Niçin Hala Noel Mucizelerine İnanıyoruz? Felsefi Bir Açıklama – Yujin Nagasawa

/
665 Okunma
Okunma süresi: 3 Dakika

Noel, İncil’de yer alan en dikkat çekici mucizelerden birini kutlama vaktidir: Yani İsa’nın bir bakireden doğumunu. Tanrı, Cebrail meleği, Yusuf’la nişanlı bir bakire olan Meryem’e göndermiştir. Cebrail Meryem’e, insan olan bir babaya ihtiyaç duymadan Kutsal Ruh aracılığıyla hamile kalacağını bildirir. Meryem bu habere önce üzülmüş olsa da, Cebrail melek ona Tanrı’nın kendisinden razı olduğunu ve kavmini günahlarından kurtaracak bir oğul doğuracağını açıklar.

Bununla birlikte, mucizevi doğum müjdeleri Hristiyanlıkla sınırlı değildir. Örneğin, antik Hindistan’daki Sanskrit destanı Mahābhārata‘nın ana karakterlerinden biri olan Karna’nın, güneş tanrısı Surya aracılığıyla bakire annesi Kunti’den doğduğu söylenir. Buda’nın, Maya ayakta dururken onun vücudunun sağ tarafından doğduğuna inanılmaktadır. Sahiden de, Buda’nın doğar doğmaz yedi adım attığı ve her adım yerde bir lotus çiçeğinin bittiği söylenir. Muhammed dünyaya geldiğindeyse parlak bir ışığın bu doğuma eşlik ettiğine inanılırken, eski Çinli filozof Laozi’nin tümüyle ağarmış sakalı olan bir adam olarak doğduğu söylenir.

Son kitabım Miracles: A Very Short Introduction, dini metinlerde yer alan birçok başka mucize bildirimleri ve müjdelerini ele almaktadır. Ele aldığım bu örnekler mucizelere yönelik inançların tarihsel, coğrafi ve kültürel olarak epey yaygın olduğunu göstermektedir.

Kadim Mucizeler Kolay Kolay Ölmez

21. yüzyılda dahi birçok insan mucizelere inanmaya devam etmektedir. Birleşik Krallık’ta yapılan son anketlere göre, halkın %77’sinin “hayatın içinde bilim veya başka yollarla açıklayamadığımız şeylerin var olduğu”na inandığı görülmektedir. Diğer yandan halkın %16’sı, ya kendilerinin ya da bir tanıdıklarının mucize olarak adlandırdıkları bir şeyi deneyimlediğini söylemektedir.

Filozoflar, genellikle, mucizenin doğa yasalarının ihlali olduğuna inanırlar. Örneğin, İsa’nın bir bakireden doğması mucizedir; çünkü bir bakirenin biyoloji yasalarını ihlal etmeden çocuk doğurması imkansızdır. Fakat böylesi olağanüstü olaylara yönelik bu inançlar niçin bu kadar yaygın?

Yakın zamanda yapılan psikoloji çalışmalarına göre, doğa yasalarının ihlallerini tespit eden bilişsel bir mekanizma, bebeklik kadar erken bir dönemde zaten mevcuttur. Bir deneyde, araştırmacıların oyuncaklarını doğa yasalarını ihlal ediyormuş gibi (katı cisimlerin içinden ışınlanıyor veya geçiyormuş gibi) gösterdiğinde, iki buçuk aylık bebekler sürekli olarak “hayret”e kapılmış ve şaşkınlık ifadesi göstermiştir.

Bazı psikologlar, böylesi bir beklenti ihlalinin, bebeklerin bilgi araması ve dünyayı tanıması için önemli bir fırsat yarattığını savunuyor. Kimi psikologlar ise, İsa’nın bir bakireden doğumu ve suyu şaraba dönüştürmesi gibi meşhur mucize olaylarının ortak bir karakteristik özelliği olduğunu ileri sürüyorlar: “asgari düzeyde mantık dışılık“. Bu, aşırı kompleks bir biçimde tümüyle saçma olmaktan ziyade bir miktar mantık dışı oldukları için nesiller boyunca başarılı bir şekilde aktarıldıkları ve yayıldıkları anlamına gelir. İlgi çekecek için (sağduyumuza) meydan okuyucu bir fikir sunarken, insanların kavrayış yetilerini gereğinden fazla zorlamaktan kaçınırlar.

Dondurma İllüzyonları

Söz konusu bu psikolojik bulgular, “bilişsel ve gelişimsel olarak mucizelere yönelik inanç oluşturmaya ve aktarmaya eğilimli olduğumuz için mucizelere inanma fenomeninin yaygın olduğu” şeklindeki hipoteze kümülatif bir destek sağlar. Fakat bu durum, tüm mucize bildirimleri ve müjdelerinin yalan veya güvenilmez olduğu anlamına gelmemektedir.

Paralel bir örnek düşünelim: Psikologların, tatlıya düşkün insanların dondurma dolaplarında, dondurma yanılsamaları görme eğiliminde olduklarını keşfettiklerini varsayalım. Bu, dondurma dolaplarında dondurma gördüklerinde, bir yanılsama içinde oldukları anlamına gelmez. Dolaplarında gerçekten de dondurma olabilir. Benzer şekilde, psikologlar, İsa’nın bakire doğumu gibi mucizevi inançlarının bilişsel ve gelişimsel kökenleri olduğunu açıklamış olsalar dahi; bu durum mucizelerin gerçekten gerçekleşip gerçekleşemeyeceğine yönelik kesin bir cevap vermiş olmuyor.

Richard Dawkins, “19. yüzyıl, eğitimli bir kişinin, bakireden doğum gibi mucizelere utanmadan inandığını kabul etmesinin mümkün olduğu son yüzyıldır” diye yazmıştı. Fakat, mucizelere olan inancın yakın zamanda ortadan kalkması pek mümkün değil gibi görünüyor. Ne de olsa milyonlarca çocuk hala Noel Baba’nın birkaç gün içinde onları ziyaret edeceğine inanmaktadır.


Yujin Nagasawa– “Why we still believe in Christmas miracles … according to philosophy“, (Erişim Tarihi: 08.11.2021)

Çevirmen: Taner Beyter

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Gönüllü Ötanazi – Robert Young (Stanford Encyclopedia of Philosophy)

Sonraki Gönderi

Epistemoloji: Bilgi Felsefesi – Casey Scott

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü