Ayrımcılık ve Yazı Tura – Alexander Pruss

4 Okunma
Okunma süresi: 4 Dakika

Bob, ırkın iş performansıyla açıkça alakasız olduğu bir yerde kimi işe alacağına karar vermeye çalışıyor. İki favori aday var. Bob ikisi içinden beyaz olan adayı işe alıyor çünkü o aday beyaz.

Bob çok yanlış bir şey yaptı. Neden yanlıştı? Kimi işe alacağına karar verirken iş performansıyla alakasız bir şeyi hesaba katmasının yanlış bir şey olduğu düşüncesi saf bir düşüncedir. Ancak bu, iş performansıyla ilgili tüm doğruların Bob’un söyleyebileceği kadarıyla aynı seviyede olduğu varsayıldığında doğru olamaz.  Ve şimdi de benzer bir durumda Alice’in kendisine “Tura A, yazı B”, diyerek yazı tura attığını, yazı çıktığını ve B adayını işe aldığını düşünelim. Alice yanlış bir şey yapmadı. Ancak Alice de bir adaya önceki yazı/tura tahsisinin yazı tura atmasının sonucuna eşleşip eşleşmemesi gibi iş performansına alakasız bir şey temelinde bir karar verdi.

Alakasızlıklar açısından karar vermede, adil bir tie-breaking prosedürü (yazarın burada, herhangi iki tarafın eşit skora sahip olduğu oyun veya yarışmada kazanana karar vermek için oynanan oyundan bahsettiğini varsayıyorum.  Bkz.tenis) paradigması –  yazı tura atmak – ve adil olmayan bir tie-breaking prosedürü paradigması – ırkçı bir karar – çok benzer görünüyor.

Bunun hakkında söylenecek standart bir şey (cf. Scanlon): İş performansı ile alakalı doğrular eşitse ve hâlâ seçimde bulunmamız gerekiyorsa, seçimimizi iş performansıyla alakası olmayan bir şey temelinde yapmamız gerekir. Ancak o şey toplumda büyük ölçekli üstünlük kalıplarını oluşturan bir şey olmasa iyi olur. Hem Bob’un hem de Alice’in prosedürleri iş performansıyla alakası olmayan bir şey temelinde, ancak Bob’un prosedürü büyük ölçekli bir sosyal üstünlük kalıbı örneği.

Bob’un yanlış bir şey yapmasının Alice’in yapmamasının bana göre standart hikayeden neden biraz farklı  (ya da belki onun bir versiyonu) olması ile ilgili bir açıklama sunmak istiyorum. Bu sona üçüncü bir hikaye ekleyelim. Carl, öğrencilerle ilgili seyahat ödeneği, burs yenileme, laboratuvar ve ofis tahsisi gibi konularda birçok zor karar almasını gerektiren bir lisansüstü program yürütüyor ve bu tercihler çoğunlukla olası akademik sisteme göre eşit oy alıyor. (Bu tanım Baylor felsefe programı için yapılmamıştır: biz fon konusunda varlıklı ve fon ile ilgili konularda eşitlik bozan kararları nadiren alırız.) Carl tembel bir kişi ve işleri kendisi için kolaylaştırmak amacıyla atması gereken yazı tura sayısının kaydını tutuyor. Ne zaman bir öğrenci kabul edilse, Carl bir ile bin arasında rastgele bir sayı seçiyor ve eğer seçtiği rastgele sayı programa çoktan kabul edilen bir öğrencininki ile eşleşiyorsa tekrar tekrar yuvarlayarak sayıyı öğrenciye tahsis ediyor. Bundan sonra, ne zaman bir eşitlik durumunun bozulması gerekse, Carl eşitliği her zaman daha yüksek bir sayı tahsis edilen öğrencinin lehine bozuyor.

Carl’ın eşitlik bozma prosedürü rastgelelik ve daha büyük sosyal ayrımcılık kalıplarıyla uyum açısından Alice’inki ile benzer. Ancak yine de berbat bir prosedür. Berbat, çünkü fayda ve zararı son derece eşit olmayan bir şekilde dağıtıyor: size kabul sırasında rastgele bir biçimde daha düşük bir sayı tahsis edildiyse, onunla kalakalıyorsunuz ve daha yüksek sayılar tahsis edilen insanların elde ettiği güzelliklerden sürekli olarak mahrum kalıyorsunuz.

Artık Bob’un prosedüründe yanlış gidenin ne olduğunu Carl’ın prosedüründe neyin yanlış gittiği gibi bir şey olarak açıklayabiliriz: yapısal ırkçılık göz önüne alındığında, Bob’un gerisinde kalan azınlık adayı, ona Dave diyelim, diğer birçok kararın olumsuz tarafında olma eğilimindedir (belki bazıları tie-breaking  gerektiren ırkçı kararlar, birçoğu ise belki bundan bile adaletsiz kararlardır). Tıpkı Carl’ın prosedürünün birtakım öğrencilerin kısa kibrit çöpünü çekme eğiliminde bir lisansüstü kariyere sahip olmasına sebep olduğu gibi Bob’un prosedürü de Dave’in kısa kibrit çöpünü çekme eğiliminde bir hayata sahip olmasında payı vardır. Ve kısa çöpü çekme eğilimi (en azından genelde) payımızın olmasını istemediğimiz türden bir şeydir.

Bu Bob’un ırkçılığına dair standart açıklamaya yakındır. Benzer bir şekilde toplumdaki büyük ölçekli üstünlük kalıplarını içerir. Ancak bana aynı zamanda önemli derecede farklı görünür: Toplumdaki geniş çaplı üstünlük kalıpları, Dave’in çok fazla kararın olumsuz tarafında yer aldığını muhtemel kıldığı ölçüde Bob’un eylemiyle ilgilidir. Lisansüstü program durumunda, programdakilerle eşleşmeyen daha büyük sosyal kalıplar  (ya da en azından önceden var olmayanlar) olmayabilir ve özellikle başlangıçta numaralandırılmış tahsisler ve tie-breaking prosedürü, “Berbat bir şansım var!” (Bu büyük ihtimalle, bireysel araştırmalarına verdikleri odak sebebiyle sosyal çevrelerine karşı ihmalkâr olan öğrencilerin bulunduğu bir lisansüstü programda olasıdır.) gibi şeyler söyleyen öğrencilerden sır olarak saklandıysa, programın içinde bile daha yüksek numara tahsis edilen ve düşük numara tahsis edilen kişiler arasında kişiler arası önemli bir üstünlük kalıbı olmasına gerek yoktur.

Alternatif bir açıklamada, odak gruptansa bireydedir ve daha büyük sosyal durumlar tam olarak bireyi etkilediği oranda alakalıdır. Ancak bu haksız ayrımcılığın  yaygın bir boyutunu gözden kaçırıyormuş gibi görünebilir. Bir grubun üyesiysem ve grubun diğer bir üyesi haksızca ayrımcılığa uğruyorsa, bu bana iki yönden zarar verme eğilimindedir: birincisi, grubun diğer üyelerine karşı özel bir bağa sahip olma (ya grubun üyesi oldukları ya da benimle yakından bağı olan insanların grubun üyesi olma eğilimleri olduğu için) eğilimindeysem özel bir bağım olan bir kişiye gelecek zararın bana zarar verecek olması ve ikincisi ise benim gibi birinin zarar gördüğünü görmenin beni korkutmasıdır.

Ama bence bu yalnızca Dave’in kısa kibrit çöpünü çektiği sefer sayısıyla çarpıldığında benim bireysel hikayemle uyuşur: bazen kısa kibrit çöpünü direkt olarak çeker, bazen ise gruptaki başka bir kişinin çekmesiyle dolaylı olarak çeker.

Aynı zamanda, bu materyal hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediğimi söylemem gerek.

Şüpheyle yaklaşınız.


Alexander Pruss- Discirmination and coin tosses”, (Erişim Tarihi:18.04.2021)

Çevirmen: Eylül Adıgüzel

Bilkent Üniversitesi Felsefe Bölümünde lisans eğitimine devam etmekte. Etik ve din felsefesi başta olmak üzere felsefenin çoğu alanıyla ilgilenmeyi sever. Mitoloji, bilim-kurgu, epik fantastik, ütopik ve distopik türde roman ve hikayeler okumak başlıca ilgi alanlarıdır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Pozitif Tek Sayıların Pozitif Çift Sayılardan Daha Fazla Olduguna Dair Bir Argüman – Alexander Pruss

En Güncel Haberler Analitik Felsefe