Hayvanların Ahlaki Statüsü – Jason Wyckoff

98 Okunma
Okunma süresi: 5 Dakika

İnsanlar, insan olmayan hayvanlarla birçok farklı etkileşimde bulunur. Köpekler, kediler ve hamsterlar gibi bazı hayvanlar bizim bakımımız altında evlerimizde yaşarlar; fareler gibi bazı hayvanlar ise genelde istenmeyen misafirler olarak evimizde konaklar. İnek, domuz ve tavuk gibi hayvanlar taze et, süt veya yumurtaları insanlar tarafından tüketilsin diye çoğaltılır. Bazı hayvanlar ise insanlar tarafından laboratuvarlarda denek olarak kullanılır, ‘spor amaçlı’ avlanır veya sirk ve hayvanat bahçelerinde eğlence amaçlı tutulur.

Kimi insanlar bu etkileşimlerden en azından bazılarının -hatta belki de hepsinin- ahlaken problemli olduğuna inanırken kimileri bir kısmının -hatta belki de hepsinin- ahlaken izin verilebilir olduğuna inanır. Şimdi, insan-hayvan etkileşimi etiğindeki farklı bakış açılarını inceleyeceğiz ve her bir görüşü destekleyen bazı gerekçelere bakacağız.

1. İstisnacılık: Hayvanlara Karşı Hiçbir Ahlaki Görevimiz/Sorumluluğumuz Yoktur

Hayvanların ahlaki statüsünü bir spektrum halinde incelersek üç farklı görüşün olduğunu fark ederiz. Bu spektrumun bir ucunda insan olmayan canlıların ahlaki statüsünün de olamayacağını ve insanların hayvanlara karşı direkt olarak herhangi bir sorumluluğu olmadığını savunan istisnacılık bulunuyor. (Bir diğer deyişle insanlar istisnadır ve hayvanlarla ilgili her ahlaki görev çıkarımsaldır; eğer köpeğinize zarar vermek yanlışsa bunun sebebi köpeğinize karşı bir yanlışın yapılmış olması değil, bunu yapmanın size karşı yanlış bir şey yapmasıdır.) İstisnacılara göre hayvanlar ahlaki özne olabilmek, yani birine karşı ahlaki sorumluluklara sahip olunması için o varlığın sahip olması, için zorunlu olan kriterleri sağlayamaz. Örneğin İstisnacılar ahlaki sorumlulukların toplumsal yapılara göre belirlendiğine ve hayvanların toplumsal sözleşmede bulunamamalarından ötürü bu alanın dışında olduklarına inanabilir. Veya ahlakla ilgili olabilmesi için bir öznenin tercihlerinin olması, ahlaki yargıda bulunabilmesi veya etik hakkında gerekçelendirme yapabilecek kapasitede olması gerektiğine ve hayvanların bu özelliklerden yoksun olduklarına inanabilirler. (Carruthers 1992; Cohen 1986; Frey 1979’a bakınız) Bu argümanı şu şekilde ifade edebiliriz:

  1. Bir bireye karşı ahlaki yükümlülüklerimiz ancak o birey spesifik bir P özelliğine sahipse vardır.
  2. Bütün insanlar P’ye sahiptir.
  3. İnsan olmayan hayvanlar P özelliğinden yoksundur.
  4. Bu nedenle, insanlara karşı ahlaki görevlerimiz vardır ancak hayvanlara karşı yoktur.

İstisnacıların yapması gereken burada bize P’nin ne olduğunu ve neden ahlaken önemli olduğunu açıklamaktır.

2. Hayvanlara Karşı Ahlaki Sorumluluklara Sahibiz: Abolisyonizm ve Refahçılık

Spektrumun bir diğer ucunda ise hayvanların, insanlar tarafından  kaynak olarak kullanılmalarıyla bağdaşmayan bir ahlaki statülerinin olduğunu ve bu yüzden hayvanların her türden kullanımlarının ‘terk edilmesi’ gerektiğini savunan abolisyonizm var. (Francione 2000 ve Regan 1983’e bakınız.) Abolisyonistler, hayvanların insan için araçsallaştırıldığı her faaliyete karşı çıkan veganizme bağlıdır. Abolisyonizm lehindeki argümanlara aşağıda değinilecektir.

İstisnacılık ve Abolisyonizm’in arasındaki bütün görüşler Refahçılığın biçimleridir. Refahçılar, İstisnacıların hayvanlara karşı direkt sorumluluklarımız olmadığı görüşüne karşıdırlar fakat gereksiz acı çekmedikleri müddetçe kaynak olarak kullanılmalarına karşı değillerdir. Tabii ki, Refahçılar arasında ‘gereksiz acı çekme’ gibi kavramların nasıl tanımlandığına göre oluşacak büyük farklılıklar vardır. Bazı Refahçılar vegan veya vejetaryenken bazıları hayvan tarımı, avlanma veya hayvan deneylerini destekler.

3. Abolisyonizm ve Refahçılık Lehinde Argümanlar

Abolisyonistlerin ve Refahçıların öne sürebilecekleri bir argüman şu şekildedir: Zeka, öz farkındalık, dil kullanımı gibi herhangi bir kritere en az insan olmayan hayvanlar kadar düşük seviyede sahip olan insanlar vardır. Eğer bu insanlara diğer hayvanlara davrandığımız gibi davranmamız yanlışsa hayvanlara bu insanlardan farklı bir şekilde davranmamızın ahlaken izin verilebilir olduğunu söylemek de keyfi olacaktır, çünkü bu iki canlı arasındaki tek fark ait oldukları türlerdir. Bu da ahlakla alakasızdır çünkü ‘tür’ ahlaki değil biyolojik bir kategoridir. (Norcross 2004; Singer 1990’a bakınız.)

Bu argüman bir İstisnacıya cevap olabilirdi. Peki, Abolisyoncular ve Refahçılar kendi pozisyonlarına destek olarak nasıl argümanlar öne sürüyorlar? Hayvanların ahlaken değerli olduğunu savunan basit bir argümana bakalım:

  1. Hayvanlar acıyı hissedebilir.
  2. Acı kötüdür.
  3. Bir varlığa, iyi bir nedeni olmadığı sürece kötü bir şey yapmak yanlıştır.
  4. Böylece iyi bir nedeni olmadığı müddetçe hayvanlara acı çektirmek yanlıştır.

Eğer bu veya benzer bir argüman ikna ediciyse, hayvanlara karşı ahlaki sorumluluklarımız acı çektirmek için iyi bir nedenin ne olduğuna bağlı olacaktır. (cf. Bentham 1988 (1781), 310-11) Burada Abolisyonistler ve Refahçılar birbirleriyle ters düşebilir. Örneğin Refahçılar, eğer hayvan deneyleri ölümcül bir hastalığa çare bulabilecekse bunun ahlaken savunulabileceğini düşünebilir çünkü bu, hayvanlara acı çektirmek için iyi bir nedendir. Abolisyonistler ise burada yeterince iyi bir neden verilemeyeceği düşüncesini sürdürürler ve bunun lehine olarak da bir grup insana aynı hastalığı tedavi etmek için acı çektirmenin yanlış olacağını öne sürerler. (Marks 2012)

Abolisyonistler ve Refahçılar ayrıca zamanından önce ölümün insanlar için olduğu kadar hayvanlar için de kötü bir şey olup olmadığı konusunda sık sık ters düşerler. Birçok Refahçı, eğer hayvanlar geleceği düşünemiyorlarsa, acısız bir şekilde, öldürülmenin onlara bir zarar vermeyeceğine inanır. Abolisyonistler, hayvanların geleceklerini planlayamasalar bile gelecekleriyle ilgilendiklerini için öldürülmelerinin yanlış olacağını düşünmeye eğilimlidirler; yani insani amaçlar için hayvanların acısız bile olsa öldürülmesine karşı çıkarlar. (Farancione ve Garner 2010’a bakınız.)

4. Sonuç

Hayvanların ahlaki statüsü karmaşık ve tartışmaya açık bir alandır ve tabii ki bütün bu tartışmayla ilgili olarak ikiden fazla görüş vardır. (Örneğin diğer perspektifler için MacKinnon 2005 ve Adams 2010’a bakınız.) Biz burada, tartışmanın ana hatlarını çizdik. Umarım ki bu, okuyucuyu aşağıdaki kaynaklardan başlayarak sorunla daha ilgili olmaya itecektir.

Referanslar

  • Adams, Carol J. 2010. The Sexual Politics of Meat: 20th Anniversary Edition. New York and London: Continuum.
  • Bentham, Jeremy. 1988 [1781]. The Principles of Morals and Legislation. Amherst, NY: Prometheus Books.
  • Carruthers, Peter. 1992. The Animals Issue: Moral Theory in Practice. Cambridge: Cambridge University Press.
  • Cohen, Carl. 1986. “The Case for the Use of Animals in Biomedical Research,” The New England Journal of Medicine, vol. 315.
  • Francione, Gary L. 2000. Introduction to Animal Rights: Your Child or the Dog? Philadelphia: Temple University Press.
  • Francione, Gary L. and Garner, Robert. 2010. The Animal Rights Debate: Abolition or Regulation? New York: Columbia University Press.
  • Frey, R.G. 1979. “Rights, Interests, Desires and Beliefs,” American Philosophical Quarterly 16:3.
  • MacKinnon, Catharine. 2005. “Of Mice and Men: A Feminist Fragment on Animal Rights,” in Martha Nussbaum and Cass Sunstein (eds.), Animal Rights: Current Debates and New Directions. Oxford: Oxford University Press.
  • Marks, Joel. 2012. “Accept No Substitutes: The Ethics of Alternatives,” Animal Research Ethics: Evolving Views and Practices, Hastings Center Report Special Report 42:6.
  • Norcross, Alastair. 2004. “Puppies, Pigs, and People,” Philosophical Perspectives 18.
  • Regan, Tom. 1983. The Case for Animal Rights. Berkeley and Los Angeles: University of California Press.
  • Singer, Peter. 1990. Animal Liberation, 2nd Edition. New York: New York Review of Books.

Bağlantılı Yazılar


Jason Wyckoff- “The Moral Status of Animals” Erişim Tarihi: 09.08.2020), Erişim Kaynağı: https://1000wordphilosophy.com/2014/02/03/the-moral-status-of-animals/

Çevirmen: Efe Aytekin

Çeviri Editörü: Berat Mutluhan Seferoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Oyun Teorisi ve Koronavirüs Politikaları - Jean Vilbert

Sonraki Gönderi

İslam ve Marcus Aurelius

En Güncel Haberler Analitik Felsefe

Tanrı Nerede? – Edward Feser

Yıllar boyunca bu blogda tartışılan ana meselelerden bazıları hakkında bir düşünüş yolu olduğunu düşündüğüm bir analojiden