Ayn Rand İle İlgili Problem Ne mi? O Bir Filozof Değil – Scotty Hendricks

İnsanlar niçin sürekli Ayn Rand'ın "gerçek" bir filozof olmadığını söyleyip duruyor?

///
727 Okunma
Okunma süresi: 8 Dakika

Ayn Rand’ı niçin herhangi bir tanımanız gereken filozoflar listesine dahil etmediğim konusunda hem yüz yüze hem de online birçok soru aldım. Bu soruların yanıtı şudur: Ayn Rand’ın felsefi çalışmaları akademi tarafından ciddiye alınmıyor çünkü yeterince iyi değiller; ve ben de tanımanız gereken filozoflara odaklanıyordum.

Hararetli tartışmalar çıkmadan evvel bunun sebebini açıklayayım.

Ayn Rand’daki en temel problem, öne sürdüğü argümanların pek iyi olmamasıdır. Bu argümanlar genellikle onun hedeflediği sonuçları desteklemez veya anlamsız görünen sonuçlara ulaşırlar. Sağlam-gerekçelendirilmiş argümanlar, düşüncesini öne süren herhangi bir kişi ile bir filozof arasındaki en önemli ayrım noktasıdır ve Rand çoğu zaman böyle argümanlar öne süremedi. Söylediğimiz bu şey, herhangi bir üniversitede görevli olmayan ve öncelikli olarak okuması eğlenceli gelen kitaplar yazan bir kişinin saygın bir filozof olamayacağı anlamına gelmiyor. Albert Camus böyle bir durumun mümkün olduğuna dair açık bir örnek olarak kendini gösteriyor.

Liberter filozof Robert Nozick, “On the Randian Argument” adlı makalesinde, Rand’ın öne sürdüğü meta-etik argümanlarının sağlam olmadığına ve “-dir/-meli problemi“ni (olan ile olması gereken/olgu ile değer problemini) umduğu gibi çözüme kavuşturmadığına işaret etmiştir. Libertaryen filozof Michael Huemer ise onun ahlaki yaklaşımının tutarsız olduğunu iddia etmiştir. Rand’ın insan yaşamının nihai amacının ne olduğuna yönelik argümanlarının tümü, sürekli değişen tanımlar içeriyor ve kendisinin ileri sürdüğünden çok, birbiriyle bağdaşmayan üç yöne doğru savruluyor gibi görünüyor.

Stanford Felsefe Ansiklopedisi, Rand’ın öne sürdüğü argümanların genellikle onun vardığı sonuçları desteklemediğini iddia etmektedir:

Bu durumda erdem etiği, egoizm, haklar, Liberteryenizm veya piyasalara yönelik mevcut felsefi düşünceyi ele alan girdilerde kendisinden şöyle üstünkörü söz edilmesi veya hiç bahsedilmemesi şaşırtıcı değil.

Bunların yanı sıra, kaleme aldığı çalışmalar edebiyat çevrelerinde hala büyük ilgi görüyor. Ama genel anlamda konuşursak onun felsefesi, özellikle iyi temellendirilmemiş ve hatta birçok potansiyel eleştirilere karşı savunmasız olan tartışmalı iddialardan ibaret olarak görülebilir. Bu eğilim, onun çalışmalarının ciddiye alınmasını zorlaştıran oldukça önemli bir problemdir.

Çalışmalarınıza yönelik olası (veya yaygın) itirazlardan haberdar olmak ve bunları ele almak felsefe 101’in (yani felsefeye girişin) en temel özelliklerinden biridir. Bu konuda çok kötü olan Platon dahi zaman zaman bu hataya düşmüştü. Ama dışardan bakan herhangi bir bağımsız gözlemci Rand’ın bu ayrımı kendi içinde itiraz edilebilir bulduğunu düşünürdü. Amerikalı talk-show’cu Dick Cavett, bi keresinde, felsefesinden söz edilmemesi şartını öğrendikten sonra talk show’una katılması için sunduğu daveti geri çekmişti. Fakat Phil Donahue’nin şovunda yer aldı ve takipçisi olan kimi izleyicileri bir kişisel kültü üzerin şekillenen bir tarikatı olmadığına ikna edemedi.

Pek çok kişi, takipçilerinin onun ağzından çıkan her şeyi nasıl kelimesi kelimesine doğru kabul ettiğini ve anlaşmazlıklara ne kadar az tolerans gösterdiğini kaleme almıştı. Bahsettiğimiz bu türden eleştiriler arasındaki en ön plana çıkanlardan biri, 1972’de hem Rand’ın hem de takipçilerinin kült benzeri davranışlarını ele alan anarko-kapitalist filozof Murray Rothbard’ın yazdıklarıdır. Fikirleri o kadar radikal veya politik açıdan hatalı ki, onunla aynı fikirde olmayan solcu akademisyenler tarafından sansürlenmiyor bile. Epey saygı duyulan Amerikalı filozof Robert Nozick de kapitalizm, devlet ve topluma dair Rand ile epey benzer sonuçlara varmıştı, ama o bunu çok daha iyi argümanlarla yapmıştı. Bunlarla beraber, etik egoizmi savunmak isteyen filozoflar dahi Rand’a nadiren atıfta bulunur. Epey “yanlış türden” fikirlere sahip olduğu için söylediklerinin ciddiye alınmadığı düşüncesi, akademik çevrede hâlâ epey çok sayıda saygı gören liberteryenlerin, etik egoistlerin ve serbest piyasa kapitalistlerinin varlığı sebebiyle kolayca çürütülüyor.

Liberteryen filozof Michael Huemer’in ifade ettiği gibi, Rand’a yönelik bu ilgi onun bir filozoftan olmaktan çok bir yazar olarak becerilerine yönelik olsa da, fikirleri hala epey popüler. Bir yazar olarak saygıdeğer bir noktada dursa da, dikkate değer bir filozof olmak açısında benzer meziyetlere sahip değildir.

Sizi bu konuya en iyi ifade eden Stanford Felsefe Ansiklopedisi’nin ilgili maddesiyle baş başa bırakıyorum:

Rand, görüşlerinden bazılarını okuyucularından gelen sorulara yanıt olarak geliştirdi, fakat bunları olası itirazlara karşı savunmaya veya romanlarında dile getirilen görüşlerle uzlaştırmaya hiç çalışmadı. Felsefi yazıları, analitik felsefenin özeleştirel, ayrıntılı tarzından veya görüşlerine yönelik olası itirazları değerlendirmeye yönelik herhangi bir ciddi duruştan yoksundur. Tartışma tarzı, genellikle küçümseyici olan dilinin tonu ve pek çok hayranının dogmatizmi ile kült benzeri davranışları da çalışmalarının pek ciddiye alınmaya değmediğini göstermektedir.


Scotty Hendricks – “The problem with Ayn Rand? She isn’t a philosopher“, (Erişim Tarihi: 20.01.2022)

Çevirmen: Taner Beyter

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, şu an Hacettepe Antropoloji öğrencisidir. Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Etik, epistemoloji, din felsefesi, metafelsefe ve siyaset felsefesi ile ilgilenir. Öğretmen olup, STK’larda görevlidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Vejetaryenler Niçin Sahip Oldukları İlkeleri Esnetmeye Daha Hazır Olmalıdır? – Alberto Giubilini

Sonraki Gönderi

Felsefeciler Hayatın Anlamı Hakkında Konuşmaya Daha Hevesli Olmalı – Kieran Setiya

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü