Anarşizm Nedir ve Neyle İlgilidir? – Andreas Wittel

/
1012 Okunma
Okunma süresi: 5 Dakika

Her ne zaman ki kamusal protestolar şiddet içeren şekillere bürünse, ana akım medya hiç vakit kaybetmeden genellikle “anarşi” ve “anarşistler”den söz etmeye başlar. Onlar için anarşistler, lastik yakan veya polisle çatışan protestoculardır. Bu anlatıya göre anarşistler kanunsuz holiganlardır; anarşi ise kaos ve hiçbir anlamı veya amacı olmayan şiddetle ilgili bir şeydir.

Buna dair en son örnek, 5 Kasım’da Londra’da düzenlenen Million Mask Yürüyüşü‘dür. Bu gerçekten de birkaç anarşist grup tarafından organize edildi ve sınırlı da olsa şiddet olayları yaşandı. Fakat kaos ve şiddetin anarşizm ile benzerliği, dairelerin kareler ile benzerliği kadardır. Anarşizm ile kaosu eşitlemek; kaba ve tuhaf bir hatalı-tanıtım örneğidir.

Peki o halde anarşizm nedir? Anarşizm, radikal ve devrimci bir siyaset felsefesi ve ekonomi politiğidir. Pek çok anarşizm biçimi ve tanımı olsa da, çoğu anarşist Peter Kropotkin tarafından formüle edilen tanıma katılacaktır. Söz konusu bu tanım, Kropotkin’in yazma teklifi aldığı Britannica Ansiklopedisi’nin 11. baskısındaki bir makalesinde yer almaktadır.

Kropotkin’e göre anarşizm:

Hükümetsiz bir toplumun olduğu yaşam ve davranış ilkesine veya teorisine verilen addır. Böylesi bir toplumda düzen ve ahenk yasaya boyun eğme veya herhangi bir otoriteye itaate değil; üretim ve tüketim için olduğu kadar medeni bir varlığın sonsuz sayı ve çeşitlilikteki ihtiyaç ve isteklerinin de karşılanması adına özgürce oluşturulmuş olan bölgesel ve profesyonel farklı gruplar arasındaki özgür sözleşmelere dayalıdır.

Hür Bireylerin Hür Toplumu

Bunu biraz açalım. Anarşizm kavramının etimolojisi, “yöneticisiz” veya “otoritesiz” anlamına gelen Yunanca “anarkhia” terimine dek uzanır. Terimin anlamı; başkaları üzerinde tahakküm, baskı, hiyerarşi ve otorite olmamasıdır. Anarşizm; otorite ve tahakkümün yerini hiyerarşik olmayan yatay örgütlenmiş yapıların, insanlar arasında gönüllü birlikteliklerin aldığı süreçtir. Anarşizm; öz-örgütlenme, gönüllü ortaklık ve işbirliği, özgürlük, özerklik, dayanışma, doğrudan demokrasi, eşitlikçilik ve karşılıklı yardımlaşma gibi bir dizi temel ilkeye sahip sosyal bir örgütlenme biçimidir.

Bahsetmiş olduğumuz bu ilke ve değerlere dayanarak anarşizm; hem kapitalist ekonomi hem de temsili demokrasiyle yönetilen ulus devlet anlayışını reddeder. Anarşizm; liberalizmin en iyi yanları ile komünizmin en iyi yanlarını bir araya getirmeyi amaçlayan ütopik bir projedir. Anarşizmin kalbinde, bireysel özgürlüğe yapılan liberal vurgu ile eşitlikçi topluma yapılan komünist vurgunun bir tür karışımı yer alır. Bu nedenle bilhassa Cindy Milstein‘ın anarşizme dair “hür bireylerin hür toplumu” şeklindeki tanımını seviyorum.

Köklü Tarih

Anarşist siyaset felsefesi 19. yüzyılın ortalarında, Aydınlanma düşüncesinin bir parçası olarak ortaya çıktı. Önde gelen anarşist düşünürler arasında Pierre-Joseph Proudhon, William Godwin, Peter Kropotkin, Mikhail Bakunin, Emma Goldman ve Max Stirner yer alır. Genellikle klasik anarşist düşüncenin kurucusu olarak da görülen Proudhon, kendine anarşist diyen ilk kişi olarak kabul edilir. Proudhon, özellikle, (toplumsal) organizasyonların merkezi veya yukarıdan aşağıya dikey olmadan da var olabileceği bir toplumdaki kendiliğinden düzen kavramını geliştirdi.

Aslında bakarsanız Godwin, bu terime hiç başvurmaksızın kendi anarşist teorisini yarım yüzyıl önce zaten geliştirmişti. Kaleme aldığı eserlerinde, devlet ile iktidarın bir tür istenmeyen sömürü ve bağımlılık ürettiği için toplum üzerinde kötü bir etkisi olduğunu savunarak devlet ile onun yapısal şiddetinin derin bir eleştirisini içermektedir. Diğer yandan yasa ve kanuni mevzuatın zenginler ile güçlüler tarafından yazıldığına dikkat çekmiştir. Bu ise tanıdık geliyor mu?

Tüm bunlarla beraber, anarşist ilke, kabul ve ahlaki pozisyonların büyük bir kısmının modern anarşist kuram tarafından icat edilmediğini vurgulamak oldukça önemlidir; bunlar insan uygarlığı kadar eskiye dayanır. Liberalizm ile Komünizm‘in oldukça farklı olan siyasi felsefelerinden dolayı; çoğu ideoloji gibi anarşist teori de sabit ve homojen bir kavram değildir. İdeolojiler, farklı insanlar kendi ideolojilerini farklı şekillerde ifade ettikçe gelişmektedir.

Ama en azından birbirinden epey farklı olan iki ekol arasında bir ayrım yapabiliriz: Bunlar Sosyal Anarşizm ve Liberter Anarşizm (veya serbest piyasa anarşizmi)’dir. Sosyal anarşizm topluma vurgu yapar ve genellikle de üretim araçlarını kamulaştıran/toplumsallaştıran bir politik ekonomiyi destekler; liberter anarşizm ise çoğunlukla birey için maksimum özgürlük miktarını sağlamakla ilgilenmektedir. Bu yaklaşımda bireyin iradesi ve özgürlüğü, düzenli ve eşitlikçi bir toplumun kendisinden dahi daha önemlidir.

Anarşizm ve Aktivizm

Son yirmi yıla bakarsak anarşist pratik kayda değer ölçüde canlanmıştır. Bu canlanma, bilhassa, yatay organ ve yapılar ile temsili olmayan karar alma süreçlerine sahip anarşist örgütlenme biçimlerinden etkilenen yeni toplumsal hareketlere bakarak rahatlıkla görülebilir.

Anarşist direniş biçimleri, küreselleşmenin faydalarına inanan fakat ekonomik küreselleşmeyi reddeden alter-küreselleşme hareketini de büyük ölçüde etkilemiştir. Belki de, yeniden dirilen anarşizmin ilk görüntüsü 1999 Seattle Mücadelesi’nde saklıydı. İlerleyen zamanda Seattle’ı; Reclaim the Streets, EuroMayDay, çeşitli çevre hareketleri ve daha yakın zamanda Occupy hareketi ve hacktivist grup Anonymous gibi diğer birçok hareket ve direniş biçimi izledi. Bu hareketlerin sayısı artıyor ve giderek güçleniyorlar. Artık anarşist direniş biçimlerinin (daha) sosyalist ve hiyerarşik direniş biçimlerine göre çok daha iyi performans gösterdiği kolayca iddia edilebilir.

Genellikle, liberter bir anarşist olan Oscar Wilde’a atfedilen şöyle bir kinayeli ifade vardır: “Sosyalizmin sorunu, çok fazla akşamı meşgul etmesidir.”

Anarşist Bir Dünya mı?

Bunlarla birlikte anarşist pratiğin uygulanabilirliğine yönelik daha çok soru sorulmalıdır. Anarşist örgütler yerel düzeyde, küçük topluluklar düzeyinde ve kırsal bölgesel düzeyde çalışmaya ve işlemeye devam edebilirken (Zapatista hareketi veya *Kürt kırsal bölgelerinin büyük bir kısmında olduğu gibi); anarşist toplumsal örgütlenmenin geniş kentsel alanlara mı ulusal ölçeğe mi yoksa küresel bir düzeye mi yerleşebileceği yami hangi ölçekte uygulanabilir olduğu konusunda hala bir karara varılmış değil.

Occupy hareketinin meclisine benzer doğrudan demokrasi biçimleri, büyük nüfuslu ortamlarda nasıl inşa edilebilir ve bu nasıl sürdürülebilir hale getirilebilir? İlk bakışta, bu pek mümkün değil gibi görünüyor. Fakat yine de dijital teknolojiler, büyük ölçekli anarşist örgütlenme biçimlerinin var olabilmesi adına yeni olanaklar yaratabilir. Hiç şüphe yok ki, anarşizm yükselişe geçmiştir.


Çevirmen Notu:

*İran, Türkiye, Irak veya Suriye’deki Kürt hareketinin anarşist bir karakter taşıyıp taşımadığının tartışmaya açık olduğunu düşünüyorum. Yurtdışındaki birçok farklı isim Kürt hareketini dört bir yandan aynı anda Marksist, Feminist, Anarşist, Ekolojist, anti-kapitalist, anti-emperyalist, anti-faşizan vb kimliklerle özdeşleştirme konusunda fazla aceleci davranıyor gibi görünüyor.


Andreas Wittel-What is anarchism all about?“, (Erişim Tarihi: 17.10.2021)

Çevirmen: Taner Beyter

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Etik, epistemoloji, din felsefesi ve meta-felsefe ile ilgilenir. Öğretmen olup, STK’larda görevlidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Niçin Tüm Komplo Teorilerine Aynı Şekilde Yaklaşmamalıyız? – Jaron Harambam

Sonraki Gönderi

Dini İdeolojiler Kürtaj Politikalarına Yön Vermeye Başladığında Bunun Sonuçlarına Katlananlar Yoksul Kadınlar Oluyor – Gretchen E. Ely

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü