Ahlaken Göz Önüne Alınabilirlik Kuramları: Ahlaki Açıdan Kimler ve Neler Önemlidir? – Jonathan Spelman

/
1267 Okunma
Okunma süresi: 9 Dakika

Yetişkin insanların ahlaken göz önüne alınmayı hak ettiği yaygın bir kabuldür, [1] bu kabaca, bir davranışı sergileme kararı verirken yetişkin insanlar üzerindeki etkilerini göz önüne almamız gerektiğini söyler. [2]

Peki başka neler ahlaken göz önüne alınmayı hak eder? Fetüs bebekler? İnsan olmayan hayvanlar? Bitkiler? Ekosistemler? Kürtaj, hayvan deneyleri, et yemek, tür yönetimi ve fazlası hakkındaki etik sorularına cevap verdiği için bu soruyu cevaplamak önemlidir.

Bu yazıda ahlaki göz önüne alınabilirliğe dair beş kuramı inceleyeceğiz. [3] Hepsi de yetişkin insanların ahlaken göz önüne alınmayı hak ettikleri konusunda hemfikir olsa da, bunun nedeni konusunda uzlaşmamaktadırlar. Sonuç olarak da başka nelerin ahlaken göz önüne alınmayı hak ettikleri konusunda ayrışıyorlar.

1. Rasyomerkezcilik (Ratiocentrism)

Rasyomerkezciliğe göre yetişkin insanlar ahlaken göz önünde bulundurulmayı hak eder, çünkü rasyoneldirler (yalnızca dürtü ve içgüdüleriyle değil, gerekçelerle/sebeplerle (reasons) davranırlar). [4]

Rasyomerkezciliğin, rasyonel uzaylılar varlarsa, onların da ahlaken göz önünde bulundurulmayı hak ettiği yönünde makul bir önermesi vardır. Aynı zamanda, ne bebeklerin ne de ağır zihinsel engelli bireylerin ahlaken göz önünde bulundurulmayı hak ettikleri yönünde makul olmayan bir önermesi vardır (rasyonel olmadıklarından, gerekçelerle/sebeplerle davranmadıklarından dolayı).

Rasyomerkezciler bu soruna, ahlaken göz önünde bulundurulabilirlik için önemli olanın rasyonel olmak değil, potansiyel olarak rasyonel olmak olduğunu söyleyerek cevap verebilirler. Buna göre, bebekler ve ağır zihinsel engelli bireyler, hali hazırda sahip oldukları kapasiteden değil, sahip olabilecekleri kapasiteden dolayı ahlaken göz önünde bulundurulmayı hak ederler. Yine de, potansiyel olarak rasyonel olmak için neyin gerektiği açık değildir.

2. İnsanmerkezcilik (Anthropocentrism)

Yukarıdaki soruna getirilen bir başka çözüm de, yetişkin insanların ahlaken göz önünde bulundurulmayı yalnızca biyolojik olarak insan olmalarından dolayı hak ettiklerini iddia eden insanmerkezciliği benimsemektir.

Bebekler ve ağır zihinsel engelli bireyler insan olduklarından dolayı, insanmerkezcilik, onların neden ahlaken göz önünde bulundurulmayı hak ettiklerini açıklayabilir. Fakat, insanmerkezciliğin bir zayıflığı da mevcut; türcü bir yaklaşım gibi durmaktadır.

Türcülük nedir? [5] Türcülük ilk olarak ırkçılığın ve cinsiyetçiliğin bir benzeri olarak öne sürülmüştür. [6] Irkçılık ve cinsiyetçilik sorunludur, çünkü ahlaken ilgisiz özellikleri (ırk ve cinsiyet), bazı insanlara (örneğin, siyahi insanlar ve kadınlar) diğerlerinden (örneğin, beyaz insanlar ve erkekler) kötü davranılmasını temellendirmekte kullanırlar. Benzer şekilde, türcülük de görünürde ahlaken ilgisiz bir özelliği (bir türe üye olmak), bazılarına (örneğin, insan olmayan hayvanlar) diğerlerinden (insanlar) kötü davranılmasını temellendirmekte kullanır.

Türcülük suçlaması karşısında insanmerkezciliği savunmak ya tür üyeliğinin ahlaken ilgili olduğunu ya da bütün insanların ve yalnızca insanların sahip olduğu ahlaken ilgili bir özelliğin olduğunu iddia etmeyi gerektirir.

“İnsan” popülasyonunun küçük bir bölümünün, insan kılığına girmiş rasyonel uzaylılar olduklarını öğrenseydik onların ahlaken değersiz oldukları sonucunu çıkarmayacağımıza göre, ilk yol umut verici görünmüyor.

İkinci yol hakkındaysa, bütün insanların ve yalnızca insanların sahip olduğu ahlaken ilgili bir özelliğin olması mümkün olsa da; bu özelliğin ne olduğunu belirlemek zor. [7]

3. Hislicilik (Sentientism)

Ahlaki önemlilik konusunda üçüncü bir görüş olan hislicilik, yetişkin insanların ahlaken göz önünde bulundurulmayı hisli varlıklar olmalarından (bilinçli deneyimlere sahip olmalarından) dolayı hak ettikleri görüşüdür. [8]

Rasyomerkezcilik ve insanmerkezciliğin aksine hislicilik, sahipleri ve sevenleri olmasa bile, insan olmayan çoğu hayvana zarar vermenin neden yanlış olduğunu açıklamaya muktedirdir. [9] Neticesinde, bir sokak köpeğini tekmelemekle insanları tekmelemek aynı sebeplerden dolayı yanlışmış gibi duruyor, tekmelemek saygıdan yoksun bir harekettir ve can yakar. [10]

Hislicilik getirilen eleştirilerden biri, var olan uygulamalarımızın (örneğin, endüstriyel hayvancılık ve biyomedikal araştırmalarda hayvanların kullanımı) derinden sorunlu olduğunu öneriyor olmasıdır. Fakat, bu doğru olabilir. Belki uygulamalarımız derinden sorunludur.

4. Canlımerkezcilik

Bazıları daha da ileri gidip bütün canlıların ahlaken göz önünde bulundurulmayı hak ettiğini iddia eder. [11] Bu görüş canlımerkezciliktir.

Canlımerkezcilik diğer kuramların açıklayamadığı bazı sezgileri açıklayabilir. Dünyadaki son insan olduğunuzu hayal edin. Sadece zevk için kalan son sekoya ağacını kesmeniz yanlış olur muydu? [12] Pek çok insan bunun yanlış olduğunu düşünür, ve bunun nedenini açıklamak canlımerkezcilik için kolaydır, zira böyle yapmanız bir canlının kötülüğünedir.

Fakat canlımerkezcilik makul olmayan önermelere de sahiptir. Örneğin, birinin kendi çiçek bahçesindeki otları yolmasının yanlış olduğunu öneriyor gibi görünüyor. Cevap olarak canlımerkezciler, kuramlarının bitkilerin ahlaki duyarlılığı hak ettiklerini söylese de, bitkilerin insanlarla aynı türde veya derecede ahlaki duyarlılığı hak ettiklerini söylemediğini iddia edebilirler. [13]

5. Ekomerkezcilik

Son olarak, ekomerkezciliğe göre, ahlaken göz önünde bulundurulmayı hak edenler bireyler değil, topluluklar ve gruplardır, özellikle de ekosistemlerin büyümesine katkıda bulunanlardır (örneğin, kurt sürüleri ve kavak koruları).

Ekomerkezcilikte, bitkilerin ve hayvanların çoğu ahlaken göz önünde bulundurulmayı hak eder, çünkü ekosistemlerin büyümesine katkıda bulunurlar. Fakat, bütün bitkiler ve hayvanlar ahlaken göz önünde bulundurulmayı hak etmez. Örneğin, Avustralya’ya 1859’da getirilen Avrupa ada tavşanlarını düşünün. [14] Ekomerkezcilik, yerel ekosistemleri tehdit ettiklerinden dolayı, ahlaken göz önünde bulundurulmayı hak etmemiş olduklarını ve Avustralyalıların onları ortadan kaldırmasının gerekçelendirilmiş olduğunu söyler. [15]

Kimisi ekomerkezciliğin bu önermesini bir güç göstergesi olarak görürken, diğerleri bir zayıflık olduğunu düşünür. Esasında bazı rakipleri, ekomerkezciliğin, insanların çevreye verdiği zarardan dolayı, insanların büyük bir kısmını öldürmenin ahlaken kabul edilebilir olduğu yönünde makul olmayan bir önermeye sahip olduğunu belirtir. [16]

6. Sonuç

Ahlaki göz önünde bulundurulabilirlik kuramları bize çeşitli pratik etik sorularını yanıtlamamızda yardımcı olabilmekte, fakat bu soruları kendi başlarına yanıtlayamamaktadırlar. Örneğin, hisliciliğin doğru olduğunu ve, sonuç olarak, insan olmayan hayvanların ahlaken göz önünde bulundurulmayı hak ettiklerini bilseydik bile, insan olmayan hayvanların hakları olup olmadığını ya da çıkarlarının, ahlaken göz önünde bulundurulmayı hak eden diğerlerinin çıkarlarına göre ne kadar ağır bastığını bilmeden, et yemenin ahlaken yanlış olup olmadığını bilemezdik.

Öyleyse, bu pratik etik sorularına cevap vermek için yalnızca neyin ve kimin ahlaki duyarlılığı hak ettiğini değil, aynı zamanda ahlaki duyarlılığı hak edenlere nasıl davranmamız gerektiğini de tespit etmeliyiz. Bu, ahlaki göz önünde bulundurulabilirlik kuramlarını, etik kuramlarını ve kimi ya da neyi ahlaken göz önünde bulundurarak davrandığı üzerine bir anlayışı birleştirmeyi gerektiriyor.

Dipnotlar

  • [1] Bazı felsefeciler “ahlaki göz önünde bulundurulabilirlik” hakkında, eşdeğer ya da yakından ilgili “ahlaki konum” ve “ahlaki statü” kavramlarını kullanarak konuşurlar.
    Bütün yetişkin insanların ahlaken göz önünde bulundurulmayı hak ettiği iddiası, insanlık tarihinin büyük (veya çoğu) kısmında reddedildi, fakat bunun reddedilme sebeplerinin iyi olmadığını artık açıkça görebiliyoruz. Örneğin, bkz. Dan Lowe’un Aristotle’s Defense of Slavery girdisi.
  • [2] Teknik terimlerle, yetişkin insanların ahlaki duyarlılığı hak ettiğini söylemek, öz değere sahip olduklarını ya da kendi içlerinde önemli olduklarını söylemektir.
  • [3] En güçlü hallerinde bu kuramlar, ahlaki duyarlılığı hak etmek için gerek ve yeter özellikleri belirlediklerini iddia ederler. Lakin, bu kuramlar daha zayıf hallerde de karşımıza çıkar. Yani, insanmerkezciliğin güçlü bir versiyonu, insan olmanın ahlaki duyarlılığı hak etmek için gerek ve yeter olduğunu söylerken, daha zayıf bir versiyonu basitçe, insanların özel bir tür ahlaki duyarlılığı ya da diğer varlıklardan daha fazla ahlaki duyarlılığı hak ettiğini söyleyebilir.
  • [4] Immanuel Kant (1724-1804), rasyomerkezciliğin tipik bir örneğidir. Kant ahlakına bir giriş yapmak için bkz. Andrew Chapman’ın Deontology: Kantian Ethics girdisi.
  • [5] İleri okuma için bkz. Dan Lowe’un Speciesism girdisi.
  • [6] Lori Gruen “Hayvanların Ahlaki Konumu”nda (2017), “türcülük” kelimesinin ilkin Richard Ryder tarafından türetildiğini, fakat sonradan “Bütün Hayvanlar Eşittir” (1974) makalesinde ve takip eden Hayvan Özgürleşmesi kitabında (1975/2009) Peter Singer tarafından popülerleştirildiğini belirtir.
  • [7] Bir deneyin. Bütün insanların ve yalnızca insanların sahip olduğu bir özelliği düşünmeye çalışın. Tahminimce, bir özelliğe bütün insanlar ve yalnızca insanlar sahipse (örneğin, insan DNA’sı), muhtemelen ahlaken ilgisizdir. Başka şekilde, ahlaken ilgiliyse (örneğin, zeka), muhtemelen bütün insanların ve yalnızca insanların sahip olduğu bir özellik değildir. Açık olmak adına, bu, insanların özel olmadıkları anlamına gelmiyor. Sadece, eğer insanlar özelse bile, ahlaki duyarlılığı hak eden tek şeyin onlar olduğu sonucuna ulaşılmadığı anlamına geliyor.
  • [8] Erken dönem hislicilerden Jeremy Bentham, Ahlak ve Yasama İlkeleri’nde “Fransızlar, bir insanın teninin siyahlığının, telafisi olmayan şekilde bir işkencecinin ani davranışına terk edilmek için bir sebep olmadığını çoktan keşfettiler. Bacak sayısının, derisinin tüylü olmasının, sakrum kemiğinin yok olmasının hissedebilen bir varlığı aynı kadere terk etmek için aynı ölçüde yetersiz sebepler olduğu bir gün kabul görebilir. … Asıl soru, Düşünebilirler mi?ya da konuşabilirler mi? değil, Acı çekebilirler mi? olmalıdır.” (1789/1988: 311). Bkz. Daniel Weltman’ın “Can They Suffer?”: Bentham on our Obligations to Animals.
  • [9] Burada “çoğu” diyorum, çünkü bazı hayvanların (örneğin, böcekler) hisli olup olmadığı tartışmalıdır, ve diğerlerinin (örneğin, çift kabuklu yumuşakçalar) yaygın şekilde hisli olmadığı düşünülür.
  • [10] Tom Regan, bu türden bir argüman öne sürer.
  • [11] Paul Taylor (2011) ve Gary Varner (1998), canlımerkezciliğin versiyonlarını geliştirir.
  • [12] Richard Routley (1973), bu satırlarla meşhur düşünce deneyini öne sürmüştür.
  • [13] Canlımerkezciler, örneğin, muhtelif türde ihtiyaçlar arasında bir ayrım yapabilir ve bazı ihtiyaçların giderilmesinin (örneğin, psikolojik ihtiyaçlar) diğerlerinden (örneğin, biyolojik ihtiyaçlar) daha önemli olduğunu iddia edebilir.
  • [14] Bkz. “Avustralya’ya getirilen tavşanlar.”
  • [15] Aldo Leopold, muhtemelen en iyi tanınan ekomerkezci, meşhur şekilde “Bir şey canlı topluluğunun birliğini, stabilitesini ve güzelliğini koruyorsa doğrudur. Aksine meyilliyse yanlıştır.” (2020: 211) yazmıştır. Avrupa ada tavşanlarını ortadan kaldırmak, yerel ekosistemin birliğini, stabilitesini ve güzelliğini arttıracağından, Leopold’un toprak etiği onları ortadan kaldırmanın yalnızca kabul edilebilir değil, fakat ahlaken doğru olduğunu çıkarsar.
  • [16] Ronald Sandler (2017:261), bu sorunu dile getirir.

Referanslar


Jonathan Spelman“Theories of Moral Considerability: Who and What Matters Morally?”, (01.01.2022)

Çeviri: Eren Yıldız

Çeviri Editörü: Berat Mutluhan Seferoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Önceki Gönderi

Derleme: 68 Türk Felsefeciden Seçtiklerim – Taner Beyter

Sonraki Gönderi

Ben Ölüm Hakkını Savunuyorum – Taner Beyter

En Güncel Haberler Analitik Felsefe:Tümü