Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç Bilgi midir? – Edmund L. Gettier

280 Okunma

Son yıllarda bir kişinin bir önermeyi bilmesinin gerekli ve yeterli koşullarını ifade etmek için çeşitli denemelerde bulunuldu. Bu denemeler, genellikle aşağıdaki biçime benzer şekilde ifade edilebilecek türde oldular:

(a) S, P’yi biliyor ancak ve ancak

(I) P doğrudur

(II) S, P’ye inanıyor, ve

(III) S’nin P’ ye inanması için gerekçesi vardır.


Örneğin, Chisholm aşağıdakilerin bilginin gerekli ve yeterli koşullarını verdiğini belirtmiştir:

(b) S, P’yi biliyor ancak ve ancak

(I) S, P’yi kabul ediyor,

(II) S, P için yeterli kanıtlara sahiptir,

(III) P doğrudur.


Ayer bilginin gerekli ve yeterli koşullarını şöyle ifade etmiştir:

(c) S, P’yi biliyor ancak ve ancak

(I) P doğrudur.

(II) S, P’nin doğruluğuna emindir, ve

(III) S, p’nin doğru olduğuna emin olma hakkına sahiptir.

       (a)’da ifade edilen koşulların S’nin P’yi bildiğini ifade eden önermenin doğruluğu için yeterli koşulları oluşturmadığından yanlış olduğunu kanıtlayacağım. Aynı kanıt, eğer “yeterli kanıta sahip olma” veya “emin olma hakkına sahip olma”; “bir şeye inanmayı gerekçelendirme” ile tam olarak değiştirilirse (b) ve (c)’nin yanlış olduklarını gösterecektir.

       İki noktaya işaret ederek başlayacağım. Birincisi, P gibi bir önerme için, S’nin P’ye inanmasının gerekçelendirilmişliği S’nin P’yi bilmesinin gerekli koşuludur anlamındaki bir “gerekçelendirme”de, bir kişinin gerçekte yanlış olan bir önermeye inanmasının gerekçelendirilmiş olması mümkündür. Ikincisi, P gibi bir önerme için, eğer S’nin P’ye inanması gerekçelendirilmişse ve p, Q’yu içerirse ve Si, Q’yu p’den çıkarırsa ve bu çıkarımın sonucu olarak Q’yu kabul ederse, buna göre S, Q’ya inancını gerekçelendirmiş demektir. Bu iki noktayı akılda tutalım. Şimdi ortaya koyacağım iki durumda (a)’da ifade edilen koşulların bazı önermeler için yerine getirilmesine karşın söz konusu kişinin bu önermeyi bildiği söylenemez.

DURUM I

       Varsayın ki Smith ve Jones belli bir iş için başvuruda bulundular. Ve varsayın ki Smith’in aşağıdaki tümel-evetlemeli önerme için güçlü bir kanıtı var:


       (d) İşe alınacak olan kişi Jones’dur ve Jones’un cebinde on adet madeni para var.

       Smith’in (d) için kanıtı, şirket müdürünün sonuçta Jones’un seçileceği konusunda kendisini temin etmesi ve Smith’in kendisinin on dakika önce Jones’un cebindeki paraları saymış olması olabilir. (d) önermesi şunu içerir:


       (e) İşe alınacak olan kişinin cebinde on adet madeni para var Varsayalım ki Smith (d)’den (e)’ye olan gerektirmeyi görür ve hakkında güçlü bir kanıta sahip olduğu (d)’ye dayanarak (e)’yi kabul eder Bu durumda, Smith (e)’nin doğru olduğuna ilişkin inancı için açık bir gerekçelendirme yapmıştır.

DURUM II

Smith’in aşağıdaki önerme için güçlü kanıtı olduğunu varsayalım:


(f) Jones’un bir Ford’u var.

       Smith’in kanıtının şu olduğunu kabul edelim: Smith, Jones’un geçmişte hep bir arabası olduğunu, ve de bu arabanın her zaman Ford marka bir araba olduğunu anımsamaktadır. Üstelik, birgün Jones Ford marka bir araba sürerken Smith’e arabasına binmesini teklif etmiştir. Şimdi, Smith’in Brown diye arkadaşı olduğunu ama Smith ‘in onun nerede olduğuna ilişkin hiç bir bilgisinin olmadığını düşünelim. Smith tamamen rastlantısal olarak üç yer ismi seçer ve aşağıdaki üç önermeyi kurar:

(g) Ya Jones’un bir Ford’u var; ya da Brown Boston ‘dadır;

(h) Ya Jones’un bir Ford’u var; ya da Brown Barcelona’dadır;

       (i ) Ya Jones’un bir Ford’u var; ya da BrownBrest-Litovsk’dadır.

       Bu önermelerin her biri (f)’den türetildi. Smith’in (f)’den kurduğu bu önermelerin her birinin gerektirmesini anladığını ve (f)’nin temelinde (g), (h) ve(i)’yi kabul etmeye vardığını düşünün. Smith, güçlü bir kanıta sahip olduğu bir önermeden doğru bir biçimde (g), (h) ve (i) ‘yi çıkardı Öyleyse Smith bu üç önermenin her birine inanışını gerekçelendirmiş oldu. Tabii ki, Smith’in Brown’ un nerede olduğuna ilişkin hiçbir fikri yoktur.

       Öte yandan, şimdi iki koşulun daha söz konusu olduğunu düşünün. Birincisi, aslında Jones’un bir Ford’u yoktur; yalnızca hali hazırda kiralık bir araba kullanmaktadır. Ikinci olarak, Smith bunu bilmiyor olsa da, tamamen bir rastlantı sonucu olarak, (h) önerme sinde belirtilen yer gerçekte Brown ‘un olduğu yer çıkar. Bu iki koşul söz konusu olduğunda; (1) (h) doğrudur; (2) Smith (h)’nin doğru olduğuna inanmaktadır ve (3) Smith’in (h)’nin doğru olduğuna ilişkin inancı gerekçelendirilmiş olsa bile, yine de Smith (h)’nin doğru olduğunu bilmemektedir.

       Bu iki örnek (a) tanımının bir kişinin belirli bir önermeyi bilmesinin yeterli koşulunu ifade etmediğini gösterir. Aynı durumlar; uygun değişikliklerle, tanım (b) ve tanım (c)’nin de böyle bir şeyi yapmadığını göstermede yeterli olacaktır.

Edmund Gettier, From Analysis 23 (1963): 121-123. (Türkçeye çev: Prof.Dr.Sedat Yazıcı)

Not: Bu çeviri ilk kez Alfa Basım Yayım’dan 1996 yılında çıkan “Felsefeye Giriş” kitabında yer almış olup (sayfa 57-60), çevirmenden gerekli izin alınarak yayımlanmıştır.

2 Yorum

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

"Dil Felsefesi III: İkinci Wittgenstein’da Gramer Paradigması" Hakkında Bir İnceleme Yazısı - Bilal Bekalp

Sonraki Gönderi

Tanrı’ya Dair Ahlaki Argümanlar (1): Kanıt Temelli Biçimler - John Danaher

En Güncel Haberler Analitik Felsefe