“Acı Çekebilirler mi?”: Bentham’ın Hayvanlara Karşı Sorumluluklarımıza Dair Görüşleri – Daniel Weltman

/
551 Okunma
Okunma süresi: 7 Dakika

Pek çok insan, insan olmayan hayvanlara kötülükler yapıp zarar verir. Onları gıda ve spor amacıyla avlarlar, fare ve köstebek gibi hayvanları ise zehirleyip öldürürler. Bilim insanları deney yapmak amacıyla hayvanları yaralar ve onlara hastalık bulaştırırlar. Ayrıca fabrika çiftliklerinde hayvanlar yetiştirerek onların ömür boyu acı çekmelerine sebep olurlar. [1]

İngiliz filozof Jeremy Bentham (1748-1832), söz konusu olan şey acıya sebep olmak olduğunda; insan-olmayan hayvanlara bizim insanlara davrandığımızdan daha kötü davranmanın hiçbir gerekçesi olmadığını savunmaktadır. Bundan dolayı da, hayvanların çektikleri acıların ahlaki önemini görmezden gelmeye veya bu acıları haklılaştırmaya yönelik girişimleri elinin tersiyle iter.

Bu yazımızda Bentham’ın argümanını inceleyeceğiz.

1. İnsan-Olmayan Hayvanlar ile İnsanların Çektiği Acı

Bentham, insan-olmayan hayvanlara acı çektirmeyi gerekçelendirmenin, insanlara acı çektirmeyi gerekçelendirmekten daha kolay olmadığını savunur. İnsanlara acı çektirmenin insan-olmayan hayvanlara acı çektirmekten daha kötü olduğuna dair bir sebep düşünmeye çalıştığınızda, “hiçbir sebep bulunamayacağını”[2], yani hiçbir iyi gerekçeye işaret edilemeyeceğini ileri sürer.

Bu konu açıldığında dile getirilen sebeplerden biri, insanların diğer hayvanlardan daha rasyonel olmasıdır. Diğer sebep ise insanların dile sahip olup hayvanların olmaması. Bentham karşı örnekler sunarak cevaplar sunar: “Yetişkin bir at veya köpek günlük, haftalık, hatta bir aylık bir bebekten mukayese edilemeyecek ölçüde daha rasyonel ve daha konuşkan/dil becerisi olan bir hayvandır”.

Bununla birlikte Bentham, söz konusu olan şey “acı” ise hem rasyonalitenin hem de dilin konuyla ilgili olmadığını savunuyor. “Durumun tam tersi olduğunu varsayalım” diyerek yeni doğmuş insan bebeklerinin yetişkin atlar veya köpeklerden daha akıllı olduğunu düşünmemizi ister. Böyle olsa bile bunun acı çektirmeyi temellendirmek ile bir alakası olmazdı; çünkü (insan olsun veya olmasın) birine acı çektirmenin ahlaki olarak kabul edilebilir olup olmadığı sorulduğunda, sorulması gerekilen soru ‘Akıl yürütebiliyorlar mı? veya “Konuşabiliyorlar mı?” değil “Acı çekebiliyorlar mı?” olmalıdır.

Bentham’a göre türler arasındaki farklılık (tıpkı ten rengindeki farklılık gibi) ahlaki açıdan fark yaratacak bir gerekçe olamaz. Önemli olan şey, bireyin acı çekip çek(e)meyeceğidir. Onun da belirttiği üzere; “Fransızlar kişinin derisinin siyahlığının onu işkencecilerin kaprislerine çaresiz terk etmenin nedeni olamayacağını keşfetmiş durumda.” (Alıntının kaynağı) Aynı şey, “bacak sayısının kaç olduğu” gibi insanlar ile insan-olmayan hayvanlar arasındaki diğer farklar için de geçerlidir (Ç.N.: Bentham’ın ünlü ifadesi ile; bacak sayısının ve türler arasındaki diğer farkların ahlaki bir önemi olmadığı söylenmek isteniyor).

Bunu reddetmek “türcülük”ü savunmak anlamına gelir: Yani insan türünün mensubu olmanın tek başına birine nasıl davranmamız gerektiğini belirlediği görüşü.[3] Fakat Bentham’ın ten rengiyle ilgili argümanının öne sürdüğü gibi, bir kişinin türüne bakarak taraflı davranmak bir kişinin ırkına bakarak taraflı davranmaktan daha savunulabilir olmayabilir. Türcülük, ırkçılığa göre daha iyi olmayabilir.

2. Faydacılık

Bentham’ın acı çekmeye yönelik fikirlerinin kaynağını, benimsediği ahlaki teori olan Faydacılık’tır. Bentham, hazzın “iyi” ve acının da “kötü” olan tek şey olduğu savunan ve hedonistik faydacılık olarak da bilinen faydacılığın bir türünü benimsemektedir. [4] Bentham gibi faydacıların görüşüne göre, tüm duyarlı/hissedebilir canlılar için acıdan ziyade hazzın daha ağır bastığı bir dengeye sebep olan eylemleri seçmeliyiz.

Bentham’a göre, acıya sebep olmak kendi içinde (kendi kendine veya özü gereği) kötüdür. Acı çekmek ancak ve ancak acının yarattığından daha büyük bir haz ağır basıyorsa kabul edilebilir. Örneğin; diş ağrınızı iyileştirecekse bir dişçinin tıbbi uygulama esnasında acı çekmenize sebep olması iyi olabilir.

Bentham’a göre, mağdur ne kadar zeki veya konuşma/dil becerisi yüksek olursa olsun gereksiz yere acı çektirmek kötüdür. Bir köpek, at ve insan; bunların hepsi de acı çekebilir: İşte tam da bundan dolayıdır ki Bentham’ın faydacılığına göre bir köpeğin veya atın acısı bir insanın acısı kadar (ahlaki açıdan) önemlidir.

Bentham’ın faydacılığı, onun döneminde de bugün olduğu kadar radikaldi. Bu ahlaki teori onu, İngiltere’de kadınların erkeklerle eşit statüye sahip olmadığı ve ırk temelli köleliğin yasal olduğu bir dönemde köleliğe ve cinsiyetçiliğe karşı çıkmaya yöneltti.[5] Örneğin, bu dönemde evli kadınların mülkü büyük ölçüde kocalarına aitti.

Bu, “haz iyidir” ve “acı kötüdür” gibi oldukça basit öncüllerden yola çıkan bir ahlak teorisinin, nasıl olup da hem geçmişte hem de günümüzde pek çok kişiye radikal görünen sonuçlara yol açabileceğini göstermektedir.

3. Eleştiriler

Bentham’a yöneltilebilecek itirazlardan biri, ahlakın doğru açıklamasının faydacılık olmadığını söylemek olabilir. Belki de ahlak haz ve acıyla ilgili değil, bunların dışında bir şeyle ilgilidir: Güvende kalabilmemiz için diğer insanlarla yaptığımız sözleşmeler/anlaşmalar gibi. Belki de insan-olmayan hayvanlar bu anlaşmanın dışında tutulmuştur ve bundan dolayı da onlara istediğimiz gibi davranabiliriz. Bu görüş, sözleşmecilik (contractarianism) olarak bilinir.[6] (Ç.N.: Ahlakı faydacı değil de sözleşmeci çerçeveden açıklayan yaklaşımların daha makul olabileceği eleştirisi dile getirilmektedir).

Fakat Bentham’ın dile getirdiği üzere insan bebekleri sözleşme yapma konusunda insan-olmayan hayvanlardan daha iyi ve becerikli değildir. İnsan bebeklerine canımızın istediği gibi davranabileceğimizi düşünmeyiz, o halde ahlakın karşılıklı anlaşmalara dayandığı şeklindeki bu yaklaşım yanlış olabilir.

Diğer bir itiraz ise, Bentham’ı yeterince ileriye gitmediği için eleştirmek şeklindedir. Bentham, insan-olmayan hayvanlara acı çektirmenin yanlış olduğunu fakat onları yemek için acısız bir şekilde öldürmenin iyi olduğunu düşünüyordu, çünkü biz zaten “üstünüz” ve onlar da bizden kötü değil.

Biri çıkıp da acısız olsa dahi ölümün kendisinin, insan-olmayan hayvanların gelecekte edinecekleri hazları (yani onları yemekten aldığımız hazzı aşan çok daha fazla hazzın doğmasını) engellediğini iddia edebilir. Bundan dolayı da, itiraz sahibi, Bentham’ın yalnızca onlara acı çektirilmesine karşı çıkmakla kalmayıp insan-olmayan hayvanların öldürülmesine de karşı çıkması gerektiğini ifade eder.

4. Sonuç

Pek çok felsefeci (Faydacı olsun veya olmasın), acı çekebilen herhangi bir yaratığın ahlaki değerlendirmeyi/ahlaki önemi hak ettiği konusunda Bentham ile hemfikirdir.[7] Şayet Bentham haklıysa, mevcut uygulamalarımızın çoğu ahlaki açıdan son derece yanlıştır.

Bentham’ın argümanı bize meydan okumaktadır.

Ya Bentham’ın ulaştığı sonucunu kabul ederiz, ki bunu yapmak bize acı çekmek söz konusu olduğunda acı çekebilecek olan herkesin eşit şekilde değerlendirilmeyi hak ettiğini söyleriz; ya da niçin hayvanlara acı çektirmek doğru iken insanlara doğru olmadığını açıklayıp tüm insanlar ile tüm diğer hayvanlar arasında fark olduğunu söyleyen gerekçeler her ne ise onu tespit ederiz. Ama bu farkı bulmak o kadar da kolay değil.


Dipnotlar

  • [1] Hayvanların bu biçimlerdeki kullanımlarına daha yakından bakmak için Humane Society International’ın “Trophy Hunting,” “About Animal Testing,” ve “Factory Farming,” ile Humane League’in “Factory Farming: What it is and Why it’s a Problem.”ini inceleyebilirsiniz.
  • [2] Kanyak; Jeremy Bentham’s An Introduction to the Principles of Morals and Legislation Chapter XVII §1.IV, note 1. Bundan sonraki Bentham’dan yapılacak olan tüm notlar da buradandır.
  • [3]bkz. Dan Lowe’ın Türcülük‘ü.
  • [4] bkz. Shane Gronholz’un Sonuçculuk‘u ile Dale Miller’ın John Stuart Mill on the Good Life: Higher-Quality Pleasure‘ı.
  • [5] bkz. Dan Lowe’ın Aristotle’s Defense of Slavery.
  • [6] bkz. David Antonini’s Social Contract Theory ile benim “Nasty, Brutish, and Short”: Thomas Hobbes on Life in the State of Nature adlı kitabım.
  • [7] İnsan-olmayan hayvanlara dair meşhur faydacı bir savunu için Peter Singer’ın Pratik Etik’ine bakabilirsiniz. İnsan-olmayan hayvanlara dair meşhur bir faydacı olmayan savunu için Christine Korsgaard’ın Fellow Creatures ile Tom Regan’ın Empty Cages’ine bakın.

Referanslar


Daniel Weltman– ” ‘Can They Suffer?’: Bentham on our Obligations to Animals“, (Erişim Tarihi: 26.03.2022)

Çevirmen: Taner Beyter


Not: Çevirideki katkısından dolayı Duru Alataş’a teşekkür ederim.

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Etik, epistemoloji, din felsefesi ve meta-felsefe ile ilgilenir. Öğretmen olup, STK’larda görevlidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Epistemik Adaletsizlik – Huzeyfe Demirtaş

Sonraki Gönderi

İlahi Gizlilik Problemi – Daniel Howard-Snyder & Adam Green (Stanford Encyclopedia of Philosophy)

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü