Dünya’yı Şekillendiren 9 Yunan Filozofu – Edd Hodsdon

/
1522 Okunma
Okunma süresi: 10 Dakika

Sokrates, Platon ve Aristoteles gibi Yunan filozofları, Batı düşüncesinin temellerini atan kişilerdir ve bu Antik Yunan filozoflarının fikirleri, bugün hala dünya anlayışımızı etkilemeye devam etmektedir.

Sokrates, Platon ve Aristoteles gibi büyük düşünürler tarafından ortaya konan temel fikirler, bugün hala dünyayı anlamlandırırken bizi etkilemeye devam etmektedir. Bu muhteşem bilim insanları, kozmosun işleyişini araştırmak ve çözmek için akıl ve mantığı kullanmaya başlamış ve ayrıca insan ahlakının inceliklerini de araştırmaya devam etmişlerdir. Ama bu antik Yunan filozofları kimdir ve esas fikirleri nelerdir?

Milet’li Thales gibi pre-sokratiklerden Platon ve Aristoteles’e kadar binlerce yıldır felsefe ve bilime rehberlik eden ünlü düşünürleri ve Helenistik felsefenin üç ana okulunu ve Büyük İskender’den sonra felsefeyi yöneten kurucuları [bu yazı içerisinde] ele almaya ve keşfetmeye çalışacağız. İşte yüzyıllardır dünyayı şekillendiren en ünlü dokuz Yunan filozofu.

1. Miletli Thales – İlk Yunan Filozofu

MÖ 7. yy. boyunca felsefe, ahlaki sorulardan çok doğa bilimleriyle ilgilendi. Bilimsel düşünceye odaklanan ilk Yunan filozoflarından biri Milet’li Thales’tir. Thales, MÖ 624 civarında Küçük Asya’daki Milet şehrinde doğmuş ve kozmosun nasıl inşa edildiğini belirlemeye çalışan yeni düşünür dalgasının bir parçası olmuştur. Bu, felsefenin metafizik dalına karşılık gelir. Thales, bir Monisttir; yani tek bir unsuru, kozmosun ana yapı taşı olarak görür.

Thales, kozmolojik bir yapı taşının nasıl olması gerektiğini düşünerek bu hipoteze ulaşmış ve bunun değişebilen ve hareket edebilen bir şey olması gerektiğine karar vermiştir. Bunun yaşam için gerekli ve evrenin her parçasının ondan meydana gelebileceği bir şey olması gerektiğini düşünen Thales, gözlemlerinden suyun tüm bu kriterleri karşılayabileceğinin farkına varmıştır.

Thales, doğal dünya hakkında Tanrılara dayanmayan açıklamaları ilk ele alan düşünürlerden birisi olmuştur. Bu erken dönem rasyonel akıl yürütme biçimi, Thales’i en etkili Yunan filozoflarından biri yapmış ve kurulan Miletos Okulu’nda ondan sonra gelen Pisagor gibi isimlerin, zamanla öğrencilere dersler vermesine neden olmuştur.

2. Pisagor – Matematiğin Babası

MÖ 570’de Samos adasında doğduğu düşünülen Pisagor, bir sonraki pre-sokratik Yunan filozofları dalgasının bir parçasıdır. Pisagor, matematiğin, kozmosun işleyişini açıklamak için uyumlu ve rasyonel bir yol sunacağına inanyordu.

O, evrendeki her şeyin matematik ilkeleri tarafından yönetildiğini varsaydı ve matematiği felsefenin temel modeli olarak düşündü. Oran ve orantı biçimindeki sayılar arasındaki karmaşık ilişkileri, ses ve harmonik gözlemleriyle güçlendirdiği bir düşünce biçimini keşfetti.

Pisagor, geometri üzerine çalıştı ve niyahetinde mimariyi ve matematiği binlerce yıl boyunca etkileyecek bir takım çarpıcı bulgular ortaya çıkardı. Bir konuda sonuca varmak için tümdengelimli akıl yürütmeyi kullanan ilk antik Yunan filozoflarından biriydi. Bu, düşünürlerin teorilerini oluşturma biçimlerinde muazzam bir değişimdi.

Pisagor’un metodları, Platon gibi sonraki Yunan filozoflarını etkilemiş ve Pisagor İtalya’da kendi akademisini kurmuştur. Bir komün şeklini alan bu akademi, Pisagorcular’ın sayılara manevi önem vermesi ve Pisagor’un kendi felsefi keşiflerini ilahi sezgiler olarak değerlendirmiş olması ve de Pisagor’un diyet ve davranış hakkında katı kurallar koyması nedeniyle bir kült olarak görülmüştür. 

3. Protagoras – Rölativist Yunan Filozofu

Odak noktasını doğal dünyadan insan sorunlarına kaydıran ilk Yunan filozoflarından biri Protagoras’tı. MÖ 490’da, Büyük Darius’un Yunanistan’ı fethinde başarısız olduğu zamanda, doğan Protagoras, Atina’nın altın çağında hukuk danışmanı olmuştur. Hatta Perikles’in danışmanlığını yapmıştır.

Protagoras’ın avukatlık deneyimi, ona temel bir ilkeyi öğretti: Her argümanın iki tarafı vardır ve her ikisi de eşit geçerliliğe sahiptir. Bu, öznellik fikrini inanç kavramıyla tanıştırdı. Protagoras için değeri belirleyen, bir inanca sahip olan kişinin karakteriydi. Bunu açıklamak için “insan her şeyin ölçüsüdür” dedi.

Protagoras, her şeyin kişisel bakış açısına bağlı olarak göreceli (rölatif) olduğuna inandığı için mutlak gerçeğin ulaşılamaz olduğunu düşündü. Bunun nedeni, bir kişinin doğru olduğunu düşündüğü şeyi, bir başkasının yanlış olduğuna inanabilecek olmasıdır. Protagoras bu ikiliğin iyilik ve kötülük meselelerinde de mevcut olduğuna inanıyordu.

Bu durum, Rölativizmin kurucu ilkesidir ve belki de ilk kez bir antik Yunan filozofu insan davranışı ve ahlakıyla ilgili konuları incelemiştir.

4. Sokrates – Batı Düşüncesinin Babası

Sokrates, tarihteki en ünlü Yunan filozoflarından biridir ve bilgiye olan açlığı, felsefenin gidişatını sonsuza dek değiştirmiştir. Sokrates MÖ 469’da doğmuş ve Peloponez Savaşı’nda yer almıştır. Sokrates, bilginin nihai iyilik olduğuna ve bilginin peşinden gitmenin iyi, erdemli bir hayat yaşamak için elzem olduğuna inanıyordu. Sokrates, iyinin ve kötünün mutlak olduğunu ve yalnızca bilginin peşinden giderek aradaki farkı öğrenebileceğimizi savunmuştur. Sokrates için cehalet en büyük kötülüktür.

Sokrates, birinin temel fikrini alıp herhangi bir çelişkiyi veya kusuru ortaya çıkarmak için bir dizi soru sormayı içeren Sokratik Yöntemi geliştirmiştir. Sokrates, değerli içgörüler elde edebilmek için insanların doğru olarak kabul ettiği günlük kavramları incelemeyi istemiştir.

Bu tümevarım irdelemesi hep iyi gitmemiş ve Sokrates, Atina gençliğini yozlaştırmakla suçlanmıştır. Duruşma sırasında Sokrates, cehaleti benimsemek yerine yapılan haksız suçlamayı kabul etmiştir. Baldıran zehrini içmeden önce “Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez” demiştir.

Sokrates’in fikirleri varlığını sürdürmüştür çünkü öğrencisi Platon, Sokrates’i diyaloglarının ana karakteri yapmıştır. Bu yazılar sayesinde Sokratik Yöntem, yüzyıllarca bilimsel akıl yürütmenin temel ilkesi haline gelmiştir.

5. Platon – En Ünlü Antik Yunan Filozofu

Sokrates’in yanı sıra Platon, Batı düşüncesinin kurucu figürüdür. MÖ 427’de doğan Platon, üretken bir yazardır. Devlet ve Şölen gibi kitaplarının yanı sıra Akademi‘sinin kuruluşu aracılığıyla Platon’un fikirleri, nesiller boyu düşünürleri etkilemek için geçerliliğini korumuştur.

Platon, dünyadaki her nesnenin mükemmel Formlarını içeren, insan aklının sınırlarını aşan İdealar Dünyasını teorileştirmiştir. Fiziksel dünyamızda bir masa gördüğümüzde, o masa aslında masa Formunun kusurlu bir kopyasıdır. Bunu açıklamak için Platon “Mağara Alegorisi”ni kullanmıştır.

Bir grup insan bir mağarada hapsedilir. Arkalarında göremedikleri şekilde nesnelerin gerçek Formları vardır, önlerindeki duvara nesnelerin gölgelerini yansıtan bir ateş yanar. Bu yanlış görüş, yanılabilir insan duyularımızı temsil eder. Ancak Platon, Mükemmel Formlar hakkındaki bilgimizin de doğuştan geldiğine inanıyordu. Bu gerçek bilginin kilidini de ancak akıl yoluyla açabiliriz.

Platon, İdeal Formlar ile kusurlu kopyalarımız arasındaki bu karşıtlığın, İyilik ve Adalet gibi kavramlara da uygulandığına inanıyordu. Platon, mükemmel İyilik Formunu ortaya çıkarmak için kusurlu kopyamız yerine aklımızı kullanmanın felsefenin nihai amacı olduğunu öne sürmüştür.

6. Aristoteles – İskender’e Ders Veren Yunan Filozofu

Aristoteles 17 yaşındayken Akademi’de Platon’dan eğitim aldı. Bazı konularda Platon’la aynı fikirde değildi ve sonrasında Aristoteles kendi okulu olan Lyceum’u kurmak için bu okuldan ayrılmıştır. Aynı zamanda Büyük İskender’e ders vermiş ve fikirleri Arapça’ya çeviren ilk antik Yunan filozoflarından birisi olmuştur.

Platon gibi Aristoteles de bilgiye nasıl ulaştığımızı anlamak istedi. Ancak Aristoteles, Platon’un Formlar teorisini daha deneysel bir yaklaşım lehine reddetti. Aristoteles, çevremizdeki dünyada gözlemlediğimiz bulgulardan bilgi edindiğimize inanıyordu.

Aristoteles, bir köpeği gözlemlediğimizde, diğer köpeklerle paylaştığı ortak özelliklere dikkat etmemiz durumunu kuramlaştırmıştır. Aynı zamanda, bir sonuca varmak için iki veya daha fazla fikri analiz etmeyi gerektiren “tasım” adı verilen bir mantık biçimini de geliştirmiştir. Bunu, bizi diğer hayvanlardan ayıran insanlığın doğuştan gelen akıl kullanma yeteneğinin bir ürünü olarak görmüştür.

Ayrıca Aristoteles şeylerin amacı ve nasıl iyi bir yaşam sürdürebileceğimizle ilgilenmiştir. Olumlu özelliklerimizi fark ettiğimizde, bu özellikleri erdemli olmaya çalışmak ve potansiyelimizi gerçekleştirmek için kullanmamız gerektiğini savunmuştur. Aristoteles’e göre bu bize mutluluk getirecek ve “iyi” bir yaşam oluşturacaktır.

7. Epikür – Huzur Arayıcı

Büyük İskender’in ölümünden sonra felsefenin odak noktası epistemoloji ve metafizikten uzaklaştı ve bunun yerine kişisel ahlak üzerine odaklandı. Helenistik Dünya’da birdenbire felsefi okullar ortaya çıktı. Bunlardan biri de Yunan filozof Epikür tarafından kurulan Bahçe (The Garden) idi.

Epikür, haz almayı iyiliğin nihai örneği olarak görürken, acı ise onun için kötülüğün en önde gelen örneğiydi. Adalet ve erdem gibi kavramlar hazdan kaynaklı yaklaşımlardır. Epikür, acıdan kaçınırken hayatımızda hazzı (zevki) en üst düzeye çıkarmaya odaklanmamız gerektiğine inanıyordu. Nihai amaç, sükunete ya da Epikuros’un “ataraxia” dediği şeye ulaşmaktı.

Epikür’ün muhalifleri onu hedonist ve ahlaksız zevklerin peşinde koşan biri olarak kınadılar. Aksine Epikür, dostluğu en yüksek zevk şekli olarak görüyordu. Epikür’ün takipçileri sadece öğrenciler değil, aynı zamanda kolayca sürdürülebilir zevklerden oluşan basit bir hayatı paylaşan yoldaşlardı. Etik olarak Epikür, tatminkar bir hayat yaşamak için onurlu, adil ve akıllı olmak gerektiğine inanıyordu.

Epikür ölüm korkusunu, zevkli ve sakin bir yaşamın temel muhalefeti olarak gördü. Ölümden korkmamıza gerek olmadığını çünkü bilinçli ya da fiziksel düzeyde hiçbir acının olmadığını savundu. Basitçe söylemek gerekirse sadece var olmayı bırakıyoruz.

8. Diyojen –Kinik

En uç noktalarda olan antik Yunan filozoflarından biri, Kinik okulunun (the Cynic school) kurucusu olan Diyojen‘di. Sokrates’ten etkilenen Diyojen, erdemli bir yaşam sürdürdü. Fakat yöntemleri diğer filozoflarınkinden çok farklıydı.

Diyojen, maddi varlıkları reddederek ve münzevi bir yoksulluk yaşamına kendini adayarak, kişinin sosyal beklentilerden ve politikadan özgür olabileceğine inanıyordu. Kısıtlayıcı sosyal gelenekler olmaksızın tamamen doğal dürtülerle yönetilen bir yaşam sürmeyi savundu. Diyojen’e göre,”en az şeyden en çok memnun olan en çok şeye sahip olandır.”

Diğer antik Yunan filozofları tarafından sıklıkla alay edilen Kinikler, isimlerini Yunanca “köpek benzeri” olarak tercüme edilen “kunikos” kelimesinden almıştır. Birçok yönden, bu doğruydu. Diyojen, doğal hayvan halimize göre yaşamamız ve kendimizi doğanın ahengi tarafından yönetilmemize izin vermemiz gerektiğini savundu.

Ancak sosyal geleneklerden ve beklentilerden uzak olan Diyojen, başkalarının onun felsefesi hakkında ne düşündüğünü umursamazdı. Herkesin çok iyi bildiği Büyük İskender, Diyojen’i arayıp bulmuş ve onun için yapabileceği bir şey olup olmadığını sormuştur. Kinik filozof sadece genç fatihe bakıp ondan güneş ışığını engellemeyi bırakmasını istemiştir.

9. Kıbrıslı Zeno – Stoacı Yunan Filozoflarından İlki

Antik Yunan filozoflarının kurduğu en yaygın düşünce okullarından biri Stoacılıktı. Bu pratik felsefe ilk olarak Kıbrıslı Zeno tarafından geliştirilmiştir. Zeno, Kinik Diyojen’nin yanında çalışmıştır fakat akıl hocasının bazı aşırı uç fikirlerine karşı çıktımıştır. Yani kendi yoluna koyulmuştur.

Stoacılığın ana ilkesi, kontrolünüz altında olmayanı kabul etmektir. Zeno, elimizde olmayanı kabul ederek, dikkatimizi üzerinde gücümüz olan şeylere adayabileceğimize ve doğa yasalarını yöneten ilahi bir “Logos” ya da yasa koyucuya inanıyordu. Zeno, insanlara özgür irade verildiğini savunmuştur.

Zeno, kontrol edemediğimizi kabul etmek için özgür irademizi kullanarak, “doğaya uygun bir yaşam” geliştirmek için çalışabileceğimize inanıyordu. Bu, hem doğal dünyayla uyum içinde yaşamak hem de doğuştan gelen insan doğamızı kabul etmek anlamına gelir. Her iki durumda da hayatın hem iyi hem de kötü yönlerini kabul etmeliyiz.

Stoacılık, Hrisippos gibi Yunan filozofları tarafından daha da geliştirildi, ancak Roma döneminde gerçek anlamda gelişmeye başladı. Ünlü filozof-imparator Marcus Aurelius, Epiktetos ve Seneca gibi yazarlar da Stoacılığın birer öğrencisiydi.


Edd Hodsdon– “9 Greek Philosophers Who Shaped The World“, (Erişim Tarihi: 27.02.2022)

Çevirmen: Esra İnan

Çeviri Editörü: Musa Yanık

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Ölüm Yoktur, Yalnızca Bir Dizi Sonsuz ‘Şimdiler’ Vardır – Robert Lanza

Sonraki Gönderi

Jacques Derrida‘nın Bir Şarlatan Olduğunu mu Düşünüyorsunuz? Gelin Tekrar Bakalım – Julian Baggini

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü