Çoğunluğu mu Kurtarmalı Azınlığı mı: Sayıların Ahlaki Bağlamı – Theron Pummer

/
12 Okunma
Okunma süresi: 17 Dakika

Solunuzda üç yabancının boğulduğunu görüyorsunuz. Sağınızda ise bir yabancı boğuluyor. Solunuza bir can simidi atarak üç yabancıyı zahmetsizce kurtarabilirsiniz. Alternatif olarak, sağınıza bir can simidi atarak o bir yabancıyı kurtarabilirsiniz. Fakat unutmayın, aynı anda bu dört kişinin hepsini kurtaramazsınız.

Bu durumda ne yapmalısınız? Hiçbir şey yapmamak yanlış gibi görünüyor ama yalnızca birini kurtarmayı seçmek de mi yanlış olurdu? Peki ahlaki açıdan konuşursak üç yabancıyı kurtarmakla mı yükümlüsünüzdür?

Pek çok kişi, yardım edebileceğiniz masum yabancılar benzer bir tehlikenin içerisindeyken sayıca daha fazla olan grubu kurtarmamız gerektiğini iddia eder.

Bu iddia makul mudur? Bu makalede bu iddiaya dair bazı şüpheleri inceleyeceğiz.

1. Kim Haksız?

Eğer ahlaki olarak biri yerine boğulan üç yabancıyı kurtarma zorunluluğu varsa bir kişiyi kurtarmak yanlış olmalıdır. Ancak aşağıdaki şüpheci argümana bir bakalım:[1]

  1. Bir kişiyi kurtarmak kimseyi haksızlığa uğratmaz.
  2. Eğer bir kişiyi kurtarmak yanlışsa onu seçmenin, haksızlığa uğrattığı birileri olmalıdır.
  3. Bu nedenle bir kişiyi kurtarmak yanlış değildir.

Öncelikle (1)’i düşünelim. Eğer bir kişiyi kurtarırsanız, kim haksızlığa uğramış olur? Kurtarmak için üç kişilik gruptan birisini seçelim. Bu kişi, onun yerine bir başka kişiyi kurtardığınız için makul bir şikayette bulunamaz gibi görünüyor. Ne de olsa bu kişiyi kurtarmakla başka bir kişiyi kurtarmak arasında seçim yapsaydınız hangisini kurtarırsanız kurtarın hatalı sayılmazdınız- en azından seçimi yazı tura atmak gibi adil bir yöntemle yaptığınızı varsayarsak. [2]

Ancak tartışmalı olarak, üç kişilik grubu kurtarabilecekken yalnızca diğer taraftaki bir kişiyi kurtardığınız senaryoda, kalan üç kişiden herhangi biri onun hayatına yeterince değer vermediğinizi söyleyerek makul bir şikayette bulunabilir. Örneğin ‘’Neden o insanı üç hayat pahasına kurtardın da beni bir hayat pahasına kurtarmadın’’ şeklinde bir itirazda bulunabilir. Yani (1)’in aksine, bir kişiyi kurtarırsanız birilerine haksızlık etmiş olursunuz. Hatta üç kişiden üçüne de haksızlık etmiş olursunuz. [3]

Bazıları bir kişiyi kurtarmanın yanlış olduğunu çünkü ‘en fazla mutluluğu getiren seçenek olmadığını iddia ederek (2)’yi reddeder. Ama en fazla mutluluk getiren seçeneği seçmemek yanlış olsaydı çok mutlu bir insanın hayatını kurtarmak yerine orta derecede mutlu bir insanın hayatını kurtarmak da yanlış olurdu. Ki birçokları bunu reddedecektir.[4]

2. Katkının Sınırı

Sayısı fazla olan grubu kurtarma zorunluluğu, yalnızca kişiler benzer bir tehlikede olduğunda mı geçerlidir?

Tehlikenin çok farklı olduğunu varsayalım. Televizyonda Dünya Kupası’nın sonunda milyarlarca insanı güldürecek sürpriz bir reklam yayınlamayı planladığımızı varsayalım. Ama tam o sırada Jones bazı teknik ekipmanların arasında kalıyor ve son derece acı verici elektrik şoklarına maruz kalmaya başlıyor. İstersek eğlenceli reklamımızı hala yayınlayabiliriz ancak Jones’un bir saat boyunca acı çekmesine göz yummak şartıyla.[5]

Birçokları ahlaki olarak milyarları güldürmek yerine Jones’u kurtarmamız gerektiğini söyleyecektir.

Bazıları ‘’Katkı Sınırı’’ görüşünü desteklemek için böylesi örnek vakalara işaret ederler. Buna göre:

  • Her bir kişi için tehlike yeterince benzer olduğunda (ölüme karşı ölüm gibi), azı değil çoğu kurtarmamız gerekir ancak,
  • Her bir kişi için tehlike çok farklı olduğunda (ölüme karşı baş ağrıları gibi) sayılar ne olursa olsun daha büyük tehlikede olan tarafı kurtarmamız gerekir.[6]

Ancak bu görüş biraz dengesiz olabilir. Üç alternatifiniz olduğunu varsayın:

(i) Bir kişiyi yoğun bir acıdan kurtarmak;
(ii) Bir sürü kişiyi orta derecede bir acıdan kurtarmak;
(iii) Bir sürü kişiyi hafif bir acıdan kurtarmak.

Yoğun acının orta derecedeki acıya yeterince benzediğini, orta derecedeki acının hafif acıya yeterince benzediğini ve yoğun acıyla hafif acının yeterince farklı olduğunu varsayalım.[7] Bu bilgiler göz önüne alındığında Sınırlı Katkı görüşü (ii)’yi (i)’ye, (iii)’ü (ii)’ye ve (i)’i (iii)’e tercih etmekle yükümlü olduğumuz gibi mantıksız bir çıkarıma varıyor gibi görünüyor.[8]

Sınırlı Katkı savunucuları buna; alternatiflerimiz yalnızca bu ikisi olduğunda (ii)’yi (iii)’e ve alternatiflerimiz yalnızca bu ikisi olduğunda (iii)’ü (i)’e tercih etmemiz gerektiği şeklinde cevap verebilirler. Her üç alternatif de seçilebilir olduğunda ise işer çok değişir.[9]

Bunun yerine daha çoğu seçme yükümlülüğünü yalnızca tehlikenin tıpatıp aynı olduğu durumlara indirgemeyi deneyebiliriz ancak o zaman da bir grubun sayısının daha fazla olması neredeyse hiçbir zaman o grubu kurtarmak için gerekçe olmaz. Ki bu da mantıksız görünüyor.

3. Azı Tercih Etmek

Bir başka şüpheci argümana göre, üç yabancı yerine bir arkadaşınızı kurtarmak yanlış değilse üç yabancı yerine bir yabancıyı kurtarmak da yanlış değildir.[10]

Arkadaşınızla aranızdaki özel bağın, yabancılar yerine onu tercih etmenizi meşru yapacağını inkâr etmek zordur. Ancak bu durumda en azından bir yabancıyla aranızda yeterince özel bir bağ olup olmadığı sorgulanabilir.[11]

Peki bu bir kişiyle aranızda olabilecek nasıl bir bağ onu diğer üçüne tercih etmenizi meşru kılar? Farz edelim ki o bir kişi bir arkadaşınız kadar yakın değil de sadece bir tanıdığınız olsun- işe giderken el salladığınız birisi gibi. Ve tartışmalı olarak, muhtemelen birisiyle ortak bir geçmişe sahip olmadan da yeterince bağ kurabilirsiniz- ilk görüşte aşkta olduğu gibi.[12] Ya da en azından bu spesifik kişiyle empati kurabilirsiniz.

Bu saydığımız gibi minimal bağlantılar az sayıda kişinin kurtarılmasını meşru yapsalar bile yalnızca sınırlı sayıda senaryoda geçerlidirler. Yine dört yabancının boğulduğunu varsayalım: Üç tanesi bir mil batıda, bir tanesi ise bir mil doğuda. Siz ise iki yönden birisine kurtarma ekibi gönderebilirsiniz. Tüm bildikleriniz bunlardan ibaret. Burada ikisinden birini tercih etmek için hiçbir dayanağınız yok gibi görünüyor. Hayır işlerinin çoğu işte böyledir, yardımda bulunacağınız kişilerle ilgili kişisel bilgilere sahip değilsinizdir- bir hayır kurumu bağışlanan her X $ için ortalama bir hayat kurtarırken, bir diğer kurum üç hayat kurtarır.[13]

Son olarak ise boğulurken gözlerinizin içine bakan yakınınızdaki bir yabancıyı kurtarmak ile uzağınızdaki üç yabancıyı kurtarmak arasında bir seçim yapmak zorunda kaldığınızı varsayalım. Bu senaryoda o bir kişiyi mi kurtarmanız gerekir?[14]

4. Sonuç

Bu yazıda, çoğunluğu kurtarmayı azınlığı kurtarmaya tercih etmek üzerine bazı şüpheleri inceledik.[15] Bu gereksinimin makullüğünün ve kapsamının belirlenmesi yalnızca acil durum kurtarmaları için değil, aynı zamanda hayır işi bağışları ve sağlık hizmetleri tahsisleri gibi konular için de önemli sonuçlar doğurabilir.[16]

Notlar

  • [1] Anscombe 1967. Ayrıca Munoz-Dardé 2005’e de bakınız.
  • [2] Adil seçim yapmak konusunda Broome 1990 ve Walden 2014’e bakınız. Bazıları, yazı tura gibi rastgele bir prosedür uygulamak yerine solunuzda kimin olduğu, kimin daha yaknınızda olduğu veya ilk kimi gördüğünüz gibi gerçeklere dayanarak seçim yapmanın daha meşru olduğuna inanıyor.
  • [3] Tartışma için Otsuka 2006 ve Kumar 2011’e bakınız. Üç kişiden birisinin onu bir hayat pahasına kurtarmadığınız, ancak bir kişiyi üç hayat pahasına kurtardığınız şikayetine dair Zhang (yayınlanmamış)’a bakınız.
  • [4] Örnek için Doggett 2013 ve Pummer 2023 (bölüm 2)’e bakınız.
  • [5] Scanlon 1998 (235)’ten ünlü bir vakanın değiştirilmiş versiyonudur.
  • [6] Bu tarz bir görüşün savunucuları arasında Kamm 1993, Scanlon 1998 ve Voorhoeve 2014 vardır. Benim ‘’Sınırlı Katkı’’ dediğim görüş literatürde ‘’Sınırlı Toplanma’’, ‘’Kısıtlı Toplanma’’ veya ‘’Kısmi Toplanma’’ olarak da bilinir. Bu tarz görüş ve itirazların kapsamlı bir tartışması için Horton 2021’e bakınız.
  • [7] Üç aşama acı (yoğun, orta ve hafif) yerine, çok şiddetli acı ile başlayan ve çok hafif acı ile biten bir dizi acıyı da kullanabiliriz: bu dizideki her acı bir öncekinden sadece biraz daha az kötüdür. Bu, peş peşe gelen ağrıların yeterince benzer olduğuna itiraz edilmesini çok zorlaştıracaktır.
  • [8] Alternatifleriniz (i), (ii) ve (iii)’yi içerdiğinde; (ii) yerine (i)’yi seçmeniz gerektiği gerçeği, (i)’nin meşru olmadığını; (iii) yerine (ii)’yi seçmeniz gerektiği gerçeği, (ii)’nin meşru olmadığını ve (i) yerine (iii)’yi seçmeniz gerektiği gerçeği ise (iii)’nin meşru olmadığını ima ediyor gibi görünüyor. Sonuç olarak alternatiflerinizden her biri her zaman seçilebilir değildir. Ancak (i), (ii), (iii) arasında seçim yapmak çok zor olsa bile; seçilemez bir seçim yapmaya mahkum olduğunuza inanmak zordur.
  • [9] İleri tartışmalar için Kamm 1993, Voorhoeve 2014, ve Horton 2021’e bakınız.
  • [10] Taurek 1977.
  • [11] Parfit 1978’ bakınız.
  • [12] Setiya 2014’e bakınız.
  • [13] Örnek olarak Givewell.org’a bakınız. Givewell, yoksul insanlara yardım eden hayır kurumlarını bağışlanan dolar başına sağlanan ortalama fayda açısından değerlendirmeye adanmış bir kuruluştur.
  • [14] Woollard 2015 (156)’ya bakınız, Mogensen 2019 ve Pummer 2023 (5 ve 6. bölüm).
  • [15] Sung 2022, azınlığı kurtarmanın meşru olduğuna neredeyse emin olsanız bile, her ihtimale karşı çoğunluğu kurtarmanız gerektiğini savunuyor.
  • [16] Bu gereksinimin kapsamını, aşırı yoksulluk içinde yaşayan yabancılara yardım etmek için zaman ve para bağışlamaya odaklanarak Pummer 2023’te inceliyorum.

Theron Pummer – “Saving the Many or the Few: The Moral Relevance of Numbers“, (Erişim Tarihi: 06.11.2022)

Çevirmen: Yağız kaygı

Çeviri Editörü: Beyza Nur Doğan

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Hayvan Sömürüsüne İlişkin Montreal Deklarasyonunu Neden İmzalamadım – Gary Francione

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü