Ateizm Yalnızca Tanrı’ya İnanmıyor Olmaktan Çok Daha Fazlası Olmalı – Patrick O’Connor

/
776 Okunma
Okunma süresi: 5 Dakika

Ateizm çoğu zaman negatif biçimde ele alınır: İnanç eksikliği veya Tanrı’ya inanmama hali gibi; yani söz konusu olan esas şeyin olmaması veya noksanlığı olarak. Ateizm anlam, değer ve amaçtan yoksun; modern yaşamın ağır yabancılaşmanın üstesinden gelmek adına gerekli olan aidiyet duygularına (anlam, amaç vb) sahip olmak için verimsiz bir zemin olarak görülmektedir. Daha ileriye giden eleştirilerde ise ateizm, nihilizmin diğer yüzü olarak gösterilir; yani varoluşun özünün inkarı, yaratılışın bizatihi kendisine zararlı bir zehir.

Tüm bunlara rağmen ateistler, ilahiyatçıların görüşlerini yüzlerini çevirip ellerinin tersiyle itmektense ciddiye almalıdırlar. İnsanlar, insan olmaları dolayı anlam, aidiyet, istikamet yönü, diğer insanlarla olan ilişki ve bağımız ve bir bütün olarak türümüzün kaderine dair kafa karıştıran sorularla karşı karşıyadır. İnsan olmanın içgüdüsü cevap aramaktır; bugüne dek ise ateizm cevap aramada yetersiz kalmıştır.

Hümanizm Prangaları

Ateist değerler, genellikle hümanist olarak tanımlanır. İngiliz Hümanist Derneği’nin (British Humanist Association) benimsediği değerlere şöyle bir göz gezdirirsek natüralizmi, rasyonel tartışmayı ve kanıt üstünlüğünü, beraberlik ve işbirliğini, gelişim ile ilerlemeyi ve bireysel saygınlığı desteklediklerini görürüz. Bunlar iyi ve yüce istekler; fakat en nihayetinde; tarihin bu döneminde yani insanlığın yüz yüze kaldığı içgüdüsel ve varoluşsal sorunlarla boğuştuğu esnada epey kırılgandırlar.

Modern kapitalizmin çevresel felaketlerden savaşlar ve soykırımlara dek topluluklar üzerinde yarattığı devasa yıkım göz önüne alındığında, ateist; teselli veya anlamlı bir ahlaki ve politik alternatif için çağrılması düşünülen son kişidir. Neo-liberal ve serbest piyasacı bir dünyanın acımasız iktisadi gerçekliğinde Tanrı’nın varlığı veya yokluğuyla ilişkili soruları tartışılırken; sözünü ettiğimiz bu endişeler nadiren göz önüne alınır ve onlara hak ettiği önem verilir.

İnatçı ve düşüncesiz ateist kafa yapısı, can alıcı önemde olan her şeyi bireysel özgürlüğe, bireysel inançsızlığa ve bilimsel kanıtlara yok yere yapılan başvurulara dayandırmaktadır. Fakat tüm bunlar finansal krizler, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kötüleşen halk sağlığı ve hizmetleri, aşevleri ve fakirlik ile karşı karşıya kalındığında yetersiz kalıyor.

Ateizm, Çekilen Acı ve Dayanışma

Ateist vitrin çocukları Sam Harris, Christopher Hitchens, Richard Dawkins ve Daniel Dennett’in kaleme aldığı metinler, dünyamızın varoluşsal ve politik gerçeklerine dair bize güçlü bir teselli sunmuyor. Hatta bazı durumlarda var olan durumu daha da kötüleştiriyor olabilirler bile. Rasyonel ve bilimsel soruşturmaya yönelik yaptıkları çağrılar, acı çekenlere tutarlı bir dayanışma duygusu sunmamaktadır. Bir hümanist, bilimsel değerlerin hükümetlerimize yön vererek rehberlik ettiği bir durumda, yeryüzünün çok daha ilerici bir hale dönüşeceğini ileri sürebilir. Fakat asıl olan şu ki hümanizm, bireysel saygınlıkla ilgili ahlaki bağıntısı ile birlikte, harekete geçirici bir amaç sunma veya anlamlı bir aidiyet hissi uyandırma söz konusu olduğunda pek etkili olmuyor.

Richard Dawkins (1941-….) 

İnsanlar, hayatlarının aşırı ucuz olduğuna dair içten bir korkunun yanında, toplumsal bir iyiliğin giderek önemsizleştiği, siyasi faaliyetlerin duyarsızlık ve alaycılıkla eşdeğer olduğu ve de herhangi politik bir soruna getirilebilecek çözümlerin, girişken insanların her yerde karşımıza çıkabilecek fikirleri olduğu algısına sahiptir.

Bu nedenle ateizm, eğer amacına uygun olmak istiyorsa hümanizminden kendini sıyırmalıdır. Ateizmin ilerde canlılığı ile geçerliliğini koruyup korumaması, odağını Tanrı’nın varlığı ve bireysel özgürlük konusundaki dar kaygılardan uzaklaştırma becerisine bağlıdır. Ateizm bundan ziyade, ekonomik sebepler, aidiyet ve yabancılaşma, yoksulluk, kolektif eylem, jeopolitik, çevre sorunlarının toplumsal temelleri, sınıf ve cinsiyet eşitsizliği ve insanların çektiği acılarla ilgili sorulara yönelmelidir.

Doğrusunu söylemek gerekirse, iklim değişikliğinin hızına dair bilgi alabileceğimiz en iyi kişi bilim insanıdır. Fakat bizi kuşatan dünyayı anlamanın bir yolu olarak bilime yapılan bu türden başvurular, gün be gün görmezden gelinemeyecek kadar devasa problemlerle boğuşan yine bu dünyadaki insanların temel felsefi hususları ve düşünceleriyle desteklenmelidir. Ateizmin yeni yüzyıla uyum sağlaması için kendini yenilemesi gerekir.

Diğer Alternatif Ateizmler

Ancak tüm bu söylediklerimiz ateizmin yavan ve sulandırılmış bir spiritüalizmi benimsemesi gerektiği anlamına gelmiyor. Bunu yapmaktansa kıta (felsefecileri ile), anti-hümanist felsefecilerin çalışmalarında bulunan farklı bir ateizm türüne yönelebiliriz. Örneğin, insan ıstırabının yarattığı kızgınlıkları anlamak için Nietzsche’ye dönebilir veya Marksist geleneğin bize sunduğu kapitalizmin sürdürülemez olan maddi koşullarını anlamanın yollarına bakabiliriz. Aynı şekilde; Jean-Paul Sartre ve Albert Camus gibi varoluşçular sayesinde, hepimizin paylaştığı faniliğimiz ile tanrısız bir evrendeki yaşamın mizah ve trajedisini anlayabiliriz.

Ateizmin keşfederek kullanması gereken başka bir felsefi kelime hazinesi daha mevcut: Hem Nietzsche hem de Sartre yüzünü hakiki acı, iktisadi yabancılaşma, bunaltı ve fanilik sorunları bağlamındaki farklı bir ateizme dönmüştü.

Ateizm; şiddetin, anlamsızlığın ve acının sonuçlarıyla yaşamanın ne anlama geldiğine daha çok dikkat etmeli. Ateizmin daha geleneksel halindeki problem doğru, araçsal ve verimli olan işe yarar her şeye yönelik aptalca bir fetişizmdir. Problem şu dünyamızdaki birçok şey doğru işlemiyor. İşte bundan dolayı “ateist”, gerçeğin devasa karmaşasından uzak duran ve aldatılmış olan olarak algılanma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Şayet ateizm daha çok hayata dair bir şey, insanlığın mevcut halinin daha rahatsız edici ve karanlık yönleriyle yeniden bağlantı kurmalıdır.


Patrick O’Connor– “Atheism must be about more than just not believing in god“, (Erişim Tarihi: 13.10.2021)

Çevirmen: Taner Beyter

1 Yorum

  1. Ateizme bu kadar sorumluluk yüklemek biraz garip geliyor bana. Tanrının inkarından ibaret olan felsefi bir pozisyondan bahsediyoruz. Benzer şekilde agnostisizme, deizme vb. bu gibi çevre sorunlarıyla, iklimle vb uğraşma yükümlülüğü yüklüyor muyuz?

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Hayvan Yemenin Yanlışlığından Ziyade Onların Topyekûn Sömürüsü Nedeniyle Vegan Olun! – Heather Alberro

Sonraki Gönderi

Eleştirel Düşünme: Eleştirel Düşünür Olmak Nasıl Bir Şeydir? – Carolina Flores

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü