Ahlaki Hata Teorisi – Ian Tully

/
2 Okunma
Okunma süresi: 17 Dakika

Eylemlerimizden hangisinin ahlaken yanlış olduğunu konusunda çoğunlukla bir uzlaşıya varamasak dahi en azından birçoğumuz kimi eylemlerin gerçekten de ahlaken yanlış olduğu konusunda hemfikir. Mesela, çocuklara eğlence amaçlı işkence etmek ahlaken yanlıştır.

Oysa ki “Hata Teorisi” olarak bilinen meta-etik teoriye göre, çocuklara eğlence için işkence etmenin yanlış olduğu da(veya bunu yapmanın doğru da) yanlıştır. Bunun sebebiyse, Hata Teorisi’ne göre tüm ahlaki ifadelerin yanlış (veya ne doğru ne de yanlış) olmasıdır. (1)

Bu yazımızda, sezgilerime oldukça aykırı görünen bu yaklaşımı inceleyeceğiz.

John Mackie’s (1977) “Ethics: Inventing Right and Wrong”

1. Hata Teorisi’ne Anlamak

Ahlaki Hata Teorisi’nin kurucusu J.L. Mackie (1977) olup, söz konusu yaklaşım birçok modern teorisyeni de kendi safına çekmiştir. (2) Bu yaklaşımın çağdaş savunucularından birine göre (Joyce 2001) Hata Teorisi, Kavramsal Tez (Conceptual Thesis) ve Tözsel Tez (Substantive Thesis) olmak üzere iki tezden oluşur.

Kavramsal Tez, ahlaki önerme veya ifadelerin dünyaya dair belirli türden nitelikler veya gerçeklerin varlığına atıfta bulunma girişimi olduğunu savunur. (3) Ahlaki dil kullandığımızda, yalnızca belirli şeylere karşı tutumumuzu ifade etmez aynı zamanda aktüel gerçeklikle ilgili olgu ve durumları da betimlemeye/açıklamaya çalışırız.

Tözsel Tez, bahsedilen türden nitelikler ve gerçeklik olmadığını iddia eder. Bundan ötürü de, tüm ahlaki ifadeler yanlıştır, var olmayan nitelikler atfetmeye veya var olmayan gerçekleri betimlemeye/açıklamaya çalışır.

Ahlaki dil ile ‘büyücü’ dilini kıyaslayalım. Büyücülere dair bazı açıklamalar yaptığımızda, ağzımızdan çıkan ifadeler betimleyicidir. Diyelim ki Salem (Massachusetts) halkı, bazı kişilere onlara büyücü demelerini sağlayan belirli türden nitelikler -özel güçler gibi- etmektedir. Fakat oysaki bahsettikleri türden özel güçlere sahip kişiler aslında yoktur. Bu durumda büyücü yakıştırmasını yaptıkları konuşmaları herhangi bir gerçekliğe atıfta bulunmamaktadır; yani her ne zaman ki biri bir başkasına büyücü dese, bu ifade aslında yanlış ve hatalıdır.

Ahlaki Hata Teorisyenleri de, ahlaki dilin/önermelerin bu örnekte olduğu gibi hatalı/yanlış olduğunu savunur.

2. Tuhaflık Argümanı

Peki ama niçin ahlaki dilin de büyücü dili gibi olduğunu düşünelim?

Mackie, “Ahlaki Fikir Ayrılılıklarına Dayalı Argüman” (The Argument from Disagreement) ve “Tuhaflık Argümanı” (The Argument from Queerness) olarak adlandırdığı iki argüman ileri sürer. Sözünü ettiğimiz bu argüman da epey dikkat çekici ve kuvvetli olsa dahi, biz yazımızın devamında özellikle ikinci argüman üzerinde duracağız.

Mackie argümanı şöyle özetliyor:

Şayet objektif ahlaki değerler var olsaydı, o halde bunlar oldukça tuhaf türden şeyler olurlardı, evrendeki her şeyden tümüyle farklı şeyler yani. (Mackie 77 – italik vurgu bana ait).

Peki ama ahlaki nitelikleri veya “objektif ahlaki değerleri” bu kadar tuhaf yapan şey nedir? Buradaki problem, onların onların içsel normatif otoritesidir:

[B]ir şeyin (ahlaki) iyi olması, bunu bilen kişiye hem kendisini takip etmesi gerektiğini söyler hem de kişinin kendisini takip etmesini sağlar. Objektif bir ahlaki iyi, onu tanıyan herhangi biri tarafından takip edilecek ve rağbet görecektir, ayrıca bunun sebebi o kişinin -veya herhangi birinin- sahip olduğu, bu amacı arzulamaya sebep olacak herhangi bir olumsal olgu değil, takip edilecek amacın bir şekilde kişinin içinde yerleşik olması olacaktır. (Mackie 78). – italik vurgu bana ait).

Mackie’nin bu türden bir eleştiri dile getirmesi, onun Korkuluk Mantık Hatası’na düştüğüne yönelik kaygıları arttırmaktadır. (4)

Diğer yandan, ahlaki niteliklere dair bu kadar tuhaf ve gizemli olanın, onların içsel gerekçelendirme/içsel sebep sunma veya Richard Garner’ın “içsel buyuruculuk” dediği şey olduğunu iddia eden Tuhaflık Argümanı’na yönelik daha makul bir yorum da mevcut (Garner 2006: 96). Hata teorisyenlerine göre “(ahlaki) yükümlülükler (veya sorumluluklar) vardır fakat bu yükümlülükler varsayımsal ve gelenekseldir” (Garner 98). Örneğin, yeni çıkan süper kahraman filmini izlemek gibi bir arzu taşıyorsam, sinemaya gitmek için bir sebebim/gerekçem var demektir. Bu türden bir sebep (veya yükümlülük) varsayımsaldır: Yalnızca sağlam türden bir psikolojik duruma, diyelim ki bir arzuya sahipsem geçerlidir. Bu psikolojik duruma sahip olmayan biri için bahsettiğimiz sebep geçerli değildir.

Fakat (Hata Teorisyenine göre) bir ahlaki gerçekçinin bundan daha fazlasına ihtiyacı vardır. Gerçek ahlaki sebepler/gerekçeler, kişinin arzuları veya çıkarları her ne olursa olsun geçerlidir. Biri sığ bir gölde boğulmak üzereyse ve bu kişiyi kolayca kurtarma imkanım varsa, o halde istesem de istemesem de ya da bunu yapmak benim çıkarıma olsa da olmasa da, bu kişiyi kurtarmak için bir (ahlaki) sebebim/gerekçem vardır. İşte bundan dolayı ahlaki sebeplerin/gerekçelerin kategorik olduğu söylenir. (5)

Fakat arzularımızdan, çıkarlarımızdan veya diğer psikolojik tutumlarımızdan tümüyle bağımsız olan eylem nedenleri nasıl var olabilir? Garner’a göre:

Objektif ahlaki buyurgancılığa (Ç.N.: objektif ahlaki kuralcılık ve emredicilik de denebilir, normatif olmak ima ediliyor) inanmak zordur, çünkü bir isteği istekte bulunan kişi olmadan anlamlandırmak; istek ve istekte bulunanlara insani çıkarlar ve teamüllerden bağımsız bir temel bulmak zordur” (Garner 102).

Yani Hata Teorisi’nin öne sürdüğü argüman oldukça basittir. Ahlaki dili kullandığımızda veya ahlaki bir dile başvurduğumuzda, dünyada bulunan spesifik nitelikleri tanımlamaya veya bunlara atıfta bulunmaya çalışıyoruz, ki bu spesifik nitelikler çıkarları veya tutumları ne olursa olsun tüm rasyonel faillere eylem nedenleri/gerekçeleri sağlayan niteliklerdir. Ama yine de söz konusu bu niteliklerin tam olarak neye benzediğine bir anlam veremiyoruz. Böyle bir dil (yani ahlaki bir dil), muhtemelen, yalnızca teistik bir dünya görüşünün kalıntısıdır, yani yasa koyucu olmadan yasalara, bir şekilde dünyanın yapısına yerleştirilmiş kanunlara veya emirlere sahip olma girişimidir. O halde büyücülerin varlığını reddettiğimiz gibi ahlaki gerçeklerin veya niteliklerin varlığını da reddetmeliyiz.

3. Yanıtlar

Ahlaki Hata Teorisi, sezgilere taban tabana zıt bir yaklaşımdır. Bundan ötürü de şaşırtıcı olmayan bir biçimde birçok eleştiri okunu kendine çekmiştir.

Bu eleştiri oklarından biri yukarıda sözünü ettiğimiz Kavramsal Tez’e yöneliktir. Hata Teorisyenlerinin, gerçek ahlaki sebeplerin kategorik olması gerektiğine yönelik iddialarını hatırlayalım. Bu türden bir iddia, gerçek bekarların bekar olması gerektiğini, yani; “Bir kişi evli olsaydı bekar olamazdı.” demek gibidir.

Aynı şekilde, Hata Teorisyenleri, kategorik olmasaydı bir sebebin/gerekçenin ahlaki bir sebep/gerekçe olamayacağını söylemektedir. Fakat birçok filozof buna itiraz etmiştir. (6) Belki de ahlaki sebepler/gerekçeler, tüm sebepler gibi (yalnızca) varsayımsaldır. Fakat, şayet Hata Teorisyenin Kavramsal Tezi yanlışsa, Hata Teorisi kendisine bir zemin bulamaz.

Fakat böyle bir yanıt karşısında Hata Teorisyeni çok fazla ödün veriyor gibi görünüyor. Kimi felsefeciler (Cuneo 2007; Rowlands 2013), kategorik sebeplerin nihayetinde çok da problemi iddia ederek bunun yerine Tözsel Tezi eleştirmeyi seçerler. Bu noktada başvurulan favori bir strateji, diğer türdeki sebeplerin de kategorik, yani epistemik sebepler olduğunu iddia etmektir.

Örneğin, Dünya’nın Güneş’in etrafında dönmesi gerçeğinin, kişilerin arzuları, çıkarları veya eğilimleri her ne olursa olsun Güneş Merkezli Teori’ye inanması için bir sebep/gerekçe olduğunu savunuyorlar. Ancak kategorik epistemik sebepler var olabiliyorsa niçin kategorik ahlaki sebepler de olmasın ki?

Dipnotlar

  • (1) Hata teorisyenlerinin tüm ahlaki ifadelerin/önermelerin yanlış olduğunu nasıl iddia edebildiklerini merak ediyor olabilirsiniz. Dışlanmış Orta Yasası’na göre (Law of excluded middle) her önerme için ya bu önermenin ya da onun olumsuzlamasının doğru olması gerekir; yani hem öne sürülen ifade/önerme hem de onun olumsuzlaması aynı anda yanlış olmamalı. Bu konunun birkaç biçimi vardır: Ayrıntılar için bkz. Sinnott-Armstrong (2006) ve Olson (2010).
  • (2) Joyce 2001; Olson 2010; Garner 2012.
  • (3) literatürde öne sürülen iddia, ahlaki ifadelerin “bilişsel” veya “gerçeğe uygun” olduğudur.
  • (4) Mackie’nin kaygısını dile getirme şekli, sanki X’in (ahlaki) iyi olduğu gerçeğinin kabul edilmesi, herhangi bir failin X’i izlemesi için sebep sunmakla kalmayacak olup aynı zamanda herhangi başka birinin de (yani herkesin de) X’i takip etmesini sağlayacakmış gibi olmasıyla ilgilidir. Bu, ahlaki gerçekçiyi, ahlaki gerçeklerin özünde (içsel olarak) motive edici olduğu tezi olan “Motavisyona Dayalı İçselselcilik’in çok güçlü bir versiyonuna götürür. Fakat hangi açıdan olursa olsun Motivasyona Dayalı İçselcilik epey tartışmalıdır, çünkü bir kişinin içtenlikle φ’nin doğru olduğuna karar verebileceği ama yine de φ için hiçbir motivasyon hissetmeyeceği birçok filozofa makul ve tutarlı görünmektedir. (Brink 1986). Her halükarda, şayet varlarsa, çok az ahlaki gerçekçi, Mackie’nin görüşünün güçlü versiyonunu benimseyecektir.
  • (5) Kimi Hata Teorisyenleri, bu akıl yürütmenin yeterince ileri gitmediğini düşünüyor. Onlar, tüm sebeplerin, zorunlulukların veya (betimleyici olanların aksine) diğer normatif fenomenlerin tuhaf veya ‘queer’ (acayip) olduğunu iddia ederler. Yani onlara göre hiçbir ahlaki sebep/gerekçe yoktur; çünkü hiçbir sebep/gerekçe yoktur.
  • (6) Bkz. örneğin, Shafer-Landau (2005: 111); Kelly ve diğerleri (2007); Cuneo (2012).

İlgili Diğer Metinler

Referanslar


Ian Tully- Moral Error Theory“, (Erişim Tarihi: 15.04.2022)

Çevirmen: Taner Beyter

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, şu an Hacettepe Antropoloji öğrencisidir. Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Etik, epistemoloji, din felsefesi, metafelsefe ve siyaset felsefesi ile ilgilenir. Öğretmen olup, STK’larda görevlidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Kişisel Özdeşliğe Dair Psikolojik Yaklaşımlar: Bizi Biz Yapan Şey Anılarımız ve Bilincimiz mi? – Kristin Seemuth Whaley

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü