Filozof Peter Singer’ın 45 Yıl Boyunca Hayvanları Savunarak Öğrendiği Şey – Kelsey Piper

/
115 Okunma
Okunma süresi: 7 Dakika

Hayvan haklarının önde gelen filozofu Peter Singer, yeni kitabı olan “Why Vegan?”da hayvan hakları hareketinin ilerleyişini ve geriye niçin yapılacak bu kadar çok iş kaldığını değerlendiriyor.

Avustralyalı filozof Peter Singer, 45 yıl evvel “Animal Liberation” adlı kitabını yayımladı. Öne sürdüğü argümanlar, hayvanların acı hissedebildiği; onlara gereksiz acı çektirmenin ahlaken yanlış olduğu; ve nihayetinde biz insanların tarım ile gıda sistemlerimizi tekrar gözden geçirmemiz gerektiği gibi bugünlerde pek çok tüketicinin duyacağı şeylerdir.

Fakat, Peter Singer’ın yaklaşımı oldukça sıra dışıydı. Hiç şüphesiz pek çok hayvan hakları savunucusu grup mevcuttu, fakat bu kuruluşlar büyük çiftlik organizasyonlarında var olan çiftlik hayvanlarının durumlarından ziyade (bu duruma odaklanan pek kuruluş yoktu), terk edilmiş kedi ve köpekler gibi evcil hayvanların yaşadıkları kötü durumlara odaklanma hassasiyetini gösteriyordu.

1999 yılında New Yorker’da, gazeteci Michael Specter, Peter Singer’ın “hayvan hakları hareketini başlatan kişi” olduğunu yazdı. Aktivist Ingird Newkirk ise Singer’ın kitabı için; “Bu metin felsefi bir bomba. O, hayvanlara karşı davranışlarımız ile ilgili tartışmaların yönünü sonsuza kadar değiştirdi: Ben de dahil olmak üzere insanların yediğimiz ve giydiğimiz şeyler ile hayvanları duyumsama biçimimizi değiştirdi.” diyordu. Daha yalın bir şekilde ifade etmek gerekirse, hayvan hakları hareketi eğer Peter Singer ve onun kitabı olmasaydı, günümüzdeki olduğu konumda olmazdı.

Şimdi, yani geçen 45 yılın ardından, Singer birçok makaleden oluşan ve geçen hafta ABD’de satışa sunulmuş olan “Why Vegan?” adlı kitabıyla bu konuları yeniden ele alıyor. Singer ile hayvan refahı hareketinin tarihini, “Animal Liberation”un çıktığından beri ne gibi ilerlemeler kaydettiğimizi ve neredeyse yarım yüzyıldır eleştirdiği bu dünya düzenini değiştirmek için nelere ihtiyaç olduğu gibi şeyleri konuştum.

Bu konuşma metni olabildiğince berrak ve kısa olabilmesi için tekrar düzenlenmiştir.


Kelsey Piper: Hayvanları önemseme konusunu ilk kez 45 yıl evvel kaleme almıştınız. O zamandan bugüne neler değişti?

Peter Singer: Gerçek anlamda epey çok şey değişti. Büyük bir farkındalık değişimi oldu. Açık konuşmak gerekirse, şu an yalnızca kedi ve köpekler için değil yeryüzündeki tüm hayvanlar için endişelenen bir hayvan hakları hareketi mevcut.

Böylesi bir farkındalık ve bilinç 1975 senesinde gerçekten de yoktu. O zamanlar bu tarz küçük organizasyonlar yok değildi: Hayvanlar üzerine yapılan deneyler konusunda [araştırma amaçlı hayvan üzerinde deney yapılmasına karşı mücadele eden] pek çok organizasyon vardı. Ama söz konusu çiftlik hayvanlarının durumuna gelince, ortada kimse görünmüyordu. Ben dahil olduğumda epey küçük olan Birleşik Krallık’taki “Compassion in World Farming” adlı küçük bir organizasyon mevcuttu, şimdi o organizasyona baktığınızda oldukça geniş çaplı, küresel bir organizasyon olduğunu görüyorsunuz. O zamanlar çiftlik hayvanlarının haklarını koruyan yasal bir düzenleme yoktu, evin dışarısında olan bir adam tarafından ev yönetilmeye çalışıyordu.

Bugüne baktığımızda ise Avrupa Birliği’nin tamamı, “Animal Liberation” kitabımda anlattığım o kötü (hayvan) hapsetme/kapatma biçimlerini yasakladı. (Ç.N.: Singer, endüstriyel tavukçuluktan söz ediyor. Almanya da dahil olmak üzere birçok Avrupa ülkesi tavukların kanatlarını dahi açamadığı bataryalı kafeslerde hapsedilip yetiştirilmesini yasakladı.) Kaliforniya eyaleti de aynısını yaptı. Ve sanıyorum ki ABD’deki altı ya da yedi eyalet daha çiftlik hayvanları için yasal düzenleme var. Yani bu büyük bir değişim.

Bunun yanı sıra vegan ve vejetaryen yemek çeşitliliğinde ve sayısında da oldukça büyük bir değişiklik var. 1975 yılında, kimse vegan kelimesinin ne anlama geldiğini bilmezdi. 40’ların sonunda, “Vegan Society” adında küçük bir İngiliz organizasyonu kurulmuştu. Büyük ihtimalle bu Birleşik Krallık’ta veganların tamamıydı ve büyük ihtimalle ABD’de de durum buna benzerdi neredeyse hiç organizasyon/kuruluş yoktu. Bu konularda oldukça büyük bir farkındalık artışı oldu, “İnsanlar için Hayvanlara Davranış” (People for the Ethical Treatment of Animals) gibi organizasyonlardan Harvard Üniversitesi’nde hayvan hukuku dersleri verilmesine uzanan bir farkındalık. Bunların hiçbiri 1975’lerde yoktu. Bu inanılamayacak bir değişim. Ama bir konuda neredeyse hiç değişiklik yaşanmadı: Hayvanlara yönelik davranış şeklimiz.

Kelsey Piper: Belki insanların konuya ilgisinde ve bunu düşünüş şeklimizde bir değişim yaşanmış olabilir, fakat buna rağmen sahada durumun hala hiç de iyi olmadığı ve bazı açılardan zamanla daha da kötüye gittiği ortada değil mi? Çünkü daha fazla otomasyon aracına sahibiz, daha fazla teknolojimiz var. Kuşları daha değişik şekillerde yetiştirdik, çoğalttık.

Peter Singer: Evet, bilhassa tavukların yetiştiriliş şekli bunu apaçık bir şekilde ortaya koyuyor. Tavuklar daha hızlı büyüyor ve kütleleri daha hızlı artıyor, artık ayakta dururken dahi acı çekiyorlar gibi gözüküyor. Sizin bahsettiğimiz farklardan biri tam olarak da bu. Söylemek istediğim başka bir konu ise, Çin’in ve diğer pek çok ülkenin daha zengin ve yüksek refahlı olması kötü bir şey değil. Bu harikulade bir şey çünkü, daha az insan aşırı yoksulluk çekmiş oluyor. Ve ayrıca, [önceden] et yemeye gücü yetmeyen fakat bu refah ile birlikte şu anda et yemek isteyen milyonlarca insan var. Bilhassa Çin, hayvan hakları ile alakalı hiçbir hukuki düzenlemeye sahip değil. Sayısı artan çiftlik fabrikaları, hayvanların yaşadığı koşullar oldukça korkunç. Çin’e gittiğiniz zaman, hayvan hakları konusunun ABD’de olduğundan daha feci olduğunu [hayvan istismarlarını] görüyorsunuz.

Kelsey Piper: Bunun yanında ben işin felsefi yönünü de merak ediyorum. 45 yıl önce öne sürdüğünüz konuyla ilgili argümanlar, günümüzde de hala hayvanlar için en güçlü argümanlar mı sizce?

Peter Singer: Sanırım 1975 yılında öne sürdüğüm argümanlar hala bana en ikna edici ve temel argümanlar olarak görünüyor. Ben “Animal Liberation”ı kaleme aldıktan sonra yaşanan şey ise kimi felsefecilerin farklı yaklaşımlar kullanmaya başlamasıdır. Örneğin, Amerikalı filozof Tom Regan’ın hayvan hakları argümanı, önceden literatürde yer alan Tom’un koyduğu şekilde var olan bir şey değildi, diğer görüşler de öyle. (Tom Regan, Kantçı bir yaklaşımla, en azından bazı hayvanların en az insanlar kadar içsel ve asli değerlere/haklara sahip olduğunu çünkü kendi “yaşamlarının özneleri” olduğunu ileri sürüyor.)

Dolayısıyla benzer sonuçlara ulaşan felsefi olarak farklı yaklaşımlar mevcuttur; bir tür çoğulçu durum olduğu söylenebilir. Açıkçası ben Sonuççu olmaya devam edeceğim. Burada hak temelli yaklaşımlar vardır, bu yaklaşımı sevenler için bu iyi bir şey. Martha Nussbaum’un yetiler/beceriler yaklaşımı da benzer bir sonuca ulaşıyor. [Nussbaum’un yaklaşımına göre; etik refaha/esenliğe erişme özgürlüğü ile bunu yapabilmek için ne kadar fırsatın önümüze çıkacağı üzerine odaklanmalıdır.]

Peter Singer (1946-….)

Kelsey Piper: Nussbaum’un, hayvanların önemli ve ahlaki bir değere sahip olması ve buna bağlı olarak da endüstriyel çiftçiliğin epey yanlış/kötü olması konusunun, ahlak felsefesinde pek nadir görülen bir uzlaşı olduğunu söylediğini görmüştüm.

Peter Singer: Evet, kesinlikle. Kimi konularda hem fikir olmayan kişiler için bile durum böyledir, örneğin; yakın zamanda hayatını kaybeden muhafazakar bir İngiliz filozofu olan Roger Scruton’ı örnek verebiliriz. Bir tür dini eğilime yaslanarak hayvanlara karşı nasıl dindar olmamız gerektiğinden söz etmişti. Diğer yandan ise hayvan eti yemeye devam etti, hatta et yemeyi savundu fakat kesinlikle karşı olduğu bir şey vardı ki, o da endüstriyel çiftçilikti.

Kelsey Piper: Vegan olmak için en güçlü gördüğünüz argümanı merak ediyorum doğrusu.

Peter Singer: Vegan olmak, sizi, hayvanları yemek için yetiştirmek ve öldürmek gibi ahlaki olarak savunulamayacak eylemlerin suç ortağı olmaktan kurtarır.

Bu noktada, şu anda var olandan başka türlü hayatta var olamayacak ve iyi bir yaşam sahibi olamayacak hayvanları meydana getirerek; onlara uygun koşullarda baktıktan sonra insanca öldürmemiz konusunda daha karmaşık tartışmalar mevcuttur. Sizin de bildiğiniz gibi, bazı hayvan tüketim biçimlerini savunmaya dair pek çok argüman var. Bu argümanların, hayvanlara yönelik tutumlar üzerindeki etkisi veya onların insanların kullanımı için yetiştirilmesi fikrini güçlendirip güçlendirmediğini bilmiyorum.

Kelsey Piper: Siz, vegan mısınız?

Peter Singer: Kesinlikle değilim. Örnek vermek gerekirse, istiridye ve midye gibi çift kabukluların acı çekebileceğini düşünmediğimden dolayı onları yiyorum. Eğer mümkün olsaydı kesinlikle hücre-bazlı (yapay et) et de yerdim. Gezen-tavuk yumurtaları tüketmeme konusunda da o kadar katı biri değilim.

Kelsey Piper: Bu aile içinde mücadelesini verdiğimiz bir şeydi. İyi bakılmış tavuklardan geldiğine emin olduğumuz yumurtaları tespit etmek.

Peter Singer: Evet, bu dediğin doğru. Bence, Avusturalya’da [Peter Singer’ın yaşadığı yer] gezen-tavuk yumurtalar elde etmek/bulmak devasa Amerikan şehirlerinden çok daha kolay. ABD’de yumurtalardan hangilerinin gezen-tavuk yumurtası olduğunu, hangisinin genelde büyük ambarlarda küçük toprak parçası üzerinde yetiştirildiğini anlamak zordur. Avusturalya’da ise bunlar kontrol altındadır ve raporlanmaktadır.

Kelsey Piper: 2020 yılında, çiftlik hayvanlarına yönelik hala güncelliğini korumakta olan pek çok eski argüman mevcuttur. Çoğu kişinin zihninde, çiftlik hayvancılığının salgın ve iklim değişikliğine ne türden bir etkide bulunma potansiyeli olduğuna dair yeni endişeler belirmeye başladı.

Peter Singer: “Why Vegan?” kitabımdaki son makale, 2020’deki COVID-19 salgını, grip ve bunun gibi şeylerin kökeni üzerine. Taze et pazarları ve bu pazarların içerdiği gaddarlık ile sağlığımızı ne derece tehlikeye attığından da bahsediyor.

Animal Liberation” kitabını yayımladığımda olayların tamamen hayvanlara ilişkin yönüne odaklanmıştım. Ancak daha sonraları, yani 80’li yıllara geldiğimizde iklim değişikliği problemi ve hayvansal üretimin bu probleme etkisinin farkına vardım. İşte bu nedenden dolayı, hayvansal ürünleri kullanmaktan kaçınmak için ikinci bir ana argüman daha vardır. Son birkaç yıldır vegan olan insanlarla her konuştuğumda, iklim değişikliği probleminin bu insanlar üzerinde oldukça mühim bir etkisi olduğunu görüyorum.

Daha sonraki ve günümüze yakın yıllarda ise, endüstriyel çiftçilikten doğabilecek salgın risklerinin farkına vardım. Bundan dolayı yeni çıkan kitabımda üç şeyden söz ediyorum: Hayvanlar, iklim ve salgınlar.


Hayvan Hakları ve Veganizme Dair Diğer İçerikler:

  1. Vejetaryenizm Üzerine Ahlaki Diyaloglar – Michael Huemer
  2. Hayvanların Ahlaki Statüsü – Jason Wyckoff
  3. “İnsanca” Öldürülen Bir Hayvan Yine De Öldürülüyor – Ve Bu Yanlış – Anna Charlton ve Gary Francione
  4. Çiftlik Hayvanlarının Bir “Şey” Değil, Birey Olduklarıyla Yüzleşme Vakti – Lori Marino
  5. Hayvanlara Borçlu Olduğumuz Her Şey – Pam Weintraub
  6. Hayvanların Yaşama Hakkı Var Mı? – Tom Regan
  7. Yapay Zekalar Hayvanlarla Aynı Etik Korumalara Sahip Olmalıdır – John Basl ve Eric Schwitzgebel
  8. Sınırlamalar ve Hayvanlar – Robert Nozick
  9. Etik Olarak Hayvanların Acılarını Rahatlatmakla Yükümlüyüz – Steven Nadler
  10. Ahlaki Vejetaryenizm – Lori Gruen (Stanford Encyclopedia of Philosophy)
  11. Kuş Gribi, İtlaf ve Hayvan Hakları – Prof. Dr. Hasan Yücel Başdemir
  12. Türcülük – Dan Lowe
  13. Primatlaşan Bireyler: Artılar ve Eksiler – Steve F. Sapontzis

Kelsey Piper-What philosopher Peter Singer has learned in 45 years of advocating for animals”, (Erişim Tarihi: 22.11.2020)

Çevirmen: Taner Beyter & Eren Gündemir

Çeviri Editörü: Can Kalender 

1 Yorum

  1. Çok güzel ve akıcı olmuş hocam. Ben de bu konu ile alakalı daha fazla bilgi edinmek için kaynak arıyordum, buradaki yazılara ve bahsedilen kitaplara bakacağım.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Neandertallerin Sanat Yapabildiğini Nasıl Keşfettik? - Chris Standish & Alistair Pike

En Güncel Haberler Analitik Felsefe