Hiçlik Aleyhine Üç Başarısız Argüman – Mehmet Mirioğlu

Varlığın ne olduğu, bir özünün olup olmadığı hatta var olup olmadığı gibi problemler doğal olarak dili sistematik hale getirme çabamızdan doğup, varlığın da çeşitli kategorilere ayrılarak incelenmesine sebep olmuştur.

209 Okunma

Kimi düşünürlerin evreni düşünsel ve fiziksel tözlere ayırarak incelemesi, kimilerininse numenler ve fenomenler arasındaki ilişkiyi ortaya koyması tam da varlığın varlığı ve neliği problemlerini ele alır. Bu noktada “Neden hiçlik yerine bir şey var?” sorusu üzerinden temellenen Modal Kozmolojik Argüman’ın inşaası, varlığın “imkansız” “mümkün”, “zorunlu” olmak üzere üç kategoride incelenmesini gerektirmektedir. İslam dünyasından Farabi’nin de yapmış olduğu bu ayrımda varlıklar şu üç kategoriye indirgenir:

  1.  Mümkün Varlık: Varlığı şarta bağlı olan, var olmadığı düşünülebilen varlık, mümkün varlık olarak nitelendirilmektedir. Örneğin birinin siyah saçlı olması o kişinin genetiğine bağlıdır. Kişinin genetiği farklı olsaydı, siyah saçlı olmayacaktı. Buna benzer bir durum varlığımız için de iddia edilebilir. Eğer bazı şartlar daha farklı olsaydı, örneğin anne ile babamız hiç tanışmasaydı biz de hiç var olmayabilirdik. Buna benzer şekilde var olması bir şarta bağlı olan ve düşünülmesinde çelişki üretmeyen varlıklar mümkündür.
  2.  Zorunlu Varlık: Varlığı şarta bağlı olmayan, var olmadığı düşünülemeyen varlık tanımıdır. Var olmadığı düşünülemeyen varlık zorunlu olarak vardır. Örneğin “2+2=4” önermesinin yanlış olduğunun, tanım sebebiyle ve matematiksel nesnelerin doğasından ötürü zorunlu olarak doğru olduğunu söylemekteyiz. Buna benzer olarak zorunlu varlık da, varlığı yapısında bulunduran, var olmadığı düşünüldüğü anda çelişki üreten ya da hiçbir şarta bağlı olmadan var olan şeydir. Var oluşunun açıklamasını kendi içinde barındıran varlık, zorunlu varlıktır.
  3.  İmkânsız Varlık: Var olması durumunda çelişki üreten varlık tanımıdır. Bir şey kendi içerisinde çelişki üretiyorsa o şey imkânsızdır. Örneğin baştan sona yeşil olup yeşil olmayan bir canlı imkansızdır, çünkü kendi içinde çelişki üretmektedir.

Bu temel tanımlar üzerinden hareket eden Modal Kozmolojik Argüman, evrende vuku bulan her olayın ve var olan her şeyin “mümkün” kategorisinde yer aldığını iddia eder. Evren bir bütün olarak zorunlu olmayan varlıklar kümesi olduğu gibi kendisi de zorunlu olmayan varlıklar kümesinin üyesidir. Bu sebeple evrenin varlığının zorunlu bir varlığa bağlı olması gerektiği ve “Neden hiçlik yerine bir şey var?” sorusunun ancak Tanrı gibi bir kavramla cevaplanabileceği bu argümanın temel tezidir. Varlığın nasıl hiçliğe baskın geldiğini açıklamak için maddi dünyanın yeterli olamayacağı düşüncesi, bu evrendeki her varlık mümkün varlıksa evrenin de mümkün varlık kategorisinde olması gerektiği ve mümkün varlıkların, dolayısıyla evrenin neden hiçlik yerine varlığın var olduğunu açıklayamayacağı düşüncesine dayanır. Kısacası hiçlik mümkündür ve neden hiçlik yerine bir şeyin var olduğu açıklanmalıdır; bu soru mümkünden ziyade zorunlu bir varlıkla açıklanabilir; evren zorunlu varlık olmadığından bu soruyu cevaplamak için evrene aşkın zorunlu bir güç olmalıdır.

Hiçliğin mümkün olmasından, “Neden hiçlik yerine bir şey var?” sorusunun muhakkak cevaplanması gerektiğine nasıl ulaşıldığı ve bu sorunun anlamlı bir soru olup olmadığı sorgulanabilir. Yahut “Neden hiçlik yerine Tanrı var?” sorusuyla karşı savuşturma gerçekleştirilebilir. Lakin bu yazıda hiçliğin imkansızlığına yönelik eksik veya yanıltıcı üç argümandan bahsedeceğiz. Fark edilebileceği gibi bu argümanların temel motivasyon kaynağı yıllardır filozofların zihnini meşgul edip duran bu değerli problemdir. “Neden hiçlik yerine bir şey var?” problemini, Tanrı’ya başvurmadan da açıklamaya çalışan çok sayıda görüş olmasına rağmen hepsi eşit derecede başarılı olamamıştır. Nitekim tıpkı doğal seçilimde canlıların hayatta kalanları, neslini devam ettirirken felsefi argümanlarda da durum çok farklı değildir. Tarih sahnesinde çok sayıda argüman ortaya atılır ve bu argümanlardan güçlü olanlar ya da bulunduğu çevre hasebiyle güçlüymüş gibi reaksiyon gösterenler hayatta kalır. Olgu Argümanı, Görüntü Argümanı ve Kap Argümanı da bu probleme çözüm olmaya çalışırken hayatta kalamayan argümanlardandır.

Bahsettiğimiz bu kutsal sorunun temelinde girişte de bahsettiğimiz gibi “Hiçlik mümkündür, dolayısıyla neden bunun değil de varlığın var olduğu sorusuna yeterli bir sebep bulunmalıdır.” fikri yatmaktadır. Tam da bu sebeple hiçliğin imkansız olduğunun gösterilmesi durumunda, bu soru işareti de yok olacaktır. Hiçlik yerine bir şey vardır çünkü hiçlik imkansızdır! Eğer hiçbir şeyin var olmaması mümkün değilse dolayısıyla bir şeyler var olmak zorundadır. Yani tikel olarak her olay ya da olgu mümkün varlık kategorisinde olsa da, niteliğinden ve fiziksel parametrelerinden bağımsız olarak “bir şeylerin var olması” zorunlu olabilir. Dolayısıyla metafizik tartışmalarda “Varlık var mıdır?” sorusu kadar “Hiçlik mümkün müdür?” sorusu da önemlidir. Olgu, görüntü ve kap argümanları da bu fikir üzerinden hiçliğin imkansızlığını anlatmaya çalışmaktadır.

Olgu Argümanı: Bazı filozoflar hiçliğin de bir olgu olduğunu iddia ederek hiçliğin tutarsız olduğunu, her zaman bir şeylerin var olmak zorunda olduğunu iddia etmiştir. Argüman basit bir dille şunu ifade eder: Hiçbir şeyin var olmaması da bir olgudur. Hiçbir şeyin olmadığını iddia ederken hiçliğin olduğunu iddia ederiz ki bu da hiçliğin tutarsızlığını gösterir. Eğer hiçbir şey olmasaydı, hiçbir şeyin var olmaması olgusu var olurdu. Yani en azından bir şey olurdu! Dolayısıyla hiçlik kavramı tutarsızdır.

Olgu argümanına yönelik sorulası gereken ilk soru hiçbir şeyin var olmamasının gerçekten de bir olgu olup olmadığıdır. Zira “Bir şey yoktur.” önermesi yalnızca bir şeyin olmadığını söylemek için kullandığımız dilsel bir ifadeye işaret eder. Bunun kendisi bir “şey” olmadığından hiçliğin tutarsızlığını göstermek için kullanılamaz. Hiçbir şeyin olmadığını söylemek “Hiçlik vardır.” gibi paradoksal bir durumu değil basit bir şekilde hiçbir şeyin olmadığını anlatır. “Hiçlik” bir varlık değildir. Saçı olmayan bir adamın saç rengi nedir? Basit bir şekilde ifade edecek olursak: hiçbir şey… Bu durumda saçı olmayan kişiye “Bu kişinin saç rengi hiçbir şeydir.” diyemeyiz zira kel olmak bir saç rengi değildir, saçın olmaması durumudur. Benzer şekilde pul toplamamak bir hobi değildir, hobinin yokluğudur. Bununla beraber “hiçlik” hiçbir şey olgusunun oluşunu değil hiçbir şeyin olmayışını yani olgunun yokluğunu ifade eder. Kelliğe saç şekli , pul toplamamaya hobi diyemiyorsak hiçliğe de varlık diyemeyiz. Kellik saçın yokluğunu ifade ettiği gibi hiçlik de varlığın olmamasını ifade eder. Hiçbir şeyin olmaması durumunu, bir şeylerin var olduğu bir evrende dilsel olarak ifade edebiliyor gibi gözükmek hiçbir şeyin de bir şey olduğunu desteklememektedir.

Görüntü Argümanı: Bir şeyin olabileceğini söylerken o şeyin herhangi bir ontolojik planının olabileceğinden, bir tür görüntüsel arka plana sahip olacağından bahsederiz. Bir şeyin mümkün olması o şeyin “düşünülebilir” olmasını gerektirir. Örneğin domuzların uçtuğu bir dünyanın olması mümkündür çünkü bunu düşünebilirim, bunu düşünmekte herhangi bir paradoks yoktur. Fakat iki kenarlı kare düşünülemez, çünkü bu kavram imkânsızdır. Bir an için hiçliği düşünmeye çalışın. Eğer hiçbir şeyi düşünebilirseniz bu hiçbir şeyin bir şey olduğu anlamına gelir ki bu da tutarsızdır. O halde hiçlik, doğası gereği düşünülemeyendir. O halde hiçlik imkânsızdır. Hiçlik, arkasında bir görüntü veya görüntüsel plan bulundurmadığından dolayı imkânsızdır.

Bu argümana getirilen en önemli eleştiri, imkansız varlıkların genel özelliğinden yola çıkarak bu genel özelliğe sahip her tanımın imkansız olduğu sonucuna çıkmasıdır. Bir imkansızsa, muhakkak zihinde görüngüsel ize sahip değildir fakat buradan görüngüsel ize sahip olmayan her şeyin imkânsız olduğu sonucuna ulaşılamaz. Örneğin örnekteki gibi iki kenarlı kare asla düşünülemez, fakat bu durumda bir şeyin düşünülememesi o şeyin imkânsız olduğuna dair delil olamaz. İmkânsız olan hiçbir şey düşünülemez, ama düşünülemeyen her şey imkânsız değildir. Misal on boyutlu bir cismi düşünemiyoruz, çünkü zihnimiz dört boyutlu bir evrende evrimleşti ve bunu kavrayabilecek bir zihin anlamsız olduğundan seçilimsel baskı on boyutlu hayal edebilen zihinler lehine işlemedi. Bu durumda basit bir şekilde diyebiliriz ki “on boyutlu bir cisim düşünülemeyendir, zira bizde görüntüsel bir izlenim oluşturmaz.” Fakat on boyutlu bir cisim fiziksel açıdan imkân dâhilindedir ve uzay zamanın yapısının on boyutlu olduğu evrenlerin olduğunu iddia etmek çelişki üretmez. Hiçlik zihinlere görüntüsel iz oluşturamaz fakat bu, onun çelişkili olduğu anlamına gelmez dolayısıyla bu argüman hiçliğin imkansızlığına dair yeterli bir sebep sunmamaktadır. Hiçliğin imkansız olduğunu kabul etmemiz için bu kavramın analitik incelenmesi yapılmalı ve bu kavramın çelişkili bir kavram olduğu gösterilmelidir ki görüntü argümanı bu açıdan yetersizdir. Kaldı ki görüntü argümanına karşı hiçliği, “rüyasız bir uykuda görünen şey” gibi ironik bir tanıma sokmak da mümkündür.

Kap Argümanı: Evrenden tüm maddeyi; galaksileri, yıldızları, atomları çıkarsak bile geride bunların olduğu soyut bir bağlam kalır. Evrendeki tüm yıldızları, gezegenleri atsak bile her zaman bütün bu içeriğin bulunduğu soyut bir kap vardır. Bu hiçlik değildir. Ne kadar uğraşsak da bu soyut kabın olmadığı düşünülemez. Bu bağlam boş olabilir ama hiçlik değildir. O halde hiçlik imkânsızdır.

Kap argümanının en önemli temsilcisi olan Bede Rundle’a göre her şeyin yok olduğuna dair bir düşünsel girişim, içindeki her şeyin boşaltıldığı bir uzay alanını hayal etmeye kadar gidecektir. Fakat her şeyi silseniz bile bu bağlamın yokluğuna gidemezsiniz. Rundle’a göre bu bağlam uzay boyutunun bizatihi kendisidir. Bu görüşe göre evrendeki uzam boyutları tıpkı Tanrı gibi zorunlu varlıktır. Fakat uzay derken neyi kastettiğimizi ifade etmezsek argüman gereksizlik seviyesine ulaşacaktır. Uzay dediğimiz şey kendine içkin geometrisi olan gerçek bir şey midir yoksa yalnızca varlıklar arasındaki ilişkisel ağı betimleyen, onlar olmazsa var olamayan soyut bir kavram mı? Eğer uzayın kendine içkin bir geometrisi varsa içindeki her şeyi sildiğimizde yine de var olmaya devam edecektir. İlişkisel görüşe göreyse uzay boyutu, içinde barındırdığı varlıklardan bağımsız değildir. Son zamanlarda uzayın kendine içkin geometrisinin olduğuna dair görüş ağırlık kazansa da bu bulguların konu açısından bir etki yaratmayacağını düşündüğümden buraya aktarmayacağım.

Bir an için ilişkisel görüşün doğru olduğunu ve uzayın içinde barındırdığı şeylerden bağımsız olmadığını düşünelim. Bu durumda kap argümanı doğru olmayacaktır. Zira içindeki her varlığı çektiğinizde tanımı gereği geriye bir uzay boyutu kalamaz. Fakat elbette bu durum yalnızca ilişkiselci görüş söz konusu olduğunda bu şekildedir. Peki ya geometrik uzaycı görüşte (substantival görüş) kap argümanı tutarlı mıdır? Aslına bakılırsa pek sayılmaz. Zira eğer uzayın nesnel bir varoluşu varsa geometrik biçiminin de nesnel bir varoluşu bulunur. Uzayın geometrik yapısı sonlu ve sınırlı olabilir, sonlu ve sınırsız olabilir, sonsuz ve sınırsız olabilir. Bir şeyin sonlu ve sınırlı oluşu o şeyin bir A4 kâğıdına benzediğini ima eder. Bir yerden başlayıp başka bir yere gittiğinizde aynı yere dönmediğinizden ve o şey bir başlangıca ve sona sahip olduğundan “sonlu ve sınırlıdır.” Bir şeyin sonsuz ve sınırsız olması ise o şeyin ne bir sona veya başlangıca sahip olmadığını belirtir, A4 kâğıdının sonsuza kadar gerildiğini düşünün. Bir şeyin sonlu ve sınırsız olması ise üç boyutlu olarak kendine dönük olduğunu ifade eder. Örneğin bir basketbol topu ikiboyutlu bir cisim için “sınırsız” olup buna rağmen sonludur. Evrenimiz de tıpkı bir basketbol topunun daha yüksek boyutlu bir benzeri gibi sonlu ve sınırsız olabilir. Uzay-zaman geometrisi bunlardan hangisi olursa olsun yine de kap argümanı geçersiz olacaktır. Zihnimizde bir basketbol topu hayal ettiğimizde bu basketbol topunun çapının giderek küçüldüğü ve yarıçapının sıfır olduğunu düşünmek imkânsız değildir. Uzay-zamandan her cismi silmeniz durumunda uzay-zaman kalacaktır elbette fakat bir kozmolojik argüman savunucusu basit bir şekilde bu bağlamı da silmenizi önerecektir. Hiçliği yarıçapı sıfır olan kapalı bir küresel uzay-zaman olarak nitelediğinde kap argümanı da çöplüğe karışacaktır.

Bu üç argüman kapsamında birkaç felsefi probleme yüzeysel olarak değindik ve bu problemin ilgi çekiciliğine dikkat çekmeye çalıştık. Bu bağlamda hiçlik kavramının nasıl tanımlanması gerektiğinden bu kavramın mümkün olup olmadığına kadar çok sayıda problem okuyucunun yolda yürürken düşünmesi, eve vardıktan sonra araştırması, bu konular üzerine yazması ve üretmesi için okuyucuya bırakılmıştır. Peki sizce hiçlik mümkün mü?

Kaynakça:

-Jim Holt, Dünya Neden Var? “Varoluş Üzerine Bir Dedektiflik Hikâyesi”, çev. Ebru Kılıç, Aylak Kitap, İstanbul, 2013.

-A. J. Ayer, The Meaning of Life, Scribner, New York, 1990

-İrfan Görkaş, “Farabi Metafiziğinde Varlık (El-Mevcud) Terimi ve Eklentileri”,  Bozok Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, c. 11, sayı 11, 2017.

-Bede Rundle, “Why There Is Something Rather than Nothing”, Oxford Univercity Press, New York, 2004 “Absolute and Relational Theories of Space and Motion”, Stanford Encyclopedia of Philosophy, 11.08.2006. https://plato.stanford.edu/entries/spacetime-theories/

ODTÜ Matematik bölümünde öğretim görmektedir. Tanrının Alfabesi 1-2 kitaplarının yazarı olup din felsefesi, evrimsel biyoloji, bilim felsefesi ve ahlak felsefesi konularına ilgi duymaktadır. Hevesli İnsan Bilim Atölyeleri Derneği adlı eğitim derneğinin kurucularındandır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Aristoteles Geri Dönüyor: Çağdaş Bilime Neo-Aristotelesçi Bakış Açıları - Tim Crane

Sonraki Gönderi

Sahte Bir Bilim Olarak Marksizm - Ernest Van Den Haag

En Güncel Haberler Analitik Felsefe