojik” argümanlar, doğada tasarımın kanıtı olduğunu ve bunun Tanrı’nın varlığını kanıtladığını savunur. (1)

Bu argümanın genel olarak üç versiyonu vardır: 

  • “Biyolojik Tasarım Argümanları” Tanrı’nın evrendeki biyolojik organizmaların bir kısmını ya da tamamını tasarladığını iddia eder. (2)
  • “Fiziksel Tasarım Argümanları” (veya “Kozmik Tasarım Argümanları”) Tanrı’nın, evrenin geniş kapsamlı yapısı ve içeriği veya doğa kanunları ya da evrenin parçalarının dar kapsamlı yapısı hakkında tasarılar yaptığını ileri sürer. (3)
  • “İnce Ayar Argümanları” Tanrı’nın evrenin fiziksel yasalarını, temel sabitlerini ve ilk koşullarını kasıtlı olarak seçtiğini ve böylece evrenin, karmaşık biyolojik yaşama izin verdiğini savunur. (4)

2. Kanıt

Biyolojik organizmalar gösterilebilir şekilde enteresan bir düzen, karmaşıklık ve amaç sergiler: örn. İnsan gözü. Benzer şekilde, bir tarlada yerde konumlanmış bir kamera bulup onu incelemek istediğinizde, rastgele ve kendiliğinden oluştuğu sonucuna varmanız mantıksız olurdu. Bunun yerine, her biri belirli bir amaca hizmet eden, değerli, genel bir işlev için birlikte çalışan pek çok parçaya sahip olduğunu fark etmeniz gerekir. Ancak, elbette, insan gözünün de her biri belirli bir amaca hizmet eden değerli, genel bir işlev için birlikte çalışan birçok kısmı vardır. (5)

Bu argümanların bir versiyonu, bazı biyolojik sistemlerin “indirgenemez karmaşıklık” sergilediğini iddia etmektedir. Bu versiyon, bazı sistemlerin (tüm parçaları eş zamanlı halde mevcut olmadığı sürece) uyumsal/adaptif ya da kullanışlı olmayacağı durumlarda akla gelir. (6) Basitleştirilmiş bir benzetme yapacak olursak, bağışıklık sistemimizin iki alt sistemi olduğunu varsayalım: işgalcileri (yabancı maddeleri) algılayan ve tanımlayan bir alt sistem ve işgalcileri ve virüs bulaşmış hücreleri öldüren bir alt sistem. (7) Bağışıklık sisteminizde ilk tipten alt sistem yoksa o zaman bağışıklık sisteminiz ya işgalcileri öldüremez ya da sizin sağlıklı hücrelerinizi de öldürür. Eğer bağışıklık sisteminizde ikinci tipten alt sistem yoksa, bağışıklık sisteminiz tespit ettiği işgalcilere hiçbir şey yapamaz. Yalnızca her iki tip de mevcutsa bağışıklık sistemi uyumlanabilir. Fakat şüphesiz ki -argümanı öneren kişi diretiyor- her iki alt sistemin de aynı anda bağımsız olarak evrimleşmiş olması pek olası değildir. Ancak Tanrı ikisini bir arada yaratabilir, böylece iyi işleyen bir bağışıklık sistemi yaratmış olurdu.

Evrenin kendisi de (fiziksel olarak), büyük ölçüde tasarımın kanıtı olarak gösterilebilir. (8) Belki de gezegenlerin yörüngesindeki yıldızlar ve olası elektron bulutları, bize insan eliyle tasarlanmış bir makinedeki mekanik sistemlerin dikkatlice planlanmış hareketlerini hatırlatmak için yeterlidir. Tabii ki, herhangi biri gezegenlerin açısal momentum ve yerçekiminin korunumu yasalarına uyduğunu belirterek itiraz edebilir (9), ancak fiziksel tasarım argümanının (kozmik tasarım argümanı) savunucusu, doğa yasalarının da bir tasarımcının kanıtı olduğunu öne sürebilir. (10) Son olarak, bilim insanları, genellikle, evrenin belirli özelliklerinde farklılıklar olsaydı (örn. Yerçekimi daha güçlü veya zayıf olsaydı) bizim gibi canlı varlıkların varoluşunun imkansız olacağını kabul ederler. (11) Ve bilim insanlarına göre, yaşamın var olması için hassas şekilde dengelenmesi gereken çok sayıda kanun, sabit ve başlangıç koşullarının örnekleri mevcut. Yine de, işte buradayız. Yani, argümanlar uzuyor, ya çok şanslıyız (belki arka arkaya birkaç kez piyango kazanmış kadar şanslı (12)) ya da Tanrı, bizim gibi hayatlara izin vermek için evreni “ince ayar”ladı.

3. İtirazlar

Tasarım argümanları savunucu kazanma yeteneğine sahip olsalar da çoğu filozofu henüz ikna edememişlerdir. (13)

Biyolojik tasarım argümanlarıyla ilgili olası sorunlardan biri, kendiliğinden düzen, karmaşıklık ve amaç ortaya koyan güçlü bir mekanizma bilmemizdir: doğal seçilim ile evrim. (14) Bu  “indirgenemez karmaşıklığı” bile açıklayabilir. (15) Örneğin, bir tür, aynı sistemin işgalcileri tanıdığı ve onlara saldırdığı basit bir bağışıklık sisteminden, bu sisteme ek olarak sadece işgalcileri tanıyan ikinci bir alt sistem geliştirebilir (böylece genel bağışıklık sistemini güçlendirmiş olur); ve sonra sadece işgalcilere saldıran üçüncü bir sistem geliştirebilir ve bunların ikisini de yapan orijinal sisteme son verir.

Biyolojik tasarım argümanlarıyla ilgili bir diğer olası sorun da, canlıların “kötü tasarım”ın kanıtı olarak gösterilebilmeleridir. (16) Örneğin insanlar, nefes almak ve yemekleri yutmak için aynı boruyu kullanıyor olmasaydı, daha iyi tasarlanmış olurlardı. Ayrıca insanlar, Tay-Sachs hastalığı (esas olarak küçük çocuklara etki eder) gibi trajik, tedavi edilemez genetik hastalıklara karşı savunmasızlar. (17) Bizden çok daha zeki olan ilahi bir tasarımcının varlığı hipotezi göz önüne alındığında, bu tasarımcının yarattığı varlıkların kötü tasarım sunması şaşırtıcıdır. 

Filozof David Hume, biyolojik ve fiziksel tasarım argümanlarına çeşitli şekillerde meydan okudu. Örneğin Tanrı’nın bir tasarımcıya ihtiyacı olup olmadığını ve kendiliğinden hareketliliğin ve yasaların gözlemlediğimiz düzeni ve karmaşıklığı üretip üretemeyeceğini merak etti. Ayrıca, inceleyebileceğimiz tek bir evrenimiz olduğundan ve evrenin tasarımcılarını gözlediğimiz bir sicilimiz olmadığından, bir tasarımcı hakkında ne kadar sonuç elde edebileceğimiz sorgulanabilir. Genel olarak tasarım argümanları, kusurlu bir ya da birden çok tasarımcının olduğu, her ikisi de geleneksel tek tanrı inancıyla bağdaşmayan bu hipotezleri daha iyi destekleyebilirler. (18)

Son olarak ince ayar argümanları, ateizm tarafından sunulan hipotez göze alındığında bile, yaşam izninin o kadar şaşırtıcı olmadığı savunularak eleştirilmiştir. Belki de değişen yasa ve sabitlere sahip bir çoklu evrende yaşıyoruz; belki de yaşam izni veren başka yasalar üreten daha temel, daha basit bir prensip vardır; ve belki de biz yaşayan varlıkların, yaşama izin veren bir evrende yaşadığımıza şaşırmamalıyız. (19) Aksi nasıl mümkün olabilir? 

4. Sonraki Adımlar

Filozoflardan bazıları tasarım argümanlarını savunur, fakat bunlardan çok azı, bu argümanların her şeye gücü yeten, her şeyi bilen, ahlaki açıdan mükemmel bir Tanrı’nın varlığını kanıtladığına inanır. (20) Bu nedenle, Tanrı’nın var olup olmadığına karar verebilmek için, teizmin diğer argümanlarını dikkate almalı ve sahip olabileceğimiz Tanrı’nın varlığına karşı sunulan herhangi bir kanıtla tasarımın kanıtlarını tartmalıyız. 

Notlar

  • (1) Konuya değinen önemli örnekler için, Aquinas’a göz atın. (2006 [1265-1274]: IA, 2, 3); Hume (1998 [1779]: 2. Kısım); ve Paley (2006 [1802]).
  • (2) Öncekki notta belirtilenler dışında biyolojik tasarım argümanları için Behe (1996) ve Dembski (1998)’e göz atın. 
  • (3) Swinburne (2004), bölüm 8.
  • (4) Collins (2012)
  • (5) Paley (2006 [1802]), bölüm 3.
  • (6) Behe (1996), pp.130-31.
  • (7) Cf. Janeway et al. 2001.
  • (8) Hume (op. Cit.), kısım 2.
  • (9) Ibid.
  • (10) Swinburne (1968), p.202.
  • (11) Collins (2012), §§ 2.2-2.4.
  • (12) Örneğin Collins (2012: § 2.3.2) yer çekiminin gücünün bile 10 üzeri 60’ta birden fazla parçaya sahip olamayacağını ve evrenin yaşama izin verebileceğini savunuyor. On üzeri 8’de bir piyango kazanma şansınız varsa, o zaman matematiksel olarak, bu piyangoyu üst üste yedi kez kazanmanız (hile ve denemelerin olmadığı varsayılarak) 10 üzeri 60 kuvvet arasından sadece doğru yer çekimi kuvvetinin sonuçlanmasından daha muhtemeldir. Ve yer çekimi kuvvetinin, bizim gibi hayatlara izin vermek için ince ince ayarlanması gereken pek çok sabitten yalnızca biri olduğu iddia ediliyor. 
  • (13) Çoğu filozofun Tanrı’nın varlığına ilişkin iddiaları reddettiğine dair kanıt için Bourget ve Chalmers’a göz atın. (2014), p. 476.
  • (14) Örnekler için: Dawkins (2015).
  • (15) Shanks ve Joplin (1999).
  • (16) Charles Darwin’e bakın (1999 [1859]), ayrıca Gould (1890). Swinburne (1968,  p.201) bunun fiziksel tasarım argümanlarında bile geçerli olabileceğini belirtiyor.
  • (17) Walker (2006).
  • (18)Hume (op. cit.).
  • (19) Collins (2012), §§ 5-7.
  • (20) Swinburne (1968), p. 199. Collins (2012) argümanını delil olarak sunar.

Refaranslar

Bağlantılı İçerikler


Thomas Metcalf- “Design Arguments for the Existence of God”, (Erişim Tarihi:29.07.2020), Erişim Kaynağı: https://1000wordphilosophy.com/2018/02/28/design-arguments-for-the-existence-of-god/

Çevirmen: Damla Belemir Aydın

Çeviri Editörü: Berk Celayir

Bilkent Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde eğitimine devam etmekte. Daha çok din felsefesi ve etikle ilgileniyor. Felsefe dışındaki ilgi alanlarını Fransız sineması, mitoloji ve fotoğrafçılık oluşturuyor.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Türcülük - Dan Lowe

Sonraki Gönderi

Kripke’ye Göre A Posteriori Zorunlu Bilgi Nasıl Olanaklıdır? - Zeynep Vuslat Yekdaneh

En Güncel Haberler Analitik Felsefe