Fizikselciliğe Karşı Bilgi Argümanı – Tufan Kıymaz

/
2119 Okunma
Okunma süresi: 9 Dakika

Zihin felsefesinde fizikselcilik inançlar, duygular ve arzular gibi zihin durumlarının, beynin fiziksel durumlarının ötesinde bir şey olmadığı görüşüdür: ruhlarımız ya da fiziksel olmayan özelliklerimiz yoktur ve bu nedenle de zihinlerimizle ilgili her gerçek en temelde fiziksel bir gerçektir. [1] Fizikselcilik, birçoklarına göre evrenin bilimsel kavranışıyla en tutarlı zihin kuramıdır. [2]

Ancak, şöyle bir şey hayal edin:

Mary, içinde hiç renk görmediği siyah-beyaz odasını hiç terk etmemiş, çok zeki bir süper bilim insanıdır. Kitaplardan ve siyah beyaz bir televizyondan insanların renk algıları hakkında tam/eksiksiz fiziksel bilgiye, yani fiziksel ve işlevsel terimlerle ifade edilebilir tüm bilimsel bilgiye sahiptir. Böylece, insanın renk algılarına dair tüm fiziksel gerçekleri biliyordur.

Ancak bir gün bu odadan çıkar ve kırmızı bir domates görür (domateslerin kırmızı olduğunu biliyor). Domatesi gördüğü anda “Demek ki kırmızı görmek böyle bir şey! İnsanların kırmızıyı gördüklerinde deneyimledikleri buymuş!” [3] diye haykırır.

Şimdi, fizikselciliğe karşı bilgi argümanı olarak bilinen bir argümanımız var: Anlaşılan o ki Mary, insan renk deneyimi hakkında yeni bir gerçeği öğreniyor. Fakat o, odasından ayrılmadan önce zaten tüm fiziksel gerçekleri biliyordu. Yani domatesi gördüğünde öğrendiği şey fiziksel olmayan bir gerçek olmalıdır. Dolayısıyla fiziksel olmayan gerçekler vardır ve fizikselcilik yanlıştır. [4]

Şimdi bu argümana verilen en ünlü cevaplardan dört tanesini inceleyelim.

1. Yetenek Hipotezi

Yetenek Hipotezi’ne göre, Mary kırmızıyı ilk gördüğünde bir şeyler öğrenir ancak öğrendiği şey yeni bir gerçek değil, yordam bilgisidir (çev.not:know-how); o yalnızca yeni bilişsel yetenekler kazanmıştır. Belli bir deneyime sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu bilmek, bu görüşe göre ilgili deneyimi tanıma, hayal etme ve hatırlama yeteneklerine sahip olmaktan ibarettir. Mary’nin öğrendiği şey sadece yeni bir gerçeği içermeyen bir know-how ise, kırmızıyı görmeden önceki bilgisi hala tam olabilir. [5]

Benzetme yaparak ele alırsak, Mary’nin yüzme hakkında eksiksiz bilimsel bilgiye sahip olduğunu düşünün. Ancak Mary odadan çıkar ve nasıl yüzüleceğini öğrenirse bu, yüzme hakkındaki bilimsel bilgisinin eksik olduğu anlamına gelmez: o, nasıl yüzüleceğini öğrenerek yeni bir gerçeği öğrenmemiş, yalnızca bir yetenek edinmiştir.

Bununla birlikte, yetenek hipotezi ile ilgili bir sorun, Mary’nin kırmızı gördüğü zaman, yalnızca yordam bilgisinin ötesinde yeni bir gerçeği öğrenmiş gibi görünmesidir. O, “İnsanların kırmızıyı gördüklerinde deneyimledikleri şey buymuş!” dediğinde, kırmızı domatesi görmeden önce sahip olmadığı doğru bir inancı ifade ediyordur.

2. Tanışıklık Hipotezi

Benzer bir cevap, Mary’nin yeni bir gerçeği öğrenmediği fakat olgusal olmayan tanışıklık bilgisi edindiği yönündedir. [6]

Varsayalım ki Tarkan’ı bilip bilmediğinizi soruyorum ve bir cevap olarak bana onun hakkında bazı gerçekler sunuyorsunuz. Ama sonra ben, “Hayır, senin onu şahsen bilip bilmediğini soruyorum” diyorum. Ben, onunla kişisel olarak tanışıp tanışmadığınızı soruyorum. Tanışıklık hipotezine göre, Mary, odadadan çıktığında, kırmızıyı görmenin nasıl bir şey olduğunu “bilme” teriminin sadece bu anlamıyla biliyor olur. Bir zihin durumunu deneyimlemenin nasıl bir şey olduğunu bilmek, yalnızca o zihinsel durumun kendisini deneyimlemektir (örneğin, acıyı bilmek, acı çekmiş yani acıyla tanışmış olmaktır). Ayrıca tabii ki Mary odadan çıkmadan önce kırmızı görmenin nasıl bir şey olduğunu bilemez ancak bu onun bilmediği bazı gerçekler olduğu anlamına da gelmemektedir. Tarkan ile ilgili tüm gerçekleri, onunla şahsen tanışmadan bilmek mümkündür ve kırmızı görme deneyimiyle ilgili tüm gerçekler de bu deneyimi fiilen deneyimlemeden de bilinebilir.[7]

Bununla birlikte, tanışıklık hipotezi de yetenek hipotezi gibi Mary’nin yeni bir gerçeği öğrendiğini reddeder. Dolayısıyla yukarıda Yetenek Hipotezi’ne karşı sunulan itiraz bu yaklaşıma da yöneltilebilir.

3. Fenomenal Konsept Stratejisi

Bu görüşe göre, Mary’nin yeni bilgisi önceden de bildiği fiziksel gerçeklerle ilgilidir. [8] Deneyimlerin birinci-kişi bilgisi fenomenal (görüngüsel) kavramları içerir. Bunlar öznel deneyimleri doğrudan ifade eden kavramlar ve yalnızca öznel deneyimler yoluyla edinilebilirler. Mary kırmızıyı gördüğünde, “Kırmızıyı görmek böyle bir şeymiş” der. Diyelim ki fizikselcilik doğru ve Mary’nin sözünü ettiği kırmızılık deneyimi de aslında beynin fiziksel bir özelliği. Bu fiziksel özelliğe “R” diyelim. Yani, Mary’nin söylediği şuna eşittir: “Kırmızıyı görmek R imiş. Mary’nin ilk cümlesindeki “böyle bir şey” kalıbı, bir fenomenal kavramı ifade eder. Yani, Mary kırmızıyı görmekle yeni bir bilgi edinmemiştir; zaten bildiği fiziksel bir gerçeği kavramanın yeni bir yolunu öğrenmiştir. Analojiyle anlatırsak bu tıpkı “Clark Kent uçabilir” cümlesiyle “Süperman uçabilir” cümlesinin aynı gerçeği ifade etmesi gibidir.

Fenomenal kavram stratejisindeki temel zorluk, birinci şahıs perspektifinden öznel deneyimleri içeriyormuş gibi duran bu fenomenal kavramların doğasını tamamen fiziksel terimlerle açıklayabilmektir.

4. Öğrenme Yoktur İtirazı

Bazı fizikselciler, Mary’nin kırmızıyı gördükten sonra yeni bir şey öğrendiği sezgisinin yalnızca biz eksiksiz fiziksel bilginin ne olduğuna dair yeterli bilgiye sahip olmadığımızdan dolayı bize güçlü geldiğini savunuyorlar. [11] Onlara göre, biz nasıl olduğunu göremesek bile Mary, fiziksel bilgiden “Kırmızıyı görmek böyle bir şeymiş” ile ifade edilen gerçeği çıkarsayabilirdi. Analojiyle ele alırsak, Einstein’dan önce madde hakkındaki eksiksiz bilginin bize enerjiye dair eksiksiz bilgi vermeyeceğini düşünüyorduk, çünkü Einstein’ın madde ve enerjinin birbirlerinden ayrılamazlığını açıklayan  kuramına henüz sahip değildik.

Diğer yandan birçok fizikselci bu görüşe katılmıyor. Onlar Mary’nin ilk kez kırmızı gördüğünde bir şey öğrendiğini ve bunun yeni bir gerçek olmasa da fiziksel bilgisinden çıkarılamayacak yeni bir şey (know-how/yordam bilgisi veya tanışıklık bilgisi veya bir fenomenal kavram) olduğunu savunuyorlar.

5. Sonuç

Bilgi argümanı, fizikselciliğe karşı en etkili argümanlardan biridir. [12] Deneyimlerimizle ilgili öznel bilgimizin doğasını fiziksel terimlerle açıklamak çok zor görünüyor; ve basitçe ifade etmek gerekirse, bilgi argümanı şunu söylüyor: eğer deneyimlerimiz fiziksel olsaydı, onlarla ilgili bilgilerimizi açıklamak bu kadar da zor olmazdı.


Notlar

  • [1] Fizikalizmin bir versiyonu, zihinsel durumların beyin durumları veya nöral durumlar olduğunu düşünür: zihinsel durumlar bizzat beyin veya farklı biçimlerdeki beyin nöronlarıdır. Fizikalizmin bir başka versiyonu, zihinsel durumların beynin fonksiyonel/işlevsel durumları olduğunu iddia eder. İşlevsel bir durumu anlamanın bir yolu da şudur: A, B’nin fonksiyonel bir durumuysa, A, B’nin yaptığından başka bir şey değildir. Mesela, belirli türden bir hesaplama, bir bilgisayar donanımının işlevsel bir durumudur (veya tam bir işlemdir).
  • [2] Fizikalizmin başlıca alternatifi, farklı türleri olan dualizmdir. Madde dualizmine göre, sahip olduğunuz fiziksel bedene ek olarak, ayrı bir fiziksel olmayan şey olarak ruh da vardır. Bugün epey yaygın bir düalizm türü olan nitelik düalizmine göre, ruhunuz yoktur ancak beyninizin fiziksel olmayan bazı nitelikleri/özellikleri vardır. Bu fiziksel olmayan özellikler, beynin nöral ve fonksiyonel özelliklerinin üzerinde ve daha fazla birşey olan ağrı hissi gibi deneyimlerin öznel olarak erişilebilir özellikleri olacaktır.
  • [3] Sadece içsel olarak (veya iç gözlemle) tespit edilebilen deneyimlerin niteliksel özelliklerine “nitelik” (biricik-tekil: quale-qualia) denir. Yani, örneğin, kırmızı qualia kırmızı görmenin “ham/işlenmemiş hissi”dir; kırmızıyı görme deneyimini diğer bütün deneyimlerden (yeşil görme gibi) birinci şahıs perspektifiyle ayıran şeydir. Mary’nin “şu” ile kastettiği de budur.
  • [4] “Bilgi Argümanı” ve Mary örneği Frank Jackson (1982, 1986) tarafından geliştirilmiştir.
  • [5] Yetenek Hipotezi, Lewis (2004) ve Nemirow (1980, 1990, 2007) tarafından geliştirilmiştir.
  • [6] Earl Conee (1994) tarafından geliştirilmiştir.
  • [7] Tanışıklık bilgisinin teknik bilgiden (know-how’dan) farklı olduğunu unutmayın. Oprah’ı tanıyabilirim (resimlerini gördüm), ama onunla hiç bizzat tanışmadım, bu yüzden onunla ilgili bu anlamda tanışıklık bilgim yoktur.
  • [8] Bakınız, örneğin, Horgan (1984), Loar (2004), Levin (2007), Papineau (2002, 2007).
  • [9] Bu yaklaşım, Tanışıklık Hipotezi’ne benzeyebilir, ancak aralarındaki temel fark, Tanışıklık Hipotezi’nin aksine Fenomenal Konsept stratejisine göre, Mary’nin yeni bir şey bildiği önerisidir.
  • [10] Örneğin, David Chalmers, tamamen fiziksel terimlerle ifade edilebilir herhangi bir fenomenal konsept açıklamasının öznel deneyimlerimizle ilgili epistemik durumumuzu açıklayamayacağını (çünkü öznellik, fenomenal kavramların önemli bir parçasıdır ve öznelliği bilimsel terimlerle/nesnel olarak kavrayamayız) ve tamamen fiziksel terimlerle ifade edilemeyen herhangi bir açıklamanın yeterince fizikalist bir açıklama olmadığını savunmaktadır. Bu, Fenomenal Konsept stratejisine karşı Chalmers’ın “Master Argümanı”nın basitleştirilmiş bir versiyonudur. Orijinal argümanı için bkz. Chalmers (2007). Onun argümanına karşı Fenomenal Konsept stratejisinin savunması için, bkz. Balog (2007).
  • [11] Churchland (1985) ve Dennett (2004, 2007) gibi.
  • [12] Frank Jackson 1990’ların sonlarında kendi argümanıyla ilgili fikrini değiştirmiştir. Kendisi artık fizikalisttir.

Referanslar

İleri Okuma


Not: Kimi yazınlarda Fizikalizm olarak çevrilen “Physicalism” terimi yazarın tercihi üzerine Fizikselcilik olarak çevrilmiştir.


Tufan Kıymaz-The Knowledge Argument Against Physicalism”, (Erişim Tarihi:24.07.2020)

Çevirmen: Taner Beyter

Editörler: Beyza Nur Doğan & Tufan Kıymaz

Ankara Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi, Felsefe master eğitimine ise ara verdi. Etik, epistemoloji, din felsefesi ve meta-felsefe ile ilgilenir. Öğretmen olup, STK’larda görevlidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Tümdengelimsel ve Tümevarımsal Argümanlar (Internet Encyclopedia of Philosophy)

Sonraki Gönderi

Hakikat, Yalanlar ve Stereotipler: Bilim İnsanları Kanıtları Yok Saydığında – Lee Jussim

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü