Adil Savaş Teorisi – Ryan Jenkins

//
2 Okunma
Okunma süresi: 5 Dakika

Savaş son derece yıkıcı bir kavramdır ancak çoğumuz hala iyi savaşların da olduğuna inanıyoruz. Cicero gibi eski ve çeşitli kültürel geleneklerde [1] bulunan yazarlar bu soruyu yanıtlamaya çalıştılar: Savaş ne zaman adildir? Adil savaş geleneği (ya da sadece savaş teorisi) askeri etiğin [2] bir alt kümesidir. Son zamanlarda, adil savaş teorisine olan ilgi, Michael Walzer’in Vietnam Savaşından sonra yayınlanan kitabı Just and Unjust Wars (1977) ile artmaya başladı. Yakın zamanlarda, “revizyonizm” akımının altında “geleneksel” adil savaş teorisine yönelik derin zorluklar, savaş etiğinin temellerini sarsmıştır (McMahan, 2009; Rodin, 2005). Bu makale, revizyonist ekolün son eleştirilerini kısaca tartışmadan önce geleneksel adil savaş teorisinin kriterlerini inceleyecektir.

1. Meşru Savaş Doktrini (Jus ad Bellum): Savaş Eğiliminde Adalet

Geleneksel adil savaş teorisi iki soruyla ilgilenir: (1) savaşa girmek ne zaman adildir ve (2) bir savaş nasıl adil bir şekilde yapılır? [3] (Bu iki alan genellikle Latince adlarıyla anılır: sırasıyla jus ad bellum ve jus in bello ‘savaş hukuku’) Bu şekilde, savaşın ilan edilmesinin adil ama savaşma şeklinin adil olmadığını veya tam tersini söyleyebiliriz [4].

Savaşa başvurmak ne zaman adildir? (Bu ahlaki sorunun, savaşın ne zaman ihtiyatlı veya popüler olduğu sorusundan ayrı olduğuna dikkat edilmeli.) Gelenekçiler, bir devletin birkaç kriteri karşılaması gerektiğini savunur: adil neden, doğru niyet, son çare, orantılılık, başarı olasılığı ve uygun otorite.

Teorisyenler genellikle savaş ilan etmenin tek nedeninin meşru müdafaa olduğunu düşünür: yani, gerçek bir saldırganlığa bir yanıt olarak. Önleyici savaş – bir devletin tehdit olacağına inandığı için ilan edilen savaş –açıkça Pandora’nın kutusu gibidir. Bunun yerine, savaşı haklı çıkarmak için elimizde yüksek bir delil olmalıdır, sadece şüpheli bir saldırı yeterli değildir.

Bir savaş ilanının adil olabilmesi için, devletin bir savaşı ilan etmede doğru niyete sahip olması gerekir. Birinin gerçek amacı düşmanın bol doğal kaynaklarını ele geçirmekse, görünüşte nefsi müdafaa için savaşa girmek adil değildir.

Çünkü savaş çok büyük bir kötülüktür ve sadece çatışmayı çözmenin diğer tüm barışçıl yolları tükendiğinde gerçekleşmeli [5]. Savaş, son çare olmalı. Dahası, bir savaşın gerçekten amacına ulaşma olasılığı yüksek olmalıdır. Eğer zafer riskli girişimse büyük yıkıma yol açmak yanlış olur.

Bir savaş ilanının adil olması için aranacak olan iyiliğin, verilmesi beklenen hasar miktarıyla orantılı olması gerekir. Örneğin, çok küçük bir bölgeyi yönetme hakkı üzerinden son derece yıkıcı bir savaş yürütmek adil olmaz.

Son olarak, yalnızca uygun bir otorite savaş ilan edebilir. Bu nedenle, örneğin, Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Kofi Annan, ABD’nin 2003 Irak işgalinin yasadışı olduğunu söyledi [6]. Uluslararası hukuka göre, bir savaşın yasal olması için Birleşmiş Milletler tarafından yetkilendirilmesi gerekir ve diğer tüm tehditler veya kuvvet kullanımı yasadışıdır [7].

2. Jus in Bello: Savaş Sırasında Adalet

Jus in bello savaşta kimin, ne zaman hedef alınabileceği ile ilgilidir. Teorisyenler genel olarak, savaş zamanındaki şiddetin (1) stratejik bir hedefe ulaşmak için gerekli olması gerektiği, (2) yalnızca saldırıya uğramakla yükümlü olanlara yöneltilmesi (yani masum olmayan hedeflere) ve (3) orantısız zarar ve ıstıraba neden olmaması konusunda hemfikirdir.

Bu kısıtlamalar açıkça savaşın verdiği zararları en aza indirmek, sadece iyi nedenlerle uygulandıklarından emin olmak ve ayrıca masum insanlara tehdit oluşturmak gibi saldırıya uğramaya yükümlü hale getiren bir şey yapanlara karşı durabilmek içindir. Birçok kişi, potansiyel stratejik kazanımlar ne olursa olsun, savaşçı olmayan masum insanlara saldırmanın hoş görülemeyeceğini düşünüyor. (Nagel, 1972; Anscombe, 1981).

Son olarak, mala in se, yani kendi içinde kötü olan herhangi bir silah yasaktır. Bu kategorideki silahlar: (1) doğası gereği ayrım gözetmezler çünkü ya büyük çapta yıkıma neden olurlar ya da başka öngörülemeyen etkilere sahiptirler ve (2) savaş için bile özellikle korkunç şekillerde zarar verir. Nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar, bu kriterlerin her ikisini de makul bir şekilde karşılamaktadır. Bu nedenle, “kitle imha silahları,” özünde kötü olarak kabul edilmenin doğal adaylarıdır.

3. Adil Savaş Teorisinde Ortaya Çıkan Sorunlar

McMahan, Rodin ve diğerlerinin “revizyonist” çalışmalarında bulunan bir dizi itiraz adil savaş topluluğunu eleştirmektedir. Geleneksel adil savaş teorisi ile olan bu çatışmanın merkezinde, savaşçıların ahlaki eşitliği yatıyor. Gelenekçiler, uluslararası hukukun yanı sıra, kabaca bir savaşın her iki tarafındaki tüm askerlerin meşru hedefler olduğunu ve eşit ahlaki korumalara sahip olduklarını savunurlar. Revizyonistler, haksız bir amaç için savaşan askerlerin haksız bir tehdit oluşturmakla suçlu oldukları ve bu nedenle hiçbir ahlaki korumadan yararlanamadıkları şeklinde yanıt verirler. Bunu inkâr etmek, bir suçlunun ve onu kovalayan polisin eşit derecede meşru şiddet hedefi olduğunda ısrar etmek gibi olur. Nihayetinde haklı olsunlar ya da olmasınlar, revizyonistlerin argümanlarının çoğunun, geleneksel görüşün nasıl bu kadar uzun süredir sorgusuz sualsiz kaldığı sorusuna yol açan bir ikna gücü vardır.

Bu “kanun yaptırımı” benzetmesini savaşa genişleten diğerleri, askerlerin birbirlerine fiili ölümcül şiddet uygulama yetkisini sorgulamaktadır. Kolluk kuvvetlerinde, genellikle polisin suçluları uyarması veya onları şiddetle hedef almadan önce onlara teslim olma fırsatı vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Revizyonistler, birbirimize karşı olan ahlaki görevlerimizin, liderlerimizin savaş hali ilan etmesiyle önemli ölçüde değiştirilemeyeceğini savunuyorlar. Bu nedenle, düşman askerlerini öldürmek için genellikle düşündüğümüzden daha fazla nedene ihtiyacımız var (bkz. Statman, 2005; and Gross, 2006) [8].

Revizyonistlerin argümanlarının olası bir sonucu, olumsal pasifizmin konumunun popülaritesinin artmasıdır. Bir olumsal pasifist, meşru olabileceğine inanır ancak aslında belki (veya muhtemelen) hiçbir zaman değildir. Revizyonistler, savaşa yönelik bir dizi yeni ahlaki kısıtlama için argümanlar sundukça, bazı filozoflar herhangi bir savaşın bu yüksek yükü karşılama ihtimalinin ne kadar düşük olduğunu anlamaya başladı.


Dipnotlar

  • [1] Bu; Hristiyan, Yahudi, İslam ve Hindu geleneklerini de kapsar. Bu çeşitli geleneklerin harika bir antolojisi için bkz. Sorabji and Rodin (2006)
  • [2] Daha geniş bir alt-alan olan askeri etik, ideal savaşçının erdemleri hakkında soruları veya bir kumandanın astına olan görevlerini de içerir.
  • [3] ABD’nin Libya’da veya Somali’de yaptığı gibi düşük seviye çatışmalar daha da yaygın bir hale geldikçe, savaş dışı güç kullanımındaki adalet (jus ad vim) giderek daha fazla ilgi görüyor. Savaş bitirmedeki adalete (jus post bellum) ve muzafferin mağluba olan görevlerine de daha fazla dikkat ediliyor.
  • [4] Bu çekişmelidir. McMahan (2005), adil bir amacı olmayan savaşın adil şekilde savaşılamayacağını ikna edici şekilde iddia eder.
  • [5] Bazı insanlar, son çarenin, en büyük sayı gibi tutarsız olduğundan endişe duyuyor: bir çatışmayı çözmek için her zaman daha başka bir yol olabilir.
  • [6] Bkz. Ewen MacAskill and Julian Borger, “Iraq War Was Illegal and Breached UN Charter, Says Annan.” The Guardian. September 15, 2004.
  • [7] Bkz. UN Charter, Article 2(4).
  • [8] Bu özellikle de düşman askerlere teslim olma şansı tanımayan ve dolayısıyla da adil olmayan veya aşırı olarak görülebilen insansız hava araçları ile ilgili ahlaki tartışmalarla alakalıdır.
  • [9] Bkz. May (2012) ve McMahan (2010).

Referanslar

  • Anscombe, G. E. M. 1981. “Mr. Truman’s Decree.” In The Collected Philosophical Papers of G. E. M. Anscombe, volume 3 of Ethics, Religion, and Politics. Blackwell.
  • Gross, Michael L. 2006. “Assassination and Targeted Killing: Law Enforcement, Execution or Self-Defence?” Journal of Applied Philosophy 23 (3):323–335.
  • May, Larry. 2012. “Contingent Pacifism and Selective Refusal.” Journal of Social Philosophy 43 (1):1-18.
  • McMahan, Jeff. 2005. “Just Cause for War.” Ethics & International Affairs 19: 1-21.
  • ———. 2009. Killing in War. Oxford: Oxford University Press.
  • ———. 2010. “Pacifism and Moral Theory.” Diametros 23:44-68.
  • Nagel, Thomas. 1972. “War and Massacre.” Philosophy & Public Affairs: 123-144.
  • Orend, Brian. 2013. The Morality of War, 2 ed. Broadview Press.
  • Rodin, David. 2005. War and Self-Defense. Oxford: Oxford University Press.
  • Sorabji, Richard, and David Rodin, eds. 2006. The Ethics of War: Shared Problems in Different Traditions. Ashgate Publishing, Ltd.
  • Statman, Daniel 2005. “Targeted Killing.” In Timothy Shanahan (ed.), Philosophy 9/11: Thinking About the War on Terrorism. Open Court.
  • United Nations. 1945. “Charter of the United Nations.” Available at .
  • Walzer, Michael. Just and Unjust Wars: A Moral Argument with Historical Illustrations. Basic Books, 1977 1st ed., 2015, 5th ed.

Ryan Jenkins“Just War Theory”, (Erişim Tarihi: 21.03.2021)

Çevirmen: Uğur Çevik

Çeviri Editörü: Çağan Fırtına

Öncül Analitik Felsefe Dergisi, 19 Ocak 2018 tarihinde kuruldu. Sunum, söyleşi, makale, çeviri, canlı yayın gibi içerikler üreterek Analitik Felsefe’ye dair Türkçe veritabanını genişletmeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Tanrı Sonuççudur - Jonathan M. S. Pearce

En Güncel Haberler Analitik Felsefe