Doxer mısın Filozof mu? – Annie Holmquist

/
287 Okunma
Okunma süresi: 2 Dakika

Covington Katolik Lisesi öğrencisi ve Kızılderili aktivist Nathan Phillips arasında gerçekleşen sıkça duyurulmuş çarpışmanın yıldönümünü geride bıraktık. CNN ve The Washington Post gibi haber kaynaklarından gelenler de dahil olmak üzere olayla ilgili ilk raporlar, Sandmann’ı saygısız bir genç adam olarak karaladı.

Sandmann, “internette (belli bir kişi) hakkında özel veya tanımlayıcı bilgileri genellikle art niyetle arama ve yayınlama” süreci olarak tanımlanan doxlamanın harika dünyasıyla tanıştırıldı. Sandmann’ın doxer olması evinden ve okulundan geçici olarak atılmasıyla sonuçlandı.

Sandmann’ınki gibi doxlama olayları, sosyal medyanın anlık doğası nedeniyle daha yaygın hale geliyor. Ortalama bir vatandaş, birkaç hızlı Google aramasıyla, hızla hınçlı bir ruh haline bürünebilir ve yoluna çıkan herkese doxxing uygulayabilir. Bu olay sebebiyle, Russel Kirk’ün Amerikan Düzeninin Kökleri’nden olan aşağıdaki paragrafı oldukça ilgi çekici buldum:

‘Filozof’ kelimesi ‘bilgeliği seven’ anlamına gelir. Ayrıca filozofun zıttını tanımlamak için Yunanca bir kelime vardır ve bu ‘fikir seven’ anlamına gelen ‘filodox‘ kelimesi, tutkuyla yanılsama peşinde koşan, beyhude arzulardan muzdarip olan inatçı bir şahsı ifade eder.

Elbette, günümüz “doxing” terimi, köklerini Yunanca “philodoxer” teriminden alıyor gibi görünmüyor. Yine de, ikisi arasındaki benzerlikleri etkileyici buldum. İkisi de bireyleri, kendisini ya da fikrini baskın kılmak için tehdit kanıtlarını dakikada kavrayan birer uzman olarak konumlandırıyor.

Kirk, filodoxer tasvirini bu tür davranışların neticelerini açıklayarak genişletiyor: “Doxa dışında fanatikçe tutulan yanlış görüş, ruhta ve siyasi bünyede düzensizlik getirir.” Kirk’ün açıkladığı gibi, filadoxerlar “güce duyulan arzu tarafından yönlendirilen,” “hile ya da yıldırmayı” “adil dövüşe” yeğleyen ve “tutkuları ve düşük çıkarları tarafından harekete geçirilen” kimselerdir.   

Zamanımıza göre yerinde bir açıklama, değil mi? Pek çok kişi güç elde etmeye uğraşıyor, gereken her türlü yola başvurarak hırs merdivenlerini tırmanmaya çalışıyor. Çoğu zaman bu tırmanış ötekilerini aşağı çekmeyi gerektiriyor, günümüz doxerlarının gerekçeli tartışmalar veya söylemlerdeki mantıksal ilkeler yerine gözdağı kullanmaları gibi. Bundan, Sandmann gibi masum, iyi niyetli bir bireyin bir anda zarar görebileceği kaotik bir toplum ortaya çıkar. 

“Bu düzensizlik nasıl çözülür?” diye soruyor Kirk. “Eunomia ile,” diye yanıtlıyor, “yani adil düzen ile, ‘insanların bütün meselelerinde her şeyi uygun ve makul kılan’ insan ruhunun disiplinli uyumu ile.”

George Washington bir ulusun erdeminin direkt olarak onun mutluluğuyla ya da oradaki eksikliğiyle ilişkili olduğunu belirten benzer bir gözlemde bulunmuştu.

Bugünlerde ulusumuz mutsuzluğa batmış görünüyor. Öfke, salt politikacılar arasında değil, aynı zamanda kendi görüşlerini sevmeyi ve karşıt görüşlere sahip olanları azarlamayı veya doxlamayı seçen ortalama yurttaşlar arasında da çokça bulunur.  

Bir “filodoxerın” damarındaki öfke, tehdit ve iktidarı seçmek yerine “filozofun” yolunu seçersek, bu mutsuzluğu tersine çevirebilir miyiz? “Bilgelik aşığı” olmak barış getirecek; sadece başkalarıyla barışı değil, aynı zamanda kendi ruhlarımızda da barışmayı.


Annie Holmquist – “Are You a Doxxer or a Philosopher?”, (Erişim Tarihi: 02.02.2022)

Çevirmen: Esma Bihter Akın

Çeviri Editörü: İzzet Can Kalender

Bilkent Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde lisans eğitimine devam etmektedir. Etik, din felsefesi ve sanat felsefesi başta olmak üzere felsefenin çoğu alanıyla ilgilidir. Felsefe dışındaki ilgi alanlarini sanat, mitoloji ve psikoloji oluşturmaktadır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Ne Oldu Da Parapsikolojinin Sahte Bilim Değil De Bilim Olduğuna İnanmaya Başladım? – Chris French

Sonraki Gönderi

Tabağınızda Bulunan Et Gezegeni 5 Farklı Yoldan Öldürüyor –  Francis Vergunst & Julian Savulescu

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü