Kapitalistlere İhtiyacımız Var – Michael Huemer

/
967 Okunma
Okunma süresi: 6 Dakika

Birçok insan “kapitalizm”den nefret eder. Gelgelelim, bu insanların birçoğu kapitalizmin aslında ne anlama geldiğini bilmezler, bu yüzden de “kapitalizm”den aslında kapitalizmin özellikleri arasında yer almayan şeylerden ötürü nefret ederler. Fakat şimdilik bu problemi bir kenara bırakacağım; zira en azından bazı insanlar kapitalizmin hakikaten temel özellikleri olan şeylerden rahatsızlık duymaktadırlar.

Kapitalizme getirilen ve gerçekten de kapitalizm hakkında olan itirazlardan biri: Kapitalizm dışarıdan bakıldığında belli insanları, kimsenin üzerinden para kazanmayı hak etmediği toplumsal açıdan değersiz faaliyetler için cömertçe ödüllendirmektedir. Bilhassa, kapitalistler görünürde hiçbir iş yapmadan çok para kazanabilirler. İlk bakışta bu adaletsiz gözükmektedir.

Hayali bir kapitalist

Terminoloji

Neyden bahsettiğimi anlamanız için:

Kapitalizm, üretim araçlarının kapitalistlerce özel kontrolüne müsaade eden ekonomik bir sistemdir.

Tam tersine sosyalizmde ise üretim araçlarının işçilerce veya işçiler “adına” kolektif kontrolü söz konusudur. Bu devlet tarafından kontrol ya da (anarko sosyalist görüşte) işçi kooperatifleri tarafından kontrol anlamına gelebilir.

Kapitalistler, gelirleri sermaye sahibi olmaktan gelen insanlardır. Bir işletme sahibi bir işten aldığı kârı belirli bir işi yaptığı için değil, mallar üretilirken kullanılan malzemeye sahip olduğu için elde eder. Hemen şimdi siz de (henüz olmamışsanız) küçük çaplı bir kapitalist olabilirsiniz: İnternete gidin ve biraz hisse satın alın. Hisseler birtakım işletmelerin kısmi sahipliğini temsil eder. Eğer değerlenirse kâr edebilirsiniz.

Kapitalizme Bir İtiraz

İşte şimdi birçok kişinin kapitalizme getirdiğini düşündüğüm itiraza gelebiliriz:

  • Kapitalist sistemde, pratikte, kapitalistler sadece hayatlarını geçindirecek kadar para kazanmazlar; aynı zamanda genellikle çok zengin olurlar. Fakat sırf bir şeylere sahipsin diye zengin olamamalısın. Gerçek, üretken işler yapmak zorunda olmalısın ve bir şeylere sahip olmak üretken bir iş değildir.
  • Bu esnada bir işletmedeki işçilerse her zamanki gibi kapitalistlerden çok daha az para kazanırlar. Oysa, asıl üretken işi yapan kişiler işçilerdir! Bu adaletsiz gözüküyor.

Buradan hareketle insanlar, kapitalistlerin toplumu dolandırmayı nasıl başardığını açıklamak için teoriler üretir. Bu arada itirazın arkasında yatan değer biçici varsayımın birçok muhafazakarın uzlaşacağı bir şey olduğunu unutmayınız, yani insanların (sadece) üretken olmaları durumunda para kazanabilmeleri gerektiği. (Tabii ki de kapitalizme getirilen itirazlar arasında muhafazakarların katılmayacağı değerlere yönelen başka itirazlar da mevcut.)

Netleştirmek gerekirse buradaki itiraz iş yönetiminin “Aa, yöneticiler kâğıt işleriyle uğraşıp duruyor, ne kadar da faydasız bir iş” minvalinde faydasız bir faaliyet olduğu değildir (Bu bir nevi aptalca bir itirazdır). Kapitalizmin savunucuları kapitalistleri yöneticilerle karıştırmaya meyillidir. Bir kapitalist olmak, yalnızca, bir işi yönetmek değildir. Hakeza bir şeylere sahip olup ondan gelir toplamak dışında başka herhangi bir şeyle de alakalı değildir. Bunu yapabilme ihtimali ise kapitalizmin merkezindedir.

Geçenlerde biraz Boeing hissesi satın aldım. Böylece o işletmenin bir hissedarı oldum. Artık prensipte o işletmenin kârının küçük bir payında hak sahibi oldum. Ne var ki Boeing’in yönetimine yardım etme gibi bir niyetimin kesinlikle olmadığı konusunda sizi temin edebilirim. Boeing için herhangi bir iş yapma niyetim yok. Yapacağım “iş” o hisseleri yalnızca gelecekteki bir tarihte, umarım kârına, satmakla sınırlı. Sadece bu kadar.

Gerçek bir kapitalist

Birçok kapitalist aynı zamanda işletme yöneticileridir elbette. Fakat (a) önceki örneğin gösterdiği üzere “kapitalist” işlev ile “yönetim” işlevi ayrıdır; ve (b) dünyanın en zengin insanlarına bakarsak aslında onlara paranın çoğunu kazandıran şey “yönetici” rolleri değil, “kapitalist” rolleridir. Örn: Bill Gates, Warren Buffett, Jeff Bezos’a bakınız; servetleri neredeyse tamamen hisse senetleri sayesindedir.

Şimdiyse bence güzel bir ekonomi felsefesi sorusu geliyor: Böyle bir kapitalist olmak nasıl üretkendir? Şayet öyleyse bu işlev kişiyi nasıl ödeme almaya nail kılmaktadır? Şayet öyle değilse bu durum toplumumuzdaki bir adaletsizlik midir veya başka bir tür hata mıdır?

Buradaki okuyucularımın çoğunun kapitalist yanlısı olduğunu düşüneceğim ama yine de bu sorulara tam olarak nasıl cevap verileceğini bilmiyor olabilirsiniz.

Kapitalist İçin Üç Kere “Şerefe

Kapitalistlerce sağlanan en az üç önemli işlev vardır (ve bunlar spesifik olarak “kapitalist” role odaklıdır, “yönetici” role değil).

1. Risk Alımı

İş dünyası risklidir. Çoğu yeni işletme birkaç yıl içinde batar. Büyük, uzun ömürlü şirketler bile sıklıkla çöküşe geçerler. Örneğin, Sears 1980’ler ve öncesinde en büyük perakendeciydi; fakat 2018’de 11’inci Madde kapsamında iflas beyanında bulundular.

Eğer işletme faaliyeti bir şekilde devam edecekse birisi o riski üstlenmek zorundadır. Teoride işçiler bunu yapabilir ama pratikte çok azı yapmak ister. Bir işe girdiğinizde işlemleri başlatmak veya genişletmek için şirkete bir miktar avans verip işletme battığında o parayı kaybetmeyi göğüslemek zorunda olmak istemezsiniz.

Sonuçta bu rolü oynamak başka bir grup insana kalır, yani kapitalistlere. Bir işletme battığında kapitalistler kaybı üstlenmek için sırada olurlar. Bunun karşılığında da eğer işletme başarılı olursa kârları toplarlar.

2. Ertelenmiş Tüketim

Eğer ekonomi büyüyecekse birisi kaynakları tüketmek yerine, onları bugün bir kenara koyup gelecek üretimi arttırmaya çalışmak için kullanmalıdır. Bunu herhangi bir kişi yapabilir ama pratikte çoğu insan bunu yapmak istemez veyahut; çoğunu yapmak istemez. Birçok insan bir miktar ekstra para edinmeleri durumunda kısa sürede onu harcayacaktır.

Velhasıl, yatırımın çoğunu yapma işi küçük bir grup insana kalmaktadır. Ani tüketimden vazgeçmeleri karşılığında gelecek bir tarihte birazcık daha fazla beklenen para kazanmaktadırlar.

3. Değer Biçme ve Pay Ayırma

Üretken, işleyen bir toplum olmak kolay bir iş değildir. Herkese öylece “Haydi gidin biraz üretken olun” demek yeterli değildir. Birisinin hangi işin yapılması gerektiğine karar vermesi gerekir ve doğrusunu söylemek gerekirse bu husustaki birçok fikir çalışmayacaktır. Birçok iş planı değer yaratmaktansa değeri yok edecektir. Yani, mevcut kılacakları hizmetlerin ve malların ekonomik değerleri, harcayacakları kaynakların değerlerinden daha az olacaktır.

(Not: Bu gelişmiş, varlıklı bir toplumda geçerlidir. Primitif bir toplumda yapılacak yararlı şeyleri dümdüz bulmak çok daha kolay olacaktır. Gelişmiş bir toplumda çok daha fazla kötü iş olasılığı vardır.)

İş yapmak riskli olduğu için ve birçok olası iş fikri çalışmayacağı için birisinin iş fikirlerini değerlendirip hangilerine kaynakların pay edilmesi gerektiğine karar vermesi gerekmektedir. Bu arada bu sadece yeni iş tasarıları için geçerli değildir, aynı zamanda mevcut işler için de geçerlidir. Uzun süredir ortalıkta olan bir iş bile devamlı yeniden değerlendirmeye ihtiyaç duyar (belki de kaynakların başka işlere akıtılması gerekmektedir).

Çoğu insan bunu yapmak istemez. Hatta çoğu insan bunu yapamaz. Eğer girişirlerse oldukça kötü bir iş çıkaracaklardır. Birtakım kısmen küçük insan gruplarıysa bu görevi yerine getirmeye ilgilidir ve bu konuda iyilerdir. Kapitalist sistemde daha fazla kaynak vesaire ile ödüllendirileceklerdir, ki bunları da etkili yöntemlere aktarabilirler. Bu görevde kötü olan insanlarsa kaynakları yitirip görevi yürütmeyi bırakmak zorunda kalırlar.

Yukarıdakiler kapitalizmin temel teorisidir. Elbette pratikte başarısızlıklar olabilir. Bazı durumlarda bir bireyin veya işletmenin, kaynakları üretken faaliyet vasıtasıyla değil de dolandırma ve çalma ile edinmesi mümkündür. Gerçek dünya her zaman kusurludur, ister kapitalist ister sosyalist ister başka bir sistem olsun.

Farklı bir sistem de deneyebiliriz. İş fikirlerini değerlendirip değerli bulduklarına vergi gelirlerini pay edecek devlet görevlilerimiz olabilir. Bu sosyalist devlet sistemi olurdu. Ne var ki çoğu devlet görevlisi bu konuda pek iyi değildir. Hakeza sosyalist sistemin bu işi yapmada çok kötü olan insanları durdurma konusunda güvenilir bir mekanizması yoktur.

Buna Değen Nedir?

“Tamam, demek ki kapitalistler faydalı bir şey yapıyor. Fakat işçiler hala asıl üretken faaliyeti yapıyorlar. Şurası kesin ki kapitalistler milyonlarca veya milyarlarca dolar kazanmalarını gerekçelendirecek kadar bir şey yapmıyorlar” diyecek olabilirsiniz.

Hayır, aslında öyle olmaları akla yatkındır. Bu konuda iki önemli nokta:

  1. Tabiri caizse kapitalistin faaliyeti nüfuzludur. Yani bir kapitalistin eylemleri diğer birçok kişinin yaptıkları şeyleri etkiler. Mavi yakalı bir işçinin yaptığı iyi ya da kötü iş, o şirketin üretkenliğinde az fark yaratmaktadır.  Bir kapitalistin kararları ise basitçe tüm şirketin var olup olmaması konusunda fark yaratabilir. Kaynakların tasarrufunu bir işçinin eylemlerinden çok daha büyük bir miktarda etkilerler. Kabiliyetsiz birisindense tek bir yetenekli kapitalistin olmasının üretkenlik yararı, kabiliyetsiz birisindense tek bir yetenekli işçinin olmasının üretkenlik yararından kolaylıkla çok daha fazla büyük olabilir.
  2. Ayrıca arz ve talebin rolünü de unutmayın. Mavi yaka işlerini yapabilecek ve yapmak isteyecek insan sayısı, kapitalistin işlevlerini yerine getirebilecek ve bunu isteyecek kişi sayısından çok daha fazladır. Diğer her şeyde olduğu gibi kıtlık, kapitalistlerin ücretini yükseltmektedir.

Sonuç: Kapitalizme itirazımız yanlış yere odaklanmaktadır. Kapitalistler mühim üretken işlevleri yerine getirmektedirler ve üreticiliğe olan büyük katkılarından dolayı da servetleri akla yatkın izahlarla açıklanmaktadır.


Michael Huemer-We Need Capitalists“, (Erişim Tarihi: 27.12.2020)

Çevirmen: Mert Mirza

1 Yorum

  1. Kimse dememiş ki tarih boyunca, ticaret olmasın, girişimcilik olmasın vs. Hep adalet istenmiş. Geçenlerde bir bilgi öğrendim bir videoda denk geldim: 3.5 milyar insanın gelirine denk gelen bir gelire dünyada 62 kişi sahipmiş. Bir de doğaya karşı adaletli olma meselesi var. Bu adaleti, yatırımı, evimizi ve o üretimi yapanları korumaya yüksek derecede öncelik vererek sağlamlaştırabiliriz. Öncelik tek bir kişi, az bir grup olmamalı deniyor genelde. Bir de savaş meselesi de var tabii. Onu da size bırakıyorum…

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Doğaya Uygun Yaşamak -Carina Barbosa

Sonraki Gönderi

Enkarnasyon Öğretisi, Mantıksal Problem ve Bir Çözüm Önerisi - Yeşua Özçelik

En Güncel Haberler Analitik Felsefe