“Felaket” ve Yakın Seviye Teori – Bryan Caplan

32 Okunma
Okunma süresi: 2 Dakika

Fransız Devrimi bir felaket miydi?  Yani, sonuçta Avrupa’yı 26 yıllık korkunç bir kan dökme ve ıstıraba gömdü.  Standart hesaplamalar sadece Napolyon dönemindeki ölü sayısını 5 milyon civarı bir yere koyuyor.  Yine de iyi bilgili insanlar bile son tahlilde bunun iyi bir şey olduğunu söyleyebiliyor.  Ya da bunun kınanmak için fazla kompleks olduğunu düşünüyorlar.  İnsanlara Bolşevik Devrimi, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü, Hindistan’ın ayrılığı ya da dekolonizasyon hareketini sorun, benzer bir karışık-olumlu arası reaksiyon alırsınız.

Napolyon Bonapart (1769-1821)

Bu kınama-sızlığın abartıya karşı sağlıklı bir kaçınma mekanizmasını yansıttığını düşünebilirsiniz.  Fakat ilginç bir şekilde insanları —iyi bilgili olanları dahi— kesin biçimde tanımlanmış “felaketler”lerden bahsettirmek kolaydır.  Sadece geçen senenin en popüler beş haber başlığını yüksek sesle okuyun.  Neredeyse herkes bunlardan en az birini “tam teşekküllü bir felaket” olarak adlandırmakta beis görmez.  Bu, sözde “felaketin” ölü sayısı milyonlarda değil, yüzlerde olsa bile geçerlidir.

Bu farklılığın kaynağı ne?  Genel pesimizm değil; öyle olsaydı insan hem geçmişteki büyük olaylara hem de yakın zamanlı küçük olaylara aşırı-tepki verirdi.

Sol-görüş eğilimini suçlamak cezbedici gelebilir, fakat modern solcuların neden Napolyon’un ya da Suud Hanedanlığı’nın kabahatlerini olduğundan az göstermeye girişeceklerini anlamak zor.

Peki öyleyse ne?  Bildiğim en iyi açıklama, psikologların yakın seviye teorisi adını verdikleri, “yakın-uzak etkileri” olarak da geçen bir kuram.   Yakın zamanlı kötü olaylar uzak zamanlı olaylardan daha kötü hissettirmekle kalmaz; aynı zamanda daha kaçınılabilir ve bu yüzden daha kınanabilir hissettirir.  Yakın zamanlı kötü olaylara verilecek “doğru tepki” nettir; bunun aksine geçmişteki kötü olaylara verilecek “doğru” tepki tartışmaya açık gibi gelmektedir.  Hatta o kadar tartışmaya açıktırlar ki kötü gibi görünen olayların aslında gizli lütuf oldukları bile söylenebilir.

İnsanların yaşamı uzatmaya tepkilerini ele alın.  82 yaşındaki biri aniden ölse bu kötü müdür?  Tabi ki.  Peki ya doktorlar herkese 120 sene sağlıklı bir yaşam vermenin yolunu bulsalar?  İnsanlar birden mızmızlanmaya başlar, “Hayata anlam veren şey ölümdür.” ve böyle diğer saçmalıkları dillendirirler.  Eğer insanlardan herkesin ölümsüz olduğu bir dünyayı hayal etmelerini isterseniz Dadaistlere dönüşürler:

“Belki de insanoğlu olmadan evren daha iyi bir yerdir.”

Peki hangi görüş haklı? Yakın mı uzak mı?  Açıkçası, bana ikisi de çılgınca görünüyor. İnsanlar deveden pire ve pireden deve yapıyorlar.  Yakın-moddayken çabucak öfkeli biçimde yargıda bulunuyoruz.  Uzak-moddayken absürdü sakin biçimde değerlendiriyoruz.  Matematik okuryazarlığı bizi kurtarabilir.  Fakat insanlığın en büyük felaketi, matematik okuryazarlığının sadece kendine yardım eden insanlara yardım etmesidir.

Bryan Caplan– “”Disaster” and Construal Level Theory”, (Erişim Tarihi: 18.06.2020), Erişim Kaynağı: https://www.econlib.org/disaster-and-construal-level-theory/

Çevirmen: Talha Gülmez

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde İngilizce Öğretmenliği okuyor. Yoğunlaştığı alanlar ahlak ve siyaset felsefesi olmakla birlikte politik iktisat ve evrimsel ve bilişsel psikoloji de ilgisi kapsamına girmektedir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Ensest İlişkinin Ahlaki Statüsüne Dair Bir İnceleme - Talha Gülmez

En Güncel Haberler Sosyal Bilimler