Felsefe Ve Video Oyunları Haritasının Cazibesi – Emily Thomas

Emily Thomas ile bilinmeyen mekanları keşfetmenin gücü üzerine

//
1499 Okunma
Okunma süresi: 5 Dakika

Elden Ring’in açılış oynanışından dakikalar sonra oyunculara “Harita” sunulur. Sisle çevrili, yeşil-kahverengi bir karenin üzerinde duruyorsunuz; uzaklaştırdığınızda bu kare siyah bir boşluğun içindeki bir adaya dönüşüyor. Haritanın kenarları bilinen dünyanızın sınırlarını gösterir. Birçok yazar bu oyun içi haritaların çekiciliği üzerine düşünmüş, örneğin haritaların giderek daha büyük [1] ve daha güzel [2] hale geldiğini savunmuştur. Fakat ben, harita felsefesinden yola çıkarak yeni bir yanıt öneriyorum. Video oyunu haritaları, onları keşfetme zevkini arttıran “boş başlama” gibi eşsiz bir özelliğe sahiptir.

Haritaların Felsefesi

1989 yılında Brian Harley epey basit bir soru sormuştu [3]. Haritalar nedir? Haritaları, etrafımızdaki dünyanın temsilleri olarak dolaysız ve yalın şeyler olduğunu düşünebilirsiniz. Harley bu açık ve basit cevabı reddetmişti. Bunun yerine Harley, haritaların doğasına ilişkin felsefi bir argüman ileri sürdü: haritalar iktidar aygıtı olan nesnelerdir. Harita yapımcıları dünyayı ne ile ve nasıl temsil edeceklerine karar verirler; bu kararların bir iktidar gücü söz konusudur. Biri New York’u, diğeri Kudüs’ü merkeze yerleştiren iki dünya haritasını düşünelim. Söz konusu bu iki harita da, dünyanın merkezinin ne olduğuna dair çok farklı bir mesaj iletir. 2006 yılında Norveç Dışişleri Bakanı, ‘High North’u (Norveç ve çevresindeki kutup bölgeleri) merkeze yerleştiren yeni haritalar hazırlatmıştı. Bakan yaptığı bir konuşmada [4] ‘Haritalar dünyaya bakış açımızı etkiliyor… Kuzeyden bakıldığında gezegenimiz epey farklı görünüyor’ açıklamasında bulunmuştu.

Bethesda’nın Skyrim oyunundan dünya haritası detayı. Gizemli sisler.

Gerçek Olmayan Yerlerin Haritalanması

İnsanlar yüzyıllardır gerçek-olmayan yerleri haritalandırmıştır: Cennet [5], Peri Diyarı [6] ve Orta Dünya haritaları gibi. Gerçek olmayan yerleri haritalamak, oyunlarla uyum içerisinde ilerliyor. Grafiksiz video oyunlarını ve Adventure ve Zork’un mağaralarında gezinmek için elle çizilen haritaları hatırlıyorum. Video oyunu haritaları o zamandan beri oldukça gelişti.

Bu haritaları Harley’in bakış açısından ele aldığımızda, beklenen bir manzara ile karşılaşıyoruz: Whiterun, Skyrim’de sunulan dünya haritasının merkezindedir. Witcher 3’te ise Kraliyet Sarayı olarak Vizima, sunulan dünya haritasının merkezinde yer almaktadır. Buralar, politik iktidar gücünün kalbidir. Dahası, oyun içi haritalar kendi dünyalarının farklı özelliklerini ortaya çıkarır. Yürüyerek keşif yapılan bir oyun olan Firewatch, nehirleri, çayırları ve erzak zulaları ortaya çıkarır. Bir macera RPG’si olan Red Dead Redemption 2, silah dükkanlarını, ahırları, efsanevi yaratıkların inlerini ortaya çıkarır. Yine de oyun deneyimimiz hakkında harita felsefesinden öğrenilecek daha çok şey olduğunu düşünüyorum. Video oyunları gerçek olmayan yerlerin geleneksel haritalarca sağlanamayan eşsiz bir deneyimini sunar. Video oyunu haritaları boş mekanları ödüllendirir. Elden Ring, neredeyse ya da tamamen boş bir haritayla başlayan ilk oyun olduğunu söylenemez. Sisler, bilinen dünyanın etrafında birikir; harita sadece uzak dünyanın dış hatlarını dağlar, kasabalar ya da gemi enkazları tarafından doldurulmayı bekleyen boş mekanları gösterir.

İnsanların video oyunlarını niçin sevdiğini açıklamak için birçok farklı teori sunulmaktadır. Oyun oynamak hükmetme, özerk olma ve aidiyet hissetme gibi [7] temel psikolojik arzularımızı tatmin eder. Oyun oynamak sizi bir akış durumuna [8] sokabilir, yani bir aktiviteye kendinizi tamamen kaptırdığınızda hissettiğiniz o eşsiz duyguya. Oyun bir aidiyet ve katılım duygusu [9] sağlayabilir. Bana sorarsanız, insanlar oyun haritaları tarafından da cezbediliyor.

Ember Lab’ın Kena’sından dünya haritası detayı. Keşfedilmiş ve keşfedilmemiş.

Boş Mekanların Cazibesi

Tarih boyunca insanlar haritalardaki boş mekanlara hasret duymuşlardır. Joseph Conrad’ın Karanlığın Yüreği’ndeki bir karakter, ‘yeryüzündeki boş mekanların’ ne kadar ‘davetkar’ göründüğünü, ‘en büyük, en boş olanı’ ziyaret etmek için nasıl istek duyduğunu anlatır. Tarihi haritalarda Terra Incognita (kelimenin tam anlamıyla bilinmeyen topraklar) kelimeleri bolca yer almıştır; söz konusu bu kelimeler hayal gücünü harekete geçirmektedir. Devasa beyaz alanlar ve orada olabilecek -belki de- kıyı şeridini gösteren silik çizgiler göz önüne alındığında burada cezbedici bir şey olduğunu söyleyebiliriz.

Gezegenimizde hala insanların keşfetmediği pek çok yer mevcut: Hala yeni mağara alanlarının [10] haritasını çıkarıyoruz ve okyanusların derinlerine ayaklarımızı daha sokmadık [11]. Ve Douglas Adams’ın da bir zamanlar dediği gibi, uzay gerçekten de çok büyük. Ancak çok azımız bu boşlukları keşfedebilecek. Keşfedilmemiş mağaralara ya da uzayın derinliklerine ulaşmak çok zor. Video oyunları keşif ve buluş için alternatif fırsatlar sunar. Haritaların boşluklarını tamamlayabiliriz. Hatta bir Minecraft oyuncusunun [12] yapmaya çalıştığı gibi, video oyunu coğrafyasında daha önce hiçbir oyuncunun gitmediği kadar derinlere inebiliriz.

Oyun, bilinmeyen mekanları koltuklarımızda otururken keşfetmemize ve haritaları tamamlamamıza olanak sağlar.

Bununla birlikte, video oyunu harita yapımı oyuncunun gücünü de ortaya çıkarır. Elden Ring, Skyrim ya da Horizon Zero Dawn oynarken oyuncu haritanın merkezindedir. Kelimenin tam anlamıyla evrenin merkezinde siz varsınızdır. Bu bize oyuncunun herhangi bir macera oyunundaki gerçek özne olduğunu hatırlatıyor: Antik bulmacaları çözen, krallıkları deviren, canavarlarla savaşan bizizdir. Ve maceradan maceraya koşarken ve yeni yerleri ortaya çıkarırken haritayı tamamlayan da bizizdir.

Referanslar

Emily Thomas, Durham Üniversitesi’nde Felsefe alanında Doçent olarak görev yapmaktadır.
https://emilythomaswrites.co.uk/


Emily Thomas  – Philosophy and the Lure of Video Game Maps”, (Erişim Tarihi: 01.03.2023)

Çevirmen: Eren Aydoğan

Editör: Taner Beyter

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Çağdaş Felsefe Söyleşileri

Sonraki Gönderi

Epistemik Adaletsizlik Nedir? – Joseph T. F. Roberts

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü