Bizim Değerli Hocamız: Arda Denkel – Taner Beyter

"... O sıralarda Wisconsin'den doktorasını yeni almış olan Micheal Burke, Boğaziçi Felsefe Bölümü'nde öğretim üyesiydi. Mike'ı iyi tanır ve severim. Ondan Oxford'da Strawson'un profesörlüğü altında doktorasını yapmış bir Türk felsefecinin Boğaziçi'ne geleceğini duymuştum." Berent Enç

174 Okunma

Ülkemizde çok az felsefeci alanında özgün olma ve evrensel nitelikte işler yapma konusunda başarılı olmuştur. Bunlardan biri şüphesiz ki Arda Denkel’dir. Arda hoca ülkemizin en seçkin ve emektar felsefecilerinden biridir; yaptığı çalışmalar, genç felsefecilere oldukça değerli bir miras hatta hazine niteliğindedir. Bu yazının yazarı Arda hocayı fiziksel olarak tanımamıştır; ancak onun hakkında okudukları ve öğrendikleri sonucunda fiziksel olarak tanımasa da felsefe aracılığıyla onun öğrencisi olduğunu hissetmiştir. Yazımızda, Arda hocayı felsefeye ilgi duyanlara ve genç felsefecilere kısaca tanıtmayı amaçlıyoruz. Bu yazı olabildiğince kısa olacaktır, okuyucunun Arda hocamızı merak ederek araştırmasını ve araştırdıkça nasıl saygı duyacağını görmesini istiyoruz.

Arda Denkel 1949 yılında Ankara’da doğmuş, 1968 yılında St. Benoit Lisesi’nden mezun olmuştur. Daha sonra ODTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Lisans döneminde felsefeye ilgi duymaya başlayarak Teo Grünberg ve Hüseyin Batuhan’dan ders aldığını Gürol Irzık’tan öğreniyoruz. İlerleyen dönemde felsefeye olan ilgisi baskın olmuş olacak ki; onun 1972 yılından sonra Oxford Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde doktora yaptığını öğreniyoruz. Analitik felsefeye aşina olanların bildiği dünyaca ünlü filozof Peter Strawson yönetiminde “İletişim ve Anlam” üzerine çalışan Arda hocamız, doktorası bittikten sonra yurda dönüp Boğaziçi Üniversitesi’nde Felsefe Bölümü’nün kurulmasında Zeynep Davran ve Yalçın Koç ile beraber yoğun bir emek verdi ve bölümün kurulmasından sonra da ilk bölüm başkanı olarak görev aldı.

Geçen yıllar boyunca Oxford, Edinburg, Missouri ve Türkiye’de birçok parlak yüksek lisans öğrencisi ile çalışma fırsatı buldum. ODTÜ’de David Grünberg, Aydın Turanlı ve Levent Kavas öğrencim oldu. Ama Arda hepsinden öndeydi.

Douglas Huff

O, ünlü filozof David Armstrong’un gözünde, kendi savunduğu tümelci ekole karşı en güçlü alternatif oluşturan filozoflardan biriydi. “Mind”, “Philosophical Quarterly”, “Philosophy and Phenomenological Research”, “Australasian Journal of Philosophy”, “Philosophical Papers”, “Journal of Semantics”, “Journal for the Theory of Social Behavior”, “Philosophia” ve “Canadian Journal of Philosophy” gibi dünyaca ünlü dergilerde makaleleri yayınlanmıştır. “Bilginin Temelleri”, “Anlamın Kökenleri”, “Demokritos/Aristoteles: İlkçağ Doğa Felsefeleri”, “İletişim ve Anlam”, “Nesne ve Özellik”, “Gerçeklik ve Anlam”, “Anlamın Doğal Arkaplanı” başlıca özgün felsefi eserleri arasında yer alır. Varlık felsefesi, epistemoloji, dil felsefesi, zihin felsefesi ve felsefe tarihi başlıca ilgi alanlarıydı. Arda hocamız “Neden Türk filozof yok?” sorusuna “Hayır, var!” şeklinde cevap vermemizi mümkün kılan isimlerden biridir. O, felsefe yaparken ağdalı dil kullanmaktan nefret ederek açık-seçik yazmaya önem verir ve argümantatif olmaya dikkat ederdi. Ne de olsa felsefenin argümantatif bir alan olduğunu ülkemizde bilmeyen yok!

Arda’yı tanıdığım için çok şanslıyım. O benim gözümde tam bir Rönesans insanıydı. Az rastlanan bir entelektüel meraka ve takip ettiği yolda sarsılmaz bir kararlığa sahipti.

Claire Evans

İlerleyen yıllarda Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde yoğun bir tempo başlayacaktı; Arda hocamız ve arkadaşları süreli bir yayın olarak Felsefe Tartışmaları Dergisi’nin kurulması için çokça emek vererek 1988 yılında ilk sayılarını çıkarmayı başarmışlardı. Arda hoca, Felsefe Tartışmaları’nda uzun süre genel yayın yönetmenliğini yaparak birçok yazı kaleme almış ve felsefe üzerine entelektüel tartışmalara girişmiştir. Bu dergi halen yayın hayatında devam etmekte olup Türkçe felsefe literatüründe yer alan en saygın akademik felsefe dergilerinden biri haline gelmiştir. Şüphesiz ki bu dergi Türkçe felsefenin yerel değil evrensel bir pozisyon kazanması adına verilen emeklerden sadece biriydi. Arda hocamız analitik felsefenin ülkemizde kendine yer bulmasını canı gönülden istiyordu, bu amaçla uluslararası camiada da birçok girişimde bulunmuştu: o, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Türkiye Felsefe Kurumu, Institut International de Philosophie üyesi olmuştu. Ayrıca Avrupa Analitik Felsefe Derneği’nin (ESAP) yürütme kurulu üyesi ve bu oluşumun Türkiye temsilcisiydi.

İlhan İnan, Arda hoca ile olan anılarından söz ederken, İngilizce bazı terimlerin Türkçe karşılıklarının bulunmaması nedeniyle “Dil Felsefesi Sözlüğü” projesine girişerek, Türkçe felsefe literatüre katkı sunma çalışmasında onun katkılarından söz eder. Söz konusu olan şey doğrudan mevcut Türkçe felsefe camiası ve genç felsefeci kuşaklara miras bırakma çabasının bir ürünüydü. Öyle ki bu proje esnasında İlhan hoca ile Arda hoca arasında “yönletim” ve “gönderme” kavramlarının hangisinin daha uygun olacağı yönünde uzun soluklu bir fikir alışverişi ve tartışma çıktığını da biliyoruz.

Diğer felsefecileri eğitecek şekilde felsefe yapan felsefecilere en yüksek övgü olarak “philosopher’s philisophers” (felsefenin felsefecisi) derler. Arda işte bir yönüyle bu sözcüğü tam hak eden bir felsefeciydi.

Berent Enç

Gürol Irzık, Arda hocayla beraber kurdukları hayallerden bahsederken, yurtdışına doktora eğitimine giden felsefecilerin ülkemize, Boğaziçi Üniversitesi’ne döndükten sonra beraberce ne güzel işler yapabileceklerinin hayalinden söz eder. Burada samimiyeti, idealistliği ve erdemliliği takdir etmemek elde değil; onlar felsefe bölümünün uluslararası düzeyde olmasını canı gönülden istiyor ve çabalıyorlardı. Bugün biliyoruz ki Arda hoca, Murat Aydede ve Güven Güzeldere dahil olmak üzere yurtdışında ve yurtdışında akademisyenlik yapmış birçok değerli felsefeci yetiştirmiştir.

Arda hocamız, onunla fiziksel olarak hiç tanışmayan genç felsefeciler yetiştirdi, ardında felsefe yapmak isteyenlere hazineler bıraktı; şüphesiz onun mirasını taşımaya devam edeceğiz. O erdemli bir eğitimci, özgün bir felsefeci ve fedakâr bir akademisyendi; o, felsefe bölümü kurdu, bölüm başkanlığı yaptı, birçok kurum ve dernekte yöneticilik yaparak ülkemizi temsil etti, akademik dergicilik ve editörlük yaptı, öğrenci danışmanlığı yaptı, yurtiçi ve yurtdışında onlarca makalesi yayınlandı, onlarca sunum yaptı. Bunca iş yoğunluğu arasında Arda hocanın günde 5 saat felsefe çalışmak kalıyordu; onun, bu zamanın kendisine yetmediğinden şikayet ettiğini Cihan Saçlıoğlu’ndan öğreniyoruz.

O bizim hiç tanımadığımız değerli Arda Hoca’mızdı; kendisini 2000 yılının 21 Mayıs Pazar’ında kaybettik. Öncül Analitik Felsefe Dergisi’nin üçüncü sayısı Arda Denkel hocamıza armağan olsun.

Not: İlhan İnan’ın, Gürol Irzık’ın, Berent Enç’in, Birnie ve Claire Evans’ın, Douglas Huff’un, Cihan Saçlıoğlu’nun, Murat Aydede’nin, Güven Güzeldere’nin, Michael Burke’nin, H. Nur Erkızan’ın, Stelios Virvidakis’in ve David Grünberg’in Arda hocanın vefatından sonra kaleme aldıkları “Arda Denkel’in Ardından” adlı kitabı okumanızı tavsiye ederiz. Bu yazı Öğretmenler Günü’nde kaleme alındı, söz konusu kitaptan epey faydalanıldı.

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, şu an Hacettepe Antropoloji öğrencisidir. Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Etik, din, epistemoloji ve siyasetle ilgilenir. Öğretmen olup, STK’larda görevlidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Sahte Bir Bilim Olarak Marksizm - Ernest Van Den Haag

Sonraki Gönderi

Dil ve Düşünce İlişkisine Dair Kısa Bir İnceleme – Mehmet Mirioğlu

En Güncel Haberler Analitik Felsefe