Pek çok kişi toplumu daha eşit bir hale getirmemiz gerektiği söyler.[1] İyi güzel ama eşitlememiz gereken şey tam olarak nedir?
Filozoflar tam olarak neyi eşitlememiz gerektiği hakkında birçok fikir öne sürmüştür. Bu yazımızda iki önemli yaklaşımı ele alacağız: sonuç eşitliği (equality of outcome) ve fırsat eşitliği (equality of opportunity).

1. Eşitlik Ve Hakkaniyet (Equity and Equality)
Kimileri eşitlikle ilgili tartışmalar söz konusu olduğunda asıl odaklanmamız gereken şeyin aslında hakkaniyet olduğunu iddia ediyor. Bu iddiayı daha iyi anlamak adına yukarıdaki resme bakın, burada eşitlik üç kişiye eşit sayıda kutu vererek kısa boylu kişinin çitin üzerinden görememesine neden olmak olarak gösterilmiştir. Aynı görselde hakkaniyet ise kısa boylu kişiye iki kutu, uzun boylu kişiye ise hiç kutu vermemesi itibariyle her iki insanın da çitin üzerinden manzarayı eşit şekilde görebilmesini sağlamak olarak tasvir eder.[2]
Bu görselleştirmeye göre eşitlik saçma sapan bir şeydir. Hakkaniyet hiç şüphesiz çok daha iyidir! Bariz bir şekilde manzarayı görmek için uzun boylu kişinin herhangi bir kutuya ihtiyacı yokken kısa boylu kişinin iki kutuya ihtiyacı vardır.
Filozoflar eşitlik ve hakkaniyet kavramlarını farklı bir bir şekilde kavrar. Onlara göre söz konusu her iki kavram da benzer bir düzlemde yer alan fikri ifade eder: Yani yani insanları belirli bir ölçü, boyut veya hizada eşit kılmak.
Örneğin, demin baktığımız resim, herkesin çitin üzerinden eşit şekilde manzarayı görebilmesi gerektiğini ve bu türden bir eşitliğin, her kişiye eşit sayıda kutu vermekten çok daha iyi olduğuna işaret ediyor. Resimde yer alan her iki tasvir de aslında bir tür eşitliği gösteriyor. Peki ama bu tam olarak neyin eşitliği?
2. Sonuç Eşitliği (equality of outcome)
Felsefecilerin sözünü ettiği diğer bir tür eşitlik, sonuç eşitliği olarak adlandırılır.[3] Sonuç eşitliği, insanların ulaşılan/ortaya çıkan sonuçlar veya varılan nokta açısından eşit hale getirilmesi anlamına gelir.
Mesela, deminki resimde yer alan çit örneğinde sonuç, çitin üzerinden görebilmek ya da görememektir. İşte bu sonuç çerçevesinde herkesi eşit hale getirmek adına kısa boylu kişinin iki kutuya ihtiyacı varken uzun boylu kişinin ise hiçbir kutuya ihtiyacı yoktur. Gerçek dünyada bizim için mühim olan elbette çitler ve kutular değil; eğitim, gelir düzeyi ve sağlık hizmetleri gibi şeylerdir.
Sağlık hizmetleri söz konusu olduğunda eşit sonuçlar elde etmek istiyorsak, sağlıklı insanlarla kıyasladığımızda sağlıklı olmayan insanlara daha fazla tıbbi hizmet sunmamız gerekir. Şayet herkes için eşit sonuçlar elde etmek istiyorsak yani her bireyin mümkün olduğunda sağlıklı olmasını hedefliyorsak, o halde sağlıklı olmayan insanların sağlıklı insanlara göre daha fazla tıbbi hizmete ihtiyaç duyduğunu görmeliyiz.
Eğitimde eşitliği sağlamak istiyorsak, o halde herkesin eşit eğitim almasını hedeflememiz gerekir. O halde yağmamız gereken şey erkeklerin kadınlardan, zenginlerin fakirlerden veya bir ırk ile dine mensup kişilerin başka bir ırk ile dine mensup kişilerden daha fazla eğitim alması gibi bir manzaranın ve durumun olmadığı bir toplum yaratmaya çalışmaktır.
Sonuç eşitliğine yöneltilen bir itiraz, bazen eylemlerimizin sonuçlarının eşit olmaması gerektiğini söyler. Şayet ikimizde birer tane ekmek alırsak ve bendekini çarçur edersem, bu, tüketeceğimiz ekmek miktarında eşitsiz sonuçlara yol açar. Bu durumda, sonuçları eşit hale getirmek istiyorsak fırından bana daha fazla ekmek yapmak adına bana sana göre daha fazla kaynak ayırmamız gerekir. Fakat burada yanlış olan bir şey var; eğer bendeki ekmeği çarçur ettiysem artık seninki kadar ekmek tüketmemem gerekir: Artık ekmek olmadan başımın çaresine bakmam lazım.
Buna benzer sebeplerden ötürü birçok filozof sonuç eşitliğinin uygulamamız gereken bir eşitlik türü olmadığını iddia eder.
2. Fırsat Eşitliği (equality of opportunity)
Kimi filozofların benimsediği diğer bir eşitlik türü, fırsat eşitliği adıyla bilinir. Fırsat eşitliği, her bireyin, amaçladığı sonucu elde etmek adına emek vermesi/çaba sunması durumunda, ilgili o sonucu elde etme olasılığının/şansının eşit olması anlamına gelir.[4]
Fırsat eşitliğini sağlık hizmetleri örneğinde tekrar düşünelim: Bu yaklaşıma göre eğer her birey sağlıklı olma düzleminde emek verirse sağlıklı olma olasılığının eşit olması gerekir. Şayet biri sigara içmeyi tercih ederken diğer içmiyorsa, sağlık durumları farklı olabilir. Fırsat eşitliği, bu durumda sağlık durumlarının farklı olmasını problem olarak görmez. Bu iki kişi de sağlıklı olma açısından aynı fırsata sahipti: Biri sigara içmeyerek sağlığını korurken diğeri ise korumadı.
Peki şunu düşünelim: Ya bu iki kişi de sigara içmiyorsa? Fırsatların eşit olması için yine de bu iki kişiden birinin diğerinden daha fazla sağlık hizmetine ihtiyacı olabilir. Mesela bir kişinin kendi tercihi ve eylemlerinden bağımsız bir biçimde talihsiz bir şekilde hastalığa yakalanma ihtimali olabilir. O halde bu iki kişinin de sağlıklı olma fırsatına sahip olması adına, talihsiz olan kişinin daha fazla sağlık hizmetine ihtiyacı var diyebiliriz.
Ancak öyle görülüyor ki her iki örnekte de, bu iki kişinin eşit derecede sağlıklı olup olmayacağı yine onların çabaları ve seçimlerine bağlıdır. Bu insanlardan ikisi de sağlıklı olmayı seçerse talihsiz kişiye daha fazla sağlık hizmeti vermek gibi eşitsiz bir kaynak dağıtımı söz konusu olsa dahi, yine de bu iki kişi de eşit derecede sağlıklı olacaktır. Şayet biri sağlığını kaybetmeyi seçerse bu durumda diğerine göre daha az sağlıklı olacaktır ve biz o kişiye sağlıklı olmayı seçen kişi kadar ekstra kaynak sunmayacağız.
Fırsat eşitliğini eğitim alanına dar uygulayabiliriz. Eğitim almak istedikleri ve bu yönde çabaladıkları müddetçe zengin ailelerin çocukları ile fakir ailelerin çocuklarının eşit eğitim fırsatına sahip oldukları bir toplum tasavvur edin. Böyle bir amaca ulaşmak adına toplum, zenginlerden vergi alabilir ve bu parayı fakir çocukların eğitimi için kullanabilir. Böylesi bir toplum, farklı gelir düzeyinden ailelerin çocukları olarak dünyaya gelenler için eğitimde fırsat eşitliği sağlamıştır.
Fırsat eşitliğini uygulamak ile sonuç eşitliğini uygulamak birbirinden farklıdır. Şayet insanlar kendilerine sunulan fırsatları görmezden gelirse o halde yaşamları kötüleşir ve bazı insanlar bu açıdan diğerlerine göre daha iyi bir yaşam sürer. Şayet ekmeğimi çarçur edersem yaşamım sizinkinden daha kötü olur. Dolayısıyla sonuç eşitliği ile fırsat eşitliği birbirinden epey farklıdır.
4. Sonuç
Unutmamak gerekir ki sonuç eşitliği ile fırsat eşitliği, filozofların tartıştığı tek eşitlik türü değil. Eşitlik meselesinde başka konseptler de vardır.[5] Mesela neyin eşitlenmesi: Sağlık mı? Eğitim mi? Zenginlik mi? Mutluluk mu? Peki ya eşitlik peşinde koşmak zorunda mıyız? Bu ve benzeri diğer sorular, eşitlik söz konusu olduğunda karşımıza çıkan geniş kapsamlı felsefi tartışmaların yalnızca bir parçasıdır.
Notlar
- [1] Konuyla ilgili inceleyebileceğimiz diğer noktalar: Dağıtıcı Adalet: Kaynaklar Nasıl Kullanılmalı? – Dick Timmer & Tim Meijers, John Rawls’ın Adalet Teorisi – Ben Davies, Karl Marx’ın “Herkesten Yeteneğine Göre, Herkese İhtiyacı Kadar” Sloganı Üzerine – Sam Badger, Robert Nozick’in Liberteryenizme Dair “Wilt Chamberlain” Argümanı – Daniel Weltman.
- [2] Epey popüler olan bu resmin tarihçesi için bkz. (Froehle 2016). Felsefi bağlamda resme yönelik tartışmalar ile filozofların eşitlik ve hakkaniyet arasındaki farkı nasıl reddettiklerini görmek için bkz. (Heath 2025).
- [3] Bir sonuç eşitliği savunusu okumak isterseniz bkz. Phillips (2004).
- [4] Bir fırsat eşitliği savunusu okumak isterseniz bkz. Arneson (1989).
- [5] Bu konseptlerden ikisi, insanların birbirleriyle eşit ilişki kurabilmeleri için yeterli kaynağa sahip olmalarını amaçlamak ve sağlamak anlamına gelen ilişkisel eşitlik (relational equality) ile insanlara mevcut dünya kaynaklarından eşit paylar vermek anlamına gelen kaynak eşitliğidir (equality of resources). Bu yaklaşımların savunusunu okumak için, sırayla, bkz. Anderson (1999) ve Dworkin (1981a; 1981b).
Çevirmen Notu:
- İngilizcede adalet justice, hakkaniyet ise fairness olarak ifade edilir. Equity ifadesinin Türkçeye nasıl çevrileceği bir miktar tartışmalıdır, fakat en uygun ifade hakkaniyet gibi görünüyor. Bu içerikte yazar genellikle Equity ifadesi kullanıldığından ötürü biz de hakkaniyet ifadesini doğru bulduk.
- Yazıda yer alan equality of opportunity ifadesi fırsat eşitliği olarak dilimize yerleşmiştir. Ancak equality of outcome ifadesi ise çıktı eşitliği ve netice sonuç eşitliği gibi anlamlara gelebileceği gibi biz sonuç eşitliği ifadesini seçtik.
Referanslar
- Anderson, E. (1999). “What Is the Point of Equality?” Ethics 109(2): 287-337.
- Arneson, R. (1989). “Equality and Equal Opportunity for Welfare.” Philosophical Studies 56(1): 77-93.
- Dworkin, R. (1981a). “What is Equality? Part 1: Equality of Welfare.” Philosophy and Public Affairs, 10(3): 185-246.
- Dworkin, R. (1981b). “What is Equality? Part 2: Equality of Resources”. Philosophy and Public Affairs, 10(4): 283-345.
- Froehle, C. (2016). “The Evolution of an Accidental Meme.” Medium.
- Heath, J. (2025). “Why philosophers hate that ‘equity’ meme.” Substack.
- Phillips, A. (2004). “Defending Equality of Outcome.” Journal of Political Philosophy 12(1): 1-19.
İlgili Diğer Yazılar
- Dağıtıcı Adalet: Kaynaklar Nasıl Kullanılmalı? – Dick Timmer & Tim Meijers
- John Rawls’ın Adalet Teorisi – Ben Davies
- Karl Marx’ın “Herkesten Yeteneğine Göre, Herkese İhtiyacı Kadar” Sloganı Üzerine – Sam Badger
- Robert Nozick’in Liberteryenizme Dair “Wilt Chamberlain” Argümanı – Daniel Weltman
- Feminizm Bölüm-1: Aynılık Yaklaşımı – Annaleigh Curtisis
Daniel Weltman – “Equality: What Is It and How Is It Different from Equity?“
Çevirmen: Taner Beyter
