Eşcinsel Evlilik Gerçekten İlerlemeci Bir Toplumsal Değişim Örneği Midir? – Paul Giladi

//
90 Okunma
Okunma süresi: 4 Dakika

22 Mayıs 2015’de İrlanda Cumhuriyeti’nde yapılan halk oylaması tarihe geçti ve seçmenlerin %62.07’si eşcinsel evliliğin yasallaştırılmasından yana olduğunu belirtti. Evet, 1937’den beri baskıcı Katolik teokrasisinin altındaki İrlanda seçmenlerinin % 62.07’si. LGBT hakları için aktif olarak kampanya yürüten ve heteronormativitenin baskıcılığıyla mücadele eden pek çok kişi için -ve toplumun nihai yaşam hedefinin geleneksel çekirdek aile yapısı aracılığıyla çocuk sahibi olma hedefiyle heteroseksüel evliliğe dayandığı bu ideolojiye göre- evlilik kurumunun genişletilmesi bir kutlama sebebiydi. Liberaller bağnaz piskoposlara, tehlikeli diyakozlara ve ürkütücü kardinallere karşı kademeli bir darbe indirdi – geyler ve lezbiyenler artık aşklarını LGBT çevrelerinin güvenli, özel alanlarında saklamak ve ifade etmek zorunda kalmayacaktı. Artık daha geniş kamusal alanda aşklarını meşrulaştırmakta özgür olabeceklerdi. Yaşasın!

Şimdi, bir solcu bakış açısıyla, evliliğin eşcinsel çiftlere uzanması iyi bir şey değil midir? Şüphesiz, eşcinsel evlilik konusunda rahatsız edici bir şey olduğunu ve ilericilerin eşcinsel evliliğin yasallaştırılmasını toplumsal değişimin gerçek bir örneği olarak yorumlamakta yanlış olduğunu iddia etmek için homofobik ya da dindar bir gelenekçi olmam gerekir. Hayır. Herhangi bilişsel ve siyasi düzeyde kesinlikle homofobik değilim. Tekrardan, herhangi bilişsel veya siyasi düzeyde dini gelenekçi de değilim.

Yine de, eleştirel bir sosyal teorisyen olarak, eşcinsel evliliğin LGBT hakları için derin bir zafer ve radikal, modern, demokratik dönüşüm için iyi bir işaret olduğu şeklindeki üstünkörü açıklamanın rahatsız edici derecede eleştirel olmayan özellikleri konusunda endişeliyim. Judith Butler’ın öncülük ettiği kuir teorisine dayanarak, eşcinsel evliliğin politik olarak destekçisiyim fakat bu desteğim eleştiri de içeriyor. Tamamen homofobik söylemlere karşı koyma amacıyla eşcinsel evliliği destekliyorum. Ancak, bu nedenle eşcinsel evlilikten yana olmak istemiyorum. Neden?

Eşcinsel ilişkilerin sosyal evlilik kurumunun meşru birimleri olarak kabul edilmesinin tüm çekiciliğine rağmen, 2015 referendumunun ardından gelen “ailenin geleneksel algısını revize etme” ve liberal ilericilik iddialarının sonuçları, modern demokrasi devletlerinin aileyi nasıl kurduğuna yönelik yapısal problematik unsurların üstünü örtüyor. Anlamlı bir şekilde ilerici olmak için, bence liberal eşitlikçilik ve statik tanıma kavramları, marjinalleşmiş sosyal grupların karşı karşıya olduğu yapısal eşitsizliklere kör olmayan bir adalet ve aile yaşamı kavramıyla yer değiştirmelidir.

Kuir teorisinin dikkate değer kaynaklarından etkilenen eleştirel bir perspektiften bakarsak gey evlilik, kendisini radikal bir sosyal başarı olarak maskeler ve aslında evlilik dışı ilişkilerin metafiziksel meşruiyeti hakkında patolojik bir şüphe türü yaratmaya hizmet eden kodlanmış bir ideolojidir. Bu belirli şüphe türü felç edici ve derinden kaygılandırıcıdır; kişinin partneriyle olan pratik ilişkisinin sağlıklı olmasını önler. Örneğin, partneriniz resmi olarak tanınmıyorsa, onun için yas tutabilir misiniz? Resmi olarak tanınmayan partnerinizle ilişkiniz biterse onları kaybettiğiniz söylenebilir mi? Evlilik – ister heteroseksüel ister homoseksüel – eşler arasındaki aile, akrabalık ve cinsel ilişkileri meşrulaştıran bir kurum olarak acı verici derecede muhafazakardır. Judith Butler’ın dediği gibi:

Eğer gerçek değilseniz , zaman içinde kendinizi ayakta tutmanız zor olabilir; Meşruiyet duygusu bir bağı, zaten gerçek olmayan bir bağı, var olma şansı olmayan ve asla var olma şansı olmamış bir bağı sürdürmeyi zorlaştırabilir. Devlet meşruiyetinin yokluğunun, ölümcül olmasa da yaygın bir kendinden şüphe duygusu olarak insan ruhunda ortaya çıktığı yer de burasıdır. Asla partneriniz olarak tanınmayan partnerinizi gerçekten kaybettiyseniz, o zaman o kişiyi gerçekten kaybettiniz mi? Bu bir kayıp mıdır ve herkes yasını tutabilir mi? Elbette bu, AIDS’ten ya da homofobiden kaynaklanan can ve aşk kayıpları göz önüne alındığında, bu şekilde tanınmak için her zaman mücadele içinde olan kuir toplumunda yaygın bir sorun haline gelen bir şey.

Bir grubu aile yapan nedir? En asgari düzeyde, birbirleriyle ilişkileri olan ve bir yaşam alanı paylaşan gruplara aile deriz. Hegel’in haklı olarak iddia ettiği gibi, aile hayatı evlilik üzerine değil, sevginin özneler arası niteliklerini yükselten değerleri üzerine inşa edilir ve sürdürülür. Bu nedenle evlilik, ailenin ne olduğunu anlamada hiçbir temel rol oynamaz. Daha ziyade, ideolojik amacı, aile hayatını yasal olarak kurmak ve aile hayatını metafiziksel olarak oluşturan sosyal kurum olarak işlev görmektir. Evlilik etrafında yapılandırılmamış birçok aile vardır:

  • Ebeveynleriyle birlikte yaşayan ve ebeveynlerine bakan yetişkin çocuklar 
  • Akrabalarının çocuklarını yetiştiren akrabalar (genellikle dede ve nine) 
  • Harmanlanmış aileler 
  • Geniş aileler (genellikle gezginler veya göçmenler) 
  • Savunmasız veya hastalara destek sağlamak için gelişen bakıcı ilişkileri 
  • Bekar, ayrılmış veya boşanmış insanlar 
  • Bekar, ayrılmış veya boşanmış ebeveynler 
  • Uzun süreli, kararlı ve birbirine bağlı ilişkiler içinde yaşayan yakın arkadaşlar, eski sevgililer veya kardeşler 
  • Birlikte yaşayan yaşlılar 
  • İkiden fazla ebeveynin olduğu samimi gruplar 
  • Birden fazla eşin olduğu haneler 
  • Evlilik ehliyetine sahip olmayan eşcinsel çiftler 

Modern devletler evlilik dışı ilişkileri ve aileleri açıkça caydırıyor: Evlilik dışı akrabalık yapıları, şefkat ilişkilerine rağmen devlet korumasına ve devlet teşvik protokollerine (vergi indirimleri gibi) dahil edilmiyor.  Diğer yandan, akrabalığa hermenötik anarşist bir bakış açısı getirmek, yani ilişkilere evlilik-merkezli ideolojik tanıma modellerinden bağımsız bir yorumla yaklaşmak, özgürleştirici olabilir. Bu önemli görüş sayesinde kuir aktivizminin ve teorisinin devamlı olarak ‘normal’ olanı yıkması Nietzsche’ci Üstinsan niteliklerinin de birçoğunu taşır; burjuva normlarından kurtulmak ve sağlam bir bağımsızlığa kavuşmak gibi. Öte yandan, genellikle devlet tarafından tanınma ve meşrulaştırılma ihtiyacı, akrabalık yapısı hiyerarşilerini yeniden üretir ve statükonun kapsamını genişletir. Butler’ın dediği gibi:

Aslında, tanınmak için devlete bir teklifte bulunurken, neyin meşru cinsel düzenlemeler olarak tanınabilir hale gelecek olacağını etkin bir şekilde kısıtlıyoruz; böylece devleti tanıma normlarının kaynağı olarak güçlendiriyor ve kültürel yaşamdaki diğer olasılıkları gölgede bırakıyoruz.

Bu nedenle evliliğin eşcinsel ilişkileri de kapsayacak şekilde genişletilmesinin liberal ilerlemeci olduğu iddiası yalnızca vakitsiz değil; aynı zamanda rahatsız edici bir ideoloji formudur.


Paul Giladi-Is Gay Marriage a Genuinely Progressive Social Transformation?“, (Erişim Tarihi: 07.01.2020)

Çevirmen: Efe Aytekin

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Liberal Feminizm - Amy R. Baehr (Stanford Encyclopedia of Philosophy)

En Güncel Haberler Analitik Felsefe

Alanlı Nesne – Arda Denkel

Önce bir iki küçük noktaya değinmek istiyorum. Alanların seyreklik ve yoğunluğundan söz ederken, Sayın Kuntman’ın kendisi