Ahlaki Beyan – Annaleigh Curtis

//
4 Okunma
Okunma süresi: 4 Dakika

Bizler dünya hakkında bilgi sağlama konusunda sıklıkla birbirimize güveniriz. Hava durumu nasıl? Buranın noodle’ları iyi midir? Şehir merkezine araba olmadan ulaşmanın en iyi yolu nedir? Bu türden soruları rutin olarak sorarız ve arkadaşlarımızın, tanıdıklarımızın ve hatta yabancıların yanıtlarına itibar ederiz.

Bu makale aynı şeyi ahlaki sorular için yapıp yapamayacağımızı araştıracak. Bir tanıdık veya yabancı, bana birinin hislerini korumak için yalan söylemenin ahlaken mübah olduğunu söylerse, ona inanmalı mıyım? Bu tür bir soruyu ele alan pek çok filozof, diğerleri bu rahatsızlığın dayanaksız olduğunu öne sürerken, tıpkı bir hava durumu veya noodle değerlendirmesini kabul etmenin tamamen iyi olduğunu düşündüğümüzde olduğu gibi birinin, bir başkasının ahlaki bir meseleyi değerlendirişini kabul etmesi gerektiği fikrinden rahatsız olmuştur.

Soruyu şu şekilde sorduğumuzu varsayalım: ahlaki beyan, ahlaki bilgiye sebebiyet verebilir mi? Yani, birisinin, bana bir kişinin hislerini korumak için yalan söylemenin ahlaken mübah olduğunu söylemesi, bunun böyle olduğuna inanmamı haklı gösterebilir mi? Bazı filozoflar “evet” der, bazıları “hayır” der ve ben burada her bir temel konumu ortaya koyuyorum.

1. Seçenek 1: Hayır, ahlaki beyan ahlaki bilgiye sebebiyet veremez.

Filozoflar arasında, bu soruya verilen en yaygın cevap budur. Bu cevabın birtakım çekiciliklerini görmek için, McGrath (2009) sayesinde bir örneği değerlendirin. Et yemenin ahlaken mübah olup olmadığını bilmek istediğimi varsayalım. Mesele üzerine kendim düşünebilirim, okuma yapabilirim ve kendi kararımı verebilirim. Veya sadece arkadaşıma sorabilir ve onun inanmamı söylediği her neyse ona inanabilirim. İkinci güzergahı izlersem, artık et yemenin uygun olmadığına inanmaya hakkım olur mu? Öyle bir hakkım varmış gibi görünmüyor. Önceki sorumuz açısından, inancım doğru çıksa bile bu soru hakkında ahlaki bilgim olmayacak.

İşleri doğru anlasam bile ahlaki bilgiye sahip olamayacağım doğruysa, bunu açıklayan nedir? Filozofların verdiği ana cevap şuna benzer: Bir ahlaki önermeye inanmanın gerekçelendirilmesinin bir parçası, kişinin bu önermenin arkasındaki ahlaki nedenleri anlamasıdır (karşılaştırma için bkz. Hopkins (2007) ve Nickel (2001)). Bir kişiye niçin bazı önermelere inandığının sorulduğunu tahayyül edin. Eğer yağmur yağdığına inanıyorsa, bunu ona iş arkadaşının söylediği cevabını kabul ederiz. Eğer et yemenin uygun olmadığına inanıyorsa, bunu ona iş arkadaşının söylemiş olduğu açıklamasını nihai cevap olarak kabul etmemeliyiz. Bunun yerine ondan, alternatif bir pozisyondansa buna inanmasının gerekçelerini açıklamasını isteriz. Burada olup bitenlerin bir kısmı, gerekçe ve argüman alışverişinin ahlaki tartışmanın çok önemli bir parçası gibi görünmesidir. Ahlaki konularda tavsiye arayabiliriz ve aramalıyız ancak başkalarının yargılarını toptan kabul etmemeliyiz (bkz. Wolff (1970)).

Soruyu, başlangıçta, bir kişinin, beyan kabul etmenin bir sonucu olarak ahlaki bilgi edinip edinemeyeceği şeklinde ifade ettiğimi hatırlayın ama sonra bilgiden değil, anlamaktan bahsetmeye başladım. Hills, ahlaki beyanın bazen ahlaki bilgi ile sonuçlanabileceğini ancak yukarıda araştırılan nedenlerden dolayı ahlaki anlayışla sonuçlanamayacağını savunuyor [1]. Bu sebeple, bu tartışmanın terimlerinin rafine edilmeye ihtiyaç duyduğu ortaya çıkabilir fakat bu bölümde bir araya getirdiğim insanlar tarafından ifade edilen genel görüş, ahlaki beyanın rolü konusunda ihtiyatlı olma noktasında benzeşir.

2. Seçenek 2: Evet, ahlaki beyan ahlaki bilgiye sebebiyet verebilir.

Bu seçeneğin, ahlaki beyanın her zaman – hatta genellikle bile – ahlaki bilgi ile sonuçlanmasını gerektirmediğini göz önünde bulundurun. Yani, ahlaki beyan bazı koşullar altında ahlaki bilgiyi gerekçelendirebilir. Karen Jones (1999) bu soruya, ahlaki bir soru konusunda başkasına güvenmekle ilgili bazı durumlara verdiğimiz tepkilerin, diğerleri kadar net olmadığını öne sürerek yaklaşır.

İşte Jones’un örneğinin bir varyasyonu. Ted, Sally ile bir partidedir. Onlar parti sonrası eve yürürken Sally, parti katılımcılarından birinin onu rahatsız ettiğini fark eder. Nedenini söylemeye zorlandığında, onun kendisine veya partideki diğer kadınlara saygı duymadığını, cinsiyetçi olarak yorumladığı bazı laubali yorumlar yaptığını vb. açıklamayı zor buluyor. Ted bütün gece Sally ile birlikte olmasına rağmen bunların hiçbirini fark etmedi. Ted, o parti katılımcısının ahlaki açıdan sakıncalı bir şekilde davrandığına inanmalı mı? Ya Sally’nin, tek bir toplanma eylemi yerine sık sık etkileşim halinde olduğu bir iş arkadaşından bahsettiği bir senaryoda? Jones, diğer değişkenler sabit kaldığında, Ted’in bu konuda Sally’ye güvenmemesinin uygunsuz olacağını düşünüyor çünkü Sally, cinsiyetçiliği tanımlama konusunda bir tür uzman.

Sliwa (2012), beyan temelinde ahlaki bir inanca sahip olmamızın gerekçelendirilmiş olabileceğimize dair iki tür sebep sunar. Birincisi, ön yargılarımız yüzünden kendi adil yargılama kabiliyetimizden endişelenebiliriz. İkincisi, belirli türden ahlaki yargılarda bulunmak için daha donanımlı olan bazı insanlar olabilir [2]. Bu iki neden, yukarıdaki durumu oldukça iyi açıklar. Muhtemelen hem örtük ön yargılara hem de ayrıcalığa tabi olduğunu bilen Ted, bu alandaki diğerlerinin davranışlarını tanıma ve diğerlerini yargılama yeteneğinden endişelenmelidir. Ayrıca cinsiyetçiliği daha sistematik bir şekilde deneyimlemiş olan Sally’nin, sorunlu davranışları seçmekte ondan daha usta olacağını düşünebilir. Bu açıklama, beyanın bilgiye sebebiyet verecek gibi görünmediği durumları da – yukarıdaki et yeme örneğinde olduğu gibi – güzel bir şekilde ele alıyor çünkü yanıta ulaşma konusunda arkadaşım kadar becerikliyim.

3. Sonuç

Bu konu felsefede nispeten yeni bir konu ve daha yapılacak çok iş var. Okuyucuyu aşağıdaki referanslardan bazılarını incelemeye ve beyanın kendi ahlaki düşüncesinde oynaması gereken rolü değerlendirmeye davet ediyorum.


Notlar

  • [1] Bazı filozoflar bilgi ve anlayış arasında ayrım yapar. Örneğin, bir fizik formülünü, neden o sabit değil de neden bu sabite sahip olduğunu veya çıkarma yapmak yerine neden toplama yapıldığını gerçekten anlamadan biliyor olabilirsiniz. Anlayış, konuyu bilgiden daha derin bir şekilde kavramayı ileri sürer. Bilgi ile tezat oluşturan anlayış hakkında daha fazla bilgi bkz. Kvanvig ve Hills.
  • [2] Bu noktada daha fazla bilgi için Driver’e bakın.

Referanslar


Annaleigh Curtis– “Moral Testimony” (Erişim Tarihi: 22.04.2021)

Çevirmen: Emre Can Esgiyusufo
Çeviri Editörü: Çağan Fırtına

Öncül Analitik Felsefe Dergisi, 19 Ocak 2018 tarihinde kuruldu. Sunum, söyleşi, makale, çeviri, canlı yayın gibi içerikler üreterek Analitik Felsefe’ye dair Türkçe veritabanını genişletmeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Ateist Filozof Ayer Olağanüstü Ölüme-Yakın Deneyimini Anlatıyor - Michael Liccione

En Güncel Haberler Analitik Felsefe