Tabağınızda Bulunan Et Gezegeni 5 Farklı Yoldan Öldürüyor –  Francis Vergunst & Julian Savulescu

/
280 Okunma
Okunma süresi: 5 Dakika

Endüstriyel hayvancılığın korkunçluklarıyla ilgili bir şeyler duyduğumuzda – kirlilik, israf, milyarlarca hayvanının sefalet içerisindeki hayatı – bir suçluluk duygusu hissetmemek ve daha az et yememiz gerektiği sonucuna varmamak oldukça güçtür.

Fakat yine de çoğumuz muhtemelen bunu yapmayacağız. Bunun yerine etin lezzetli olmasıyla, “herkesin” et yemesiyle ve bizim sadece merada/çayırda otla beslenmiş hayvanların etini aldığımız konusunda bir şeyler mırıldanacağız.

Önümüzdeki yıl, dünya genelinde 50 milyardan fazla hayvan yenilmek için yetiştirilecek ve öldürülecek. Çoğu gereksiz yere acı çekeceği ve aynı zamanda insanlara ve çevreye de ciddi şekillerde zarar veren ortamlarda yetiştirilecek.

Bu durum ortaya pek çok etik problemin çıkmasına neden oluyor.  Burada “tabağınıza ne koymanız gerektiği” hususunda yardım edecek, et yenilmesi karşıtı bazı argümanları sizin için derledik.

1. Çevresel Etkileri Devasa Boyutlarda

Hayvancılık devasa bir çevresel ayak izine sahiptir. Hayvancılık toprağın ve suyun verimsizleşmesine, biyoçeşitlilik kaybına, asit yağmurlarına, mercan resiflerinin dejenerasyonuna(bozulmasına) ve ormansızlaşmaya neden olmaktadır.

Bu etkinin en görünür olduğu yer iklim değişikliğidir. Hayvancılık insanlar tarafından üretilen sera gazı emisyonunun %18’ini oluşturmaktadır. Bu gemi, uçak, kamyon, araba ve tüm diğer taşıtların sebep olduğu toplam emisyondan daha fazladır

İklim değişikliği, ekstrem hava olaylarının – seller, kuraklıklar ve sıcak hava dalgaları gibi – ortaya çıkma riskini arttırmak yoluyla kendi başına sağlık ve refah adına pek çok risk doğurmaktadır ve 21. yüzyılın insan sağlığına yönelik en büyük tehdidi olarak tanımlanmaktadır.

Eğer global sera gazı emisyonunu azaltma hedeflerini gerçekleştireceksek – ki bu hedeflerin gerçekleştirilmesi iklim değişikliğininin en kötü etkilerini azaltmak için gereklidir – , bu noktada  hayvansal ürünlerin tüketimini azaltmak büyük önem taşımaktadır.

2. Çok Yüksek Miktarda Tahıl, Su ve Toprak Gerektirmektedir

Et üretimi son derece verimsizdir – ki bu durum özellikle kırmızı et söz konusu olduğunda doğrudur. Bir kilo biftek üretebilmek için 25 kilo tahıl – hayvanı beslemek için –  ve yaklaşık 15.000 litre su gerekmektedir. Domuz ve tavuk eti için bu rakamlar biraz daha düşüktür.

Bu sorunun ne kadar büyük ölçekli olduğu toprak kullanımına bakılarak da görülebilir: Dünya üzerindeki toprağın yaklaşık %30’u halihazırda hayvanlık için kullanılmaktadır.  Yiyecek, su ve toprak dünyanın pek çok bölgesinde son derece sınırlı olduğu için, bu durum kaynakların verimsiz kullanımını işaret etmektedir.   

3. Küresel Çapta Yoksullara Zarar Vermektedir

Besi hayvanlarının tahıllarla beslenmesi küresel talebi yükseltmekte ve tahıl fiyatlarını arttırmaktadır, bu durum da dünya üzerindeki fakir insanların beslenmesini daha zor hale getirmektedir. Tahıl bunun yerine insanları beslemek için, su da ekinleri sulamak için kullanılabilir.

Eğer üretilen tüm tahıllar insanları beslemek için kullanılsaydı, fazladan 3.5 milyar insanı doyurabilirdik. Kısaca endüstriyel hayvancılık saece verimsiz değildir, aynı zamanda adaletsizdir de. 

Besi hayvanı üretiminin dünya üzerindeki etkisi diğer her şeyin etkisinden fazla olabilir. 

4. Hayvanların Gereksiz Yere Acı Çekmesine Sebep Olmaktadır

Eğer – çoğu insanın da kabul ettiği gibi hayvanların ihtiyaçları ve çıkarları önemli olan, hisli/hissedebilen varlıklar olduğunu kabul edecek olursak, o zaman bu ihtiyaçların ve çıkarların en azından minimal ölçüde karşılanmasını sağlamamız ve onların gereksiz yere acı çekmesine sebep olmamız gerekmektedir.

Endüstriyel hayvancılık bu minimal standartların karşılanması husunda da yetersiz kalmaktadır. Çoğu et, süt ve yumurta hayvanların refahını büyük ölçüde veya tümüyle hiçe sayan şekillerde üretilmektedir. Hayvanlara etrafta dolaşabileceği yeterli alanı, diğer hayvanlarla iletişim kurma olanağını ve dışarıya erişimi sağlamak noktasında başarısız olmaktadır.

Kısaca endüstriyel hayvancılık hayvanların hiçbir iyi gerekçe olmadan acı çekmesine sebep olmaktadır.

5. Bizi Hasta Ediyor

Endüstriyel hayvancılık üretim düzeyinde çok önemli ölçüde; kilo alımını hızlandırmak ve enfeksiyonları kontrol altına almak için antibiyotik kullanımına dayanır (ABD’de, antibiyotik tüketiminin %80’i hayvancılık sektörü tarafından gerçekleştirilmektedir).

Bu durum gittikçe büyüyen bir halk sağlığı problemi olan antibiyotik direncine sebep olmaktadır. Halihazırda, her yıl sadece ABD’de 23.000’den fazla insanın dirençli bakterilerden dolayı öldüğü tahmin edilmektedir. Bu görünüm artmaya devam ettikçe, ortaya çıkmış olan bu kriz tehdidine ilişkin abartmalar yapmak zorlaşmaktadır.

Et endüstrisi global yiyecek güvenliği için de tehdit oluşturmaktadır.

Çoğu zengin, sanayileşmiş ülkenin tipik özelliği olan yüksek miktarda et tüketimi – özellikle kırmızı ve işlenmiş et – kalp hastalıkları, felç, diyabet ve pek çok tür kanser vb. pek çok sağlık sonucuyla ilişkilidir.

Bu hastalıklar küresel hastalık yükünün büyük bir kısmını temsil etmektedir, dolayısıyla et tüketimini azaltmak bize önemli halk sağlığı faydaları sunabilir.

Günümüzde yüksek gelirli bir ülkede yaşayan bir kişinin ortalama et tüketimi günde 200 – 250 gramdır, yani Birlemiş Milletler tarafından önerilen 80 – 90 gramdan çok daha fazladır. Daha bitki bazlı bir diyete geçmek 2050 yılına kadar dünya çapında her yıl 8 milyon insanın hayatını kurtarabilir, ayrıca  1.5 trilyon dolara varan iklim değişikliği ve sağlık harcamalarının yükünden kaçınılmasını sağlayabilir.

Sonuç olarak, Et yemek ahlak dışıdır.

Çoğu insan, genel olarak başkalarının  mutluluğunu destekleyen bir eylemin ahlaken doğru, iyi bir gerekçesi olmadan zarara ve acıya sebep olan eylemlerinse ahlaken yanlış olduğu şeklindeki temel kuralı kabul edecektir.

Et yemek; domuzlar, tavuklar, köpekler veya kedilerle alakalı özel bir durumdan dolayı ahlak dışı değildir, sebep olduğu zarardan dolayı yanlıştır. Bu zarar hayvanlara, insanlara veya daha geniş çevreye verilen zarar olabilir.

Sanayileşmiş toplumlarda yaşayan çoğu insan, tarihsel olarak örneğine rastlanmamış bir beslenme seçimine sahiptir. Ve eğer bugün beslenmeye yönelik ihtiyaçlarımız daha az zararlı yiyecekleri tüketerek de karşılanabiliyorsa o zaman daha fazla zarara sebep olduğunu bildiğimiz yiyecekler yerine, bu yiyecekleri tercih etmemiz gerekmektedir.

Daha az et ve hayvansal ürün tüketmek daha etik bir şekilde yaşamak için yapabileceğimiz en basit şeylerden biridir.


Francis Vergunst & Julian Savulescu -“Five ways the meat on your plate is killing the planet“, (Erişim Tarihi: 11.03.2022)

Çevirmen: Berk Çakan

Çeviri Editörü: İzzet Can Kalender

Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olmuştur. Şu anda Ernst&Young'da bağımsız denetçi olarak çalışmaktadır. Zihin Felsefesi ve Nörobilim başlıca ilgi alanları olmakla birlikte Bilişsel Bilimler, Evrimsel Biyoloji ve Kuantum Fiziğine de ilgi duymaktadır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Doxer mısın Filozof mu? – Annie Holmquist

Sonraki Gönderi

İnsan Yemek Yanlış Ama Kutsal ve Yaygındır – Ben Thomas

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü