Küresel Fast-Food Zincirlerine Vegan Et Devrimi Geliyor Ve Bu Devrim Gezegeni Kurtarmaya Yardımcı Olabilir! – Malte Rödl

//
1012 Okunma
Okunma süresi: 5 Dakika

Birkaç yıl öncesine kadar, etsiz “et” fikrine alışabilmek çoğu tüketici için sadece bir hayaldi. Muadil et ürünlerinde çeşitlilik ve kalite neredeyse yok denecek kadar azdı. Bitki bazlı burger etleri fast food (hızlı yemek) satış noktalarında çok azdı ve tatları da ete benzer değildi.

Ancak çevreye zarar veren ete gerçekçi alternatifler artık büyük bir iş haline geldi ve küresel fast food zincirleri sonunda bu alternatiflerin farkına varmaya başladı.

Burger King, son derece başarılı bir denemeden sonra, ABD genelinde bitki bazlı et şirketi Impossible Foods ile ortaklığını başlatacağını açıkladı. McDonalds birkaç sene önce, en büyük beş uluslararası pazarından biri olan Almanya’daki satış noktalarında benzer şekilde et tadına sahip Büyük Vegan Ts‘yi tanıtmıştı.

Nihayet tat olarak etten ayırt edilemeyen etsiz alternatifler üretebilen, hızla büyüyen endüstri, bir zamanlar yeri sarsılmaz ucuz et üreticilerinde ciddi etkiler yaratmaya hazırlanıyor gibi görünüyor. Bunu yaparken sadece küresel bir vegan ve vejetaryen azınlığın değil, milyonlarca et tüketicisinin de etkisiyle etin iklim krizine katkısında hızlı bir düşüş başlatabilir.

Etsiz Burger Kervanı

Silikon Vadisi’nin girişimcilik sahnesinden gıda teknolojisine artan ilgi sayesinde sekiz yıldan biraz daha uzun bir süre önce gerçeğinden ayırt edilemez vegan et menüye girdi. Büyük yatırımların, çok yönlü pazarlamanın ve uygun bir düzen ortamın yardımıyla ABD şirketleri, vegan et inovasyonunun ön saflarında yer aldı. The Impossible Burger ve The Beyond Burger gibi ürünler, Burger King’in ülke genelinde yaygın olarak kullanıma sunulmasından önce kısa sürede birçok küçük ABD restoranına ve hızlı yemek satış noktasına girdi.

Buna karşılık, Avrupa’da uzun süre daha sıkı gıda düzenlemeleri vegan et yeniliğini bastırdı. Avrupa Birliği’nin ihtiyatlılık ilkesi sayesinde şirketler, yeni içeriklerin ve gıdaların satışa sunulmadan önce zararlı olmadığını göstermek için çok daha sıkı kontrollerle karşı karşıya kalıyor. Et yerine geçen ve düşük maliyetli bir isim olan Quorn’un meşru bir gıda maddesi olarak onaylanması neredeyse on yıl aldı çünkü bu mantar kullanımının eşi benzeri görülmemişti.

Bu sıkı düzenlemeler aynı zamanda genetiği değiştirilmiş bileşenlerin etiketlenmesi gerektiğini de öngörmektedir; bu da ete çok benzeyen kan benzeri bitki proteinini üretmek için genetiği değiştirilmiş maya kullanan, yaygın olarak “Impossible Burger” olarak pazarlanan ürünün neden Avrupa ülkelerine henüz ulaşmadığını açıklayabilir.

Yüksek kaliteli et analogları getirmek isteyen yenilikçi girişimler, Avrupa ülkelerindeki dil, yemek kültürü ve yatırım ortamındaki farklılıklarla karşılaştığından Avrupa’da başarılı olmaları daha uzun sürdü.

ABD, yüksek kaliteli vegan et yeniliğinde bir başlangıç yapmış olsa da bitki bazlı alternatiflerin Avrupa’nın bazı bölgelerinde çok daha popüler olduğunu söylemek şaşırtıcı olabilir. Fransa, Portekiz ve İsviçre gibi bazı Avrupa ülkeleri, vegan ete henüz ısınmamışken ortalama bir İngiliz (750g) veya İsveçli (725g), Avrupa’nın çoğundan tipik olarak daha gerçekçi ve dolayısıyla daha yüksek fiyatlı olan ve 2018’de vegan etlerin tüketildiği ABD (350g) neredeyse iki kat daha fazla et alternatifi tüketti.

Geleneksel et tüketicileri bitki bazlı ürünlere geçtiğinden pazar zaman zaman büyüklük sıralarında yükselirken büyük Avrupa şirketlerinin yüksek kaliteli et taklitleri potansiyeline yönelmeleri an meselesiydi.

2017’de McDonald’s, Finlandiya ve İsveç’teki restoranlarında vegan bir burger olan Mcvegan’ı piyasaya sürmekte hızlı davrandı. Ancak ete çok benzeyecek şekilde tasarlanmamıştı ve öncelikle veganlara yönelikti.

İngiliz halkının yarısından fazlasının et tüketimini azaltmış olduğu veya azaltmayı düşündüğü Birleşik Krallık’ta Greggs, bir yeniliğe imza atmaya karar verdi. Geçen yıl vegan sosisli ruloları “satışı zor” bir seçenek olarak değerlendiren şirketler, şimdi popüler bir teklif sayesinde o kadar rekor kârlar getiriyorlar ki fırınlar talebi karşılamakta zorlanıyor.

Normalde 10 yıl öncesine kadar Almanya’da ete alternatif olacak ürünler mevcut değildi. Ancak kısmen pazara giren önde gelen işlenmiş et markaları sayesinde Almanlar artık vegan et tüketiminde ABD’den çok uzakta değil. Almanya’daki McDonald’s’ın o zamandan beri vegan et endüstrisinde yeni bir büyük oyuncu olan Nestlé ile ortak olmaya karar vermesi ve orada bir vegan burger sunma kararı tesadüf değildi.

Henüz erişimi kısıtlı olan vegan burger haberleri sizi sabırsızlandırıyorsa endişelenmenize gerek yok. Farklı kültürler, zevkler, fiyatlar ve idari süreçler, gelişmelerin her yerde aynı anda yaşanmayacağı anlamına geliyor. Ancak önümüzdeki birkaç yıl içinde, yakınınızdaki hızlı yemek zincirlerine çok daha fazla bitki bazlı et görmeyi bekleyebilirsiniz.

Gerçekçi tavuk taklitlerinde ustalaşmanın şimdiye kadar zor olduğu kanıtlandı. Ancak KFC, tavuk etlerinin vegan bir versiyonunu kısa süre önce “beyond meat” ile çıkardı bile. Bu arada Burger King ise vegan burgerini Avrupa’da en iyi nasıl yaygınlaştırabileceğini araştırıyor.

Impossibe Whopper’ın getirdiği satışlardaki %30’luk artış göz önüne alındığında McDonald’s ve Nestlé ortaklıklarını Almanya’nın ötesine genişletmeyi düşünüyorlar.

En önemlisi, bu fast-food vegan etleri sadece veganlara ve vejetaryenlere yönelik değil, aynı zamanda dünyadaki ülke nüfuslarının büyük çoğunluğunu oluşturan et severlere de hitap ediyor. Örneğin, Impossible Whopper, bu ürünleri gezegeni kurtaran bir çözüm olarak değil, müşterilerinin alışkın olduğu et tadının zevkine varmanın daha sağlıklı bir yolu olarak pazarlanmakta.

Bazı veganlar hayvan etinin tadını taklit etme fikrine pek sıcak bakmıyorlar fakat daha büyük resimde önemli olan bu tür ürünlerin, 2040 yılına kadar “etin” çoğunluğunun kesilmiş hayvanlardan gelmeyeceği tahminlerinin gerçekleştirilmesinde önemli bir rol oynayacak olmasıdır.

Tat ve sağlık, insanların bitki bazlı et satın almaya istekli olup olmadıklarını belirleyen faktörler olarak hala çevre ve hayvan refahı konusundaki endişelerden çok daha ağır basmaktadır. Vegan et, hayvancılığın neden olduğu ağır emisyon yükünü ve hayvanların çektiği acıyı büyük ölçüde azaltabilir.

Vegan et devrimini artık başlasın!


Malte Rödl – “A vegan meat revolution is coming to global fast food chains – and it could help save the planet“, (Erişim Tarihi: 09.05.2022)

Çevirmen: Yiğit Bozankaya

Çeviri Editörü: Beyza Nur Doğan

Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler yüksek lisans öğrencisidir. Etik ve siyaset felsefesi başta olmak üzere iklim krizinin felsefi ve etik sorunları ana ilgi alanlarıdır. İkinci Dünya Savaşı dönemi uçak maketlerini yapmayı sever.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Et Tüketimine Karşı Etik Bir Duruşun Olabilir Ama İneklerin Nesli Tükenmeli Mi Yani? – Neil Levy

Sonraki Gönderi

Her Şeyi Sorgulamanızı Sağlayacak 7 Düşünce Deneyi – Scotty Hendricks

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü