Felsefi Kahramanlık: David Lewis’in Modal Realizmini Kutlamak – Ruth Ng

205 Okunma
Okunma süresi: 5 Dakika

David Lewis benim kahramanım. Ayrıca kesinlikle söylediği hemen hemen hiçbir şeye katılmıyorum ve felsefesinin gülünç olduğunu düşünüyorum.

O sadece benim kahramanım değil. Okuduğum Nottingham Üniversitesi Felsefe Bölümünde pek çok kişi ona hayrandı ve hocaların pek çoğunun duvarlarında David Lewis’in posterleri vardı. Bu durum şu soruyu davet ediyor: Neden?

Lewis bir tartışma ustasıdır. Tam anlamıyla! Ve Lewis felsefesinin zirvesi, modalite dediğimiz, neyin mümkün ve neyin zorunlu olduğu felsefesine yaptığı katkıdır. Lewis’in konumu o kadar saçma ki, başlangıçta (ve muhtemelen sonrasında da), tamamen nahoş görünür. Çoğu saçma felsefi pozisyon kolaylıkla reddedilebilir. Sadece, argümanlarının bir öncülünün neden yanlış olduğuna dair iyi, açık, mantıklı, sağlam temelli nedenler veririz ve bu pozisyon çürütülmüş olur.

Lewis’in argümanları böyle değildir. Fazlasıyla çetin cevizdirler. Lewis bu konuda o kadar iyiydi ki, birçok filozof onun konumunu kabul etmemek için mücadele etti – ve bazıları onun konumunu kabul etti – çünkü vardığı sonucun doğruluğunu inkar edebilmeleri için ihtiyaç duydukları mantıksal mühimmatı bulamıyorlardı.

Peki neydi bu absürt pozisyon? Lewis, Modal Realizm olarak bilinen, gerçekliğin doğası hakkındaki oldukça kötü şöhretli felsefi görüşün babasıydı. Modal Realizm, tüm olası dünyaların (veya evrenlerin – terimleri birbirinin yerine kullanacağım) gerçek dünya kadar var olduğu yönündeki (akıl almaz!) konumdur.

Açıklayalım: Yaşadığınız evrenin var olduğuna katılıyor musunuz? Tabii ki. Şimdi başka bir olası dünya hayal edin – belki de farklı bir saç rengine sahip olduğunuz bir dünya. Modal Realizme göre, bu evren gerçekten var. En az bu evren kadar gerçek. Şimdi safkan bir atın sırtında çalışmak için özel olarak tasarlanmış bir asansöre bindiğiniz ve sizi direkt olarak oturduğunuz kata götürdüğü bir dünya hayal edin*. Muhtemel değil – ama yine de tamamen mümkün. Lewis’e göre o dünya da var; yaşadığımız dünya kadar canlı ve gerçek. Şimdi tüm evrenin, kapak taşında küçük bir tutam çimenin filizlendiği 6 ayak uzunluğundaki som altın bir piramit olduğunu hayal edin. Bu görüşten soğumaya mı başladın? Ben de öyle! Kim böyle saçma bir görüşü savunmak ister ki?

Ancak Lewis’in argümanını motive eden şey neydi? Bu gerçeklik resmini sadece önermiş olmak için önermedi. Aksine, bu resmin açıklayıcı gücü olduğunu savunmaktaydı. Pozisyonu kabul ederek, Modal Realizmin nasıl kullanışlı olabileceğini ve felsefenin diğer alanlarında nasıl bize büyük bir yardımı dokunabileceğini gösterdi ve bu yardımın, Modal Realizmin standart felsefi kabullerimiz arasına almamız için yeterli nedenler verdiğini iddia etti. Ve neden vermesin? Pek çoklarının faydalı olmaları nedeniyle var olduklarını varsaydığı pek çok matematiksel araç gereç ve varlık vardır. (Düşünün… 2 + 2 = 4’ü gerçekten doğru yapan nedir?)

Ve görünüşe göre Lewis haklıydı. Modal Realizm doğruysa, oldukça çözümsüz görünen felsefi problemleri çözmemize gerçekten de yardımcı olur. Ne yazık ki, bu aynı zamanda tartışmanın biraz teknik ve çetrefilli olma eğilimi gösterdiği yerdir, ancak tartışmanın neye benzediğini sezdirmek amacıyla birkaç örnek vereceğim.

İşte dil felsefesinden bir problem. ‘Sarışın olabilirdim’ önermesi doğru görünüyor. Ama bunu doğru yapan nedir? Bu önerme gökyüzünün mavi olduğu ifadesini gökyüzünün mavi olmasının doğru kıldığı gerçek dünya hakkındaki ifadelerden farklıdır. ‘Sarışın olabilirdim’ ifadesini doğru kılan nedir? Neye gönderimde bulunuyoruz? Modal Realist olmazsak, karmaşık, kavramsal olarak maliyetli geleneksel açıklama biçimleriyle yetinmemiz gerekiyor. Modal Realizm meseleyi nispeten basitleştirir. Modal Realizme göre gerçekte söylediğimiz şey “sarışın olduğum olası bir dünya var”dır. Bu, başka bir evrendeki sarışın muadilinize doğrudan gönderimde bulunduğunuz anlamına gelir. ‘Sarışın olabilirdim’ ifadesini doğru yapan da budur!

İşte Modal Realizmin avantaj sağladığı bir başka potansiyel nokta: özelliklerin tanımlanmaları. Bir şeye ‘kırmızı’ demek ne anlama gelir? Zor soru! Bu genellikle özelliklerin var olmadığının son derece bariz olduğunu düşünmem nedeniyle aklımı kaçırdığım bölüm, çünkü özelliklerin doğalarına dair geleneksel açıklamalar o kadar kusurludur ki, insanların onları nasıl kabul edebildikleri hakkında hiçbir fikrim yok. Ancak itiraf etmeliyim ki – eğer (ve sadece!) tartışmanın amaçları için Modal Realizmi ve onun özellikler felsefesi konusunda yaptığı harikaları düşünmeyi yeterince uzun bir süre boyunca barışabilirsem bunu (neredeyse) yapabilirdim. Modal Realizm probleme nispeten basit bir çözüm sunar. Modal Realist için “Kırmızılık” gibi özellikler, “kırmızılık” olarak tanıdığımız özelliği paylaşan olası nesnelerden oluşan kümelerdir. Ortak olarak neyi paylaştıkları açıklamasız bir gerçektir. Basit bir çözüm. Bariz alternatifi (özelliklerin var olmaması) gözardı edersek, bu çözümde sevilmeyecek ne var ki?

Aslında Lewis, Modal Realizmi felsefi cephanemize dahil etmeye değer olduğunu düşünmek için sayısız neden sunar. Ve gerçekten de Modal Realizm şaşırtıcı derecede kullanışlıdır. Ancak tahmin edeyim: hala kesinlikle saçma olduğunu düşünüyorsunuz. Haklı mıyım? Sadece kendi evrenimiz hakkında endişelenmemiz gerekirken bile gerçeklik oldukça büyüktü! Ancak, Lewis’in önerdiği gerçekliğin gereksiz savurganlığı hakkında düşünmek akıllara durgunluk verir.

Saçma olduğunu düşünüyorsunuz. Ben de öyle düşünüyorum. Sağduyuya tamamen ters; sezgilerimize hakaret ediyor; felaket derecede mantıksız. Bu yüzden inkar etmek istiyoruz. Bunun doğru olmadığını söyle. Onu gözden uzak tut. Bu salt inançsızlık, felsefede genellikle “inanmaz bakış” olarak bilinir ve bir argüman değildir. Ne yazık ki, bu tür bir tepki de herhangi bir gerçek mantıksal akıl yürütmeden yoksundur. Ve bu da yeterince iyi değildir!

Daha fazla kötü haber var. Şimdi mantıkçılar tarafından kınandığımız için Modal Realizmin başarısız olduğuna inanmak için belli bir neden arayarak ciddi bir şekilde düşünmeye başladık ve böyle bir neden sunmamızın aslında son derece zor olduğunu görebiliyoruz. Kırk yıldır filozofların tekrar tekrar keşfettiği gibi, Modal Realizm çürütülmeye şaşırtıcı derecede dayanıklıdır. Daha önce gördüğümüz gibi, sadece teorik kullanışlılığa sahip oldukları için kullanışlı varlıkları öne sürme stratejisinin çeşitli örnekleri vardır. Bu neden farklı olsun ki? Çürütme girişimleri daha çok “sizin yaklaşımınız X problemini benim yaklaşımımdan daha iyi çözmüyor” demeye meyillidir.

İşte bu yüzden pek çok filozof David Lewis’e hayrandır. Bir fikrin bu kadar saçma olması, böylesine alaycı bir kahkaha korosunu kendine çekmesi, ancak yine de küstahlıkla ayakta durması çok nadirdir. En iyi arkadaşım (bir filozof arkadaşım) ve ben, David Lewis’in pijamalarının içinde, filozoflara sıkıntı verecek aptalca teoriler hayal ettiğini, sonra da arkasına yaslanıp ardından gelen tahribatı izlediği konusunda şaka yapardık.

Lewis’in Modal Realizmi hakkında büyüleyici bir düşünce dünyası var ve eğer konuyla ilgileniyorsanız, doğal olarak sizi kendiniz için biraz araştırma yapmaya teşvik ediyorum. Lewis’in kendi konumunu karakterize ettiği ve savunduğu ufuk açıcı metnin adı On the Plurality of Worlds’dür ve eğer felsefi jargon hakkında bilginiz varsa (belki de bir lisans öğrencisisiniz) bu metni şiddetle tavsiye ederim. Bununla birlikte, metin meslekten olmayan kişiler için son derece anlaşılmazdır. Biraz daha az yoğun ve biraz daha eğlenceli bir şey arıyorsanız, Youtube’da Philosophy Tube tarafından yayınlanmış olan, sırasıyla “Are Possible Worlds Real? Modal Realism Part 1” and “‘Another Earth’ and the Humphrey Objection, Modal Realism Part 2” adlarını taşıyan videoları izlemenizi öneririm.

Gerçekten de harika bir şey. David Lewis’in çalışmaları, ben de dahil olmak üzere yüzlerce, hatta binlerce filozofa kesinlikle haklı olarak ilham vermiş çok sayıda büyüleyici araştırmaya ve tartışmaya ilham verdi.

Ve kim böyle bir sakalı olan birine hayran olamaz ki?!


Ruth Ng- “Philosophical Heroism: Celebrating David Lewis’ Modal Realism”, (Erişim Tarihi:13.08.2021)

Çevirmen: Berat Mutluhan Seferoğlu

 

Bilkent Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde lisans eğitimine devam etmektedir. Başta metafizik ve din felsefesi olmak üzere felsefenin çoğu alanıyla ilgilenir. Felsefe dışındaki ilgi alanları evrimsel psikoloji, metal müzik ve RPG oyunlarıdır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Din, Bilimin Düşmanı Değil. Yüzyıllardır Bilim İnsanlarına İlham Veriyor – Tom McLeish

Sonraki Gönderi

Christine M. Korsgaard ile Röportaj: Hayvan Etiği, Kantçılık ve Faydacılık

En Güncel Haberler Analitik Felsefe