Aristoteles’in İyimserlik ve Kötümserliği – Alexander Pruss

/
170 Okunma
Okunma süresi: 2 Dakika

Aristoteles şu üç iddiayı kabul ediyor gibi görünmektedir:

  1. Şeyler çoğunlukla doğalarına uygun bir şekilde davranırlar.
  2. İnsanların çoğu kötüdür.
  3. İyi davranmak doğana uygun davranmaktır.

(3) göz önüne alındığında hep (1) ve (2) arasında bir çelişki olduğunu düşünürdüm. Fakat çelişki olup olmadığı ilk cümledeki “çoğunlukla” ifadesinin referans sınıfına bağlıdır. Referans sınıfının her şeyin tüm davranışları olduğunu düşünün. Bu durumda bu davranışların çoğunun doğal olması oldukça olasıdır, böceklerin ve temel parçacıkların doğal davranışları sayıca kötü insan davranışlarından üstündür.

Çelişki olduğunu düşündüğüm dönemde referans sınıfının bir koyun veya bir insan gibi özel bir şeyin davranışları olduğunu varsayıyordum. Bu yorumlama da doğru olabilir fakat yine de bir çelişkiye yol açmıyor. Çünkü ahlaken önemli faaliyet bir insanın faaliyetinin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor. Leibniz zamanın neredeyse dörtte üçünde saf hayvanlar gibi hareket ettiğimizi düşünüyordu. Bu muhtemelen olduğundan az. Dolayısıyla, ahlaken önemli faaliyetimizin tamamı kötü olsa bile ahlaki olmayan faaliyet sayıca üstün gelebilir ve dolayısıyla insanların faaliyetinin çoğu iyi olabilir. Fakat bir insanın iyi veya kötü olduğunu söylediğimiz zaman insanın yalnızca ahlaki faaliyetini göz önüne alırız.

Bir çelişki bulmak için yegane umut (1)’in referans sınıfını her alt sistem çeşitlerinin tüm faaliyetleri olarak almaktır. Yine de, bu durumda bir çelişki olduğundan emin değilim. Çünkü bir insanın kötü olduğunu söylemek ahlaken önemli eylemlerinin çoğunluğunun kötü olduğunu söylemek değildir. Bu pazartesi sabahı Bob’un bir komşusunun yavru köpeğini tekmelediğini düşünün. Öğlen ise çaba gösteren bir öğrenciye daha kötü bir çalışma görmediğini söylediği sert ve yanlış bir e-posta gönderiyor. Saat üçte Google’da, pek bilinmeyen Rumen dergilerinde çevirebileceği ve intihal yapabileceği makaleleri aratıyor. Akşamında ise kızıyla satranç oynarken onun hiç yenememesi için hile yapıyor. Bob’un kötü bir insan olduğunu söylemekte bir sakınca yoktur ancak bu iddia yalnızca dört ahlaken önemli eyleme dayanır. Bob’un kalkıştığı başka pek çok ahlaken önemli eylem mevcuttur. Kendisine bir soru sorulduğunda her zaman yalan söyleme olasılığı vardı. Sürüş esnasında cinayet işleme olasılığı vardı. Ahlaken nötr olan pek çok şey yaptı ve şüphesiz ki iyi olan pek çok şey de yaptı. Fakat yaptığı bu dört şey onun kötü bir insan olduğunu göstermek için yeterliydi.

Ahlaki uygunluk (okayness) standardımız yalnızca beş sorudan daha fazlasını doğru cevaplamanız gereken zor bir kalkülüs sınavı standartlarından daha yüksektir.

Ayrıca George MacDonald’dan yapılan şu alıntıya bakınız.


Alexander Pruss- “Aristotle’s optimism and pessimism”, (Erişim Tarihi:23.11.2020)

Çevirmen: Can Kalender

Boğaziçi Üniversitesi'nde Dilbilim öğrencisi. İlgi alanlarını dilin kökeni, evrimsel psikoloji ve ahlak psikolojisi oluşturuyor. Felsefe özelinde ise zihin ve ahlak felsefesi ile ilgileniyor.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

J. L. Austin ve Muhafazakarlık – Edward Feser

Sonraki Gönderi

“Ana Rahminde Biçim Vermeden Önce Tanıdım Seni / Yeremya” (1:5) – Alexander Pruss

En Güncel Haberler Analitik Felsefe