Kipsel/Modal Epistemoloji: Zorunlu & Mümkün Bilgi – Bob Fischer

2 Okunma
Okunma süresi: 4 Dakika

Alice, Betty’ye vurur ve Betty sinirlenir. Betty’nin kızgınlığı gerekçelendirilmiş midir? Betty öyle olduğunu düşünüyor. Ne de olsa, Alice’in ona vurmasına gerek yoktu; Alice öfkesini kontrol edebilirdi. Betty’nin öfkesi için yapılan bu gerekçelendirme makulmüş gibi görünüyor ilk bakışta. Ancak, Alice’in farklı davranmış olabileceğini bilmediğimiz sürece bu gerekçelendirme makul değildir ve bunu da, Alice’in farklı şekilde davranmasının mümkün olduğunu bilmediğimiz sürece bilemeyiz. Peki ya biliyor muyuz?

"Imagine The Possibilities" by Carol Groenen
“Imagine The Possibilities” by Carol Groenen

Şimdi, neyin mümkün ve neyin zorunlu olduğunu nasıl bildiğimizle ilgili olan kipsel/modal epistemoloji alanındayız. Öncelikle “modalite” ve “epistemoloji” ye ayrı ayrı bakalım.

İlk olarak, “modal.” Çoğu cümle doğru ya da yanlış olabilir. Örneğin, “Kahvaltıda çay içtim” cümlesi, eğer kahve içtiysem yanlış bir cümledir; “2 + 2 = 4” ise, tabi ki de, doğru bir cümledir. Ancak, cümleler yalnızca doğrulukları ve yanlışlıkları bakımından farklılık göstermezler; aynı zamanda doğruluk ya da yanlışlık kipleri açısından da birbirinden ayrılırlar. Kahvaltıda çay içtiğim yanlış olsa bile, doğru olabilirdi: Kahvaltımı çayla birlikte yapmış olabilirdim. Ama “2 + 2 = 4” doğrudur ve yanlış olduğunu düşünemeyiz, 2 ve 2’nin toplamının 4 olmadığı bir olasılık yoktur. Diğer bir ifadeyle, kahvaltıda çay içmemiş olsam bile, içmiş olmam olasıdır; buna karşın 2 + 2 = 4 ise bir zorunluluktur. Neyin mümkün ve neyin zorunlu olduğu hakkındaki bu iki iddia, kipsel/modal iddialardır.

İkinci olarak da, “epistemoloji.” Çok yüzeysel bir şekilde, epistemoloji bilgimizin kapsamı ve bilginin kaynaklarıyla ilgili bir çalışma alanıdır. Başka bir deyişle, epistemologlar ne kadar bildiğimizle birlikte bilgiyi nasıl elde ettiğimizi de sorarlar. Yani, mesela, epistemologlar şu anda rüya görmediğimizi bilip bilmediğinizi sorarlar. (Rüyada olmadığını nasıl söyleyebilirsin?) Ve eğer şu anda rüya görmediğini biliyorsan, epistemologlar bunu nasıl bildiğini merak ederler. Rüya görmediğine dair bilgini açıklayan şey ne?

O hâlde modal epistemoloji, modal bilgimizin kaynaklarıyla ve kapsamıyla ilgili bir disiplindir. Öyleyse, hangi modal iddiaları biliyoruz ve bunları tam olarak nasıl biliyoruz? Soruyu Betty’nin duyduğu öfkeye doğru yöneltelim: Alice’in başka bir şey yapabileceğini biliyor muyuz ve eğer biliyorsak, o zaman bu bilgiye sahip olmamızı açıklayan şey nedir?

Kapsam sorusuna getirilen iki popüler cevap vardır: geleneksel cevap ve ılımlı şüpheci cevap.

Geleneksel cevap, neyin olabileceği ve olamayacağı ile ilgili her türlü şeyi bildiğimizdir: Örneğin, doğal bir şekilde rengi mor olan inekler olabilir, sizi anında Mars’a ışınlayacak bir cihaz olabilir, yer fıstığı olduğunuz bir durum olamaz. Kapsam sorusunun geleneksel cevabı, bilginin kaynağıyla ilgili geleneksel cevapla bağlantılıdır: yani, hayal edebiliyor olmamıza dayanarak neyin mümkün neyin mümkün olmadığını biliyoruz. Bu şekilde bir düşünceye göre, mor ineklerin gerçekten olabileceğini biliyorsunuz çünkü onları hayal edebiliyorsunuz ve bir yer fıstığı olamayacağınızı biliyorsunuz çünkü kendinizi bir bakliyat olarak hayal etmede başarısız oluyorsunuz. Bu görüşe göre, Alice’in Betty’ye vurmasına gerek olmadığını kesinlikle biliyoruz.

Diğer bir yandan, ılımlı şüpheciler bundan o kadar da emin değiller. Kaynaklık sorusunu hayal gücüyle temellendirerek cevaplamamız gerektiği konusunda hemfikir olmalarına rağmen, olayları nadiren yeterli derecede detaylı hayal ettiğimizi düşünüyorlar. Bu yaklaşım, geleneksel cevabın belirttiği kadar çok bildiğimize dair görüşe şüpheyle yaklaşır. Sonuçta, bir ışınlanma cihazı hayal ettiğimizi söylediğimizde tam olarak nasıl bir şey hayal ediyoruz? Herhangi birinin bir yerde bir kutunun içerisine girdiğini, bir parıltıyla beraber ortadan kaybolduğunu ve sonrasında başka bir yerde ortaya çıktığını mı hayal ediyoruz? Eğer bunu mümkün kılan mekanizmayı hayal etmiyorsak, neden sadece bazı özel efektler hayal ettiğimizi düşünmeyelim? (Kötü cevap: Çünkü bunun bir ışınlanma makinası olduğunu şart koşuyoruz, yani sadece öyle olduğuna karar verip belirtiyoruz. Ancak, bir perdenin arkasında dairesel bir kare hayal ettiğimizi de şart koşabiliriz ve dairesel kareler kesinlikle var olamaz.)

Ne yazık ki, ılımlı şüpheci, radikal şüpheci olma riski altındadır. Alice’in başka bir şekilde davranabileceği ile ilgili olan Betty’nin iddiasına geri dönelim. Bu durumu yeterince detaylı şekilde hayal edebiliyor muyuz? Alice’in farklı bir şekilde davranması için dünyanın nasıl farklı olması gerektiğini anlıyor muyuz? Eğer cevap hayırsa, belki, mesela Alice’in Betty’ye sarıldığı, daha güzel ama gerçekleşmesi mümkün olmayan bir sahne hayal ediyoruzdur.

Ilımlı şüpheci, geleneksel cevaba yönelik önemli bir endişe ortaya çıkarıyormuş gibi görünüyor fakat radikal bir şüphecilik savunulamaz gibi görünüyor: Alice’in Betty’ye vurmasına gerek olmadığını biliyoruz. O hâlde burada olan şey tam olarak ne?

Belki de kaynak soruyla ilgili düşünürken yanlış ilerledik. Gerçekten de birçok modal yargının arkasında hayal kurma var gibi görünüyor. Ama belki de bu zihinsel işlem, modal bilgimizin kaynağı olmak yerine başka bir modal bilgi kaynağından yararlanıyordur. Özsel temelli modal epistemolojilerin arkasındaki fikir tam olarak da budur. Bu görüşlere göre, şeylerin esasen ne olduklarını – yani bir orman gülü, bir insan ya da bir yıldızsı gökcismi olmanın ne olduğunu, onları oldukları şeyler yapan ve onlarsız var olmayacakları özellikler – olduğunu anlıyoruz ve sonrasında da bu bilgi bizim hayal gücümüzü tetikliyor. Yani, eğer bir kişinin geçmişindeki her detayın Alice için gerekli olmadığını biliyorsak, onun daha farklı davranmış olabileceğini de bilebiliriz.

Özsel temelli görüşlerin bariz problemi ise asıl sorunu daha temele çekmeleridir: Özleri nasıl biliyoruz? Bu soruyu yanıtlamak “neyin mümkün neyin zorunlu olduğunu nasıl bilebiliriz?” sorusunu yanıtlamaktan daha kolay değilmiş gibi görünüyor.

Bu tür endişeler, bazı filozofların bilgi edinmenin daha sıradan yollarıyla başlamasına yol açar: yani, analojik ve tümevarımsal argümanlar. Örneğin, diğer evlerin yeniden boyandığını gördüm ve benim evim de bağlamsal olarak farklı görünmüyor; o hâlde benim evim de tekrar boyanmış olabilir. Benzer şekilde, insanların nasıl davranacakları konusunda birçok farklı karar aldıklarını biliyorum. Alice de herhangi bir şekilde baktığımızda bu insanlardan farklı görünmüyor. Dolayısıyla, Alice muhtemelen farklı bir karar verebilirdi. Bu basit argümanlar muhtemelen bizi çok uzağa götürmeyecektir: örneğin, çeşitli analojilerin farklı sonuçlar gösterebileceği ışınlanma hakkında bize ne söyleyeceğimizi söylemeyebilirler. Ancak, birçok sıradan modal bilgi sunabilirler ve bu da yeterince iyi olabilir.


Bob Fischer- “Modal Epistemology: Knowledge of Possibility & Necessity”, (Erişim Tarihi: 13.09.2020), Erişim Kaynağı: https://1000wordphilosophy.com/2018/02/13/modal-epistemology/

Çevirmen: Alparslan Bayrak
Çeviri Editörü: Çağan Fırtına

Bilkent Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde lisans eğitimine devam etmektedir. Zihin felsefesi, genel bilim felsefesi ve etik ağırlıklı olmakla birlikte felsefenin çoğu alanıyla ilgilenir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Evrimsel Etik - Doris Schroeder (Internet Encyclopedia of Philosophy)

En Güncel Haberler Analitik Felsefe

Bilim + Din – Tom McLeish

Steven Shapin’in kitabı Bilimsel Devrim’in(1996) ilk cümlelerini tekrarlamak gerekirse, bilim-din çatışması diye bir şey yoktur ve