Dini Epistemoloji: Alvin Plantinga Örneği – Musa Yanık

11 Okunma
Okunma süresi: 29 Dakika

Özet

Alvin Plantinga, Analitik Felsefe düşüncesi içinde yetişmiş ve bu gelenek içinde teistik din felsefesinin oluşumuna katkıda bulunmuş bir filozoftur. Ayrıca teizmin savunusu için yaptığı çalışmalarla çeşitli üniversitelerden aldığı onur ödülleri ve 2017 yılında kazandığı Templeton Prize ödülüyle haklı bir üne kavuşmuş bir şahsiyettir.  Bu çalışmayı yapmamızda ki en önemli amaç; Plantinga’nın dini epistemoloji üzerine yaptığı çalışmaları analiz edip, bu düşüncelerinin ardalanına dair bir tespitte bulunmaktır. Bu çalışmada yararlandığımız kaynaklar daha çok Thomas Reid’in ve John Calvin’in birinci el kaynakları oldu. Ayrıca onlar üzerine yazılmış bilimsel çalışmalara da atıfta bulunduk. Öte yandan A. Plantinga’nın Nicholas Wolterstorff ile birlikte kaleme aldığı “Faith and Rationality” adlı eser de reform epistemolojisini anlamamız açısından son derece önemliydi. Ayrıca, A. Plantinga üzerine ülkemiz de yapılmış çalışmalara baktığımız da, bu alanda yapılmış ilk çalışmalardan olan Doç. Dr. Ferhat Akdemir’in “Alvin Plantinga ve Analitik Din Felsefesi” isimli eserde araştırmamıza yön göstermesi ve kaynak taramamızı kolaylaştırması açısından son derece önemli bir diğer eserdir. Biz bu çalışmamızda Plantinga’nın epistemolojik ve teolojik fikirlerinin oluşumunda büyük etkisi olan Thomas Reid’in Sağduyu Epistemolojisi ve John Calvin’in Reform Teolojisi hakkında bilgiler vermeye çalıştık. Nitekim Plantinga’yı ve onun fikirlerini anlayabilmek için onun ardalanına bakmamız gerekmekteydi. Öte yandan ilk bölümde sunduğumuz Plantinga’nın biyografisi de onun aldığı eğitim ve yetiştiği ortamı görmemiz açısından önemliydi. 

Giriş

Hiç şüphesiz yaşayan en önemli Din Felsefecilerinden biri olan Alvin Plantinga, bütün akademik yaşamı boyunca Tanrı inancının rasyonelliği ve epistemik açıdan Tanrı inancının haklılığını ortaya koyduğu çalışmalarla Çağdaş Din Felsefesi geleneğinde önemli bir yer tutar. Din felsefesinde, Tanrı inancının rasyonelliği sorunu, “dini epistemoloji” başlığı altında incelenmektedir. Dini inançların da diğer inançlar gibi aynı epistemik statüye sahip olduğunu savunan dini epistemoloji, dini inançların rasyonelliğini gösterme çabasından çok bu inançlarında rasyonel olarak tartışılabileceği bir alandır. Özellikle geçtiğimiz yüzyıllarda epistemoloji alanındaki çalışmalar ve Mantıksal Pozitivizm’in Kıta Avrupası’nda yükselişi teizmin birçok argümanını zorda bırakmış ve teizme çözmesi gereken yeni problemleri de beraberinde getirmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki, hem Analitik Felsefe geleneği içinde hem de Kıta Avrupası’nda birçok filozof epistemolojinin yeni problemlerini Din Felsefesi sahasında, özellikle dini epistemoloji alanında incelemiş ve çeşitli çözüm önerilerini sunmuştur. Ayrıca bunu yaparken, yeni epistemolojik gelişmelere paralel olarak epistemolojinin yeni kavramlarının da dini inançların rasyonelliği üzerinde kullanılabileceğini göstermişlerdir.

Alvin Plantinga, muhtemelen yaşayan en büyük din felsefecilerinden biridir. Çalışmaları yalnızca din felsefesi değil epistemoloji ve metafizik alanlarında da ses getirmeye devam etmektedir.

Biz bu çalışmamızda Çağdaş Din Felsefesi geleneğine mensup ve Analitik Felsefe geleneği içinde yer alan Alvin Plantinga’nın dini epistemoloji alanındaki fikirlerini incelemeye çalışacağız. Bunu yaparken özellikle Plantinga’nın dini epistemoloji alanına kazandırdığı kavramları irdeleyip, başka filozoflardan ödünç aldığını düşündüğümüz kavramları da araştırmaya çalışacağız. Özellikle din felsefesi alanında ülkemizde yapılan çalışmalara baktığımızda dini epistemoloji alanında yapılan çalışmaların çok az olduğu göze çarpmaktadır. Özel olarak Plantinga üzerine yapılan çalışmalarda ise onun “Kötülük Problemi” ve “Özgür İrade Savunması” gibi önem arz eden konularda eserlerinin içinde küçük bir kısım içinde yer verilmesi bizim ayrı olarak A. Plantinga’nın epistemik görüşlerini tek bir çalışmada toplamaya çalışmamıza neden oldu. Elbette yapılan bu çalışmalar din felsefesi alanına yeni eserler kazandırması açısından önemlidir. Ayrıca, Plantinga’nın bütün çalışmalarını tek bir araştırma üzerinde toplayan çalışmalar da mevcuttur. Ama bizim yapmak istediğimiz bu çalışma, Plantinga’nın epistemik görüşlerini bir araştırma üzerinde toplamak ve bu alanda yapılacak çalışmalara katkı sağlamaktır.

Yaptığımız bu çalışmada kaynak olarak kullandığımız Türkçe eserler, araştırmamıza yol gösterdi ve literatür taramamızı kolaylaştırdı. Ayrıca, Plantinga’nın epistemik fikirlerinin arka planını bulmak için Thomas Reid’in ve John Calvin’in eserlerini ve onlar üzerine yapılan çalışmalara da referansta bulunduk. Ayrıca, şunu da belirtelim ki, Plantinga üzerine ülkemizde yapılan çalışmaların az olması onları bizim açımızdan daha değerli kıldı. Özellikle Doç. Dr. Ferhat Akdemir’in Alvin Plantinga ve Din Felsefesi isimli eseri çalışmamızın büyük bölümüne yol gösterdiği ve bu alanda bütüncül olarak yapılan çalışmalardan ilki olduğu için bizim nezdimizde son derece önemlidir. Yine, Doç Dr. Kemal Batak’ın Tanrı’yı Bilmek: Alvin Plantinga’nın Din Felsefesinde Tanrı ve Epistemoloji isimli eseri çalışmamıza kaynaklık etmesi açısından önemli bir eserdir. Ayrıca, Nebi Mehdiyev’in dini epistemoloji alanında ülkemizdeki boşluğu dolduracağına inandığım Dini Epistemolojiye Giriş: Tanrı İnancının Rasyonelliği isimli kitabına da sıkça atıfta bulunduk.

Çalışmamız içinde Reform epistemologlarının sıkça referansta bulunduğu J.Calvin’in teolojisine dair incelemede bulunduk ve Plantinga’yı da Calvin’in görüşleri doğrultusunda analiz etmeye çalıştık. Reform epistemolojisinin önde gelen isimlerinden olan Plantinga’yı Calvin üzerinden değerlendirmemek, çalışmamızın bütünlüğünü bozmaması açısından son derece önem arz etmekteydi. Yine, Plantinga’nın kullandığı kavramları anlayabilmemiz için onun epistemolojik görüşlerinin olgunlaşmasında payı olan T. Reid’e ve onun sağduyu epistemolojisine de bu çalışmada yer verdik. Bu alt başlıklar, hem reform epistemolojisinin hem de Plantinga’nın dini epistemoloji görüşlerinin ardalanını oluşturmaktaydı. Ayrıca, onun yaşamına dair sunduğumuz ve ilk bölümde ayrı bir başlık altında değerlendirdiğimiz “Biyografi” kısmı da Plantinga’nın Kalvinist görüşlere neden sıkı sıkıya bağlı olduğu hususunu görmemiz açısından son derece önemliydi. 

Çağdaş din felsefesinin en önemli isimlerinden biri olan Alvin Plantinga’nın dini epistemoloji alanında yaptığı çalışmaları tek bir çalışma üzerinde toplamaya çalıştığımız bu proje umarım bu alanda çalışma yapan diğer arkadaşlarımıza yardımcı olur.

1. Alvin Plantinga’nın Epistemolojik Görüşlerinin Ardalanı

1.1 Alvin Plantinga’nın Biyografisi ve Dini Epistemolojisinde J. Calvin ve T.Reid’in Etkisi

“Alvin Plantinga, Sivil Savaş (1861-1865) döneminde Hollanda’dan Amerika’ya göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak 15 Kasım 1932 tarihinde Michigan’ın Ann Arbor kasabasında dünyaya geldi”. (1) Plantinga’ya göre, çocukluk yıllarından itibaren kiliseye gitmek onun yaşamının önemli bir parçasını oluşturmaktaydı. Böylece Hristiyanlık ve Kilise ile bağları daha çocukluk yıllarından itibaren başlamıştı. “Babası, Latin-Grek felsefe ve psikolojisini iyi bilen bir felsefe profesörüydü. Bundan dolayı sosyal bilimlerin ağırlıklı olarak okutulduğu Jomestown Presbyterian Kilisesine gitmeye başlamıştı”. (2) “1949 yılında kaydolduğu Jomestown Kolejinden ilk dönem sonunda babasına gelen Calvin Koleji psikoloji bölümünde çalışma teklifini babasının kabul etmesi nedeniyle Plantinga, Ocak 1950’de kolejinden ayrılmak zorunda kaldı”. (3) Aynı yıl Calvin Koleji’nde eğitimine devam eden Plantinga, bir yıl sonra Harward Üniversitesi’ne burslu öğrenci olarak kabul edildi. İlk defa burada Bertrand Russell gibi anti-teist düşünürlerin yazıları ve düşünceleriyle karşılaştı. Öte yandan, Calvin Koleji’nin Plantinga’nın hayatında önemli bir yeri vardır. Hristiyan Reform Kilisesi’nin eğitim kurumlarından biri olan bu kolejde eğitim görmek, Plantinga’nın hem dini hem de akademik yaşamına önemli katkıları olmuştur. Harward’da bir dönemlik öğrenciliğinden sonra Plantinga, Calvin Koleji’ne geri döner ve 1954 yılında mezun olur.

“Lisansüstü öğrenimini Michigan (1954-1955) ve Yale Üniversitesi’nde (19551958) tamamlayan Plantinga, buradaki öğrenciliği sırasında, felsefi düşünce dünyasının şekillenmesine yardımcı olan ve kalıcı dostluklar kurduğu William Alston, William Frankena ve ünlü bilim felsefecisi Nancy Cartwright ile tanışır”. (4) “Michigan Üniversitesi’nde, W.Alston, N.Cartwright ve W.Frankena ile birlikte çalıştıktan sonra Wayne’de 50’li ve 60’lı yılların başında Detroit onun için gerçek bir fenomen ve büyük bir değer haline gelir”. (5) “Wayne’de daha sonraları Hector Castenada, George Nakhnikian ve Edmund Gettier, Plantinga’nın daha önce hiç karşılaşmadığı anti-teistik iddiaları savunuyorlardı”. (6) Aslında hem Gettier hem de Nakhnikian papaz çocuklarıydı; ama her ikisi de Hristiyanlığa saldırıyorlardı. Bu nedenle, Plantinga’nın felsefi arka planı için Wayne önemli rol oynamıştır. Plantinga, bu anti-teistik iddialarla John Mackie’nin “The Miracle of Theism” adlı eserini karşılaştırdı. “Bu da daha sonra “God and Other Minds” adlı eserini yazmasına sebep oldu”. (7) Wayne State Üniversitesi’nde felsefe doktoru olarak dersler de veren Plantinga daha sonra Calvin Koleji’nde çalışmaya başladı. (1963-1982) Eserlerinin büyük bir bölümünü Calvin’de çalıştığı yıllarda kaleme aldı. Burada; “Analytic Philosophy and Chiristianty”, “The Ontological Argumen”, “Which Worlds Could God Have Created”, “God Freedom and Evil”, “Existence”, “Necessity and God” gibi çoğunluğu makalelerden oluşan 58 tane eser yazdı. (8)  Alvin Plantinga’nın eserlerine baktığımızda, ontolojik argümanı modern mantığın yöntemleriyle incelediği The Ontological Argument (1965), kötülük sorununun çözümüne ilişkin geliştirdiği özgür irade savunmasını God and Other Minds (1967) ve The Nature of Necessity (1974) adlı eserlerinde gösterir. God, Freedom and Evil (1974) adlı eserinde ise,  bu iki çalışmanın özetini ve özgür irade savunmasının toplu analizini kaleme alır. Nicholas Wolterstorff ile birlikte kaleme aldıkları ve reform epistemolojisi açısından büyük önem arz eden Faith and Rationality’i (1983) kaleme alır. Bu eser, “evidentialist itirazın doğruluk ve rasyonellik ölçütlerini karşılamasa bile Tanrı inancının herhangi bir şekilde kanıtlanmaya gereksinim duyulmayan temel bir inanç olduğunu savlar”. (9) Plantinga, 1982 yılından itibaren Notre Dame Üniversitesi’nde Din Felsefesi Kürsüsü başkanlığı ve Din Felsefesi Merkezi direktörlüğünü de yürütmüştür. Ayrıca 2017 yılında “Templeton Prize” (10) gibi önemli bir değeri olan ödüle de layık görülmüştür.

Plantinga’nın “Özgür İrade Savunusu” adlı metni ateistik Kötülük Problemi argümanı türlerine karşı kaleme alınmış en tartışmaları metinlerden biridir.

Öte yandan, “IIIionis Üniversitesi (1960), Harvard Üniversitesi (1964-1965), Chicago Üniversitesi (1967), Michigan Üniversitesi (1967), Boston Üniversitesi (1969), Indiana Üniversitesi (1970), Syerause Üniversitesi (1978) ve Arizona Üniversitesi’nde (1980) misafir öğretim üyelikleri de yapmıştır”. (11)

Şüphesiz yaşayan en önemli din felsefecilerinden biri olan Alvin Plantinga, Analitik Felsefe geleneği içinde rasyonel bir din felsefesi yapmanın ve teistik iddiaların rasyonel bir şekilde savunulmasının imkanını ortaya koyduğu çalışmaları sayesinde, dünya genelinde haklı bir şöhrete kavuşmuştur. Plantinga’nın tüm akademik kariyerinin amacı, dinsel inancın rasyonelliği ve teistik inancın epistemik açıdan haklılığını ortaya koymaktır. “Plantinga’ya göre, Tanrı inancına yönelik bir eleştiri, her ne kadar aralarında farklı görüşler ve değerlendirmeler olsa dahi Yahudilik, İslam ve Hristiyanlık gibi üç büyük dinin kalbine yani Tanrı inancına yapılmış bir eleştiri demektir”. (12) “O, Advice to Christian Philosophers’da “Her ne kadar benim öğüdüm özel olarak Hristiyan felsefecilere yöneltilmişse de ister Hristiyan, ister Yahudi, ister Müslüman olsun Tanrı’ya inanan tüm felsefecilerle ilgilidir.” diyerek kendi felsefesinin tüm teistler için önemli olduğunu ifade etmiştir”. (13)

Alvin Plantinga’nın dini epistemolojisi erken ve son dönem olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. “Erken dönemde, delilci argümanın “yeterli sebebe dayanmaksızın belirli bir önermeye inanmanın rasyonel bir tutum olmadığı” şeklindeki ilk önermesinin geçersizliğini göstermeye çalışır”. (14) “1983 yılında N. Wolterstorff’la birlikte yayımladığı ve Reform Epistemolojisi açısından büyük önem arz eden, Faith and Rationality: Reason and Belief in God adlı eserle erken dönem dini epistemoloji düşüncesini tamamlayan Plantinga’nın en önemli kaynağını, daha sonra akıma adını verecek olan reformcu gelenek oluşturmuştur”. (15) Plantinga’nın son dönem dini epistemolojisi 1993-2000 yılları arasında yayınladığı ve Warrant (Güvence) dönemi diye tanımlanan üç eserden oluşur. (16) Burada Plantinga’nın amacı, Descartes ve Locke gibi XX. Yüzyılın iki önemli düşünürü olan ve adları onlarla birlikte anılan içselcilik, deontolojizm ve gerekçelendirme kavramlarının geçersizliğini ispatlamaya çalışmaktır. Plantinga’nın epistemoloji yönü kuvvetli olan bu çalışmalarında, bir inancın bilgiye dönüşebilmesinin şartlarını ve doğrulanmış bir bilgi olarak kabul edilebilmesinin koşullarını gözden geçirir.

Sonuç olarak, Plantinga’nın felsefesinin ve dini epistemolojisinin önemli bir bölümünü oluşturan bu temel konular, çağdaş din felsefesi içinde büyük tartışmalara yol açmış ve hem felsefe hem de din felsefesi içinde yeni soruları ve problemleri beraberinde getirmiştir. Plantinga’nın ortaya koyduğu temel görüşler, teistik ve antiteistik bir takım eleştirilere tabi tutulmuş ve teoloji, epistemoloji, felsefe gibi disiplinlere yeni ufuklar kazandırmıştır.

Şimdi, Plantinga’nın epistemik ve teolojik görüşlerinin olgunlaşmasında önemli yeri olan ve bizim ardalan diye tabir ettiğimiz, John Calvin’in Reform Teolojisi ve Thomas Reid’in Sağduyu Epistemolojisi hakkında bilgi verelim daha sonra ise Alvin Plantinga’nın bu görüşleri epistemolojik fikirlerinin inşasında nasıl kullandığını ve geliştirdiğini açıklamaya çalışalım.

1.1.1 John Calvin’in Teolojisi

John Calvin, 1509’da Fransa’nın Noyon kentinde doğdu. Babası bir avukattı ve oğlunun kilisede eğitim alıp, iyi bir bilim adamı olmasını istiyordu. Nitekim John Calvin, 1520’lerin ortalarına doğru Latin dilini iyi bir şekilde öğrendi ve Paris’te yoğun bir şekilde teoloji çalışmalarına başladı. Çalışmalarıyla Protestan Reformasyon’unun ikinci kuşak önde gelen reformcularından biri oldu. Calvin’in,  “Dinsel içerikli çalışmaları ve Kitabı-ı Mukaddes üzerine yorumlarından oluşan kapsamlı metinleriyle Protestanlığa doğrudan etki etmiş” (17) Hristiyanlık üzerine yaptığı yorumlar Avrupa ve Kuzey Amerika’daki Protestanlığı derinden etkilemiştir. “Calvin’in, Hristiyan Kutsal Kitabı’nı ve Kilise düzenini açıklamaya yönelik kitaplarının yanı sıra, Roma Katolikleri ve Anabaptistlere karşı yazdığı polemikler ve değişik mektuplardan oluşan çok sayıda eseri vardır.” (18) En önemli eseri olan “Institues of the Christian Religion” (Hristiyan Dininin Kurumları) onu şöhrete kavuşturan ve düşüncelerini bütüncül açıdan yansıtan bir eserdir. “Calvin, bu eserini, Tanrı, İsa Mesih, Kutsal Ruh ve Kilise şeklinde dört ana başlık altında kaleme almıştır.” (19) Ayrıca bu eser, Calvin’in siyasal görüşlerini yansıtması bakımından da önemlidir. Nitekim Cenevre’de kurmaya çalıştığı siyasal ve teokratik düzen bunu göstermektedir. (20) Öte yandan, Alvin Plantinga ve Paul Helm gibi önemli çağdaş din felsefecileri onun mirasından yararlanarak çalışmalarını sürdürmüş, özellikle Plantinga, teolojik ve epistemik görüşlerinin olgunlaşmasında, Calvin’in reformcu Hristiyan görüşlerinden yararlanmıştır.

John Calvin, reform hareketi süresince ortaya çıkan çeşitli ve belirli düzenden yoksun teolojileri bir araya getirmiş ve düzensiz olan bu teolojileri birbirleriyle uyumlu hale getirmeye çalışmıştır. Yaptığı bu çalışmalarla Reformasyon önderi olarak takdir edilmiştir. Calvin’in bu şekilde tanımlanması hususunda görüş birliği vardır. “Fakat Calvin’in teolojik düşüncesinin özgün olup olmadığı, geçmişte olduğu gibi bugün de tartışılmaktadır”. (21) Kimi çevreler onu kendi fikirlerini üretmeyen ama başkalarının fikirlerini derleyen bir teolog olarak görürken bu görüşün tam karşısında yer alanlar ise onun teolojisinin özgün olduğunu belirtir. Onlara göre Calvin, varolan düşünceleri yeni terkipler halinde bir araya getirmiş ve bu düşünceleri geliştirerek farklı bir anlamda sunmuştur. “Bu bağlamda Calvin, Augustine ve Aquinas ile aynı sınıfta değerlendirilir”. (22) “Calvin, öncelikle bir Kitab’ı Mukaddes teoloğudur. Dini düşüncesinin kaynağını, Kitab-ı Mukaddes oluşturur. Kitab-ı Mukaddes’de vahyedilenden başkasını araştırmayı bile hoş görmez”. (23) “Calvin’in reform teolojisine kaynaklık eden en belirgin inanç şudur: Tanrı, sadece Kitab-ı Mukaddes aracılığıyla bilinebilir. Tanrı’yı kendi bütünlüğü içerisinde, yani, Yaratıcı, Kurtarıcı ve dünyanın rabbi olarak bilmenin tek yolu budur”. (24)  “Calvin’e göre, Tanrı’ya inanmayan birisi epistemik açıdan özürlüdür; tıpkı karısının var olduğuna inanmayan ya da onun son derece akıllı bir şekilde tasarlanmış olmasının yanı sıra düşünce, duygu veya bilinçten yoksun bir robot olduğuna inanan bir adam gibi”. (25) “Plantinga’ya göre Calvin, Tanrı’ya inanmayan bir kimsenin durumunu, inanan bir kimsenin durumuna oranla, epistemik olarak daha aşağı bir durum olarak görür”. (26)

Daha önce de belirttiğimiz gibi Plantinga’nın epistemolojik görüşlerinin arka planında Thomas Reid varsa, teolojik görüşlerinin arkasında ise John Calvin vardır. Calvin’in bir reform teoloğu olması, Plantinga’nın ise reform epistemoloğu olması bu açıdan bizce açıklanabilir görülmektedir. Özellikle Plantinga, dini inancın rasyonelliği hususunda sıklıkla Calvin’e atıfta bulunur. Bu yüzden biz bu bölümde Calvin’in iman, kurtuluş, özgürlük, vahiy, ilahi his, kutsal kitap gibi konulardaki görüşlerinin Plantinga üzerindeki etkilerinin bilinmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ancak bunu yaparken, Kalvinist Teolojiyi bütünüyle ve ayrıntılarıyla ele almak yerine daha çok Plantinga ve onun dini inancın rasyonelliği üzerinde ki etkileri üzerinde duracağız. Yani, Reform Epistemolojisi’ni etkilediği kadarıyla.

İmanı Tanrı’nın bir lütfu, kurtuluş için bir müjde olarak gören, “Calvin’e göre İman, insanı sonunda kurtuluşa götüren dini bir eylem değil, Tanrı’nın insanlara bir hediyesidir. Kendisini sonsuza kadar yüceltmeleri için insanları iman etmeleri noktasında seçen Tanrı’ya iman etme işi de Tanrı’nın iradesi dâhilinde gerçekleşmektedir.” (27) Calvin açısından, Tanrı’yı anlamak ve iman etmek için daha doğrusu ona ulaşmak için Kutsal kitap çok önemlidir Kutsal kitap, onun görüşlerinin merkezini oluşturur. “Tanrı’nın bilinmesi ve Tanrı’ya iman gibi konularda insan aklına güvenmeyen ve Kutsal Kitap’a başvurmadan elde edilen Tanrı hakkındaki her türlü bilgi ve düşünceyi spekülasyon olarak gören Calvin’e göre, Kutsal Kitap biricik bilgi kaynağı ve iman konusundaki tek otoritedir”. (28) 

“Kutsal Ruh’la ilgili hiçbir konunun salt akıl yürütme ile anlaşılamayacağını, bu tür konuların ancak ve sadece iman tecrübesi ile bilinebileceğini söyleyen Calvin’e göre “Tanrı hakkında tabiattan çıkarsanan bütün deliller karanlıktır ve kurtuluş neticesi vermekten uzaktır”. (29) Burada Calvin, insanın Tanrı’yı bilmesi ve ona iman etmesi için gerekli koşulu salt akılda değil, Kutsal Kitap’ın rehberliğinde görmektedir. Yani Calvin salt aklın yaratılış gereği kurtuluş ve imana giden yolda yeterli olamayacağını, çünkü iman için gerekli niteliklerden yoksun olduğunu belirtir. “Çünkü asli günahla kirlenen insan ruhu kendi başına Tanrı’yı bulabilecek güce sahip değildir”. (30)

“Calvin’e göre asli günahın kölesi durumundaki insan, Tanrı’yı tam anlamıyla bilemez. Tanrı’yı bilmemize tesir eden başka bir sınırlayıcı daha vardır. Yaratan ve yaratılan arasındaki büyük mesafe buna engeldir”. (31) Yani, sadece günahkar olduğumuz için değil, ezeli ve ebedi Tanrı’nın yanında, sonlu varlıklar olduğumuz için de Tanrı’yı bilemeyiz. Sonlu ve kendinde varlıklar olarak bizlerin Tanrı’yı tam anlamıyla bilmesi mümkün değildir. Ancak, Kitab-ı Mukaddes’e başvurarak yani vahiy ölçüsünde Tanrı’yı bilmek mümkündür.

Öte yandan Calvin, Tanrı ve insan arasındaki ilişkiyi adeta efendi ile köle arasındaki ilişkiye indirgemiştir. “İnsanın görevi, Tanrı’nın buyruklarına itaat etmektir. Dolayısıyla insan, kendi isteklerine değil, Tanrı’nın isteklerine uymaya yöneltilmelidir”. (32) Calvin, bunun dışında hayatın bir amacının olmadığını belirtir. İnsanın asli görevi Tanrı’ya itaat etmektir. Tanrı’nın insanı yaratmasındaki amaç Kitab-ı Mukaddes’te açıklanmadığına göre iman sahiplerinin bunu araştırmaması gerekir. Çünkü bu insanlardan gizlenmiştir. İnsanın salt aklıyla Tanrı’nın gizemlerini ve doğasını bilmesi mümkün değildir.

Bu bağlamda Kutsal Kitap, Tanrı’nın gizeminin bizzat Tanrı tarafından açığa vurulması ve Tanrı’nın kirlenmiş ve günahkar insana kendisini ifşa etmesidir. (33)

“Calvin’in doğal vahiy anlayışı ise, insan zihninde inkar edilemez tarzda bir Tanrı fikrinin mevcut olduğu düşüncesine dayanır. Plantinga’ya göre, Calvin’in ilahi his (sensus divinitatius) olarak isimlendirdiği bu düşünce aynı zamanda onun dini epistemolojisinin de özünü oluşturur”. (34)

İnsan zihninin derinliğinde, uluhiyete dair doğal bir farkındalık söz konusudur. Bunun ihtilaftan uzak olduğunu kabul ediyoruz. Tanrı kendi cehaletlerine sığınmalarını engellemek için tüm insanların zihnine ilahi haşmeti hakkında bir tür anlayış yerleştirmiştir. İnsanoğlunun hafızasını hep yenileyerek, sürekli yeni bilgi damlaları verir. Ünlü bir putperestin dediği gibi, şuurunun derinliklerinde bir Tanrı’nın varolduğu kanaatine sahip olmayacak kadar barbar ve vahşi bir topluluk yoktur. İşte bu ortak inanç insanların zihnini çok derinden işgal eder, herkesin kalbinde çok sarsılmaz bir yer edinir! Nitekim yoğun çabalarına kalplerindeki Tanrı korkusundan kurtulamayan azılı sapkınlar, “bir Tanrı vardır” şeklindeki kanaatin, her insanda doğuştan geldiğinin, insan zihninin en derinliklerinde bulunduğunun, sanki iliğine işlemiş olduğunun bir göstergesidir. (35)

Yukarıdaki alıntıdan da anlaşılacağı üzere Calvin’e göre, Tanrı’nın bizi kendisine inanma eğilimiyle yarattığını söyleyebiliriz. Yani Calvin’in ilahi his dediği şey, bütün insanların yalnızca Tanrı’yı bilme ve ona inanma eğilimiyle değil, aynı zamanda Tanrı’yı bilerek dünyaya gelmesidir. Burada Calvin’in ifadeleri sanki doğuştan var olan Tanrı bilgisine doğumdan itibaren, anne karnından itibaren sahipmişiz gibi algılanabilir. Plantinga açısından Calvin, bu görüşü kabul etme yanlısı değildir. “O daha çok böyle bir bilgi konusundaki yeteneğin, tıpkı aritmetik bilgisi yeteneğinde olduğu gibi, insanda doğuştan olduğunu ifade etmek ister”. (36) Ancak biz aritmetiği anne karnından itibaren bilmiyoruz bunun için tecrübeye yani olgunluğa ihtiyaç duyarız. “Plantinga’nın varsayımına göre Calvin’de, doğuştan Tanrı bilgisini bir yetenek olarak düşünür”. (37)

“Bu sensus divinitatius yetisi, Kant’ın yıldızlı gökyüzünden etkilenmesi gibi, belli koşullarda ortaya çıkan bir eğilimdir”. (38) Calvin’de Kant gibi, bize Tanrı’yı evrende hatırlatan koşullarla ilgili şöyle der:

İnsan, gözlerini onu görmeye zorlamaksızın açamaz. Bakışlarını nereye çevirirsen çevir evrende onun ihtişamının en azından bir pırıltısını fark edemeyeceğin hiçbir yer yoktur. (39)

Bu ilahi sezginin Calvin ve Plantinga tarafından işlenen yönü aslında Reid’in algı değerlendirmesini andırmaktadır. Bir sonraki bölümde Reid’in epistemolojisine dair vereceğimiz bilgilerle bu çok daha iyi anlaşılır olacaktır. Şimdi buraya kadar Calvin’in teolojisi ve epistemolojisi hakkında verdiğimiz bilgileri toparlamaya çalışalım.

Sonuç olarak Calvin, Tanrı’nın bilinebilmesi ve ona iman edilebilmesi için Kutsal Kitap’ın bilinmesini şart koşar. Yani Calvin’e göre, Tanrı, ancak vahiy aracılığıyla bilinebilir. İnsanların Tanrı’yı bilmeleri için ilahi his olarak isimlendirdiği bir yeti vardır. Bu yeti kurtuluş için yeterli değildir. Ayrıca bu yeti, Plantinga’nın dini epistemolojisinin de çıkış noktasını oluşturur.

1.1.2 Thomas Reid’in Sağduyu Epistemolojisi

“Thomas Reid İskoçya’nın Aberdeen şehri Kincardenshire beldesinde din adamlığı geleneğine sahip ve kendisi de bir din adamı olan babası Lewis Reid’in dördüncü çocuğu olarak 1710’da dünyaya geldi”. (40) Reid, çocukluğundan itibaren bilgiye ve bilime yönelik hevesli birisiydi. Annesi Margaret Gregory’nin saygın bilim adamları soyundan gelmesi de bunda etkili oldu. Daha 12 yaşındayken Aberdeen Üniversitesi’nde Felsefe bölümüne başladı. Burada Berkeleyci matematik hocalarından dersler aldı. Berkeley’in felsefesiyle hocası G.Turnbull aracılığıyla tanıştı. “Reid kendini belirli süre için, Hume’un Treatise’ni sorgulayana kadar Berkeleyci olarak niteledi”. (41) Matematiğe ilgi duyduysa da daha çok zihin felsefesi alanına yoğunlaştı. “Sonradan felsefenin ve kendinin özel felsefi kimliği (sağduyu felsefesinin kurucusu) olacak olan sağduyu kavramını (the concept of common sense) felsefi anlamıyla ilk önce Turnbull’un derslerinden öğrendi”. (42)

“İskoç Aydınlanması süreci içerisinde yer alan Reid’in epistemolojik tutumu, Hume’un geleneksel teoloji karşıtı meydan okumasına bir tepki olarak doğmuştur”. (43) Reid’in dini epistemoloji metinlerinde yer almasının en büyük nedeni Wolterstroff ve Plantinga gibi reform epistemologlarının onun sağduyu epistemolojisini delilciliğe karşı kullandıkları için olmuştur. Hume’un şüpheciliğine karşı Reid’in sağduyu argümanı, delilciliğin eleştirilmesinde etkili bir argüman olarak kullanılmıştır.

1764’te eserlerinden ilki ve en önemlisi olan “Inquiry into the Human mind on the Principles of Common Sense” (Sağduyu İlkeleri Zemininde İnsan Zihnine Dair Soruşturma) adlı eserini yayınladı. Bu eser Hume’un şüpheci epistemolojisine karşı bir alternatif olarak yazıldı. Hume, her ne kadar yazdığı mektubunda Reid’i ve eserini ciddiye almasa da, daha sonraları Hume, Reid’in yazdıklarını kendi epistemolojisine ve felsefi sistemine bir meydan okuma olarak değerlendirmiştir. “Aslında Reid’in projesinin asıl amacı, klasik temelciliğe bir başkaldırı ve reddiyedir”. (44) Onun epistemolojik fikirleri, klasik temelciliğin ap-açık ve seçik doğrulanmış kimi inançlara yönelik bir eleştiri özelliği taşır. “Reid’in, Descartes’ın Kartezyen felsefesiyle başlayıp Hume’un septisizmi ile zirveye ulaştığını söylediği klasik temelcilik, ona göre, bilginin kapsamını gereğinden fazla daraltmış ve rasyonel olarak kabul edilebilecek birçok bilgi türünü bilginin sınırları dışında tutmuştur”. (45) Reid’e göre, klasik temelci görüşe sahip filozoflar, “inançlarımızı mantıksal çıkarımlar ve duyusal algılarımız aracılığıyla ulaştığımız inançlarla sınırlayarak, başarısız olmuşlardır”. (46)

“Genellikle Descartes’e dayanan klasik temelcilik şu prensiplerden oluşmaktadır:

  • İnançlar çeşitli epistemik değerlere sahiptir.
  • Epistemik değer açısından inançlar iki türlüdür. Bunlardan ilk grup kendiliğinden delilli inançlar, ikincisi ise delilsel açından başka inançlara bağlı olan inançlar.
  • Bu iki gruptan birincisi ikincisinden daha üstündür ve kendiliğinden delilli olan inançlar diğer inançlara göre sayıca çok azdır”. (47)

Yani, klasik temelselcilikte bilgi çıkarımsal ve temel olmak üzere ikiye ayrılmış, temel inançlar doğruluğu kendiliğinden açık ve başka inanç tarafından delile ihtiyaç duymadığı için çıkarımsal inançlara göre daha üstün tutulmuştur. Burada ortaya çıkan önemli bir sorun vardır. Biz hangi inançları neye dayandırarak temel inanç olarak değerlendireceğiz? Daha doğrusu, bu temel inançların haklı çıkarıma tabi olmamasının nedeni nedir? Bu problem klasik temelselci filozoflar arasında belirgin farklılıkların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu yüzden temelselcilik iki farklı ekolden değerlendirilir: Katı temelselcilik ve ılımlı temelselcilik. Yalnız biz burada konuyu daha çok Thomas Reid’in yorumladığı şekliyle incelemeye devam edeceğiz ve Reid’in Plantinga üzerinde ki etkilerini anlatmaya çalışacağız. 

René Descartes (1596-1650)

Bir önceki paragrafta temelselci bilgi teorilerindeki ayrışmalardan bahsetmiştik, bu ayrışmalar, ayrıca teolojik ayrışmalara da kaynaklık etmektedir. Klasik temelselci teistler, imanın rasyonel olmasının sebebini, inançlarını yeterli derecede delil bulunması olarak görürken, bu görüşün tam karşısında yer alan ateist temelselcilere göre ise durum tam tersidir; yani, Tanrı’nın varlığı için yeterli delil yoktur. Bu şekilde düşünen ünlü ateist düşünürlerden W.K. Clifford’a göre “yetersiz delile dayanarak herhangi bir şeye inanmak her zaman, her yerde ve herkes için yanlıştır” (48) şeklinde bir argüman sunar. Öte yandan, her klasik temelselci, yani katı akılcı, teizm karşıtı değildir.

Örneğin başta John Locke olmak üzere, bir ölçüde Thomas Aquinas, ve çağdaş din felsefecisi Richard Swinburne, katı akılcı olarak değerlendirilebilen teist filozoflar arasında sayılmaktadırlar. (49)

Plantinga ise temelselciliğe alternatif olan ılımlı temelselci kanatta yer almaktadır. O, Clifford’ın öne sürdüğü ilkeyi, kendi öngördüğü şartları sağlamadığı için kabul edilmesini sağlayacak bir gerekçenin olmadığını öne sürer. Yani, bu ilkenin kendisi ne yanlışlanabilir ne de ap-açık-seçik kendiliğinden delilli değildir. Plantinga, ılımlı temelselci modelde öne sürdüğü çözümü, temel inançların genişletilmesinde ve onları yanlışlanabilir olarak görmekte bulur. Plantinga temel inancı şu şekilde tanımlar: “C şartı altında, S kişisi p inancını temel olarak kabul etmekte haklı çıkmıştır.” (50) Yani, Plantinga’ya göre, p inancının temel olarak kabul edilmesi için onun yanlışlanamaz veya apaçık bir inanç olma şartı yoktur.

Şimdi, bu ılımlı temelselci görüşün Reid üzerinden Plantinga etkisini biraz daha irdeleyelim. Descartes’dan bu yana epistemolojinin ana ilkesinin “şüphe edilecek her inancı reddet ve sadece şüphe edilmeyen ve mutlak bir şekilde belli bir delil tarafından kurulabilecek inancı kabul et” şeklinde formüle edildiğini bilmekteyiz. “Reid, bu ilkeye, inançlara masumluğu gösterilinceye kadar suçlu gözüyle baktığı için itiraz eder.” (51) Reid, bu ilke yerine, “inançlar suçluluğu gösterilinceye kadar masumdur” şeklinde karşıt bir rasyonalite ilkesi önermiştir.

“Aklı ve muhakeme yeteneğini inanç üreten birer mekanizma olarak kabul eden Reid, inançlarımızı bu iki mekanizmanın ürettiği inançlarla sınırlı tutmayı doğru bulmaz.” (52)

Reid’e göre, bizim akıl ve muhakeme yetimiz dışında bilgi ve inanç üreten başka birçok yetimiz bulunmaktadır. Reid bu yetilerin tümüne birden “sağduyu (common sense)” (53) adını vermekte ve “hafızaya, dış dünyaya, diğer zihinlerin varlığına ve de başkalarının tanıklıklarına ilişkin inançlarımızı sağduyunun ürettiği inançlar içerisinde değerlendirmektedir.” (54) Örneğin, bizim belli koşullarda, olağan duyusal algılarımızın yanında hafızamıza da inanmaya eğilimli olduğumuzu söyleyen Reid şöyle der:

“Bizim şu an bir koku aldığımıza ilişkin inancımızın kaynağı onu kokluyor olmamızdan başka bir şey olmadığı gibi, dün bir koku aldığımıza ilişkin inancımızın kaynağı da o kokuyu hatırlamamızdan başka bir şey değildir.” (55)

Reid’e göre, “zihnin tamamen farklı işlev ve fonksiyonlarını icra eden duyu ve hafıza, bizim temel ve orijinal inanç kaynaklarımızdandır.” (56) Yani, duyu ve hafıza yetilerimizin bize sunduğu güvenden başka gerekçemiz olmasa dahi, onları, temel ve doğrulanmış olarak görmemek için hiçbir nedenimiz yoktur. 

Plantinga gibi bazı teist felsefeciler, bizim yukarıda değinmeye çalıştığımız Reid’in sağduyu epistemolojisini Tanrı inancının oluşmasında da temel olarak kabul etmişler, herhangi bir delile dayalı olmasa da Tanrı’ya inanmanın rasyonel olabileceğini iddia etmişlerdir. Onlara göre, insanın doğasında Tanrı’ya belirli şartlarda inanmasını sağlayacak bir takım bilişsel yetilerin varlığı mümkündür. “Her ne kadar bir takım filozoflar Tanrı’nın varlığına olan inancımızı açıklamak için Reid’in sağduyu felsefesini kullansalar da, Reid’in kendisi Tanrı’nın varlığını onların yaptığı şekilde temel bir inanç olarak kabul etmemiştir.” (57) Reid’e göre, sağduyu ilkeleri üzerinden yapılan muhakemeler sonucunda Tanrı’nın varlığının haklı çıkarımı sağlanabilir.

Reid sağduyu prensipleri temele alınmadan yapılan bir felsefenin saçma ve tutarsız sonuçlar üreteceğini düşünmektedir. Bu şekilde yanlış felsefe yapılmasının ortaya çıkardığı en vahim sonuç mutlak şüpheciliktir. Mutlak şüphecilik ise Tanrı’nın varlığını inkara varan düşüncelere sebebiyet vermektedir. (58)  

Geldiğimiz nokta itibariyle Plantinga’nın da Reid gibi düşündüğünü, yani, aklın sadece inanç oluşturan yetilerimizden sadece biri olduğunu söyeleyebiliriz. Aslında Plantinga, özellikle delilciliği eleştirirken Reid’in diğer zihinlerin varlığı argümanını çok iyi kullanır. Plantinga’ya göre, Tanrı inancının rasyonelliği hususu, bilimsel varsayımlara inançtan çok diğer zihinlerin varlığına inanca daha fazla benzemektedir. Ayrıca, Reid’in de bütün diğer İskoç aydınlanmacıları gibi Kalvinist olduğunu göz ardı etmemek gerekir.

Reid’in bir reformcu epistemoloğu olup olmadığı sorusunun cevabını, Reid’in epistemolojisini inceleyen, D.Tuggy vermektedir:

Reid’le reformcu epistemoloji yanlıları arasında temelde bir benzerliğin bulunmasına rağmen, Reid’in Tanrı inancını temel bir ilke olarak kabul ettiğini söylemek mümkün değildir. Çünkü bir kere Tanrı’nın varlığını kabul etmemek insanı pratik çelişkilere götürmemektedir; ikincisi, Tanrı’nın bizi değişik zihinsel yetilerle donatmasını söylemesi, Tanrı’nın varlığına doğal veya fıtri olarak inanmanın da (sensus divinitatis) bu yetiler arasında yer almasını gerektirmez. (59)

Açıkçası D. Tuggy burada, Reid ile başta A. Plantinga olmak üzere birçok reform epistemoloğu arasında bir benzerlik olduğunu fakat Tanrı inancının temel bir ilke olarak kabul edilmesi açısından ise, Reid’in kendi epistemolojisi içinde bunun mümkün olamayacağını belirtmektedir. Zaten T. Reid’in epistemolojisine baktığımızda onun felsefesi içinde insanların Tanrı tarafından değişik zihinsel yetilerle donatılması mevzusu, Plantinga ve reform epistemologlarının savunduğu ilahi his (sensus divinitatis) yetisinin de bu yetilerin içinde olduğunu her zaman gerektirmemektedir. Ayrıca, A. Plantinga ve J. Calvin için Tanrı’nın varlığını kabul etmemek epistemolojik açıdan bir kusur sayılırken, T. Reid’in epistemolojisinde, Tanrı’nın varlığını kabul etmemek bir çelişki doğurmamaktadır.

Buraya kadar T. Reid’in sağduyu epistemolojisi hakkında bilgiler vermeye çalıştık. A. Plantinga’nın özellikle temelselcilik ve evidentializm eleştirilerinin çıkış noktasını oluşturan T. Reid’in epistemolojisi, özellikle reform epistemologları tarafından sıklıkça atıf yapılan bir bilimsel kuramdır. A. Plantinga’da kendi epistemolojik fikirlerini inşa ederken T. Reid’in felsefesinden yararlanmış ve onun epistemolojisini geliştirip, kendi felsefesi içinde yeniden tahlil etmiştir. T. Reid’e ve J. Calvin’e, A. Plantinga’nın epistemolojik ve teolojik fikirlerini belirtmeden önce burada değinmek, A. Plantinga’nın ardalanını görmek açısından son derece önem arz etmektedir. Nitekim daha önce de belirttiğimiz üzere A. Plantinga’nın teolojik fikirlerinin arkasında J. Calvin, epistemolojik fikirlerinin arkasında ise T. Reid’in felsefesi yatmaktadır.

Sonuç

Sonuç olarak bu çalışmada öncelikle Alvin Plantinga’nın biyografisi hakkında bilgiler vermeye çalıştık. Ardından onun teolojik ve din felsefesi açısından fikirlerinin oluşumunda çok büyük payı olan J. Calvin’in ve onun öğretilerinin ne olduğu hususuna değindik. Son olarak Plantinga’nın epistemolojik fikirlerine ilham veren T. Reid hakkında ve onun sağduyu epistemolojisi üzerine bilgiler sunduk. Özetlemek gerekirse, Plantinga açısından, Tanrı inancının temel bir inanç olması hususu Calvin’in ilahi his (sensus divinitatis) dediği, Tanrı’nın bizim içimize yerleştirdiği ve insanın içgüdü vasıtasıyla farkına vardığı Tanrı bilgisi vardır. Bu bilgi temel bir inaçtır. Çünkü klasik temelselci argümanın kendisi çelişiktir. 

Plantinga’ya göre bir inancın rasyonel olması için herhangi bir kanıta veya gerekçeye ihtiyaç yoktur. Tanrı inancı da temel bir inançtır. Bu görüş, Plantinga’nın da, T. Reid gibi klasik temelselci nosyonun ortaya koyduğu kriterlerin bütün temel inançlarımızı kapsamayacağını iddia etmesine neden olmuştur. Öte yandan, Tanrı’nın varlığına dair doğal bir yetinin olmasının kabulü, iman açısından Hristiyan dünyasında doğal teolojiye yönelik tartışmaları da alevlendirdiğini unutmamak gerekir. Nitekim Plantinga gibi reformist epistemologlar doğal teolojinin Tanrı’ya olan inanca akıl yürütme sonucu ulaşıldığı yönünde argümana itiraz etmişlerdir. Çünkü Plantinga ve reformistlere göre, Tanrı inancı basit inançlarımızdandır ve delile ihtiyaç duymaksızın bilgi değeri kazanır.

Referanslar

  • (1) Ferhat Akdemir, Alvin Plantinga ve Analitik Din Felsefesi, Elis Yayınları, Ankara 2007, s. 34.
  • (2) İsmail Şimşek, Plantinga’da Tanrı ve Kötülük, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzurum 2016, s. 2.
  • (3) Şimşek, Plantinga’da Tanrı ve Kötülük, s. 3.
  • (4) Akdemir, Alvin Plantinga ve Analitik Din Felsefesi, s. 34.
  • (5) Şimşek, Plantinga’da Tanrı ve Kötülük, s. 6.
  • (6) Nicholas Wolterstorff, “Introduction”, Faith and Rationality, ed. Plantinga, and Nicholas Wolterstorff, University of Notre Dame Press, Notre Dame, 1983, s. 9.
  • (7) Şimşek, Plantinga’da Tanrı ve Kötülük, s. 7.
  • (8) J. Teomberlin ve P. van Inwagen’in birlikte kaleme aldığı 1985 yılında yayınlanan Alvin Plantinga adlı eser, Plantinga’nın makalelerinde ele aldığı konuların anlaşılmasını ortaya çıkarması bakımından önemlidir. Bu eser ayrıca, Alvin Plantinga’nın otobiyografisine de yer vermektedir.
  • (9) Akdemir, Alvin Plantinga ve Analitik Din Felsefesi, s. 37.
  • (10) Templeton Ödülü, Sir John Templeton tarafından 1972 yılında kurulan ve kendilerine “Ruhun Girişimcileri” dedikleri bir vakıf tarafından verilen bir ödüldür. Daha önce Dalaı Lama ve Rahibe Teresa gibi isimlerin layık görüldüğü ödülün maddi değeri 1.7 milyon dolar kadar olup, ödül herhangi bir dine yönelik olmayıp, Hristiyan, Musevi veya Müslüman olan birçok bilim adamına verilmektedir. Ayrıca bknz. http://www.templetonprize.org/currentwinner.html (20.03.2018)
  • (11) Akdemir, Alvin Plantinga ve Analitik Din Felsefesi, s. 35.
  • (12) Alvin Plantinga and Nicholas Wolterstorff, Faith and Rationality: Reason and Belief in God, University of Notre Dame Press, Notre Dame, 1983, s. 16.
  • (13) Kemal Batak, Tanrı’yı Bilmek: Alvin Plantinga’nın Din Felsefesinde Tanrı ve Epistemoloji, İz Yayıncılık, İstanbul, 2015, s. 18-19.
  • (14) Nebi Mehdiyev, Dini Epistemolojiye Giriş: Tanrı İnancının Rasyonelliği, İsam Yayınları, İstanbul, 2014, s. 141.
  • (15) Mehdiyev, Dini Epistemolojiye Giriş: Tanrı İnancının Rasyonelliği, s. 142.
  • (16) 1993 yılında Warrant üst başlığı ile yayınladığı üçlü kitap serisi şunlardır; Warrant: The Current Debate ve Warrant and Proper Function ardından 2000 yılında yayınladığı Warranted Christian Belief isimli çalışmalarından oluşur. Plantinga bu eserlerinde, bilgiye dönüşen bir inancın taşıması gereken şartlar üzerinde durur. Ayrıca bknz. J. Kvanvig tarafından 1996 yılında kaleme alınan Warrant in Contemporary Epistemology, Essays in Honor of Plantinga’s Theory of Knowledge adlı eser, Plantinga’nın güvence üçlemesi kitaplarından ilk ikisine getirilen eleştirileri ve Plantinga’nın bunlara verdiği cevapları ele alması açısından önemlidir.
  • (17) Hakan Olgun, Kalvinizm’de On Emir, Eski Yeni Yayınları, Ankara 2012, s. 17.
  • (18) http://muhammettarakci.blogspot.com.tr/2005/10/felsefe-ansiklopedisi-ed.html (15.04.2018)
  • (19) http://muhammettarakci.blogspot.com.tr/2005/10/felsefe-ansiklopedisi-ed.html (15.04.2018)
  • (20) Ayrıca bknz. Mustafa Bıyık’ın kaleme aldığı “Katolik Tiranlığından Protestan Teokrasisine: John Calvin ve Cenevre Modeli” isimli eseri, Calvin’in Cenevre’de uygulamaya çalıştığı, teokratik ve siyasal uygulamaları göstermesi açısından önemlidir.
  • (21) Osman Murat Deniz, ”John Calvin’in Teolojisi ve Özgünlüğü”, Akademik Bakış Dergisi, KasımAralık 2012, s. 2.
  • (22) Deniz, John Calvin’in Teolojisi ve Özgünlüğü, s. 2.
  • (23) Deniz, John Calvin’in Teolojisi ve Özgünlüğü, s. 4.
  • (24) Deniz, John Calvin’in Teolojisi ve Özgünlüğü, s. 6.
  • (25) Michael Peterson, vd. , Din Felsefesi: Seçme Metinler, Küre Yayınları, İstanbul, 2013, s. 332.
  • (26) Plantinga, Faith and Rationality: Reason and Belief in God,  s. 67.
  • (27) Kenan Has, “Teolojik Bazı Kavramlar ve Dinsel-Seküler Otorite Sorunu Üzerine: Luther – Calvin”, Tarih Okulu Dergisi, Sayı 17.
  • (28) Akdemir, Alvin Plantinga ve Analitik Din Felsefesi, s. 90-91
  • (29) Akdemir, Alvin Plantinga ve Analitik Din Felsefesi, s. 91.
  • (30) Akdemir, Alvin Plantinga ve Analitik Din Felsefesi, s. 92.
  • (31) Deniz, John Calvin’in Teolojisi ve Özgünlüğü, s. 9.
  • (32) Deniz, John Calvin’in Teolojisi ve Özgünlüğü, s. 8.
  • (33) Akdemir, Alvin Plantinga ve Analitik Din Felsefesi, s. 93.
  • (34) Akdemir, Alvin Plantinga ve Analitik Din Felsefesi, s. 93.
  • (35) John Calvin, The Institues of the Christian Religion,  http://www.ccel.org/ccel/calvin/institues.all.htm (21.03.2018)
  • (36) Batak, Tanrı’yı Bilmek: Alvin Plantinga’nın Din Felsefesinde Tanrı ve Epistemoloji, s. 272.
  • (37) Batak, Tanrı’yı Bilmek: Alvin Plantinga’nın Din Felsefesinde Tanrı ve Epistemoloji, s. 273.
  • (38) Alvin Plantinga, Warranted Christian Belief, Oxford University Press, New York, 2000, s. 173.
  • (39) Calvin, Institutess of the Christian Religon, s. 52.
  • (40) Hacı Mustafa Açıkgöz, 18.Yüzyıl İskoç Felsefe Geleneğinde İki Filozof Portresi ve Düşündürdükleri, Muğla Üniversitesi SBE Dergisi, Muğla, 2000, s. 12.
  • (41) Açıkgöz, 18.Yüzyıl İskoç Felsefe Geleneğinde İki Filozof Portresi ve Düşündürdükleri, s. 13.
  • (42) Açıkgöz, 18.Yüzyıl İskoç Felsefe Geleneğinde İki Filozof Portresi ve Düşündürdükleri, s. 14.
  • (43) Mehdiyev, Dini Epistemolojiye Giriş: Tanrı İnancının Rasyonelliği, s. 123-124.
  • (44) Kelly James Clark, Return to Reason: A Critique of Enlightenment Evidentialism and a Defence of Reason and Belief in God, William B. Eardmans Company, Michigan, 1998, s. 143.
  • (45) Akdemir, Alvin Plantinga ve Analitik Din Felsefesi, s. 83.
  • (46) Thomas Reid, An Inquiry into the Human Mind on the Principles of Common Sense, ed.Derek R.Brookes, The Pennsylvania State University Press, Pennsylvania, 2003, s. 15.
  • (47) Ayşenur Ünügür, Thomas Reid’in Din Epistemolojisi, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi) Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2013, s. 5.
  • (48) W. K. Clifford, “The Ethics of Belief.”, The Theory of Knowledge, ed. Louis P. Pojman Belmont, CA: Wadsworth, 2003, s. 518.
  • (49) Cafer Sadık Yaran, “Dini Epistemolojide Eleştirel Akılcılık ve Tahkiki İmancılık”, O.M.Ü, İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı 9, Samsun 1997, s. 218-219.
  • (50) Alvin Plantinga, “Is belief in God Properly Basic?” Nous, Cilt. 15, No. 1, Oxford 1981, s. 49.
  • (51) Clark, Return to Reason, s. 146.
  • (52) Akdemir, Alvin Plantinga ve Analitik Din Felsefesi, s. 83.
  • (53) Reid, Inquiry, s. 15.
  • (54) Alvin Plantinga, Warrant and Proper Function, Oxford University Press, Oxford, New York 1993, s. 183.
  • (55) Reid, Inquiry, s. 15.
  • (56) Reid, Inquiry, s. 15.
  • (57) Ünügür, Thomas Reid’in Dini Epistemolojisi, s. 7.
  • (58) Ünügür, Thomas Reid’in Dini Epistemolojisi, s. 9.
  • (59) Dale Tuggy, Reid’s Philosophy of Religion, ed. Terence Guneo, René van Woudengerg, Cambridge University Press, Newyork, 2004, s. 299-301

Kaynakça

  • Açıkgöz, Hacı, Mustafa, 18. Yüzyıl İskoç Felsefe Geleneğinde İki Filozof Portresi ve Düşündürdükleri. Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2000, s. 12-14.
  • Akdemir, Ferhat, Alvin Plantinga ve Analitik Din Felsefesi, Elis Yayınları, Ankara 2007, s. 34-93.
  • Batak, Kemal, Tanrı’yı Bilmek: Alvin Plantinga’nın Din Felsefesinde Tanrı ve Epistemoloji, İz Yayıncılık, İstanbul 2015, s. 18-273.            
  • Bıyık, Mustafa, Katolik Tiranlığından Protestan Teokrasisine: John Calvin  ve Cenevre Modeli, Dini Araştırmalar Dergisi, s. 22 Calvin, John, The Institues of the Christian Religion, http://www.ccel.org/ccel/calvin/institues.all.htm, (21.03.2018).
  • Clark, Kelly, James, Return to Reason: A Critique of Enlightenment Evidentialism and Defence of Reaason and Belief in God, William B. Eardmans Company, Michigan 1998, s. 143-146.
  • Clifford, William, K., “The Ethics of Belief” The Theory of Knowledge, L. P. Pojman, (ed.), Thomson Learning, Wadsworth 2003, s. 518.            
  • Deniz, Osman, Murat, John Calvin’in Teolojisi ve Özgünlüğü, Akademik Bakış Dergisi, 2012, s. 2-9.
  • Has, Kenan, Teolojik Bazı Kavramlar ve Dinsel-Seküler Otorite Sorunu Üzerine: Luther-Calvin, Tarih Okulu Dergisi, Mart 2014, s. 256 http://muhammettarakci.blogspot.com.tr/2005/10/felsefe-ansiklopedisi-ed.html, (15.04.2018)
  • Mehdiyev, Nebi, Dini Epistemolojiye Giriş: Tanrı İnancının Rasyonelliği, İsam Yayınları, İstanbul 2014, s. 123-142.  
  • Olgun Hakan, Kalvizim’de On Emir, Eski Yeni Yayınları, Ankara 2012, s. 17.
  • Peterson, Michael, vd., Din Felsefesi: Seçme Metinle, Küre Yayınları, İstanbul 2013, s. 67.
  • Plantinga, Alvin, “Is Belief in God Properly Basic?” Nous (Cilt 15), Oxford University Press, New York 1981, s. 146.
  • Plantinga, Alvin, Warrant and Proper Function, Oxford University Press, New York 1993, s.183.
  • Plantinga, Alvin, Warrant: The Current Debate, Oxford University Press, New York 1993.
  • Plantinga, Alvin, Warranted Christian Belief, Oxford University Press, New York 2000.
  • Reid, Thomas, An Inquiry into the Human Mind on the Principles of Common Sense, D. R. Brookes, (ed.) State University Press, Pennsylvania 2003, s. 15.
  • Şimşek, İsmail, Plantinga’da Tanrı ve Kötülük, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzurum 2016, s. 2-6.
  • Tuggy, Dale, Reid’s Philosophy of Religion, René van Woudenberg, Terence Guneo, (ed.), Cambridge University Press, New York 2004, s. 299-301.
  • Ünügür, Ayşe, Thomas Reid’in Din Epistemolojisi, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 2013, s. 5-9.
  • Wolterstorff, Nicholas ve Plantinga, Alvin, Faith and Rationality: Reason and Belief in God, Notre Dame: University of Notre Dame Press, Indiana 1991, s. 9-16. www.templetonprize.org, http://www.templetonprize.org/currentwinner.html, (20.03.2018)
  • Yaran, Cafer, Sadık, Dini Epistemolojide Eleştirel Akılcılık ve Tahkiki İmancılık, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Samsun 1997, s. 218219.

Not: Bu çalışma yazarlarımızdan Musa Yanık’ın Samsum 19 Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı’ndaki yüksek lisans çalışmasının seminer özetini oluşturmaktadır. Metnin tam haline erişmek için tıklayın.

Yazar: Musa Yanık

Site Editörü: Taner Beyter

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Ahlaki Realizm - Thomas Metcalf

En Güncel Haberler Analitik Felsefe

Ahlaki Realizm – Thomas Metcalf

1. Giriş ‘Mutluluk iyidir.’ ‘Masumları cezalandırmamalıyız.’ ‘Cömertlik iyi bir kişilik özelliğidir.’ (1) Ahlaki realistler bunun gibi

Sonuçculuk – Shane Gronholz

1. Sonuçlar Önemlidir Bugün yaptığınız herhangi bir şeyi düşünün. Muhtemelen bir şey yaptınız, çünkü bir şeylerin