Epistemoloji, ya da Bilgi Kuramı – Thomas Metcalf

/
424 Okunma
Okunma süresi: 17 Dakika

Çoğu insan pek çok bilgiye sahip olduğunu düşünür. Ayrıca bazen, diğer insanların bildiklerini iddia ettikleri şeyleri de bildiklerini söylerler. Ancak bilgi tam olarak nedir? Ve onu tam olarak nasıl elde ederiz? Bilgi sahibi olmamız önemli midir? Eğer öyleyse, neden önemli?

Bunlar ve bunlarla ilgili diğer soruları cevaplamaya çalışan felsefe dalı epistemoloji veya bilgi kuramı olarak bilinir. [1]

1. Bilgi Nedir? [2]

Tarihsel olarak bilginin en yaygın tanımı “GDİ” (Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç) bilgi kuramıdır: Bilgi, gerekçelendirilmiş doğru inançtır. [3]

Çoğu filozof bir inancın bilgi olabilmesi için doğru olması gerektiğini düşünür. [4] Smith’in bir suçla suçlandığını ve aleyhine olan kanıtların da daha baskın olduğunu varsayalım; fakat aslında Smith suçsuz olsun. Mahkeme jürisi, Smith’in gerçekten de söz konusu suçu işlediğini biliyor mu? Tabi ki hayır, çünkü bilgi doğruluğu gerektirir; jüri üyeleri Smith’in suçlu olduğuna inanıyor fakat suçlu olup olmadığını bilmiyorlardı. [5]

Diğer yandan çoğu filozof inançlarımızın gerekçelendirilmesi gerektiğini düşünür. Normalde şans eseri tahmin edilen bir şeyin bilgi olduğunu düşünmeyiz. (Henüz sonucuna bakmaksızın yazı tura atar ve sonucun tura olduğuna inanırsanız, ve sonuç gerçekten de tura gelirse; bunun tura olduğunu bildiğini düşünmeyiz.) Tüm bunlara rağmen gerekçelendirmenin ne olduğu üzerine hala tartışmalar devam etmektedir.

2. Gerekçelendirme Analizi

Madeni paranın tura geldiği yönündeki şanslı tahmini bilgiye dönüştürmek için ne gereklidir? Geleneksel yanıtlardan biri, ihtiyacımız olan şeyin “gerekçelendirme” olduğunu söyler. [6]

Sezgisel olarak, madeni paranın diğer yüzünün yani yazının geldiğine inanmak için iyi bir nedeniniz olmalıdır, mesela madeni paraya yazı geldi mi diye bakarsınız. [7] Genel olarak, gerekçelendirme kuramları, inancınızı gerekçelendiren faktörlerin ya kendi birinci şahıs bakışınızda erişime açık olmak ve bilinçli deneyiminizde bulunmak zorunda olduğunu ya da bulunmak zorunda olmadığını söyler. İlk yaklaşıma “içselci” (internalist) ve ikincisine ise “dışsalcı” (externalist) deriz. (Ç.N.: Metcalf’ın bu ifadesi tartışmalıdır, benim gibi çoğu dışsalcı, böyle düşünmez; bildiğimizi düşündüğümüz şeyi bilgi yapan unsurların zihnimize içkin olması gerektiğini ama bilgiyi yalnızca bununla tanımlamamızın mümkün olmadığını; bazı dışsal faktörlerin de söz konusu edilmesi gerektiğini söyleriz. Epistemologların çoğunun dışsalcı olduğu ve böyle düşündüğünü belirtmek de fayda var.)

Mesela bazı içselciler, delilcidir (evidentialists): kabaca söylersek, gerekçenizin sahip olduğunuz kanıta yani madeni para üzerindeki yazı tarafını gösteren bir başkanın/liderin kafasının görünmesinin farkında olmanıza bağlı olduğunu söylerler. Ve bazı dışsalcılar güvenilircidir (reliabilists): kabaca söylersek, bir gerekçe sahibi olup olmadığınızın, söz konusu inancınızın fiziksel görme süreci gibi güvenilir bir inanç oluşturma mekanizması tarafından oluşturulup oluşturulmadığına bağlı olduğunu söylerler. Delilciler için sahip olduğunuz kanıt birinci şahıs bakışınızın bilincine/farkındalığına içsel görünür; kanıt, farkında olduğunuz şeydir. Ve inancınızı oluşturan sürecin güvenilir olup olmadığı, birinci şahıs farkındalığınıza göre “dışsal” görünür: yani nasıl çalıştıkları hakkında herhangi bir inancınızın bile olmayabileceği fotonlar. (Ç.N.: görme süreci, foton ve ışık gibi dışsal olanla da ilişkili bir süreçtir.)

3. Bilgi ve Kanıt Kaynakları

Gerekçelendirilmiş inançlara sahip olmanın tam olarak ne anlama geldiği üzerine epey düşünüldü. [9] Ama inançlarımız gerçekten de gerekçelendirildiğinde, söz konusu bu gerekçelendirmenin kaynağı ve açıklaması nedir?

Elbette deneysel gözlemlerden bir miktar gerekçelendirme elde ederiz: mesela beş duyumuz, bilimsel yöntemler ve içgözlemi kullanarak (örneğin 2 + 2 = 4 olduğu inancımızı öğrendiğimizdeki gibi kendi zihnimizin içine bakmak). [10] Söz konusu bu gerekçelendirme “a posteriori” veya “ampirik”dir; mesela yazı tura sonucuna bakmak gibi.

Belki de sezgi, tanımlamalar veya başka türden bazı deneysel olmayan varsayımsal kanıtlar aracılığıyla edindiğimiz bazı bilgiler vardır. Biz buna “a priori” bilgi veya gerekçelendirme deriz: Gerekçelendirme ancak herhangi bir deneysel gözlemden bağımsız olarak ya da, kanıta veya gerekçeye ilişkin gerekli olan farkındalık ile elde edilir. [11] Aynı anda hem kare hem de küresel madeni paraların var olamayacağını yalnızca düşünerek biliyor gibiyim; bunun için bilim insanlarına danışmama da gerek yok gibi görünüyor. [12]

Kabaca söylersek rasyonalistler (gerekçelendirmeyle ilgili) dünya hakkında, yalnızca kelimelerimizin veya kavramlarımızın anlamları hakkında olmayan epey faydalı ve değerli a priori bilgilere sahip olduğumuza inanırlar. Ampiristler ise tam aksine, dünya hakkındaki tüm önemli bilgilerimizin ampirik olduğuna inanırlar. [13]

Bunlarında ötesinde feminist epistemologlar, kişinin bilgisinin ve bir bilen olarak ciddiye alınıp alınmamasının, söz konusu kişinin cinsiyeti de dahil olmak üzere belli türden toplumsal pozisyonlarına bağlı olabileceğini iddia ettiler. [14] Geleneksel bilgi kaynakları listesine, kişinin bakış açısı ve pozisyonu ile beraber duyguları da ekleyebiliriz. [15]

4. Bilginin Mimarisi, Gerekçelendirme ve Çıkarım

Normalde, mevcut inançlarımızdan yola çıkarak yeni inançlar çıkarsayabileceğimizi düşünürüz: bazı önermeler inanır ve inandığımız bu önermeleri temel alarak diğer bazı önermelerin doğru olduğunu sonucuna varırız.

Eğer biri sizden bir inancınızı doğrulamanızı isterse, sahip olduğunuz diğer inançlardan bahsetmeniz epey olasıdır. Antarktika’nın var olduğunu biliyorum çünkü haritaların genellikle güvenilir olduğuna ve Antarktika’nın (gerçekten de) var olduğunu iddia ettiklerine inanıyorum. Fakat bu çıkarım gerilemesi, sonsuza dek devam ettirilebilir mi? [16]

Popüler pozisyonlardan biri de temelselciliktir (foundationalism). Temelselciler, söz konusu gerilemenin temel inançlara geldiğinde durduğunu, gerilemenin durduğu yerdeki bu temel inançların, herhangi bir başka inançtan çıkarımla elde edilmediğini söylerler. [17]

Bir diğer popüler pozisyon ise kişinin inançlarının, bir ağın veya tutarlı inançlar örüntüsünün parçası olarak gerekçelendirildiğini öne süren bağdaşımcılıktır (coherentism). [18] Bir çıkarım kümesinin, bize gerekçelendirilmiş inançlar verebileceğini düşünürüz. Fakat bu yolla, bilgi sayılamayacak yanlış veya gerekçesiz inançlar edinmek mümkündür.

5. Şüphecilik

Genel olarak şüpheciler, belli türden bazı bilgilere sahip olduğunu reddederler. Onlar, şunların bilgisine sahip olduğumuzdan şüphe ederler:

  • dış dünya ve gerçekliğin bilgisi, yani bilinçli deneyimlerimizin içeriğinin ötesindeki dünyanın; [19]
  • ahlaki bilgi; [20]
  • dini bilgi; [21]
  • geçmişin bilgisinden veya bellekten gelen bilgi; [22]
  • indüksiyondan (tümevarımsal) elde edilen bilgi; [23]
  • bilimsel bilgi; [24] ve
  • diğer zihinlerin (insanların zihninin) bilgisi. [25]
  • Ve bazı filozoflar, hiçbir bilgimiz veya gerekçelendirilmiş inancımız olmadığını düşündükleri için küresel şüpheciliğe katılırlar. [26]

6. Diğer Konular

Epistemoloji epey geniş bir alandır. Diğer problemler şunlardır:

  • idrakın/algının doğası; [27]
  • anlamanın/kavramanın doğası; [28]
  • bizimle aynı fikirde olmayan akranlarımıza/insanlara güvenip güvenmemiz gerektiği; [29]
  • epistemoloji, güven ve adalet arasındaki ilişkiler; [30]
  • inanç için farklı nedenlerin (epistemik olmayan nedenlerin) bizi nasıl etkilediği veya bilgiyi elde edip etmediğimizi belirleyip belirmediği; [31]
  • özellikle salt gerçek inanç sahibi olmanın aksine bilgiye sahip olmanın, eğer var ise ne değeri vardır; [32]
  • “bilgi” nin tüm bağlamlarda aynı anlama gelip gelmediği. [33]
  • bilginin kesinlik/yanılmazlık gerektirip gerektirmediği; [34]
  • felsefenin bilimin devamı olup olması, hatta bilim tarafından değiştirilmesi gerekip gerekmediği. [35]

Ve çok daha fazlası. [36]

7. Sonuç

Bazı filozoflar epistemolojinin “ilk felsefe” olduğuna, felsefe ve sorgulamanın kendisi dışındaki her şey için temel olduğuna inanırlar, çünkü tüm çalışma ve öğrenme alanları kavrayış, gerekçelendirilmiş inançlar ve bilgi gerektirir. Eğer bunlar doğruysa, en azından epistemolojinin temellerinin daha iyi bilinmesi tüm düşünen bireyler için önemlidir. [37]

Notlar

  • [1] Bu genel bakışı inşa ederken, Steup 2019 ve Truncellito 2019 gibi çevrimiçi ansiklopedileri ve BonJour 2002, Huemer 2002 ve Steup ve Sosa 2005 gibi ders kitaplarını kabaca takip ediyorum. “Epistemoloji” kelimesi bilgi üzerine çalışma veya söylev anlamına gelen Yunanca köklerinden gelir.
  • [2] Burada yer yer, “önermesel” bilgi veya ” knowledge-that” olarak adlandırılan şeyden söz ediyoruz. Ancak bilgi sahibi olduğunuzu gösterebilecek sizinle ilgili başka türden zihinsel gerçekler vardır.
  • [3] Gettier (1963) bu fikri veya ona çok benzer bir şeyi Platon’a (Theaetetus 20 I; Meno 98), Chisholm’a (1957: 16) ve Ayer’e (1956) atfeder. BonJour ise (2002: 27) benzer bir fikri Descartes’a atfeder. Ancak yine de Gettier’in iddia ettiği gibi, ‘bilgi’ olarak sayılamayacak gerekçelendirilmiş doğru inanç örnekleri olabilir. Bilgisayarınızda bir hata olduğunu ve aynı anda ulusal saatin tam 11: 49’da takılı kaldığını varsayalım. Bilgisayarınız bütün gün bu şekilde kalır ve ne yazık ki siz bunu fark etmezsiniz. Daha sonra saatin kaç olduğunu merak edip bilgisayarınızın saatine bakarsınız ve 11:49 olduğunu görürsünüz. Fakat, tam da saate baktığınızda saatin (ulusal saatte olduğu gibi) 11:49 olduğunu varsayalım. Saatin 11:49 olduğuna yönelik inancınız gerekçelendirilmiş sayılabilir (çünkü henüz bilgisayarınızın saatinin doğru olduğundan şüphe etmek için bir nedeniniz yok), ve bu inancınız doğrudur da (çünkü saati tam 11: 49’da kontrol ettiniz), ancak çoğu kişi bunun bilgi olarak sayılamayacağını söyler. O halde belki de bir inancın bilgi olabilmesi için dördüncü bir özellik vardır. Daha fazlası için bkz. Zagzebski 1994 ve Chapman 2014. Bazen biri, “O işi alamayacağımı biliyordum, ama aldım!” diyebilir. Fakat tartışmalı bir biçimde, “biliyordum” ifadesinin kullanılması, söz konusu kişinin gerçekten yanlış bir şey bildiğini iddia ettiğini söylemek için değil, kesinliğini vurgulamak içindir. Diğer yandan bilginin doğruluğu gerektirmediğini savunan Hazlett 2010’a bakın.
  • [5] 4 nolu nota bakın.
  • [4] “Bilgiyi elde etmek için doğru inanca ne eklenmelidir?” sorusuna Plantinga güvence (warrant) demektedir. Karşılaştırma için bkz. Plantinga 1993. Belki de Gettier güvencenin, yalnızca bir gerekçe olmadığını göstermiştir.
  • [7] Bkz. Ör. BonJour 2004: 5 epistemik gerekçelendirmenin ne olduğu hakkında. Filozoflar, gerekçelendirmeyi, bir inancın muhtemelen doğru olduğu zaman, veya doğru inançlara sahip olmak isteyen bir kişinin o inançlara inanması gerektiği zaman, veya kişinin söz konusu inanca inanmak için iyi bir nedeni olduğu zaman, veya söz konusu inancın en iyi kanıtlarca desteklendiği zaman meydana geldiği şeklinde tanımladılar. Bununla beraber, bu soru aslında epey karışıktık, çünkü bazıları (örneğin, muhtemelen Foley 1987: bölüm 1; ancak eleştiri için Kelly 2003’e bakınız), epistemik gerekçelendirmenin sadece sağduyulu veya işlevsel bir gerekçelendirme türü olduğuna inanmaktadır.
  • [8] Genelde Pappas 2019’u takip ediyorum; daha fazla bilgi için oraya bakın. Daha ayrıntılı olarak: bir içselci (‘erişimci”, ‘accessibilists’ de dediği gibi) gerekçelendirmenin, birinci şahıs bakış açısına göre neyin farkında olduğumuza, veya zihinciler (‘mentalists’lerin de dediği gibi) zihinsel durumlarınızın mevcut içeriğine, veya delilciler (‘evidentialists’’lerinde dediği gibi) elinizde bulunan kanıtlara bağlı olduğunu söyleyebilir. Dışsalcılar ise, (‘güvenilirciler’in de “reliabilists” dediği gibi) gerekçelendirmenin, kişinin inancının güvenilir bir inanç oluşturma mekanizmasıyla, veya (‘uygun işlevselcilerin’in de ‘proper functionalists’ dediği gibi) bilişsel aygıtınızın düzgün/uygun işleyişiyle oluşmuş olmasına bağlı olduğunu söyleyebilirler. Genel olarak delilcilik, erişimcilik, zihinciler ve deontoloji gerekçenizin, zihninize veya birinci şahıs farkındalığına bağlı faktörlere bağlı olduğunu söylediği için onlar çoğunlukla epistemik gerekçelendirmenin ‘içselci/içsel’ teorileri olarak düşünülür. Ve güvenilircilik, uygun işlevselcilik ile erdem epistemolojisi çoğunlukla epistemik gerekçelendirmenin dışsalcı/dışsal teorileri olarak düşünülür, çünkü onlara göre gerekçelendirme içinde birinci şahıs erişiminizin olmadığı unsurlara bağlı olabilir. Bkz. Ör. Fumerton 1995 ve BonJour ve Sosa 2003 ile Pappas 2019. Diğer yandan, iççilerin ve dışcıların gerekçelendirme dedikler şey ile, her ikisi de felsefi açıdan önemli olan iki farklı fenomeni basitçe tanımladıkları varsayılabilir. cf. BonJour 2002: 233-7 ve Pasnau 2013: 1008 vd. İçselci ve dışsalcı teoriler hakkında daha fazla ve spesifik bilgi için: Delilcilik için bkz. Conee ve Feldman 2004; Erişimcilik için Chisholm 1977: 17; Zihincilik için Conee ve Feldman 2001; deontoloji için 115-52; Alston 1989; Güvenilircilik için Goldman 1979; Uygun İşlevselcilik için Plantinga 1993: 41 vd. ve Bergmann 2006: ch.5;  ve Erdem Epistemolojisi’ne giriş için Turri et al. 2019.
  • [9] Bir not daha: Gerekçelendirilmiş yanlış inançlar olabilir. Örneğin, birisi işlemediğiniz bir suç için size iftira atmak konusunda gerçekten harika bir iş çıkarabilir ve bu nedenle de insanlar söz konusu suçu işlediğinize inanmakta haklı olabilir, fakat yine de gerçekte masumsunuzdur ve bu nedenle de o insanların sahip oldukları gerekçelendirilmiş inançları yanlıştır. Bu tür inançlar, Gettier (1963) örneklerinin standart gösteriminin bir parçasıdır. Elbette bazı filozoflar gerekçelendirilmiş veya güvence altına alınmış yanlış inançların mümkün olup olmadığını sorgulamıştır. (Sturgeon 1993; Merricks 1995).
  • [10] Örneğin Steup 2019’a bakınız: “§ 4.2. En azından a priori-ampirik ayrımını çok daha belirgin kılmak için zorunlu anlamda, iç gözlemin temelde ampirik olduğunu varsayıyorum” (BonJour 1998: 7).
  • [11] Fakat genelde herhangi bir ampirik gözlemden bağımsız değildir. Mesela, ilk etapta ilgili kavramı edinmek için ampirik gözlemlere ihtiyacımız olabilir. Bkz. Ör. BonJour 1998: 9.
  • [12] Eğer varsa, belki de ahlaki bilgi de a priori’dir (çapraz başvuru Huemer 2005). Hırsızlığın yanlış olduğunu bizzat gözlerimle görmeyi hayal etmek zor.
  • [13] Bazı ünlü rasyonalistler arasında Platon, Descartes ve Leibniz; bazı ünlü ampiristler arasında ise Locke, Berkeley ve Hume yer alır. Yine de bu kategoriler %100 doğru değildir; örneğin, Locke ve Berkeley çoğunlukla ampiristler arasında sayılmaktadır, ancak bu filozoflar aynı zamanda a priori bilgi için de (felsefelerinde) sınırlı bir yer açmış olabilirler. Bkz. Markie 2019: § 1.2. Ayrıca, açık söylemek gerekirse, bu farklı türden cümleler hakkında konuşurken kastettiğim şey, analitik cümleler (çok kabaca söylemek gerekirse tanım gereği doğru olan cümleler, örneğin ‘tüm kırmızı kareler kırmızıdır’ gibi) ile sentetik cümleler (sadece tanım gereği doğru olmayan cümleler, örneğin ‘tüm kırmızı kareler Dünya’da bir yerdedir’) arasındaki ayrımdır. Hatta denir ki, rasyonalistler sentetik a priori’nin varlığına inanır fakat ampiristler inanmaz. Bu tartışmaya genel bir giriş için bkz. Markie 2019.
  • [14] Genel bir bakış için Anderson 2020’ye bakın.
  • [15] Jaggar 1988.
  • [16] Infinitistler (örneğin Klein 1998), gerilemenin sonsuza kadar geriye gittiğini, fakat yine de inançlarımızın gerekçelendirilmiş olacağını söyler.
  • [17] Temelselciliğin en önemli tarihsel örneklerinden biri Descartes’ta bulunur (çapraz başvuru Newman 2019: § 2.1). Bu yaklaşımın daha çağdaş yeni savunucuları arasında Pryor (2000) ve Huemer (2001) yer alır.  Temelselciler, başka bir inançtan çıkarım yapmak dışında, bir inancı neyin gerekçelendirdiğini gösterebilmek konusunda açıklama zorluğuyla karşı karşıyadır. Bu problemi çözmek için son yıllardaki en çok dikkat çeken cevaplardan biri, bazı muhafazakar ilkelerine başvurmaktır; bkz. ör. Huemer 2001. Mesela belki de, size bir şey doğru gibi görünüyorsa, bu görünüm bir inancı gerekçelendirmek için yeterlidir.
  • [18] Söz konusu inançların bağdaşım içinde olduğunu söylemek, örneğin, mantıksal olarak tutarlı ve karşılıklı olarak destekleyici oldukları anlamına gelebilir. Bu yüzden bağdaşımcılar için, çıkarımın gerilemesi bir anlamda, kendi kendine “geri döner”, yani döngüseldir. Epey etkili olan bağdaşımcıların başında Lewis (1946); Quine ve Ullian (1970) ve BonJour (1985) yer alır. Daha çağdaş ve yeni bir örnek için Poston (2014). Bağdaşımcılar kendi problemleri ile yüzleşirler, mesela; niçin gerekçelendirilmiş bir inanç kümesine sahip olmak için kişinin kendi zihninin dışından zihnine doğru herhangi bir “girdi” olması gerektiği gibi. (çapraz başvuru BonJour 1985: bölüm 6) Kişinin inancının, geri kalan diğer inançlarıyla tutarlı olması neden yeterli değildir?
  • [19] Bkz. Ör. Descartes 1984 [1641]: 13.
  • [20] Sinnott-Armstrong 2020.
  • [21] Forrest 2020.
  • [22] Karş. Russell 2019 [1921]: 71-84.
  • [23] Hume 1896 [1739-40]: bk. I, bölüm III, § VI.
  • [24] Bkz. Ör. Bilimsel realizm ve anti-realizme genel bir bakış için Chakravartty 2019.
  • [25] Mill 1872: 243; Duddington 1919; Ayer 1953.
  • [26] Comesaña ve Klein 2019: § 5.
  • [27] Genel bakış için bkz. Ör. Berkeley 1904 [1710]; Austin 1962; ve Lyons 2019.
  • [28] Gordon n.d.
  • [29] Bkz. Ör. Frances ve Matheson 2019: § 5.
  • [30] Fricker 2007; Alcoff 2010.
  • [31] Bkz. Ör. Stanley 2005.
  • [32] Prichard ve ark. 2019.
  • [33] Bkz. Ör. Cohen 1986; DeRose 1992.
  • [34] Butchvarov 1970.
  • [35] Quine 1969; Kornblith 2002.
  • [36] Muhteşem bir genel bakış için bkz. Steup 2019; Truncellito 2019; Steup, Turri ve Sosa 2013; BonJour 2002; ve Huemer 2002.
  • [37] Belki de bir kişinin herhangi bir bilgi edinip edinmediğini gerçekten bilmek için, evvela bilginin ne olduğunu ve onu nasıl elde ettiğimizi daha iyi bilmek gerekir. Bu, Descartes’ın 1984 [1641] stratejisinin de temelidir.

Thomas Metcalf- “Epistemology, or Theory of Knowledge”, (Erişim Tarihi: 30.11.2020)

Çevirmen: Taner Beyter


Referanslar

Diğer Epistemoloji İçeriklerimiz

  1. Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç Bilgi midir? – Edmund L. Gettier
  2. Epistemoloji (Bilgi Felsefesi): Neyi, Ne Kadar, Nasıl Bilebiliriz? – Taner Beyter & Alican Başdemir
  3. Türkçede Çağdaş Epistemoloji Kitapları – Taner Beyter
  4. Türkçe Çağdaş Epistemoloji Sözlüğü – Taner Beyter & Zeynep Vuslat Yekdaneh
  5. Bilgi İlkeldir – David Papineau
  6. Kripke’ye Göre A Posteriori Zorunlu Bilgi Nasıl Olanaklıdır? – Zeynep Vuslat Yekdaneh
  7. Feminist Epistemoloji: Bir Şeyi Bilip Bilemeyeceğimiz, Cinsiyet ile Sınırlandırılmış Olabilir mi? – Taner Beyter
  8. Kavanozdaki Beyinler (BIV) Argümanı: Hepimiz Kavanozdaki Beyinler Olabilir miyiz? – Taner Beyter
  9. Epistemik Gerekçelendirmeye Yönelik İki Çözüm ve Mehdiyev’in Önerisi – Taner Beyter
  10. Gettier Problemi’ne Giriş: Gerekçelendirme Sorunu – Taner Beyter
  11. Erdem Epistemolojisi: Bilgiye Erdem ile Ulaşmak- Taner Beyter
  12. Erdem Epistemolojisi “Bilgiye Erdem Yoluyla Ulaşmak Mümkün mü?” – Taner Beyter
  13. Natüralizm ve Doğallaştırılmış Epistemoloji – Taner Beyter
  14. Reformcu Epistemoloji ve Tanrı İnancı – Taner Beyter
  15. Reformcu Epistemoloji ve Temel İnançlar – Taner Beyter
  16. Epistemoloji ve Gerekçelendirme Sorunu – Taner Beyter
  17. Bilgi ve Doğruluk – Fatih S.M.Öztürk
  18. Quine, Doğallaştırılmış Epistemoloji ve Epistemolojinin Normatif Yönü – Fatih S.M.Öztürk
  19. Carnap, Quine ve Metafizik – Fatih S.M.Öztürk
  20. G.E. Moore’un Elleri Karşısında Radikal Şüphecilik – Jonathan Birch
  21. Dış Dünyanın Varlığı Hakkında Şüphecilik – Andrew Chapman
  22. Şüphecilik, Yanılabilircilik, Anti-şüphecilik – Alex Malpass
  23. Bilgi Felsefesinde Mutlak Septik Düşünce – Mehmet Mirioğlu
  24. Güvenilircilik Gettier Problemine Çözüm Bulabilmiş midir? – Zeynep Vuslat Yekdaneh
  25. Nozick’in “Doğruluk Takibi” Teorisi Gettier Problemi’ni Çözebilir Mi? – Berk Celayir
  26. Kipsel/Modal Epistemoloji: Zorunlu & Mümkün Bilgi – Bob Fischer
  27. Plantinga’nın Dini Dışlayıcılık Savunusunun Eleştirisi – Nebi Mehdiyev
  28. Bilim ve Din: Epistemik Bir Bakış – Nebi Mehdiyev
  29. Otopoyeziz Teorisi ve Gerçeklik Sorunu – Nebi Mehdiyev
  30. Bilgi Bağlamsal Değildir – Nebi Mehdiyev
  31. Schellenberg’in İlahi Gizlilik Problemi’ne Plantinga’nın Dışsalcı Epistemolojisi Bir Yanıt Verebilir mi? – Musa Yanık
  32. Dini Epistemoloji: Alvin Plantinga Örneği – Musa Yanık
  33. Dini Epistemoloji (Internet Encyclopedia of Philosophy) – Kelly James Clark
  34. Vahiy Epistemolojisi İçin Sonsuz Gerileme – Alex Malpass
  35. Gettier Durumlarında İçselci ve Dışsalcı Gerekçelendirmenin Yeterliliğinin Değerlendirilmesi – Vedat Çelebi
  36. Çağdaş Epistemolojide Bilginin Tanımı Sorunu – Hasan Yücel Başdemir
  37. Doğru İnanç Ne Zaman Bilgi Olur? – Richard Foley
  38. Rasyonelleştirme, İnanç ve Çıkarım – Susanna Siegel
  39. Neden Felsefeciler Birbirini İkna Edemiyor? – Talha Gülmez
  40. Carneades – Felsefi Ayrımlardan Şüphe Etmek 1
  41. Carneades – Felsefi Ayrımlardan Şüphe Etmek 2
  42. Carneades – Felsefi Ayrımlardan Şüphe Etmek 3
  43. Carneades – Felsefi Ayrımlardan Şüphe Etmek 4
  44. Descartes Neden ‘Hissediyorum Öyleyse Varım!’ Demedi? – Recep Sefa Kaya
  45. Yoksunluk, Yanlış İnanç ve Zaman – Alexander Pruss

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Tanrı’nın Varlığına Dair Modal Bir Ahlak Argümanı – Jonathan David Garner

Sonraki Gönderi

Hiçlikten Yaratılış ve Kelam Kozmolojik Argüman - Jonathan David Garner

En Güncel Haberler Analitik Felsefe

Alanlı Nesne – Arda Denkel

Önce bir iki küçük noktaya değinmek istiyorum. Alanların seyreklik ve yoğunluğundan söz ederken, Sayın Kuntman’ın kendisi