Fizikalizme Karşı Bilgi Argümanı – Tufan Kıymaz

2 Okunma
Okunma süresi: 7 Dakika

Zihin felsefesindeki fizikalizm, inançlar, duygular ve arzular gibi zihinsel durumlarının beynin fiziksel durumlarının üzerinde ve daha fazla bir şey olmadığı görüşüdür: ruhlarımız ya da fiziksel olmayan özelliklerimiz yoktur ve bu nedenle de zihinlerimizle ilgili her şey en temelde fiziksel gerçeklerdir. [1] Fizikalizm, birçok iddiasında evrenin bilimsel bir kavranışıyla en tutarlı olduğunu düşünen zihin teorisidir. [2]

Ancak şöyle bir şey hayal edin:

Mary, içinde hiç renk görmediği siyah-beyaz odasını hiç terk etmemiş, epey zeki bir süper bilim insanıdır. O, kitaplardan ve siyah beyaz bir televizyondan insanoğlunun renkleri görmesi hakkında tam/eksiksiz fiziksel bilgiye, yani fiziksel ve fonksiyonel olarak ifade edilebilir tüm bilimsel bilgiye sahiptir. Böylece o, insanın renkleri görmesi hakkındaki tüm fiziksel gerçeği biliyordur.

Ancak bir gün bu odadan çıkar ve kırmızı bir domates görür (domateslerin kırmızı olduğunu biliyor). O, “Demek ki kırmızı görmek böyle bir şey! İnsanların kırmızıyı gördüklerinde yaşadıkları buymuş!” [3] diye bağırır.

Şimdi, bilgi argümanı olarak bilinen fizikalizme karşı bir argümanımız var: Anlaşılan o ki Mary, insan renk deneyimi hakkında yeni bir gerçeği öğreniyor. Fakat o, odasından ayrılmadan önce zaten tüm fiziksel gerçekleri biliyordu. Yani onun öğrendiği şey fiziksel olmayan bir gerçek olmalıdır. Bunlar (çev.not: öğrendiği yeni şeyler) fiziksel olmayan gerçekler olduğu için fizikalizm yanlıştır. [4]

Bu argümana verilen en ünlü cevaplardan dört tanesini inceleyelim.

1. Yetenek Hipotezi

Yetenek Hipotezi’ne göre, Mary kırmızıyı ilk gördüğünde bir şeyler öğrenir, ancak öğrendiği bu şey yeni bir gerçek değil teknik bilgidir (çev.not:know-how); o yalnızca yeni bilişsel yetenekler kazanmaktadır. Belli bir deneyime sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu bilmek, bu görüşe göre ilgili deneyimi tanıma, hayal etme ve hatırlama yeteneklerine sahip olmaktan ibarettir. Mary’nin öğrendiği şey sadece yeni bir gerçeği içermeyen bir know-how ise, görmeden önceki bilgisi (her pre-release knowledge) hala tam olabilir. [5]

Benzetme yaparak ele alırsak Mary’nin yüzme hakkında tam bilimsel bilgiye sahip olduğunu düşünün. Ancak odadan çıkar ve nasıl yüzüleceğini öğrenirse bu, yüzme hakkındaki bilimsel bilgisinin eksik olduğu anlamına gelmez: o, nasıl yüzüleceğini öğrenerek yeni bir gerçeği öğrenmemiş, yalnızca bir yetenek edinmiştir.

Bununla birlikte, yetenek hipotezi ile ilgili bir problem, Mary’nin kırmızı gördüğü zaman, yalnızca teknik bir bilginin ötesinde yeni bir gerçeği öğrenmiş gibi görünmesidir. O, “İnsanların kırmızıyı gördüklerinde yaşadıkları şey buymuş!” dediğinde, kırmızı domates görmeden önce sahip olmadığı gerçek bir inancı ifade ediyordur.

2. Tanışıklık Hipotezi

Benzer bir cevap, Mary’nin yeni bir gerçeği öğrenmediği, fakat gerçekdışı tanışıklık bilgisi edindiği yönündedir. [6]

Varsayalım ki Oprah’ı tanıyıp tanımadığınızı soruyorum ve bir cevap olarak bana onun hakkında bazı gerçekler sunuyorsunuz. Ama sonra ben, “Hayır, sorduğum şey onu tanıyor musun?” diyorum. Ben, onu kişisel olarak tanıyıp tanımadığınızı soruyorum. Tanışıklık hipotezine göre, Mary bu “bilme” anlamında kırmızıyı görmenin nasıl bir şey olduğunu bilir. Zihinsel bir durumu deneyimlemenin nasıl bir şey olduğunu bilmek yalnızca o zihinsel durumun kendisini deneyimlemektir. Ayrıca tabi ki, Mary odadan çıkmadan önce kırmızı görmenin nasıl bir şey olduğunu bilemez, ancak bu onun bilmediği bazı gerçekler olduğu anlamına da gelmemektedir. Oprah ile ilgili tüm gerçekleri, onu kişisel olarak bilmeden bilmek mümkündür ve kırmızı görme deneyimiyle ilgili tüm gerçekleri, bu deneyimi fiilen deneyimlemeden de bilmek mümkündür [7].

Bununla birlikte, tanışıklık hipotezi de yetenek hipotezi gibi, Mary’nin yeni bir gerçeği öğrendiğini reddeder, böylece Yetenek Hipotezi’ne karşı yukarıdaki itiraz bu yaklaşıma da yöneltilebilir.

3. Fenomenal Konsept Stratejisi

Bu yaklaşıma göre, Mary’nin yeni bilgisi zaten bildiği fiziksel gerçeklerle ilgilidir. [8] Deneyimlerin birinci-kişi bilgisi fenomenal konspetleri içerir, öznel deneyimleri doğrudan ifade eden kavramlar ve fenomenal konseptler yalnızca öznel deneyimler yoluyla edinilebilir. Mary kırmızıyı gördüğünde, “Kırmızıyı görmek böyle bir şeymiş” der. Diyelim ki fizikalizm doğru ve Mary’nin sözünü ettiği kırmızılık deneyimi de aslında beynin fiziksel bir özelliğidir. Bu fiziksel özelliğe “R” diyelim. Yani, Mary’nin söylediği “şu”na eşittir: “R kırmızı görmek gibi bir şey.” İşte bu “şu” ifadesiyle fenomenal bir konsept ifade ediliyor. Yani, Mary’nin kırmızı gördükten sonra öğrendiği yeni bir gerçek olmayıp zaten bildiği fiziksel bir gerçeği kavramanın yeni bir yoludur. Analojiyle anlatırsak bu tıpkı “Clark Kent uçabilir” cümlesiyle “Süperman uçabilir” cümlesinin aynı gerçeği ifade etmesi gibidir.

Fenomenal kavram stratejisindeki temel zorluk, fenomenal konseptlerin birinci şahıs perspektifindeki öznel deneyimleri içerdiği göz önüne alınmasına rağmen, fenomenal konseptlerin doğasını tamamen fiziksel terimlerle açıklamaktır.

4. Öğrenme Yok İtirazı

Bazı fizikçiler, Mary’nin kırmızıyı gördükten sonra yeni bir şey öğrendiği sezginin yalnızca *prima facie olarak güçlü olduğunu savunuyorlar çünkü biz tam/eksiksiz fiziksel bilginin ne olduğuna dair yeterli bilgiye sahip değilizdir. [11] Onlara göre biz nasıl olduğunu göremesek bile Mary, fiziksel bilgiden “Kırmızıyı görmek böyle bir şeymiş” ile ifade edilen gerçeğini çıkarsayabilirdi. Analojiyle ele alırsak; Einstein’dan önce, madde hakkındaki tam bilginin bize tam bir enerji bilgisi vermeyeceğini düşünüyorduk, çünkü bunun nedeni, maddenin ve enerjinin ayrı birer varlık olmadığını açıklayan Einstein’ın teorisine henüz sahip olmamızdı.

Diğer yandan bazı fizikalistler bu konuda aynı fikirde değil. Onlar Mary’nin ilk kez kırmızı gördüğünde bir şey öğrendiğini ve bunun yeni bir gerçek olmasa da, bu onun fiziksel bilgisinden çıkarılamayacak yeni bir şey (know-how/teknik bilgi veya tanışıklık bilgisi veya bir fenomenal konsept) olduğunu savunuyorlar.

5. Sonuç

Bilgi argümanı fizikselizme karşı en etkili argümanlardan biridir. [12] Deneyimlerimizle ilgili öznel bilgimizin doğasını fiziksel terimlerle açıklamak çok zor görünüyor ve basitçe ifade etmek gerekirse, bilgi argümanı şunu söylüyor: eğer deneyimlerimiz fiziksel olsaydı, onlarla ilgili bilgilerimizi açıklamak bu kadar da zor olmazdı.

Notlar

[1] Fizikselizmin bir versiyonu, zihinsel durumların beyin durumları veya nöral durumlar olduğunu düşünür: zihinsel durumlar bizzat beyin veya farklı biçimlerdeki beyin nöronlarıdır.

Fizikselizmin bir başka versiyonu, zihinsel durumların beynin fonksiyonel/işlevsel durumları olduğunu iddia eder. İşlevsel bir durumu anlamanın bir yolu da şudur: A, B’nin fonksiyonel bir durumuysa, A, B’nin yaptığından başka bir şey değildir. Mesela, belirli türden bir hesaplama, bir bilgisayar donanımının işlevsel bir durumudur (veya tam bir işlemdir).

[2] Fizikselizmin başlıca alternatifi, farklı türleri olan dualizmdir. Madde dualizmine göre, sahip olduğunuz fiziksel bedene ek olarak, ayrı bir fiziksel olmayan şey olarak ruh da vardır. Bugün epey yaygın bir düalizm türü olan nitelik düalizmine göre, ruhunuz yoktur ancak beyninizin fiziksel olmayan bazı nitelikleri/özellikleri vardır. Bu fiziksel olmayan özellikler, beynin nöral ve fonksiyonel özelliklerinin üzerinde ve daha fazla birşey olan ağrı hissi gibi deneyimlerin öznel olarak erişilebilir özellikleri olacaktır.

[3] Sadece içsel olarak (veya iç gözlemle) tespit edilebilen deneyimlerin niteliksel özelliklerine “nitelik” (biricik-tekil: quale-qualia) denir. Yani, örneğin, kırmızı qualia kırmızı görmenin “ham/işlenmemiş hissi”dir; kırmızıyı görme deneyimini diğer bütün deneyimlerden (yeşil görme gibi) birinci şahıs perspektifiyle ayıran şeydir. Mary’nin “şu” ile kastettiği de budur.

[4] “Bilgi Argümanı” ve Mary örneği Frank Jackson (1982, 1986) tarafından geliştirilmiştir.

[5] Yetenek Hipotezi Lewis (2004) ve Nemirow (1980, 1990, 2007) tarafından geliştirilmiştir.

[6] Earl Conee (1994) tarafından geliştirilmiştir.

[7] Tanışıklık bilgisinin teknik bilgiden (know-how’dan) farklı olduğunu unutmayın. Oprah’ı tanıyabilirim (resimlerini gördüm), ama onunla hiç bizzat tanışmadım, bu yüzden onunla ilgili bu anlamda tanışıklık bilgim yoktur.

[8] Bakınız, örneğin, Horgan (1984), Loar (2004), Levin (2007), Papineau (2002, 2007).

[10] Örneğin, David Chalmers, tamamen fiziksel terimlerle ifade edilebilir herhangi bir fenomenal konsept açıklamasının öznel deneyimlerimizle ilgili epistemik durumumuzu açıklayamayacağını (çünkü öznellik, fenomenal kavramların önemli bir parçasıdır ve öznelliği bilimsel terimlerle/nesnel olarak kavrayamayız) ve tamamen fiziksel terimlerle ifade edilemeyen herhangi bir açıklamanın yeterince fizikalist bir açıklama olmadığını savunmaktadır. Bu, Fenomenal Konsept stratejisine karşı Chalmers’ın “Master Argümanı”nın basitleştirilmiş bir versiyonudur. Orijinal argümanı için bkz. Chalmers (2007). Onun argümanına karşı Fenomenal Konsept stratejisinin savunması için, bkz. Balog (2007).

[9] Bu yaklaşım, Tanışıklık Hipotezi’ne benzeyebilir, ancak aralarındaki temel fark, Tanışıklık Hipotezi’nin aksine Fenomenal Konsept stratejisine göre, Mary’nin yeni bir şey bildiği önerisidir.

[12] Frank Jackson 1990’ların sonlarında kendi argümanıyla ilgili fikrini değiştirmiştir. Kendisi artık fizikçidir.

Referanslar

İleri Okuma


*prima facie: ilk bakışta

Tufan Kıymaz- “The Knowledge Argument Against Physicalism”, (Erişim Tarihi:24.07.2020), Erişim Kaynağı: https://1000wordphilosophy.com/2019/10/05/the-knowledge-argument-against-physicalism/

Çevirmen: Taner Beyter

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, şu an Hacettepe Antropoloji öğrencisidir. Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Etik, din, epistemoloji ve siyasetle ilgilenir. Öğretmen olup, STK’larda görevlidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Tümdengelimsel ve Tümevarımsal Argümanlar (Internet Encyclopedia of Philosophy)

En Güncel Haberler Analitik Felsefe