Ne zaman badem sütü içseniz hastalandığınızı düşünün. İlk içişinizde hastalığınızın nedeninin ne olduğunu bilmiyor olabilirsiniz; ama en nihayetinde, hastalığınıza neden olan şeyin badem olduğunu düşünmeye başlayabilirsiniz. Belki de bademe alerjiniz vardır.
Peki neden tam olarak nedir? Bir şeyin başka bir şeye neden olması ne anlama gelir? Bu sorulara verilecek cevaplar bilimsel açıklamalar ve öngörüler yapabilmek için kritik olduğu kadar başkalarını eylemlerinden sorumlu tutabilmek açısından da büyük önem taşır.
Bu deneme, felsefedeki en etkili 3 nedensellik teorisini tanıtıyor.
1. Sürekli Birliktelik ve Nedensellik Teorileri
Sürekli birliktelik kavramının bilinmesi, nedensellik teorilerini anlamak için yararlıdır. Birliktelik, bir olayın başka bir olayı takip ettiği olay dizisine denir (burada olay terimini en geniş hâliyle, gerçekleşen şey anlamında kullanıyoruz). Sürekli birliktelik de, birilerinin o zamana kadar gözlemlendiği kadarıyla, bir olayın sürekli olarak başka bir olayı takip etmesi ve bu iki olayın sürekli olarak art arda gelmesi durumudur.
Sürekli birliktelikler önemlidir çünkü A’nın B’ye neden olması, B’nin her zaman A’yı takip etmesini gerektiriyor gibi görünür. Mesela badem sütü içtikten sonra sadece bir kez hastalandıysanız hastalığınızın nedeni badem sütü içmek değildir. (1) Bununla beraber nedenselliğin sürekli birliktelikten daha fazlası olması da gerekir çünkü bazı sürekli birliktelikler sadece rastlantıdır: Belki de her badem sütü içtiğinizde yanında hurma da yiyorsunuzdur ve hastalığınıza neden olan da bu hurmalardır.
Bu sebepten ötürü çoğu felsefeci, İskoç filozof David Hume’un (1711-1776) izinden giderek nedenselliğin sürekli birliktelik artı başka bir şey olduğunu düşünürler. (2) Bu ek koşulun zihne bağlı bir şey olduğunu savunan teorilere Humecu (Humean) denir—çünkü aşağıda da göreceğimiz üzere Hume’un böyle bir düşüncesi vardı. Bu ek koşulun zihnimizin dışındaki dünyada var olduğunu savunan fikirler de Humecu-olmayan (non-Humean) teorilerdir.
2. Hume’un Nedensellik Görüşleri
David Hume’a göre nedensellikteki bu ek koşul, zihnimizin gözlemlerimize dayattığı bir şeydir. Bir bilardo topunun ötekine çarptığını gözlemlediğimizde ikinci topun hareket edeceği beklentisine gireriz. Daha önce birçok defa bir topun ötekiyle çarpıştığında hareket ettiğini gördüğümüz için, şu anda gözlemlemekte olduğumuz topun da başka bir top ona çarpıktan sonra hareket edeceğini tahmin ederiz. (3)
Hume, fiziksel dünyanın bilgisi konusunda bir ampiristti: Bilginin en nihayetinde duyusal deneyimden geldiğine inanmaktaydı. (4) Ancak bu varsayımla bakıldığında biz aslında iki top arasında herhangi bir nedensel bağlantı görmeyiz. Gözlemlediğimiz tek şey, önce birinci, daha sonra da ikinci topun yuvarlanmasıdır. Dolayısıyla bundan yola çıkarak birinci topun hareketinin ikinci topun hareketine neden olduğunu düşündüğümüzde bu düşüncenin kendisi bir gözlem değildir. Burada söz konusu olan daha ziyade zihnimizin gözlemlerimize dayattığı bir şeydir.*
Yine de Hume’un teorisinin karşılaştığı bir sorun vardır: Çoğu zaman biz, şeylerin nedenlerini bulmakla uğraşırız—mesela çeşitli hastalıklara neden olan şeylerin ne olduğu. Fakat eğer nedensellik zihnimizin dışında olmayıp sadece bizim psikolojik alışkanlıklarımızla ilgiliyse o hâlde ona niçin bu kadar önem verdiğimiz ya da vermemiz gerektiği sorusu havada kalır. Bu konuda Hume ile hemfikir olanların bir açıklama getirme yükümlülükleri vardır.
3. Doğa Yasaları ve Nedensellik
Hume’un teorisine Humecu-olmayan bir alternatif, nedenselliği doğa yasalarına başvurarak tanımlayıp açıklayan görüştür. (5) Doğa yasaları, uzay ve zamanın bir bölgesinde gerçekleşen olayları başka bir yer ve zamanda gerçekleşen olaylara bağlar ve dünyamızın özelliklerindendir. (6) Çoğunlukla doğa yasaları, dünyanın geçmiş durumuyla gelecek durumu arasında zorunlu bir bağlantı kurar ve belirli bir geçmiş durumdan yola çıkarak bize geleceğin nasıl olması gerektiğini söyler. (7)
En temel Humecu-olmayan görüşlerden biri, nedenselliğin, (geçmiş) bir nedenin (gelecek) bir sonuca belirli bir doğa yasası tarafından zorunlu olarak bağlandığı bir sürekli birliktelik olduğunu savunur. Doğa yasaları, nedenler mevcut olduğunda sonuçların da zorunlu olarak takip edeceğini taahhüt eder.
En baştaki örneğimize dönecek olursak, “Eğer bademli içeceklere alerjik birisi badem sütü içerse muhtemelen sonrasında hasta olur.” şeklinde bir yasa belirleyebiliriz. Bu durumda, bademe alerjik olmanız ve bademli süt içmeniz, hastalığınızın nedenlerini oluşturur.
Bu teori umut vadedici görünse de bir sorundan mustariptir: Yasaların geçmişi geleceğe zorunlu bir biçimde bağlaması için birçok koşulunyerine getirilmesi gerekir. Örneğin demin bahsedilen yasa sadece diğer varsayımlar mevcutsa hasta oluşunuzu badem sütü içmenize bağlayabilir, mesela alerjik tepkimenizi önleyecek herhangi bir ilaç almadığınız varsayımı. Buna rağmen, ilaç almamış olmanız değil de sadece badem sütü içmiş olmanız hastalığınızın nedeniymiş gibi görünüyor. O hâlde nedenleri, ilaç almamak gibi nedensel olmayan arka plan koşullarından ayırt etmenin bir yolunu bulmak gerekir. Doğa yasalarını merkeze koyan Humecu-olmayan teoriler ise bize bu ayrımı yapmanın yolunu açıkça göstermez.
4. Karşı Olgusal Nedensellik
Bu teori nedensellik anlayışımızın temelini karşı olgulara dayandırır. (8) Karşı olgular, değişik durumlarda dünyanın nasıl olacağını anlatan önermelerdir. Mesela “Eğer iki karış daha uzun olsaydım potaya smaç basabilirdim” önermesi karşı olgusal bir önermedir. (9)
Karşı olgusal önermelerin dünyayı algılama biçimimizle alakalı olduğu düşünülüyorsa bu teori Humecu olur. Aksine bu önermelerin bizzat dünyanın gerçekte nasıl olduğunu tasvir ettiğine inanılıyorsa o durumda da Humecu-olmayan bir teori olarak nitelendirilmelidir. Dolayısıyla karşı olgusal nedensellik görüşleri hem Humecu hem de Humecu-olmayan teorilerle uyumludur.
Karşı Olgusal Nedensellik Teorisi’ne göre A’nın B’nin nedeni olması için iki gerek koşul vardır: 1) A ve B bir sürekli birliktelik hâlindedir ve 2) eğer A gerçekleşmeseydi B de gerçekleşmezdi önermesi doğrudur.
Yine baştaki örnekten gidecek olursak, ek koşul olarak “eğer badem sütü içmemiş olsaydınız hasta olmayacaktınız” önermesinin doğru olduğu biliniyorsa, karşı olgusal görüşe göre, o hâlde hastalığınızın sebebi badem sütüdür. (10)
Bu teori, insanların nedensellik hakkındaki düşünme biçimleriyle uyumlu olsa bile o da ciddi zorluklarla karşı karşıyadır. Mesela buzdolabınızdaki her ürünün, badem sütü dâhil, aynı hastalığa sebebiyet veren bir bakteriyi içerdiğini düşünün. Bu durumda badem sütü içmemiş olsaydınız bile malum bakteriyi içeren başka bir ürün yine hastalanmanıza neden olacaktı. Karşı olgusal teoriler bu tarz senaryolarda hastalığınızın nedeninin badem sütü olduğunu söyleyemezler, çünkü eğer başka herhangi bir ürünü tüketmiş olsaydınız yine hasta olacaktınız.
Yukarıda bahsedilen senaryo bir öncelikli nedensellik örneğidir. Öncelikli nedensellik, belirli bir sonuca yol açan bir nedenin, aynı sonuca yol açacak başka bir nedenden önce gelerek onu engellemesi durumudur. Öncelikli nedensellik kavramı bize karşı olgusal teorilerin daha fazla geliştirilmeleri gerektiğini gösterir. (11)
5. Sonuç
Buraya kadar bahsedilen her bir teori taraftar toplamış olsa da hepsinin çözmesi gereken sorunlar vardır. Gündelik hayatımızda, bilimsel araştırmada ve daha başka birçok alanda nedenlerin taşıdığı önem göz önüne alındığında bu zorlukları çözümlemenin ve nedenselliği daha iyi anlamanın ne denli önemli olduğu açıktır.
Notlar
- (1) Hume bir “düzenlilik kuramcısı” olarak nitelendirilir; kendisi neden sonuç ilişkisinin, doğada her zaman aynı şekilde tekrarlanan bir örüntü, bir düzenlilik olduğunu savunuyordu. Dolayısıyla Hume’a göre sonuçlar daima nedenlerini takip eder. Ancak nedensellik teorilerinin hepsi bu konuda Hume ile hemfikir değildir -mesela, sonuçların daima değil de çoğunlukla nedenlerini takip ettiklerini ifade eden olasılıkçı nedensellik düşüncesi için, bakınız Hitchcock (2021). (Nedensellik teorilerine uygulanabilecek farklı olasılık anlayışlarına bir giriş için, bakınız Thomas Metcalf, Olasılığın Yorumları ). “Badem sütü içtikten sonra her zaman değil de bazen hastalanıyorsanız o zaman hastalığınızın nedeni badem sütü değildir” şeklindeki düşünceye iştirak etmiyorsanız bu teoriler size cazip gelebilir.
- (2) Bakınız Hume, İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme, özellikle 1.3.6-10, ve Hume, İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma, özellikle Hume’un nedensellikten söz ettiği birinci soruşturmanın dördüncü ve beşinci bölümleri.
- (3) Daha spesifik olarak, Hume’a göre, bendeki bu beklentinin oluşmasının sebebi, âdet vealışkanlıkların psikolojik etikleridir. Bakınız Hume (1748) Bölüm 5.
- (4) Ampirizme kısa bir giriş için, bakınız Thomas Metcalf, Epistemoloji ya da Bilgi Kuramı.
- (5) Doğa yasalarının ne olduğuna dair daha kapsamlı bilgiler için bakınız Michael Zerella, Doğa Yasaları. Kendi nedensellik anlayışını açıkça doğa yasalarıyla temellendiren ilk düşünürlerden biri Mill’dir (1843). Mackie’nin (1965) nedensellik teorisi, Mill’in yaklaşımının daha incelikli bir versiyonunu sunar. Bu bölümde Mackie’nin versiyonunu (basitleştirerek) takip ediyorum.
- (6) Bütün filozoflar, doğa yasalarının zihnimiz değil de dış dünyaya dair özellikler olduğu görüşüne katılmaz; mesela doğa yasalarının “en iyi sistemler” görüşü, bu yasaların tabiat hakkındaki düşüncelerimizde merkezî bir rol oynadıkları için diğer iddialarımızdan farklı olduklarını savunur, bağımsız bir fiziksel gerçekliğe sahip oldukları için değil. Doğa yasaları hakkında bu şekilde düşünenler, bu yasalarla nedenselliği temellendirebilirler, tabii bu durumda Humecu bir teoriyi benimsemiş olurlar. Bu konu hakkında daha fazlası ve doğa yasaları hakkındaki farklı teoriler için bakınız Carroll (2020).
- (7) Doğa yasalarının tamamı bu genellemelere uymaz -mesela bir doğa yasası, uzaydaki iki bölge arasında zorunlu bir bağlantı kurabilir (örneğin bir yasa bize belirli bir güçteki elektrik yükünden bir metre uzaklıkta bulunan bir elektrik alanının ne kadar güçlü olduğunu söyleyebilir) ya da dünyanın geçmiş bir durumuyla gelecek arasında sadece olasılıksal bir bağlantı oluşturabilir (örneğin bir yasa bize radyoaktif bir izotopun gelecek sene bozunma olasılığını söyleyebilir).
- (8) En popüler ve en kapsamlı çağdaş karşı olgusal nedensellik teorisi Lewis’e (1973) aittir.
- (9) Karşı olgusal önermeler yaygın olsa da bu önermeleri doğru veya yanlış yapan unsurların ne olduğu her zaman açık olmadığından ötürü bunlar çoğu zaman muğlaktır. Mesela ben 2 10’luk bir dev adam değilim. O hâlde, “2 10 olsaydım potaya smaç basabilirdim” önermesini doğru yapan nedir?
Karşı olgusal önermeleri doğru yapan şeyin ne olduğunu anlamak için mümkün dünyalar kavramına başvurulabilir: Bu konuya giriş için bakınız Andrew Leo Rusavuk, Olanaklılık ve Zorunluluk: Modaliteye Giriş. Mümkün dünyalar kavramı, dünyanın olabileceği farklı mümkün durumları kasteder. Her bir mümkün dünya, dünyada olabilecek şeyler hakkında bir dizi kapsamlı ve tutarlı durumlar barındırır: Dolayısıyla potaya smaç basabileceğim mümkün dünyalar olduğu kadar basamadığım mümkün dünyalar da mevcuttur (bu mümkün dünya aynı zamanda aktüel dünya olma özelliğine sahiptir). Hatta belki de (eğer bu imkânsız bir şey değilse!) bizzat benim basketbol topu olduğum bir mümkün dünya da vardır: Bu konuda bakınız Chad Vance, Origin Essentialism: What Could Have Been Different About You?
Bazı mümkün dünyaların aktüel dünyaya diğerlerinden “daha yakın” olduğu söylenir. Daha yakın dünyalar, daha uzaktakilere kıyasla aktüel dünyayla daha fazla ortak noktası olan dünyalardır. Örneğin benim nadiren smaç basabildiğim mümkün dünya, profesyonel bir basketbol oyuncusu olup hemen hemen her zaman smaç basabildiğim mümkün dünyaya kıyasla aktüel dünyaya daha yakındır.
Mümkün dünyaları, karşı olgusal önermelerin doğruluğunu belirlemekte rehber olarak kullanabiliriz. “Eğer A doğru olsaydı C de doğru olurdu” şeklindeki bir karşı olgusal önerme, sadece, A’nın doğru olduğu en yakın mümkün dünyada C de doğruysa doğrudur. Aynı şekilde, A’nın doğru olduğu en yakın mümkün dünyada C yanlışsa o zaman karşı olgusal önerme de yanlıştır. Karşı olgusallar hakkında daha fazla bilgi için bakınız Starr ve Kocurek (2025). - (10) Doğa yasalarıyla karşı olgusallar arasındaki ilişkiyi açıklayarak da çemberi tamamlayabiliriz—zira birçok filozof, doğa yasalarının karşı olgusal önermelerin doğruluğunu temellendirdiğini düşünür. Hatta doğa yasalarını karşı olgusal önermelerle tanımlayan teoriler dahi mevcuttur. Buna bir örnek için bakınız Lange (2009).
- (11) Öncelikli nedensellik durumları, karşı olgusal nedensellik teorilerinin karşılaştığı bir başka zorluk olan aşırı-belirlenim ile genelde bir arada anılır. Aşırı-belirlenim, bir nedenin önce gelip başka bir nedeni önlemesinin aksine (badem sütü örneğinde olduğu gibi), birçok nedenin aynı sonuca yol açtığı durumları ifade eder. İdam mangaları, aşırı-belirlenimi anlamak için iyi bir örnektir. Bir idam mahkûmunun 100 farklı tüfekten ateşlenen 100 farklı mermi tarafından vurulduğunu düşünün. Karşı olgusal nedensellik teorileri göz önüne alındığında bu mermilerden herhangi birinin mahkûmun ölümünün nedeni olduğunu söyleyemeyiz, çünkü eğer o mermi mahkûmu vurmamış olsaydı bile geri kalan 99 mermi mahkûmu vurup yine öldürmüş olurdu. Ama bu durumda da hiçbir merminin mahkûmun ölümünün nedeni olmadığı şeklindeki açıkça yanlış olan sonuçtan kaçamayız. Karşı olgusal nedensellik teorilerinin karşılaştığı zorluklar ve bu teorinin savunucularının bu zorluklara getirdiği bazı çözümler hakkında daha fazlası için, bakınız Menzies ve Beebee (2024).
* Çevirmen Notu: Hume ayrıca, hayal gücünün ve tasavvurun, imkânlara ve olanaklara dair yanılmaz birer rehber olduklarını düşünüyordu. Ve biz bir nedeni her zaman sonucu olmadan hayal edebiliriz, aynı şekilde sonucu da nedeni olmadan. Ateşin nesneleri yaktığı değil de dondurduğu bir dünya mantıksal olarak hiçbir çelişki içermez. Suyun 100 dereceye ulaştığında gazoza dönüşmesinde de mantıksal olarak hiçbir çelişki yoktur. Bu sebeplerden ötürü Hume, nedensellikte zorunluluk fikrine itiraz eder.
Referanslar
- Carroll, John W., “Doğa Yasaları, Çev. Alparslan Bayrak,” Öncül Analitik Felsefe Dergisi, https://onculanalitikfelsefe.com/doga-yasalari-michael-zerella/, (Erişim Tarihi: 26.08.2020).
- Hitchcock, Christopher, “Probabilistic Causation.” Stanford Encyclopedia of Philosophy (Spring 2021 Edition), Edward N. Zalta (ed).Hume, David. İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma. Çev. Ferit Burak Aydar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.
- Hume, David. İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme. Çev. Aziz Yardımlı, İdea Yayınevi, 2016.
- Lange, Marc. (2009). Laws and lawmakers: Science, metaphysics, and the laws of nature. Oxford University Press.
- Lewis, D. (1973). Causation. The journal of philosophy, 70(17), 556-567.
- Mackie, J. L., 1965, “Causes and Conditions”, American Philosophical Quarterly, 2(4): 245–264.
- Menzies, Peter and Helen Beebee. (2024) “Counterfactual Theories of Causation”, The Stanford Encyclopedia of Philosophy (Winter 2025 Edition), Edward N. Zalta & Uri Nodelman (eds.)
- Mill, John Stuart, 1843, A System of Logic, Ratiocinative and Inductive: Being a Connected View of the Principles of Evidence, and the Methods of Scientific Investigation, two volumes, London: Parker.
- Starr, Willow and Alex Kocurek (2025), “Counterfactuals.” The Stanford Encyclopedia of Philosophy (Winter 2025 Edition), Edward N. Zalta & Uri Nodelman (eds.).
İlgili Diğer Makaleler
- Doğa Yasaları – Michael Zerella
- Teleological Explanations: Purposes, Functions, and Goals in Biology – Michael Zerella
- Epistemoloji ya da Bilgi Kuramı – Thomas Metcalf
- Olasılığın Yorumları – Thomas Metcalf
- Olanaklılık ve Zorunluluk: Modaliteye Giriş – Andre Leo Rusavuk
- Origin Essentialism: What Could Have Been Different about You? – Chad Vance
- Özgür İrade ve Ahlaki Sorumluluk – Chelsea Haramia
- Praise and Blame – Daniel Miller
- Tanrı’nın Varlığına Dair Kozmolojik Argümanlar – Thomas Metcalf
Dan Peterson – “Causation: What Are Causes?“, (Erişim Tarihi: 20.12.2025)
Çevirmen: Ege Karakılıç
Çeviri Editörü: Gökdeniz Tosun