Sonuçculuk – Shane Gronholz

97 Okunma
Okunma süresi: 5 Dakika

1. Sonuçlar Önemlidir

Bugün yaptığınız herhangi bir şeyi düşünün. Muhtemelen bir şey yaptınız, çünkü bir şeylerin gerçekleşmesini, bir hedefe ve bir sonuca ulaşmayı, belirli sonuçlara yol açmayı istediniz. Bu önemli bir sonuç olabilir: belki birine hayatını kurtarmak için bir CPR vermişsinizdir. Ya da nispeten önemsiz de olabilir: belki kahvaltıda Cap’n Crunch tahılınız vardı, çünkü bundan zevk alacağınızı biliyordunuz.

Üzerine düşününce yaptığımız her şeyin bir sonucu var gibi görünüyor. Ancak bir sonuca sebep olmanın anlamı nedir? Bu, dünyayı az veya çok bir şekilde değiştirmenin bir yoludur: Dünyanın şöyle değil de böyle olmasını istiyorum, bu yüzden bu eylemi gerçekleştireceğim.

Sık sık, belki de her zaman, belirli sonuçlara yol açacak şeyler yaparız. (1) Bu şeylerin bir sonucu olacağını düşünmüyorsanız niçin o şeyi (veya bir şey) yapasınız ki? (2)

Tüm eylemlerimiz bir sonuca sebep olmak için yapılırsa ve sonuçlar nihayetinde önem verdiğimiz şeylerse, o halde eylemleri değerlendirmek, yani eylemlerin ahlaki statüsünü sonuçlarına göre belirlemek (örneğin, bu yanlıştır, buna izin verilebilir, bunu yapmak mecburidir gibi) mantıklıdır.

Bu yaklaşım sonuçculuk (consequentialism) olarak olarak bilinir: bir eylemi ahlaki olarak değerlendirme de önemli olan şey o eylemin sonuçlarıdır. Peki Sonuçculuğa göre ne yapmalıyız? Sonuçcular tipik olarak, söz konusu eylemden etkilenen herkes için en iyi genel sonuçlara sahip olan her türlü eylemi yapmakla yükümlü olduğumuzu savunurlar.

Jeremy Bentham, John Stuart Mill, Henry Sidgwick

Sonuçlar ahlaki düşüncemiz üzerinde etkili gibi görünüyor. Niçin bir hayır kurumuna bağış yapmalıyım ki? Çünkü bu, ihtiyacı olan insanları daha iyi hale getirecektir. Özel mülkün tahrip edilmesi neden yanlıştır? Çünkü büyük ihtimalle o mekânı daha çirkin hale getireceksiniz ve orayı tekrar düzeltmek pahalıya mal olacaktır. Kötü sonuçları olmayan gayrı-ahlaki bir eylem düşünmek epey zor. Mesela yalan söylemek neden genellikle yanlıştır? Yalan söylemek niçin genellikle yanlıştır? Çünkü eğer yalan söylersem bu, gelecekte bana güvenmemenize neden olabilir ya da ortaya çıkarmak zorunda olduğun duygularına zarar verebilir. Ancak çoğumuz, bir yalanın gerçekten zararsız olması veya kötü sonuçlara sebep olaması durumunda onunla ilgili yanlış bir şey olmayacağını düşünüyoruz. “Beyaz yalan”da tam olarak budur ve çoğumuz beyaz yalanlarda genellikle yanlış bir şey olmadığını düşünüyoruz.

2. Sonuçculuk’un Problemleri

Sonuçsallık ilk başta cazip gelse de, bazı rahatsız edici etkileri vardır. Eğer şu ana dek “Sonuçlar, araçları haklı çıkarmaz” demişseniz o halde sonuçcu olmayan bir düşünceyi ifade ediyordunuz. Pek çok insanın çok yanlış olduğunu düşündüğü ancak Sonuçculuğun gerektirdiği gayet iyi, hatta macburi olan birçok eylem vardır.

Diyelim ki arkadaşınız ölüm yatağında ve onun küllerini Rocky Dağları’na serpmeye söz verdiniz. Arkadaşınızın ölümünden sonra, onun küllerini tuvalete dökmenin çok daha pratik ve uygun olacağını fark ettiniz. Böylece epey zaman ve paradan tasarruf edersiniz ve kimse de zarar etmez. Bu eylemin kötü sonuçları olmadığı ortada, sonuççuluk da bu eylemle ilgili yanlış bir şey olmayacağını gösterir. Ancak çoğumuz olacağını düşünürüz. Başka bir örnek: beş “A-listesi” (çev.not: yetenekli, şöhretli) ünlünün nakil organına ihtiyacı var, yoksa yakında ölecekler. Şimdiye dek (onlara uygun) hiçbir canlı organ bulunamadı, ancak doktorlar fiziksel bir rutin olarak sizin tıbbi kayıtlarınızı gözden geçirirken, organlarınızda (o ünlülerle) mükemmel eşleşmeler olduğunu fark etti. Ünlüleri kurtarmak için sizi bir kazaya benzetilecek şekilde gizlice öldürme planı ortaya çıkar. Bunun, sizin yaşamınızdansa ölmekte olan beş ünlünün yaşamasının daha iyi bir sonuç olduğu düşünülmektedir ve ünlülerin milyonlarca hayranı da harap bitap olmuştur. Bir sonuçcunun bunun neden yanlış olduğunu nasıl açıklayabildiğini görmek zor. Yine de biz, bunun epey yanlış olacağını düşünüyoruz.

Filozofların düşündüğü daha birçok farklı örnek vardır. Sizi bizzat kendi fikirlerinizi düşünmeye davet ediyorum.

Sonuçcu bu problemlere nasıl cevap verebilir? Bir strateji bahsedilen bu eylemlerin aslında kötü sonuçları olacağını göstermektir. Belki de arkadaşınızın annesi kızının külleriyle ne yaptığınızı öğrenir. Sır saklamakta iyi olabilirsiniz, ancak sır saklamak zihinsel ve duygusal olarak yorucudur. Diyelim ki biri, hastanenin masum bir hastayı öldürdüğünü öğrendi. Bunun korkunç sonuçları olurdu: çok daha az sayıda hasta, öldürülme korkusuyla hastaneleri ziyaret ederdi. Ancak bunlar oldukça zayıf yanıtlardır. Bazen eylemlerimizin kötü sonuçlara yol açmayacağından epey emin olabiliriz. (3) Bu durumda sonuçcu, külleri tuvalete dökmenin, yapılması gerekilen doğru bir şey olduğunu kabul etmelidir. Ama belki de bu kadar da kötü değildir. Eyleminizden kötü bir şeye sebep olmuyorsa, neden sonuçta bunu yapmayasınız ki? Zarar da yok, hata da yok. Bu cevap bazı durumlarda diğerlerinden daha doyurucudur. Kül dökme örneğinde bazılarını tatmin edebilir, ancak masum insanları öldürme söz konusu olduğunda çok daha az tatmin edicidir.

3. Kural Sonuçculuğu

Söz konusu bu problemlerden kaçınmanın başka bir yolu da kural-sonuçculuğuna başvurmaktır. (4) Kural sonuçculuğuna göre, yalnızca iyi sonuçlar doğuran bireysel eylemleri gerçekleştirmemeliyiz bunun yerine, kabul edildiğinde iyi sonuçlara neden olan kuralları takip etmeliyiz. Mesela, genellikle işkencenin korkunç sonuçları vardır. Her zaman “işkence yapma” kuralına uymanın her zaman iyi sonuçları olacaktır, (5) işkenceye benzer olan ve korkunç sonuçları olmayan bir işkence olayı olsa bile, bu kurala uymalıyız.

Ancak bu yaklaşımın büyük bir sorunu var. Önem verdiğiniz şey gerçekten sonuçlarsa ve söz konusu kuralı ihlal ederek daha iyi sonuçlara sebep olacağınızı fark ettiyseniz, niçin bu kurala uymaya devam edesiniz ki? Bu görüş, aynı motivasyonunun altını çiziyor gibi duruyor.

4. Sonuç

Sonuçculuk başlangıçta umut verici ve sezgilere yaslanan bir ahlaki kuram gibi görünmektedir, ancak beklenmeyen, sıra dışı ahlaki sonuçlara yol açabilir. Bu ise sonuçculuğun yanlış olduğuna veya sonuçların ahlaki değerlendirme yaparken o kadar da önemli olmadığına işaret edebilir. Veya belki de, herşeyden öte sonuçculuk doğrudur ve gerçek ahlak, gündelik sezgilerimizle her zaman uyuşmaz.

Notlar

  • (1) Tabi ki, bazen eylemlerimizin sonuçlarını tahmin etmede başarısız oluruz. Belki de ileri görüşlü olmadığım çin kötü bir maddi yatırım yapıyorum. Ama bu durumda bile, sonuçları düşünüyorumdur (daha fazla para kazanmak) – yalnızca sonuçları tahmin etme de pek iyi bir iş çıkarmıyorum.
  • (2) Bu, John Stuart Mill gibi bazı düşünürleri, “Tüm eylemlerin bütün karakterini ve görünüşünü sonuna kadar, bir amaç uğruna ve eylem kurallarına uygun olarak, hizmet ettikleri sonuçlardaki faydaya uygun olarak alması gerektiği varsayımını (amaç ve kurallardan alması gerektiğini) düşünmeye itti.
  • (3) Örneğin: Belki arkadaşınızın sevdiği başka hiç arkadaşı yoktur, bu yüzden ne yaptığınızı bilen de ve üzülecek de kimse yoktur, bunu kimseden saklamak zorunda değilsinizdir.
  • (4) Şimdiye kadar ele aldığımız yaklaşım, eylem sonuçculuğu olarak bilinir.
  • (5) Veya en azından kötü sonuçlardan kaçınır.

Referanslar

İlgili Diğer Yazılar

Shane Gronholz- “Consequentialism”, (Erişim Tarihi:24.07.2020), Erişim Kaynağı: https://1000wordphilosophy.com/2014/05/15/introduction-to-consequentialism/

Çevirmen: Taner Beyter

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, şu an Hacettepe Antropoloji öğrencisidir. Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Etik, din, epistemoloji ve siyasetle ilgilenir. Öğretmen olup, STK’larda görevlidir.

2 Yorum

  1. Verdiğiniz örneklerde sonuçlara eylemi yaptıktan sonra ruhsal durumumuzdaki değişimleri de ekleyebilir miyiz? Mesela ölmüş bir arkadaşıma verdiğim sözü tutmayıp küllerini tuvalete dökmem dışsal olarak iyi sonuç gibi duruyor ama bunun bende yaratacağı duygular (vicdan azabı, sezgisel olarak yanlış eylem yapmış olma düşüncesi ve b.) benim için daha kötü sonuç olabilir. Aynı kaideyi 5 ünlü vs. 1 şahıs case’ine de uygulayabiliriz diye düşünüyorum.

    • Evet ekleyebiliriz gibi duruyor, ancak bizzat bizim üzerimizde etkili olan sonuçlar ile “toplamdaki sonuçlar” arasında bir fark olduğunu iddia edecektir bir Sonuçcu.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Hakikat, Yalanlar ve Stereotipler: Bilim İnsanları Kanıtları Yok Saydığında - Lee Jussim

Sonraki Gönderi

Eugen von Böhm-Bawerk'in Marx Hakkında Eleştirisi - Richard Ebeling

En Güncel Haberler Analitik Felsefe